Perşembe, Mayıs 31, 2007
Şifa niyetine
Önce ensemde boyun çevremde bir ağrıile başlayıp vücudumda bir kırıklık ile başladı. Akşamüstü ümraniyede toplantı vardı kısa bir toplantının ardında eve gidip kendime bir adet Tylohot hazırladım üzerimdekileri değiştirip tylohot elimde oturdum. Doğal olarak Tylohot arkasından baygınlık olarak değerlemdirilecek şekilde uyuya kalmışım.
Uzun lafın kısası 36 yaşında yanlız yaşıyan bir insan evladı olarak hastalanınca ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yok. İlaç stoklarım ise benical Cold ve Tylohot ile sınırlı. Şöyle söyliyeyim uzn rahatsı ve terli bir geceydi. Bir laf vardır "Olmaya cihanda devlet bir nefes sihhat gibi" ha onu bileydim.
Gelelim Resim olayına Micheal Moore 2007 tarihli filmi Sicko'yu duydunuz mu? Muhalif Yönetmen Amerikan sağlık sistemindeki aksaklıkları anlattığı son filmi ile yine dikkatleri üzerine çekecek gibi gözüküyor. Amerikan Hükümeti tarafından Kübaya uygulanan ambargoyu kırdığı gerekçesi ile federal hükümet tarafından ifadesi ve konu ile ilgili evrakları istenen yönetmen filminin işlenmemiş son halini hemen yurt dışına göndermiş böylelikle el koyulması ihtimalini ortadan kaldırmış. Soruşturmaya neden olan olay ise Micheal Moore ve bir grup hasta Amerikalı Ülke sınırları içersinde mevcut en iyi sağlık sisteminin bulunduğu Guantanamo Bay deniz üssüne getirip tedavi ettirmeye çalışmış ancak bu talepleri reddedilince Yolda Kübaya uğrayıp bu kişilerin tedavilerini yaptırmış.
Ilginçtir House dizisinin salı günü yayınlanan sezon finalinin konusu ise Küba'dan kaçıp Amerikaya tedavi olmaya gelen bir çiftin hikayesini anlatıyor. Bush Hükümetinin sıkı bir destekçisi olan Fox kanalı senaryolara da müdahale etmeye başladı mı ? acaba diye bir soru geliyor aklına insanın.
Gönderen Severus Snape zaman: 11:49 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, Hastalık, Küba, Micheal Moore, Sicko
Çarşamba, Mayıs 30, 2007
Osibisa Mandela
Nazan Öncel Şarkısı olan Beyoğlunda iki kelime. Mandela'yı bilirsiniz eski Güney Afrika Cumhurbaşkanı. Net olmak gerekirse 11. Güney Afrika Cumhurbaşkanı. Eskiden Apartheid diye bir kavram vardı. O dönemde biz bile Güney Afrikadaki düzene ve sisteme eleştirerek bakıyorduk. Irk Ayrımcılığının devlet politikası olarak uygulanmasına deniyordu. Osibisa Mandela ise o dönemlerde hapiste olan ANC (African National Congress) Lideri Mandela'nın serbest bırakılmasını isteyenlerin sesi olarak aklımda kalmış. Lisede okuduğumuz döneme denk geldiğinden okulda ingilizce dersinde Cry the Beloved Country adlı ayrımcılığı anlatan ve yeren bir kitap bile okumuştuk. Adamı taktir etmemek mümkün değil ayrımcılığa karşı silahlı mücadeleye giden ANC lideri olarak 27 sene hapis yatmış bir adam. Düşünmeye korkuyorum ama imralıdaki birisi ile bu adamı eş tutanlarda vardır dünyada. Bize yaklaşılarımna baktıkça bunun olasılığının yüksek olduğunu düşünüyorum. 1990 yılında serbest bıraktıktan sonra siyasi arenada faaliyetlerine devam etti. Netekim; Güney Afrika Cumhuriyeti ayrımcılığa son verdikten sonra ilk seçimlerde 1994 Cumhurbaşkanı seçildi Mandela ondan sonrasının pek bir önemi yok aslında. Benim Mandela deyince aklıma gelen 08 Nisan 1992 yılında Uluslararası Atatürk Barış Ödülü verileceği açıklandı ama Mandela "Türk hükümetine yönelik insan hakları ihlali suçlamaları" nedeni ile ödülü kabul etmediğini açıkladı. O zaman gücüme gitmişti doğrusu. Tabi insan hakları ihlali ile neyi kastettiklerinden pek haberdar olduğum da söylenemezdi. Öte yandan Terörle mücadele eden bir ülkeydik ve Amerikanın aksine mücadele etmek için dünyada terörist ülkeler arayıp kavga çıkartmak yerine kendi topraklarımızda mücadele ediyorduk. Hala da ediyoruz ama sanki o zaman biraz daha dik duruyorduk gibi geliyor bana. Görüyor musunuz sabah yolda dinlediğim bir şarkının bana düşündürdüklerini
Gönderen Severus Snape zaman: 08:39 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, Mandela, Memoirs, Nazan Öncel
Salı, Mayıs 29, 2007
Istanbul'un Fethi 29 Mayıs 1453

Bu gün Istanbul'un Fatih ve Askerleri tarafından Fethinin 554. yıl dönümü. Seyredin kutlamaları akşama. Bu konuda Yerel yönetimlerin harcadığı bütçeleri.
