What’s up with that thing called content for web?

“Content is the king” so they say. I know from the first hand experience that’s a fact. Most of social media and digital agencies are already using this in their sales pitch with different variations.

In terms of content every business line has different needs. Sometimes you need intensive amounts and frequency of content and sometimes you don’t need so much. Therefore you’ve got to have a content strategy.

Content For WebContent for web is a combination of text, data, graphics, video and audio in digital format and must be accessible with devices that appropriate internet access. People can access the content through different proxies. Web pages, platform applications, social media platforms such as twitter and Facebook are most commonly used proxies in these days.

Strategy is a well considered plan for obtaining specific goals or results. When you summize these two definitions it gets more clear.

Although good content is not easy to generate, it doesn’t make you a publisher of literature. In practice the disciplines of publishing doesn’t apply. Average content for web site (excluding e-books, and other commercial and academic content) is consumed in 3 to 4 minutes tops. Therefore it’s completely waste of resources and time to seek perfection in it. Like a brand new car it becomes second hand in 2 hours after it’s release on the web.

Not all of disciplines of publishing apply for content for websites but some of them do. Planning in advance is one of them because you need to be informative and usable to web audience and it doesn’t hurt to motivate people to buy what it’s that you are selling.

Even if TV and radio is your main channel for advertising you need to be available to those who would like to google you on your campaign. But I think it requires another post to dig in to that.

Evolution of a Definition "Mobile"

The word mobile has evolved since the past couple of decades. Mobile is generally attributed with the most popular method of communication.

First definition of mobile was “communication over phone” and without land lines.

Then there came Palm. They were specialized mobile office solutions. They offered to help you with your day to day time management. It was
mobile but it required wired synchronization. It was beyond its era but the price tag vas quite high. People preferred to buy mobile phones
instead of palm devices because basic mobile phone also offered basic functions such as alarm, calendar and etc. Although mobile phones did not offer synchronization at that time people still get to talk on the phone and synchronize kind of verbally.

Apple took a giant leap with iPod. it was mobile it was personal and it was a music stereo they did not only offered quality listening but they also offered available content for it so average consumer that did not know how to download digital music could easily purchase music of their taste from itunes store.


I'm not mentioning the marketing genius of white earphones or its patented track controls. While this was going on mobile internet took a deep hit with its wap bullshit. It was slower than any other internet communication available and there was not enough content to go trough that suffering

Then mobile phones started to come with on board digital cameras. Newly added cameras required mobile phones to have better resolution in device screens, combined with portable digital music father of walkman and king of portable digital cameras venture sony ericsson started to kick apple's ass with their photo taking, music listening calendar syncing telephones. But the internet browsing experience sucked. They still needed mobile optimized web sites to browse nicely.

By that time mobile internet connection showed some progress because mobile phone users demanded so. People wanted to share the pictures they have taken. Photos are memories and human nature needs to get a hold of these memories, to print, share and show off. At that time you either had to sync your phone with your pc or send it mms to get a full access of the photo taken by your phone. Since mms was a costly and has some limitations on the file size phones started to come with e-mail clients that helped them to use as another medium of communication.

This is where apple came in. They came up with a mobile phone with all of the above but with much better browsing experience and a bonus
application experience As I’ve mentioned smart phones are only as smart as their owners but application developers offered something else practicality (and perhaps their intellect)

If you wonder that the definition of mobile evolved to? Mobile is now digital personal entertainment centers with broad band internet connection and tools to consume the most of the content over internet o and some phone talking too.

893 Türk İlaç Şirketlerinin yaptığı testler sonucunda öldü

Tüm bunları yazınca kendimi kominist bir dönüşüm içinde hissettim :) Ama aslında gördüklerimi yorumluyorum. 

Parayı Lidyalılar buldu ama bokunu tüm insanlık çıkardı. Bugün bir haber dikkatimi çekti İngiliz independen gazetesini kaynak gösteren bu habere göre, son 3 yil içerisinde Türkiye’de ilaç şirketleri tarafından düzenlenen ve katılımcılara para ödenen ilaç deneylerinde 893 Türk’ün öldügünü yazdi.

