Cannes Festivali 2007 ödülleri açıklandı
Festival sonuçları açıklandı. Fatih Akın En iyi senaryo ödülünü almış. En iyi Film ise soğuk savaş son dönemindeki illegal kürtaj kliniklerini insanların hayatları ile karışıtırıp anlatan bir hikaye "4 ay 3 hafta iki gün" kazanmış. Filmi seyredeceğime hiç ihtimal vermiyorum ama anlattığı dönem ile ilgili bilgilere sahibim.
80'li yılların ortasında demir perde ülkeleri ile iletişim ve ticaret yeni yeni başlamıştır. Türkiye Romanya arasında Ro-Ro seferleri başlamıştır. O zamanlar DB. Deniz Nakliyat daha özelleştirilmemiş ve ilgili seferleri organize etmektedir. Seyir tam bir gece sürer. Aşam Haydarpaşa iskelesinden kalkan Feribot "Kaptan Necdet Or" isimli bir Feribottu. Babam'ın tercih ettiği bir hat ve gemiydi zira Sefer süreleri kısa ve sık sık İstanbula uğrayan bir seferdi. Dönüşümlü olarak haftasonlarını İstanbulda geçirebiyordu. Gelelim o zamanki Köstence (Ro-Ro'nun yanaştığı limanın adı) hikayelerine.
Turgut Özal'ın ülkemize yön verdiği dönemde hür teşebbüs ruhuna sahipseniz çok özellikle demirperde ülkelerinde ufak bir sermaye ile yüksek kazanç profiline sahip olmanız içten bile değildi. Romanya lokasyon itibari ile bu konuda en çok umut vaat eden ülkelerden biriydi. Ülkeye dolar getirmek sıkı kontroller nedeni ile zor olsa da trade edilebilir ürünler bu konuda atılım yapmak için ideal idi. Bu ürünlere göz atarsak tamamen türkiye üretimi Ciklet (Tipitip) , Denim giyim (Kot pantalon ve Etek) ve naylon çorap gibi ürünleri ülkemizde kolayca nakte çevirebilecek ürünler ile değiştirip güzel kar marjları elde edebiliyordu insanlar. Bunun yanı sıra yine yukarda bahsi geçen ürünler ile bahsi geçen ülkenin kadınlarından o vakitlerde Türkiyede temin edemeyeceğiniz gelişmiş hizmetleri çok ucuza temin edebiliyordunuz. O devirde bu ülkeye düzenli olarak giriş çıkış yapabilen kişilerin başında Bu Ro-Ro yu kullanan kamyoncular ve gemi personeli geliyordu. Özellikle gemicilerin memleketlerinin dışında bu liman kentinde de ayrı evleri ve eşleri olduğuna doğruluğunu teyit etme imkanı bulamadığım efsaneler de duymuşluğum vardı.
Ticaret'in biraz geliştiği dönemde biraz daha fazla sermaye ayarlayabilenler Romanya ya gidip ekmek fırını açar olmuşlardı. Zira adamlarda esmer ekmek vardı ve taze Türk ekmeği deli gibi talep görmeye başlamıştı.
Sonra Nicolae Ceauşescu dış borç ödemeleri boka sarınca halkını aç bırakmayı göze alarak tüm Romanya üretimini yurt dışına satıp bilmeden de olsa kendi hükümranlığına ve hayatına son verdi. Yakın geçmişin en yakın tarihli ve kanlı sayılabilecek bir halk devrimine şahit olan Romanya yılbaşı itibarı ile Avrupa birliğinin yeni bir üyesi olarak varlığına devam etmektedir.
80'li yılların ortasında demir perde ülkeleri ile iletişim ve ticaret yeni yeni başlamıştır. Türkiye Romanya arasında Ro-Ro seferleri başlamıştır. O zamanlar DB. Deniz Nakliyat daha özelleştirilmemiş ve ilgili seferleri organize etmektedir. Seyir tam bir gece sürer. Aşam Haydarpaşa iskelesinden kalkan Feribot "Kaptan Necdet Or" isimli bir Feribottu. Babam'ın tercih ettiği bir hat ve gemiydi zira Sefer süreleri kısa ve sık sık İstanbula uğrayan bir seferdi. Dönüşümlü olarak haftasonlarını İstanbulda geçirebiyordu. Gelelim o zamanki Köstence (Ro-Ro'nun yanaştığı limanın adı) hikayelerine.
Turgut Özal'ın ülkemize yön verdiği dönemde hür teşebbüs ruhuna sahipseniz çok özellikle demirperde ülkelerinde ufak bir sermaye ile yüksek kazanç profiline sahip olmanız içten bile değildi. Romanya lokasyon itibari ile bu konuda en çok umut vaat eden ülkelerden biriydi. Ülkeye dolar getirmek sıkı kontroller nedeni ile zor olsa da trade edilebilir ürünler bu konuda atılım yapmak için ideal idi. Bu ürünlere göz atarsak tamamen türkiye üretimi Ciklet (Tipitip) , Denim giyim (Kot pantalon ve Etek) ve naylon çorap gibi ürünleri ülkemizde kolayca nakte çevirebilecek ürünler ile değiştirip güzel kar marjları elde edebiliyordu insanlar. Bunun yanı sıra yine yukarda bahsi geçen ürünler ile bahsi geçen ülkenin kadınlarından o vakitlerde Türkiyede temin edemeyeceğiniz gelişmiş hizmetleri çok ucuza temin edebiliyordunuz. O devirde bu ülkeye düzenli olarak giriş çıkış yapabilen kişilerin başında Bu Ro-Ro yu kullanan kamyoncular ve gemi personeli geliyordu. Özellikle gemicilerin memleketlerinin dışında bu liman kentinde de ayrı evleri ve eşleri olduğuna doğruluğunu teyit etme imkanı bulamadığım efsaneler de duymuşluğum vardı.
Ticaret'in biraz geliştiği dönemde biraz daha fazla sermaye ayarlayabilenler Romanya ya gidip ekmek fırını açar olmuşlardı. Zira adamlarda esmer ekmek vardı ve taze Türk ekmeği deli gibi talep görmeye başlamıştı.
Sonra Nicolae Ceauşescu dış borç ödemeleri boka sarınca halkını aç bırakmayı göze alarak tüm Romanya üretimini yurt dışına satıp bilmeden de olsa kendi hükümranlığına ve hayatına son verdi. Yakın geçmişin en yakın tarihli ve kanlı sayılabilecek bir halk devrimine şahit olan Romanya yılbaşı itibarı ile Avrupa birliğinin yeni bir üyesi olarak varlığına devam etmektedir.