Haklı bir gurur olduğuna şüphe yok ama anlatıldığı kadar görkemli mi tartışılır. Bana Görkemli bir savaş bir mücadele gösterin ben de size kayıpların tavana vurduğu savaşı göstereyim.
II. Sultan Mehmet (A.k.a Fatih) müthiş bir stratejist ve kumandan olmasına rağmen şehir bir türlü düşmemiştir. Savaşçılar gittikçe motivasyonlarını kaybetmektedirler. Kuşatmanın uzaması durumunda başarısız olacakları kesindir. İşte bu sırada Fatih son bir kez Şehre can ve mal güvenliklerini garantiliyerek teslim ol çağrısı yapar şehre. Şehir bu teklifi reddettiğinde ise kendi askerlerine Şehrin alınması durumunda 3 gün yağma yapma izinlerinin olduğunu açıklar. Bu emrin üstünden pek bir zaman geçmeden şehir düşer. Fatih de şehre yağmanın bittiği gün giriş yapar. İşte size bir fetih hikayesi.
Gönderen Severus Snape zaman: 08:37 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: 1453, 29 Mayıs, Batushkha, Costantinapol, Fatih, Fetih, II. Sultan Mehmet, İstanbul
Pazartesi, Mayıs 28, 2007
Cannes Festivali 2007 ödülleri açıklandı
Festival sonuçları açıklandı. Fatih Akın En iyi senaryo ödülünü almış. En iyi Film ise soğuk savaş son dönemindeki illegal kürtaj kliniklerini insanların hayatları ile karışıtırıp anlatan bir hikaye "4 ay 3 hafta iki gün" kazanmış. Filmi seyredeceğime hiç ihtimal vermiyorum ama anlattığı dönem ile ilgili bilgilere sahibim.
80'li yılların ortasında demir perde ülkeleri ile iletişim ve ticaret yeni yeni başlamıştır. Türkiye Romanya arasında Ro-Ro seferleri başlamıştır. O zamanlar DB. Deniz Nakliyat daha özelleştirilmemiş ve ilgili seferleri organize etmektedir. Seyir tam bir gece sürer. Aşam Haydarpaşa iskelesinden kalkan Feribot "Kaptan Necdet Or" isimli bir Feribottu. Babam'ın tercih ettiği bir hat ve gemiydi zira Sefer süreleri kısa ve sık sık İstanbula uğrayan bir seferdi. Dönüşümlü olarak haftasonlarını İstanbulda geçirebiyordu. Gelelim o zamanki Köstence (Ro-Ro'nun yanaştığı limanın adı) hikayelerine.
Turgut Özal'ın ülkemize yön verdiği dönemde hür teşebbüs ruhuna sahipseniz çok özellikle demirperde ülkelerinde ufak bir sermaye ile yüksek kazanç profiline sahip olmanız içten bile değildi. Romanya lokasyon itibari ile bu konuda en çok umut vaat eden ülkelerden biriydi. Ülkeye dolar getirmek sıkı kontroller nedeni ile zor olsa da trade edilebilir ürünler bu konuda atılım yapmak için ideal idi. Bu ürünlere göz atarsak tamamen türkiye üretimi Ciklet (Tipitip) , Denim giyim (Kot pantalon ve Etek) ve naylon çorap gibi ürünleri ülkemizde kolayca nakte çevirebilecek ürünler ile değiştirip güzel kar marjları elde edebiliyordu insanlar. Bunun yanı sıra yine yukarda bahsi geçen ürünler ile bahsi geçen ülkenin kadınlarından o vakitlerde Türkiyede temin edemeyeceğiniz gelişmiş hizmetleri çok ucuza temin edebiliyordunuz. O devirde bu ülkeye düzenli olarak giriş çıkış yapabilen kişilerin başında Bu Ro-Ro yu kullanan kamyoncular ve gemi personeli geliyordu. Özellikle gemicilerin memleketlerinin dışında bu liman kentinde de ayrı evleri ve eşleri olduğuna doğruluğunu teyit etme imkanı bulamadığım efsaneler de duymuşluğum vardı.
Ticaret'in biraz geliştiği dönemde biraz daha fazla sermaye ayarlayabilenler Romanya ya gidip ekmek fırını açar olmuşlardı. Zira adamlarda esmer ekmek vardı ve taze Türk ekmeği deli gibi talep görmeye başlamıştı.
Sonra Nicolae Ceauşescu dış borç ödemeleri boka sarınca halkını aç bırakmayı göze alarak tüm Romanya üretimini yurt dışına satıp bilmeden de olsa kendi hükümranlığına ve hayatına son verdi. Yakın geçmişin en yakın tarihli ve kanlı sayılabilecek bir halk devrimine şahit olan Romanya yılbaşı itibarı ile Avrupa birliğinin yeni bir üyesi olarak varlığına devam etmektedir.