Bu insanlar geçim derdine düşmüş ve bir şekilde evlerine ekmek girsin diye bu katılımcılara iyi ücretler ödenen deneylere katılmışlar. Hırsızlık eşkiyalık, yağma yapmamışlar. Nüfuzlu akrabalarına sırtlarını dayayarak kurdukları şirketlerle sahip veya yönetici olamamışlar.  Böbreklerini satmamışlar başkalarının böbreklerini satmalarına aracılık etmemişler. Gitmişler kendilerine verilen ilaçları kullanmışlar. 

Araba Libyalıya Suriyeliye Filistinliye yapılanların hesabını soranlar efelenenler var. Vatani görev yaparken şehit düşenler var ama kayıplar belli bir rakamın üstüne çıkarsa "Yaptıklarının karşılığını misliyle görecekler" deniliyor. Bu kayıplara neden olanların peşine düşen birisi yok. Artık  sosyal devletin amaçları arasında yer alan adil gelir dağılımı ve yoksullukla mücadele diye bir şey söz konusu değil. Sefalet her geçen gün yaygınlaşıyor.

Sağlık bakanlığı var ama onun en büyük çabası ilaç şirketlerinden aldığı domuz giribi aşısını olmak için bir ulusu ikna etmeye harcadı. En sonunda kabine başkanı bile olmadı aşıyı. Bu aşılara ne kadar para verildi ne kadarı kullanıldı ne kadarı telef oldu bilmiyoruz hala.

Sağlık bakanlığı Aile hekimleri aracılığıyla takipte toplu olarak ilaç şirketlerden alınan aşılar yeni doğanlara uygulanıyor mu diye?

 

 

 

Your phone is only as smart as you are & U R Probably a Dumb 1

Akıllı Telefonlar

In the world of mobile consumers are turning towards smart phones. When they own a smart phone they assume that this will have a positive impact on their current intellect but that’s not the actual case.

When an average consumer pays a bundle and owns a smart phone, he (or she) actually only gets dumber.

Master of smart phones is currently iPhone Google's Android is cutting it close but still has along way 2 go because there's a significant gap between both platforms' application stores.

Apple's App Store is far beyond this world. Many might complain that it's lead by an iron fist or perhaps tyranny but this disturbingly strict environment that limits both application users and developers is the reason why it's the most efficient ecosystem there's as far as different platforms and their application stores are concerned.

Smart phones owners oh boy have I got news for you??? Your phones are actually not smart they’re just phones that has broadband internet access (wifi or 3G) with advanced browsing and digital media consumption capacity. It’s actually the applications that are smart and their developers if only they can get you to use their apps more than once. U R only smart if you can get some work done via your mobile (smart phone) that helps you make or save money

Star Wars Diye Bir Hikayem var Senin İçin #DemirAdam'a notlar

Demirim minik Adamım, bugüne sevimsiz bir haberle başladık. Hakkari Yüksekovada'da çatışma olmuş şu an itibariyle Askerimizi 26 şehit vermişiz.  Yani sen bizim için ne ifade ediyorsan bugün Türkiyede o şehit olan vatan evlatları için aynı şeyleri hisseden insanların bulunduğu hanelerde yaşayan insanların gönlünde sönmeyecek bir ateş düşmüş oldu. Allah onlara sabır versin kimseye evlat acısı yaşatmasın diye dua etmeden duramıyor insan.

Tabi her zaman kötü şeyler olmuyor hayatta. Seçimle başa getirdiğimiz başbakan ve hükümetimizin müdahil olduğu bir konu sonuçlandı dün mesela. 5 yıldır Hamas'ın elinde esir olan bir İsrail askeri serbest bırakılıyor. İsrail de bunun karşılığında bin küsur tutukluyu serbest bırakıyor. Bizde ülke olarak bunlar arasında yer alan  cezası kesinleşmiş 40 küsur kişiyi  ülkemizde ağırlıyor olacağız bugünden sonra. Bir Askerim Bin küsür Filistinliye bedel diyor İsrail bu hareketiyle. 