Cuma, Mayıs 25, 2007
Benim Videolarim - Stayin' Alive
How deep is your love 1977 tarihli bir Bee gees şarkısı. Bee Gees adlı grup hakkında detaya girmek istemiyorum zira sonra konudan uzaklaşıp tekrar konuya dönmem sayfalar alıyor. 3 Kardeşler Barry Gibb, Robin Gibb ve Maurice Gibb adlı ü yüksek perdeli sese sahip kardeşten oluşan bir grup disko şarkıcısı. 70'li ve 80'li yıllarda iz bırakmış bir gruptur. Özellikle dönemin gençlik filmlerinin hasılatlarını daha da yukarılara taşıdıkları şarkıları ile hatırlanırlar. Grubun müzikal direktörü biladee Maurice beklenmedik bir şekilde bağırsak düğümlenmesi ile hayatını kaybedince bu teoride planlanmasa dahi pratikte grubun sonunu getirdi. Pop Saatinde ve Erhan Konuk gibi hissettim kendimi bir an. Tabi biraz daha saçlısı :)
How deep is your love'in yanı sıra Stayin' Alive adlı şarkıları hala çalındığını duyduğumuz anda yürüyüşümüzün istemeden değiştiği şarkılardan biridir. Şarkı ile aynı adlı film aynı zamanda Saturday night fever adlı filmin devamı niteliğini de taşır.
İşte şarıkıyı duyduğumuza yürüyüşün neden değiştiğini anlatacak video
Gönderen Severus Snape zaman: 17:58 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, Memoirs, Pop Saati, Stayin' Alive, video, youtube
Bu haftanın tatilcilerine
Perşembe ve peşinden sürükledikleri hakkında
Akşam ufak bir kutlama için Kuruçeşme Aşşk Cafeye gittik. Yoğun bir saatti ve kaliteli hizmet vermek için telaştan bazı aksaklıklar yaşandı ama müşteriler olarak etkilenmedik. Boğaza nazır oturup alkol tüketmediğimi düşünürsem aslında pek eğlenmeye motive olmadığımın sonucunu çıkarıverdim kendi kendime.
Yaş ilerleyince bazı davranışların cinsiyete göre standart olduğunu öğreniyorsunuz. Kadınlar her zaman bilmişlerdir en doğruyu onlar bilir. Erkekler ise ses bu tür iddialara tepki vermezler yine bildiklerini okurlar. Akşamki dönen diyaloglar bunun aynası gibiydi.
Bu arada 7 hatun tek erkek olarak başlayan aktivitemizde iki erkeğin daha katılması ile ortamdaki östrojen yoğunluğunda bir azalma oldu. Östrojen rutubet gibi bir şey ortamda yoğun olursa nefes almanız bile zorlaşır; rutubetin ciğerlerinize yapıştığı hissine kapılırsınız. Kıvamı yumuşatmak için özel bir çabam olmamasına rağmen iki erkeğin gruba katılması gerçekten şanslı bir değişiklik oldu benim için. Allah acımış da diyebiliriz.
Bir kişisel eleştiri olarak şunu diyebilirim. Doğum günleri/m bana pek bir heyecan vermiyor. Var bir marazım ama ne bulamadım daha.
Gece 12 ye doğru evlere gitmek üzere ayrıldık. Ortak istikamete giden iki araç ve 8 kişi eşit olarak dağıldı. Herkesi evlerine bırakıp yattığımda saat 01:20 gibiydi. Bu arada Colt ile ilk defa benzin lambası yandı. Yolda kalmayı riske ederek doğru dürüst bir shell istasyonu aramamın bu geç yatmama etkisi olmuştur şüphesiz. Bu akşam ise Go mongo yapacağı eski Cu şimdiki Aviva elementerde beraber çalıştığım arkadaşlar ile. Fotoraf makinesi de torpido da unutmazsam küçük hatıralar çekebilirim. önümüzdeki hafta da onları slide show'a commentler ile eklerim.
Perşembe, Mayıs 24, 2007
Ne kadar muzursunuz ?
Küçük bir çocukken ; tamam teknik olarak hiç bir zaman küçük bir cocuk olmadım. Yaşıtlarıma göre her zaman uzun oldum ilk başlarda kürdan bacaklı diye dalga geçerlerdi. Hele bazı resimlerime baktığımda incecik çelimsiz uzun bacaklar ve gövde kocaman bir kafa ile siluet olarak Rocco lolipoplarından pek farkım olmadığını da biliyorum ama bir dönem bende çocuktum. Mahalle de beraber büyüdüğüm arkadaşlarıma çok imrenirdim. Hemen hepsi hiperaktif ve muzur veletlerdi. Onlara yetişmek için kendimi parçalardım. O zamandan beri aklı muzurluğa çalışan insanlara çok imrenirim.
Bu gün sizlere birazda site istatistiklerinden bahsetmek isterim. Yakın zamanda buraya gelen insanların hangi kelimelere ile buraya geldiklerin bir göz attım. En çok bana getiren kelime afterbeep olmuş. Skype için telesekreter hizmeti veren ve telefon görüşmelerini kaydetmeye yarayan bir program.Bunun için goygoycu ve imessengr.com'dan verdiğim feedlere teşekkür borçluyum. Bir sonraki "Bekaret Tamiri" ise ikinci dikat çeken aktivasyonu gösteriyor. Şimdi bununla ilgili olarak ne yazmış olabilirim acaba diye merak edip baktığımda Güzin Ablanın vefaatı ile ilgili olarak yazdığım bir blogda kendisinin danışmanlık yaptığı konular arasında yer alıyor. Bu konuda yorum yapmadan geçmek benim için zor olacak ancak yapmasam daha iyi. Akıl fikir sahibi olmak hayatta en önemli vaıflardan biri. Örümcek adam ve tayfası da en popüler aramalardan biris gözüküyor. Sayfada kalma sürelerine bakıldığında bu bir kaç keyword için örümcek adam ve ve tayfası en uzun süre ziyaretçi tutan kayıtlar.
Yapılacak işler var. devamı daha sonra.
Çarşamba, Mayıs 23, 2007
Rastgele Düşünceler
Bugün belli br konu yok aklımda sadece bu resim var. Söz konusu resim flickr da düzenli olarak takip ettiğim birine ait. Metroda çekilmiş tahminim. Çocuk ve Güzide Duran'ın arasında ki benzerlik hoşuma gitti. Reklam afişi ise bu ay çıkan Arena dergisinin reklamı. Çantam da gezdirip duruyorum daha okumadım. Çok ayıp çoook
Geçtiğimiz pazar ise gayet başarılı seçimlerin pazarı idi. Kalkıp modaya gittik. Amaç tavsiye edilen Moda Teras da kahvaltı etmekdi. Moda Teras içinde bulunduğumuz havalardan gereğinden olsa gerek yükselen bir değer olmuş. Hakediyor mu ? Bence etmiyor. Ama gidip kendiniz görün. Ben en son o mekana gittiğimde kötü bira kötü çerez kötü yiyecek hatırlıyorum. Manzara bile temel açıkları görmezden gelmenize engel olamıyordu.
Kısmetimiz midir bilemem ; Moda Terasa kahvaltıya girmek rezervasyon gerektiriyormuş biz de ilerde rezervasyonlu bir deneyim içersinde bulunmak amacı ile kartlarını alıp Moda Starbucks'a gittik.
Moda Teras ile ilgili olarak ön yargılı tahminlerimi paylaşmak isterdim ancak kahin olarak pek güvenilir olduğumu zannetmiyorum. Üstelik kahin değil sadece önyargılıyım.
Starbucks'a dönelim. Kahvaltıda tatlı tüketimi konusunda garip bir alışkanlık edindim. Çilekli Cheesecake muffin ve frappacino dan oluşan bir kahvaltı menüsünden bahsettiğimde ne demek istediğimi anlamışsınızdır umarım. Çilekli Cheesecake konusuna gelince hiç beğenmedim. Büyük ihtimalle kullandıkları çilek ile cheesecake malzemesini karıştırmak yerine üzerine sos olarak dökselerdi çok daha başarılı olurdu. Bu arada bu mekanın lokasyonu hakkında övgülerimi paylaşmam lazım. Yaz mevsimlerinin en keyifli noktası. Daima serin ve güneşten doğal bir koruması var. Sabahtan akşama kadar orda keyifli bir şekilde gazetenizi okuyup keyif yapabilirsiniz.
Gönderen Severus Snape zaman: 13:43 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, Pazar, Rastgele düşünceler
Cumartesi, Mayıs 19, 2007
Benim Güzel yalancım
Beyonce ve Shakira radyoda biz ailecek köprüyü geçme tesebbusundeyız. Trafik korkunç ama ailecek kaçacak yer olmadığı için muhabbet ediyoruz. Kaliteli zaman. Saat 2000 itibarı ile namlı ya oturduk allahıma bin şükür planlarda biraz sarkma olacak gibi gözüküyor. Bu arada bir gümüşyaka dedikodusu öğrendim. İlhan amca vardı kaptanlar sitesi 17 numarada otururdu. Inşaat sektöründe yurtdışı projelerde çalışırdı. Rusyada çalıştığı dönemde oranın yerlisi bir hatunla tanışmış ve kendi karısını boşayıp hatunla evlenmiş. Evlilik sırasında yeni eşi evde başka bir hatunla yakalayınca kadını öldürmüş. Şu anda hapisteymis kendisine oğlu bakıyormuş. Şimdi buna yorum yapmak isterdim ama yerimiz dar malum mobile gönderiyorum bu mail olayını cebimiz dar değil ama 1000 karakter sınırımiz var. Allahım çok yedim nefes alamıyorum her ailecek yaptığımız kebap seansları sonrası böyle oluyorum. Yiyorum ama iştahım kesilmiyor.