Atatürk diye biri var Demirim. (hayatının ilerki günlerinde onu sana anlatan çok kişi olacaktır) O da zamanında "Bir Türk Dünyaya Bedeldir"  demiş.  Bugün yaşanan kayıpları düşününce  bu günlere gelirken çizdiği yoldan çok uzaklaşmışız bir şeyleri kaybetmişiz onu anladım be Demirim Minik Adamım.

Biraz büyü annen senin televizyon seyretmene izin versin senle beraber dört gözle seyretmeyi beklediğim bir film serisi  var Demirim Minik Adamım.  Her biri iki saatlik Star Wars altı ayrı filmden oluşuyor. Bu filmin nasıl seyredileceğine dair iki ayrı görüş var. Görüşlerden biri serilerin çekim tarihine göre seyredilmesi yönünde diğer görüş ise hikayenin başından itibaren seyredilmesi yönünde.  Bu güne kadar çekim sırasına göre seyretmeyi planlıyordum zira, Star Wars "A new hope" bölümünü ilk seyrettiğimdeki heyecanımı senin de yaşamanı istiyordum.  Ama sanırım Seriyi seyretmeye "Phantom Menace" ile başlayacağız. Çok uzun zaman önce çok uzak mı uzak bir galakside olanları anlatıyor. Hikayenin özetini bugünkü ruh halimle özetlemem gerekirse  Galaktik bir Cumhuriyette "Gizli kötü emellleri olan" soyu tükenmekte olan bir inancın son temsilcisi, demokrasinin sağladığı avantajları gizli emellerine alet ederken;  olayların gidişatını değiştirebilecek kudrette bir başka adamın hayat hikayesi.  Kötü adam planı gereği amacına yönelik kötülükleri yaparken bir yüzünü gizleyen kukuletalı kaftanın altına gizleniyor.  Ama  her zaman kukuletaya gerek olmuyor Demirim bazen bir badem bıyık  bile kafil gelebilir.

Atatürk'ü sana anlatacak çok kişi olacak demiştim Demirim. Ben şanslıydım bana onu anlatanlar onun yazdığı "Nutuk'u okumuş bir nesildi. Ama o günden bu güne çok şey değişti. Onu  hakkıyla tanıman için başkalarının onun hakkında sana anlattıklarına değil onun yazdıklarına güvenmen gerekecek sanırım.  Biran evvel okumayı öğrenmen gerekiyor yani.

Sağlıkla mutlulukla kal minik adamım....... 


Apple Hisse Senedi Nasıl Alınır?

Malum Apple'ın eski CEO'su geçtiğimiz hafta müteveffa olunca herkes Apple konuşur oldu. Kör ölür badem gözlü olur misali Sitive methiyeler düzüp ölümünü ailesinden birinin kaybıyla eş tutan. Bu gündem işgali Apple hakkında internette dolaşan bir şehir efsanesini hatırlattı bana. Buna göre;

1997 yılından bugüne çıkartılan her Apple ürününden bir adet almış olsanız; (Bu arada ufak bir parantez açmak isterim. "1997 Apple'ın müteveffa CEO'su Steve Jobs'un Apple'dan ayrılmak zorunda bırakıldıktan sonra şirkete tekrar geri döndüğü yıldır.") toplamda 579.769 Amerikan doları harcamış olurdunuz. Bugün çoğu hurdaya ayrılması gereken o kadar ürünle ne yapardınız o ayrı bir yazı konusu ve bu konuda benim verebileceğim bir öğüt yok zira eskiyen elektronik cihazlarına veda etmekte çok zorlanan bir insanım. İnanmıyorsanız hanıma sorun....

Öte yandan söz konusu Apple ürünlerine harcadığınızı varsaydığımız miktarları Apple ürünlerinin çıktığı tarihlerde Apple Hisse senetlerine ($AAPL) yatırmış olsaydınız şu anda 11,120,691 Amerikan doları tutarında bir mal varlığına sahip olacaktınız.