Ab-ı Hayat sonrası


Dün akşam bir şişe şarap açtım. Bir kadeh haricinde hepsini ben içmisim. Şarap'in diğer adı olarak kullanırlar Ab-i Hayatı. Tüketimi de keyiflidir allah için küçük yudumlar ile içersin rahatlama katsayısı 10 dk. geriden her yudum ile artarak izler seni. Sabah 0745 kalkma işi pek iyi olmasa da gerekiyordu. Colt için bakım randevusu almıştım sabah 0830 için. hafta sonları servisler çok yoğun oluyor. Çalışan nüfus bakıma haftasonuna ayırabiliyor pazarları da servisler kapalı ki adamlar haftada 1 gün dinlenmeye hakkı var. Şu anda gözlerimi açık tutmakda zorluk çektiğinden bahsetmiş miydim? Peki bu gün açamın doğum günü olduğundan? Evet her sene bu tarihte ya yolda ya akyaka da olurduk. Kutlamayı ise Halil'in yerinde rakı balık ile yapardık. Bu sene Akyakada geniş bir revizyon olmasından dolayı taşınma işi biraz sekteye uğradı. Burdan çıkışta arabamı alıp babama hediye bulmaya gideceğim. Ihraç fazlası satan Aliden. (Gerçi bu sonra yalan oldu) Aliye ugramaya vaktim olmadı)
Serviste bekleme salonunda oturuyorum. Garip mavi lastik ayakkabıları olan bir adam ile paylaşıyoruz mekanı. Tv de o gelmeden önce azarladığım E2 var. Görevli hatun küçük 1 tuzlu tabağı iki Çay ve bir sabah gazetesi getirdi. Kadını bu son görüşüm oldu. Eminim böyle büyük bir serviste daha çok alınıyordur. Sadece yönetici resepsiyon ve müşteri kabul deki arkadaşlar okumayı bitirmemislerdir. Çayları bitirmiş gazeteleri saygılı 1 şekilde paylaşmışken içeri bir baba oğul girdi . Gireli 30 saniye olmadan Çocuk kumandayi ele geçirip kanallarda tura başladı. Tabi çocuk evinde gibi rahat davranınca baba da müdahale etmeyince kıl oldum ama malesef araç kullanırken ehliyet istenirken bir insan yetiştirirken yeterlilik kontrolü yapılmıyor. Baba 32 33 yaşlarında yüzünün sağ yanağında bir ben var ağız kenarının 4 cm yanında. Gazete okurken şiddetli 1 dudak kıpırdatıyor. Tip tip dudaklarının birbirine vurmasını duyuyorum
Cuma, Mayıs 18, 2007
Süpreme Varlık
Sabah yola çıktım işe doğru. Birinci köprüyü bilirsiniz, girdiğiniz noktaya bağlı olarak en iyi tahmin ile 40 dk. Bu dur kalk sırasında dün gördüğüm 1 resim aklıma geldi. 2 ünlü yabancı film yıldızı hatun beraber poz vermişler. ikisi de hastası hatunlar statüsünde değerlendirilebilir. Ama ikisi yanyana geldiğinde birinin diğerine üstünlüğü net bir şekilde görülebiliyor. Üstün güzellik denince aklıma gelen bir film de 5. Element ve Milla Jovovich'i geldi aklıma. Kendisi o filmde o kadar güzeldi ki filmi o dönemin en romantik filmi olarak hatırlıyorum hala. Bir çok insan için komedi macera olarak değerlendirilecek bir filmi romantik olarak değerlendiriyor olmam romantizm ayarlarımda ciddi bozukluklar olduğuna dair en büyük delil olabilir.
Charlize Theron ile ilk karşılaşmamı hatırlamaya çalışıyorum. Şeytanın Avukatı benim hatırlayabildiğim en eski filmi. Keanu Reeves'in eşi rolündeydi. Bir de Monster vardır o filme başlayıp tam ortasında kendisini bu kadar çirkin görmeye daha fazla içim elvermediği için binayı terketmiştim.
Penelope Cruz'u ise Woman on top diye manasız bir romantik komedi de izlemiştim. Ruh halimden miydi hatirlamiyorum nefret etmiştim filmden. Hatta keyifle seyrettiğim bir filmi var mı diye düşündüğümde belki biraz Sahara olabilir aksiyon macera. Son gördüğüm filmi Volver de hoş vakit geçirten bir filmdi. Almodovar filmi olmasına rağmen homofobic dürtüler uyandırmayan bir film olması nedeni filmin hakkında gelen görüşlerim olumluydu.
Kıta avrupası kökenli film yıldızları ile tanışmam pek geriye gitmediğini farkettim. Nedeni ise basit Hollywood filmi yapana kadar dikkatimi çekeni pek olmuyor zira Fransız filmleri hariç avrupa sinemasını takip ettiğimi söyleyemem. Fransız sinemasının ayrıcalığı ise tamamen Luc Besson'dan kaynaklanmaktadır. Fransız filmlerine ön yargı ile yaklaştığım dönemlerde The Big Blue ve Nikita ile aklımı başımdan almıştır. Bir ara adının geçtiği her filme gitmek gibi bir saplantı bile edinmiştim.
Not: Tamam Süpreme Varlığın ayakları pek o kadar da süprem gözükmüyor ama kabuledilebilir bir kusur bence.
Not 2: Değer verdiğim bir arkadaşım da blog yazmaya başladı. Vaktiniz olursa göz atmanızı tavsiye ederim.
Gönderen Severus Snape zaman: 09:21 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, Charlize Theron, imdb, Keanu Reeves, Kişisel, Luc Besson, Penelope Cruz
Perşembe, Mayıs 17, 2007
Cennete giden yol
Akyaka Okaliptüslü Yol. Yaklaşık bir sene önce Erdem bu fotoyu göndermişti. Cumhuriyetin ilk yıllarında burasını ıslah etmek amacı ile okaliptus ağaçlarını yolun iki yanına dikmişler. Her bir ağacı bir köylüye zimmetlemişler. Köylüler her gün üç defa tenekelere su doldurup kendi ağaçlarını sulayarak bu hale getirmişler Akyaka'nın meşhur okaliptüslü yolunun hikayesi bu. Şimdilerde yazları insanlar bu ağaçların gölgesinde akşam sporlarını yapıyorlar.
28 hafta sonra- Yeni bir film
28 days Later isimli filmi hanginiz hatırlar ? Yanlız karışıklık olmasın Lütfen bu filmde Sandra Bullock bağımlılık tedavisi gören göğüs kafesi düz genç küçük kız kardeşi oynamıyor. O filmin adı 28 Days idi. Bu film bağımlı kızın rehabilitasyondaki ilk 28 günün sonrasını anlatan bir devam filmi de değil.
Ben bu filmi Resident Evil'in ardından seyretmiştim. Inanılmaz bir şekilde senaryoları örtüşüyordu. 28 Days later sanki Resident Evil'in devamını Londra da çekmişle gibiydi. Konu aynı aslına bakarsanız. Benzer semptomlar yaşayan ölüler ve büyük şehirlerdeki nüfusun bu hastalık ile kırılması bir avuç insanın hayatta kalma mücadelesi. Fark olarak yeşil bölge olarak adlandırılan Amerikalıların kontrolünde bir ada var insanlar burda birbileri ile uğraşmaya başlayıp tehlikeyi geri plana atıp bir anda felaketin ortasında buluyorlar kendilerini. Tipik multeci kampı senaryosuna biraz zombie tadi eklenmiş.
Şimdi bu ingiliz filminin devamın çekmişler. Ilk film salgından 28 gün sonrasını anlatırken ikinci film salgından 28 hafta sonrasını anlatıyor. Anladığım kadarı ile senaryoda yaratıcılık yönünden bir gelişme yok. Zaten bu konuyu birçok filmde birçok defa işledikleri için serinin ikinci filmine daha çok vahşet eklemekten fazla bir imkanları olmamış.
Oturdum serinin ilk filmini çıkardım çantadan VCD olarak onu izliyorum. O kadar alışmışız ki Salgınların amerikan toprağı üzerinde olmasına ve amerikalıların bütün insanlığı kurtarmasına Ilk filmi bitirdim kayıt VCD için güzel ama sanırım telesync formatda kaydetmişler. Şimdi ikincisinin güzel bir formatda paylaşımıı bekleyeceğim.
Gönderen Severus Snape zaman: 13:27 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: 28 Weeks Later, Batushkha, Bilgilendirme, imdb, Internet
Sisli bir Istanbul Sabahı
Bu sabah sis var Istanbulda. Sisin etkisinden olsa gerek sabah az da olsa üşüyerek uyandım. Uykumu evvelki günlerden biraz daha iyi almanın bir rahatlığı kaplamıştı benliğimi.
Her zamanki yoldan ofise vardım şimdi ise bir bardağa elma suyu doldurup bir yandan onu tüketirken bir yandan bugüne başlıyorum.
Heroes'da sezon finaline 1 var. Bu bölümde *****SPOILER ******* birden fazla ölüm var*************SPOILER BITTI*********
Lost'un geçen haftaki bölümü hariç bek bir kötü sezona denk geldik. 3 sene daha oynayacak olmasına sevindiğimi söyleyemeceğim. Resme gelince siyah beyaz ve net bir resim olmaması benim ilgimi çekti. Kucaklamanın amacını isteyen istediği şekilde yorumlayabilir. İkinci üçüncü göz atıştan sonra bir kucaklama olarak yorumlamak daha akılcı geldi.
Neyse garip bir sapma olacak ama az önce yeni bir aksiyon macera filminin trailerina denk geldim. Jason Statham ve Jet Li bir kan davası yüzünden birbirlerini yoketmeye çalışan iki ezeli düşman. Bu mücadele sırasında ikilinin arasında kalanlar telef oluyor bulundukları şehir ile beraber. Filmin adı WAR pek yakında paylaşımda diye umuyordum ama filmin release tarihi eylül ortası gibi gözüküyor.
Gönderen Severus Snape zaman: 08:22 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, Bilgilendirme, Film, imdb, Internet, İstanbul, Lord Of War, Resim
Çarşamba, Mayıs 16, 2007
Erken Kalkan Vapurla yol alır ve MS - SMS kampanyası

Dört aydır her sabah köprüyü geçerken sinirlerimin yıprandığını farkettim. Bu sebepten biraz daha erken kalkıp karşıya Feribot ile gemeye karar verdim. Feribot yolculuğu sırasında da da bu bloga başladım. Dün itibarı ile Cumhurbaşkanı Necdet Sezer'in süresi resmen sona erdi. Görevine halefi seçilene kadar göreve devam edecek. Belirsizlik bu yaz bizi özellikle seçime girecek partileri nasıl etkileyecek. Iki yanlış bir doğru etmez ki. Ünlüler sirki diye bir program var. Dekolte seviyesi açısından bizim gençliğimizin Gece jimnastiğine eş değer. Bu zamanda böyle dekolte veya frikik tabir edilen anlık manzaralar ile rating peşinde kopacaklarına inanmak istemiyorum. Artık dijital yayın kaydediciler ve youtube ile o anları nokta vuruşu ile defalarca seyretmek mümkün. Turkcell bu sene de gençTurkcell için Stomp getiriyormuş. Bakalım beleş bilet bulabilecek miyiz bu sene. Geçen sen de le Guarda da şansımızi biraz fazla zorlamıştık. Bu haftasonu için güya arabayı servise götürecektim ancak cumartesi 19 mayısa denk geliyor. Babanın doğum günü. şimdi aklıma geldi ne hediye akşam diye. Kıyafet yada kitap belli müzik cd si olabilir. Bakalım bu gün düşünürüm bir şeyler.