Tabi burada bahsedilen rakamlar güncel değil. Geçen sürede Steve Jobs görevi bıraktığnı açıkladı, Tim Cook bayrağı devraldı, iphone 4S lansmanı, Apple ile Samsung arasında kıyasıya bir patent savaşı devam ederken, Steve Jobs öldü. Tüm bu olaylar Apple hisse senetlerinin ($AAPL) üzerinde etkili olan gelişmelerdi.

Hikayeyi burada yayınlandığı şekilde doğru olarak kabul ederseniz insanın ilk aklına gelen "Apple ($AAPL) Hissesi nasıl alınır?" sorusu oluyor. Aslında İMKB ve VOB’un yanı sıra New York, Chicago, Londra, Frankfurt, Tokyo gibi birçok dünya çapında borsada hisse senedi ve vadeli kontratlarda işlem yapma imkanı sunan bir çok kurum var ama benim işim tarafsız haber yapmak değil. En azından bu haberde. "Finansonline International" markası altında bu konuda hizmet vermeye başladık. Yurt dışı işlem yapabilmek için bir alt limit şartı aranıyor ancak operasyonel verimi sağlamak amacıyla bu kaçınılmaz. Bir çok kurum da bu alt limit uygulaması mevcut.

Netice itibariyle dünya borsaları veya foreks gibi uluslar arası piyasalarda işlem yapabilmek için bir sermaye birikimine veya servet yönetimi deneyimine sahip olmanız gerekir. Bu piyasalarda yatırımcılar oldukça yüksek risklerle yüzleşmek zorunda kalabilirler ve hali hazırda bir servetiniz yoksa onu nasıl yöneticeğinizi koruyacağınızı bilmiyorsunuz demektir. Bu nedenle tüm birikimlerinizi bu yurt dışı işlemlerde kaybetme riskiniz servet sahibi birinden daha yüksektir. Temelde bence yurt dışı işlemler için hesap açılışında bir alt limitinin olmasının sebebi budur ama tabi çalıştığım kurumu bağlamaz bu görüşler.

Finansonline international hakkında bilgilendirme amacıyla bir kaç sayfa hazırladık. Detayları buradan öğrenebilirsiniz. Yani neymiş? SAdece Apple ($AAPL) değil, Sony, BMW, Google, Microsoft gibi dünya devlerinin hisse senetlerinde, altın, gümüş gibi kıymetli metaller ile petrol ve bakır gibi emtia ürünlerinin vadeli kontratlarında alım satım işlemlerinizi internet üzerinden kolayca gerçekleştirebilirsiniz.

#DemirAdam'a Notlar 07/10/2011

Demir'îm minik adamım. Bugün biriyle konuşurken farkettim. Aramıza katıldığın altı ay boyunca sayende hissedip düşündüklerimi anlatmaya kelimeler yetse de hafızam yetmeyecek. En azından onlardan sen keyif alacak veya senin için anlam ifade edecek bir yaşa gelinceye kadar beklemen gerekecek. Not almak lazım bunları unutmamak için diye düşündüm. Not almışken burada yazayım bir daha temize çekmek gerekmesin dedim.

Bugün 7 Ekim 2011. Steve Jobs dün öldü. Bu yazıya anlam verecek yaşa geldiğinde bu bilgiyle ilgili iki olası tepki bekliyorum senden. Bunlardan ilki (o zamana kadar ingilizce öğrendiğini farz ediyorum) "Who the Fuck is Steve Jobs?" diye sorabilirsin. O zaman bilki Dünya bu yazıyı yazdığım tarihten daha iyi bir noktada demektir.

Yok çok büyük adamdı bu "Steve Jobs" ne kötü ben doğru dürüst göremeden ölmüş diyorsan o zaman ya Apple tüm Dünyanın hakimi olmuş yada dünya geçen süre zarfında iyice boka batmış demektir.  Bunun için özür dilerim diyeceğim ama gelişmelerin böyle olacağını bilemezdik.

Bu sabah yaklaşık son bir senedir işe gitmek için servvisi kullandığım her iş gününde olduğu gibi sabah 06:31'de çalan iPod Touch'ın alarmıyla uyandım.

iPod Touch bu Steve Jobs denilen adamın şirketinin çıkardığı kişisel portatif eğlence merkezi. Müzik dinliyorsun oyun  oyunuyorsun internete bağlanıyorsun, internet üstünden telefon görüşmesi vidyo konferans görüşmesi yapıyorsun, kitap okuyorsun  film ve dizi seyredip fotoraf çekebiliyorsun. Internet bağlantısını tedarik edebiliyorsan navigasyonda da yardımcı oluyor.  Bir çeşit elektronik orkid anlayacağın. Bir gün hatırlatta orkid ne onu anlatayım sana ne işe yarar falan.

Sessiz bir şekilde işe gitmek için hazırlanırken senin odandan sesler gelmeye başladı. Mızmızlama ile ağlama arası seslerdi bunlar. Genelde sonu iyi gelmez bu seslerinin o yüzden sonu gelmeden işe diye kapıdan çıkmaya çalışırım. Giyindim kapıya doğru gitmeden seni bir kontrol edeyim dedim. 

Uyanmış yatağında yüzü koyun o sevimsiz sesleri çıkartıyordun. İlgilenmesem belki kendi kendine yeniden sızacaktın ama tam sana bakarken kafanı kaldırıp beni görmenle o güneş gibi tebessümünün yüzünde belirmesi bir oldu.

Ondan sonra yapacak iki şey vardı süratli bir şekilde dönüp seninle annenin ilgilenmesini umarak kapıdan çıkmam bunlardan en mantıklısıydı. Ama bir gece önde eve geç gelmiştim ve seni görememiştim.  Yani günlük Demir dozumu almamıştım. #Demiradam eksikliği çekiyordum ve o tebessümün ardından çok fazla düşünemeden seni kucaklayıp içime hüüüp diye çektim seni ve annenin yanına götürdüm.

Anneni uyandırıp "çocuk uyanmış durmuyor" deyip onun kucağına bırakıp servise yetişmek için kapıdan çıktım.  Dünyanın en becerikli ahçısını elinden çıkmış bir tatlı gibi tadın damağımda kokun burnumda servise yürüdüm.

Bir ara hatırlatta aramıza nasıl katıldığını kısa kısa anlatayım Demirim Minik Adamım. Allah tebessümünü sağlığını eksik etmesin beni de mahçup etmesin.

Arçelik Mini Telveyle Geçmiş Dünya Kahve Gününüz Mübarek olsun

Severim kahve içmeyi.  Babam da bir kahve tiryakisi bende öyle oldum çıktım. Ben Filtre kahve Americano tercih ederken onun tercihi her zaman Türk Kahvesi. Gerçi babamın yaptığı kahvelere asla hayır demem.  Benim tercihimin ardında çoğunlukla tüketicim toplumunun bir neferi olarak tembellikten kaynaklanan sebepler yatarken. Babamın tercihlerinde tamamen en iyiyi tercih etmesi yatıyor olabilir.  Arçeliğin çıkardığı yeni Türk kahvesi yapma çihazı Arçelik Telve sayesinde Filtre kahve ve Americano tercih etmeme sebep olan engellerden biri ortadan kalkmış oldu. Bu sebep Kahve yapılırken başında beklemekten üşenmekten başka bir şey değil.  Ah bir de Telve bu kadar pahalı olmasaydı. Şu anda bir Arçelik  K-3200 mini telve 141 lira K-3190 351 TL K-351 P 300 TL. son bahsettiğim iki modelin arasındaki farkı bilmiyorum ama bu ücretler oldukça pahalı. Mini telve'nin fiyatının en az 70 ila 100 TL arasında olması lazım ki her evde alınma olasılığı düşünülebilsin. Şu anda bir filtre kahve makinesinin yaklaşık 100 TL civarında olduğunu düşünürseniz Arçelik Telve'deki bu fiyat seviyelerinin olası bir satın alınma talebini desteklediğini söylemek mümkün değil.

Dün Amerika'da ulusal kahve günüymüş. Olayı global pazar tüketimine uyarlamak amacıyla yakında dünya kahve günü olarak göreceğimize eminim. Bu nedenle size kahveyle ilgili öğrendiğim biraz  bilgi aktarmak isterim.