Bu arada Turkcell'in web 2.0 kapsamında geliştirdikleri servisine bakabildiniz mi? Turkcell-imbenim gibi zor bir alt domain altında yeralan servise ben biraz bakma fırsatı buldum. Görsellik fonksiyonalite gayet güzel ama tam olarak web 2.0 ruhunu yansıttığını düşünmüyorum. Büyük ihtimalle yakalayacaklardır ruhu ama yakalamak ne kadar umurlarında o tartışlır.
MS diye bir hastalıkdan haberi olmayan var mı bilemiyorum. Ben böyle bir hastalığın varlığını ilk olarak 18 yaşında Amerikada öğrenmiştim. TV de nedeni bilinmeyene bir hastalık yüzünde tekerlekli sandalyede insanlar görmüş ve dehşete kapılmıştım. MS hala bir fenomen ve tehtid başına gelmeyenin anlamasına imkan olduğunu da zannetmiyorum. Ama bu konuda bir şeyler yapmak isterseyenlerin yardıma ihtiyacı var. Vaktiniz olursa ekteki mesajı okumanızı rica edecegim.
------------------------------------------------------------------------------------------
Sevgili dostum, Kıymetli arkadaşım,
Sayın ilgili,
Senelerdir uğraştığımız,
REHABİLİTASYON VE REKREASYON MERKEZİ’NİN
İnce inşaatın ve içinin tefrişi için yazılı basın,televizyon ve sinema reklamları ile desteklenen bir
SMS Kampanyası başlatılmıştır.
AVEA, TURKCELL ve VODAFONE ile yapılan ve gerekli yasal izinleri alınmış olan bu kampanya,
5776 ‘YA YOLLANACAK BOŞ MESAJ
Bu Katkınız kesinlikle (devlet denetiminde) ilgili proje çerçevesinde kullanılacaktır.
Sizlerden ricam bu yazımı 5776’ya yollayacağınız bir boş SMS ile cevaplandırmanız ve bu gönderiyi de
Şirketinize, grup arkadaşlarınıza hatta mail yazdığınız herkese ekleri ile birlikte yollamanız.
MS’e karşı SMS
Katkılarınız için şimdiden teşekkürler.
Saygı ve sevgilerimle,
Mert Ertüre
T.MS Derneği (0533 514 36 89)
Ynt. Krl.Üyesi ve Proje Koor. Bilgi için: www.turkiyemsdernegi.org
Pazartesi, Mayıs 14, 2007
Günümüz Masalları ve Hikayeleri üzerine
Masallar ile büyüttüler bizi. Kahramanlar her zaman mutlu sona ererlerdi biz de kerevetlerine çıkmayı umardık. Kerevet nedir diye üşenmedim açtım baktım. Üzerinde yatılan sedir gibi bir şey.
Şimdilerde ise masallar daha bir acımasız. İyiler her zaman gelip gelmiyor. Kötüler cezasız kalıyor.
Eskiden masalsı senaryolu filmleri seyrettiğimizde keyif alır mutlu olurduk. Şimdi ise masallara Reality TV çerçekçiliği girmeye başladı. Kırmızı başlıklı kızı kim bilmez herkes bilir kızın tek başına yaptığı mücadeleyi. Tam herşeyi kaybettiğini düşündünüz anda Avcının gelip onu kurtarmasını hatırlıyorsunuzdur.
O hikaye artık öyle değil. Kurttan kaçarken avcıya sığınır. Avcı ise günlerdir ormanda tuzaklarını kontrol etmekten hayvanları kovalamaktan usanmıştır. Eline kadın eli deymeyeli bayağı olmuştır. Pek bir çekici gelmiştir ormanın bu kuytusunda karşılaştığı küçük kız. Üstelik yawşak kurtdan kurtamıştır kızı. Üstelik av mevsimi açılmamasına rağmen buralarda görüldüğünü yetkililer öğrenirse hiç güzel sonuçlar olmaz. Kurdun da bu arada soyu tehlikede olan koruma altındaki hayvanlardan biri olduğunu düşünürsek bu garip kıyafetli kız için bir sürü sıkıntıya girmiştir. Hem kim artık kırmızı başlıklı pelerin giyiyor ki bu devirde. Bak ben sana söyliyeyim bu kız zaten yollu kesin yolluuu. Daha sonra avcı kırmızı başlıklı kıza seslenir "hişşşt bacım baksana bir daghika................."
İşte hikaye böyle devam eder sonra kızın cesedinin bulunuşu ve katilin tespiti,delillerin tespiti daha sonra davanın görülüşü, Cezanın uygulanması, şartlı tahliye (Türkiyede ise af ile salıverilme) falan başka TV dizilerinin konusu.