Kahve çekirdekli 9. yyıl'da bir keçi çobanı tarafından bulunuyor. Adam kahve bitkisinin meyvelerinden yiyen keçilerinin garip davranmaya başladıklarını farkediyor. Böylelikle kahve insanlığa kazandırılmış oluyor.  Petrol'den sonra dünyanın en çok alım satımı yapılan emtia'sı kahve.

Her yıl 500 milyar fincan kahve içiliyor dünyada bunun yarısından fazlası kahvaltı esnasında tüketiliyor.
Fincan demişken kağıt bardakta kahveyi dört dolara yakın bir fiyata satarak dünya markası haline gelmek büyük bir ticari başarıdır ayrıca belirtmem gerek. Starbucks öncesinde Amerika için konuşuyorum kocaman porselen fincanlarda filtre kahveyi 25 cent'e almak mümkünken şimdi geldiğimiz noktaya bakalım. Americano dediğimiz sıcak suyla yoğunluğu azaltılmış espresso değil mi? Ne yazıkki geri dönüşümlü malzemeden olsa da o kağıt bardakların ürteimi için harcanan enerjinin global ısınmaya etkisini düşünmeden edemiyor insan. 

Şimdilerde Amerika için ulusal gelecekte ise tüm global olarak dünya  kahve  günü olarak  anılacak bir günü geride bıraktık. Hayırlısı olsun diyerek bu sabahki kahvemden bir yudum alayım bari. .

#in Kindle Fire. Amazon claiming back its rightful place on digital content consumption

Apple may be around more than Amazon.com but Amazon is the one that started selling content over the internet. Ok Most of its content was not available for internet consumption. You still needed to get the content (that u've purchased)  to be shipped to you  but that was ok.

They're the ones that came up with a digital book reader kindle. I must admit they sucked big time because I was not allowed to purchase book due to my geographic location. In spite of the fact that I was willing to pay for it dearly.

Now they came up with a much better kindle and hopefully it'll be available for cross border digital content consumption.  The problem is I've allready bought my tablet. That is a firs generation i pad. I do not buy my books from amazon.com any more. Due to their enforced limitations on purchase of digital books via kindle app I found a worka round for it. 

There are millions of Amazon customers all over the world most of them without a tablet. This product will hopefully help Amazon gaint its rightfull place in the market of digital content consumtion on mobile devices. Because it provides experiences like listening to music, watching videos, reading digital books, browsing internet and perhaps occasional gaming and basic internet communication.

İsrailli Hapoalim BankPozitif’i satabilir

Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerdeki gerginlik ekonomiye de yansıdı diye başlıyor ilgili haber.
 İki ülke de Akdenizli kanı taşıyınca siyasetin iş hayatına yansıması kaçınılmaz diye düşünebiliyor insan. Öte yandan söz konusu para kazanmak olunca Musevilerin siyaset ile işi kesinlikle birbirine karıştırmadıkları bir çok örneğini görebilirsiniz Dünyada.

İki ulus arasında de tarihten gelen bir bağ da var. İspanya kraliçesi İsabella 'nın katolik kilisesi ile işbirliği yaparak 31 Mart 1492 tarihinde ülkedeki bütün Musevilerin, 2 Ağustos 1492 tarihine kadar ülkeyi terk etmeleri üzere ferman çıkarması 300 bin kadar İspanya musevisini iyice zor durumda bırakmıştı. İspanya'da yerleşik museviler bu
ferman üzerine çeşitli Avrupa ülkelerinden sığınma hakkı istediler ama Osmanlı İmparatorluğu'nun dışında onlara sürekli kalmaları üzere kapıları açan olmadı. Osmanlı İmparatoru Sultan II. Bayezid 'in kendilerine sığınma hakkı tanıması üzerine 150 bin kadar İspanya Musevisi Akdeniz yolu üzerinden doğrudan Osmanlı topraklarına geldi.
Diğerleri de Rusya üzerinden Osmanlı topraklarına geldiler. Kendilerine "sefarad yahudileri" denilen İspanya yahudilerinin büyük çoğunluğu Selanik ve İstanbul'a yerleştirildi.

Emir Kıvırcık tarafından yazılan Büyükelçi adlı kitabını okuduysanız bilirsiniz, II. Dünya Savaşı sırasında Fransa'da hem Nazilere hem de Nazi işbirlikçisi Vichy Hükümeti'ne karşı çıkma cesaretini gösteren Türkiye Cumhuriyeti Paris Büyükelçisi Behiç Erkin binlerce Musevinin insanın hayatını kurtarır; Türk ulusunun desteği ile tüm dünyaya insanlık dersi verir. Schindler Listesinde anlatılan hikaye ile karşılaştırıldığında yapılanların boyutları hakkında fikriniz olur.

Van Münüt ile başlayan süreç Mavi Marmarayla devam edince iki ülke arasındaki bağlar oldukça gerildi. İnceldiği yerden kopsun iki tarafın siyasetçileri tarafından da benimsenmiş durumda. Bunun da iki ülke arasındaki ticaretin yanı sıra Finansal sektörlerdeki ilişkileri etkilemesi kaçınılmaz oldu. Hele hele söz konusu bir İsrailler tarafından alınmış sektörün belki en kötü performans gösteren bankalarından biri olunca

 İsrail’in en büyük haber sitelerinden Ynet, İsrailli Bank Hapoalim’in Türkiye’de ana hissedarı olduğu BankPozitif’i satmaya hazırlandığını yazdı. Yatırım bankası olarak faaliyet gösteren BankPozitif’in yüzde 69.8 hissesine sahip olan İsrail bankasının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ndan (BDDK) mevduat toplama izni alamaması nedeniyle Türkiye’den çıkma kararı aldığı belirtiliyor. BankPozitif’in yüzde 30.2’si ise Halit Cıngıllıoğlu ve ailesine ait.

2006 yılı sonunda BankPozitif’i 100 milyon dolara satın alan Bank Hapoalim, geçen süre içinde bankadan hisselerini 76 milyon dolar daha artırdı. Hapoalim’in BankPozitif’i alması İsrailli özel bir şirketin Türkiye’de bugüne kadar yaptığı en büyük yatırım oldu.
‘Kamulaştırma olur mu’...

Ynet’in haberinde, Bank Hapoalim’in Türkiye’deki yatırımı nedeniyle 2008 yılından bu yana 75 milyon dolar zarar ettiği yazıldı. Haberde, Bank Hapoalim Başkanı Yair Seroussi’nin 2009 yılında göreve başlamasıyla BDDK’yı mevduat toplama konusunda iknaya çabaladığı, ancak bu girişimlerden bir sonuç alınamadığı belirtiliyor. Hapoalim 2010 yılında mevduat toplama izni bulunan Adabank için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından açılan ihaleye katılmış ancak muhammen bedelin yaklaşık yarısı olan 42 milyon dolarlık teklifi kabul edilmemişti. Ynet, iki ülke arasındaki gerginliğin BDDK iznini daha da zora soktuğunu belirterek, “Geri plandaki ‘aşırı uç’ bir senaryoya göre, Bank Hapoalim’in BankPozitif’teki hisselerinin Türkiye tarafından kamulaştırabileceği” ihtimalini düşündüğünü de yazdı.

Gariptir İsraille ilişkiler ne zaman kopma noktasına gelse iki ülkeden birinde bombalar patlamaya başlıyor. Tıpkı Ankarada dün olduğu gibi. Olan masum vatandaşlara oluyor ama yanlız ve güzel ülkemde Vatandaşın bir önemi yok. Devlet ona "kul tabiye", o devlete efendi muamelesi yapıyor.

Atatürk Ingiltere kralı Edward'a "Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim!" diyerek o ziyafette durumu kurtamış ama vatandaşını kul zihniyetinden kurtarmaya ömrü yetmemiş ulu önderin.

 Bazıları bu işin içinde İsrail'in parmağı olduğunu düşünüyor. Ben ise bu iki ülkenin arasını yapmayı düşünen büyük bir biraderin müdahalesi mi acaba diye merak ediyorum.