13 mayıs 2007 Pazar'ın getirdikleri
Dün anneler günüydü. Doğal olarak günü annemle babamla ve ananem ile geçirdim. Aslına bakarsanız daha yaratıcı bir gün de planlama yapılabilirdi ama trafikde sürünüp bir garip bir mekanda oturup çay ve kek olayı riskli geldi. Anneler günü daha önce olmadığı kadar hüzünlendirdi beni bu sene. Şüphesiz bir günü dramatik hale getirmekde üstüme yok. Nerede kalmıştık evet dün alemin en bilmiş Annesi Ayşe Arman ile yapılan bir şöyleyisi ilk paragrafı okudum ve tiksindim. Annelik sadece bir canlıyı 9 ay içinde taşıyıp çıkartmak becerisi değil. Asıl iş sorumluluğunu aldığım o minik insanı bir karşılık beklemeden tüm ihtiyaçlarını karşılayıp ona eldeki imkanların en iyisini sağlamak için kendi hayatlarını adamasi. Bunun nedenlerini anlamam mümkün olmasa da taktir etmemek imkansız. Bu günde annesi yanında olmayanları unutmamak lazım. John Milton'ın Paradise Lost adlı eserinde bahsedilen 7 ölümcül günah vardır. Kıskanmak bunlardan biridir. Bu insanlara nispet yaparcasına global bir şekilde Anneler gününü kutluyor olmamız bende yer yer vicdan azabına neden oldu gün boyunca itiraf etmeliyim. Neyse gelelim mesajıma Doğurmuş olsalar da olmasalar da evlat yetiştirmek çok ciddi bir misyonu gönüllü olarak ve de hayatlarını adayarak gerçekleştiren bu çılgın insanlar topluluğuna şükranlarımı sunarım.
Bu arada dün İzmirde iki ayrı performans sonrası 2 ayrı şampiyon çıktı Lig Şampiyonu Fenerbahçe ve Miting Şampiyonu İzmirliler. Özellikle mitingi seyrederken yer yer tüylerim diken diken oldu. Şampiyonlara Selam
Gönderen Severus Snape zaman: 09:20 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: 2007, Anneler Günü, Batushkha, İzmir, İzmir Mitingi, Turkcell Süperlig Lig, Şampiyonu
Cumartesi, Mayıs 12, 2007
Batman Akmerkezde Tarih 11.05.2007
Rasgele düşünceler sarar arasira beni. İçimdeki ses de diyebilirsiniz. Evet Kendi kendime konuştuğum söylendiğim anlar olur. Bu beni biraz deli göstermekle beraber gayet sağlıklı bir davranış diye düşünürüm.
Gelelim düşüncelerin ilkine. 1990 yılından beri farklı değişmiş olmasına rağmen bırakın yetişkinleri çocuklar için bile en son Batman Kostümünü bulmak bu ülkedene neden imkansız. Bunca ithal tüketimine rağmen niye en son modayı yakalayamıyoruz kostüm seviyesinde. Tamam dünyanın her yerinde Zara neredeyse aynı koleksiyonu sunuyor ama bu kostümlerin dağıtımını kim yapıyor.
Bu işe girmeli mi acaba en kaliteli oyuncakları tespit edip türk ailesinin hizmetine sunmak. Tek yapmam gereken bu konuda bir araştırma yapıp bir online dükkan kurmak.
Bir başka aklıma gelen konu ise Pazar günü İzmir de yapılması planlanan miting. Gördük ki mitinglerin yapıldığı şehirlerde katılım ağrılıklı olarak kadınlar tarafından gerçekleşiyor. İzmir ise kızları ile meşhur güzide bir ilimiz. Öte yandan Muğla'nın kızları ile ilgili bir atasözü de vardır. Ev alacaksan tuğladan kız alacaksan Muğladan diye. Ortalarda bir yerde bir tehtid var bizim alıştığımız yaşam biçimini kökünden değiştirmeyi planlayan bir tehtid. Her nasılsa bu tehtid kimse görmeden aramızda dolaşıp gizli veya aleni faaliyetlerine devam etmekte. Erkekler umarsız ve göçebe genleri ile olayı pek bir önemsemiyorlar gibi geldi bana. Kadınlar ise hem kendileri için hem de çocukları belki de torunları için endişeleniyorlar ve bunun için bir tepki veriyorlar. Kurtuluş savaşının kadın kahramanlarının torunları onlar. Hepimizin annesi , kardesi , kizi, karisi ve sevgilisinden bahsediyorum. Onlar bir çok şeyi biz olmadan da yapabilirler ama biz yapabilir miyiz? İşte bundan emin değilim işte o yüzden onlara bizim için yaptıkları bu mücadelede destek vermezsek kendimizi nasıl affedebiliriz.
Bir başka haber aldı beni benden. Habere göre hatunun teki eşini online mesajlaşma aracı ile bir çok erkekle aldatmış. Haberin özetinde yüzlerce gibi bir rakamdan bahsediyorlar ama 8 aylık bir süre söz konusu olduğu için pek inanasım yok. Bu araç bu arada hepimizin bir şekilde kullanmış olduğu msn messenger. Habere bir daha göz attım Kanal D de yayınlanan Dobra dobra adlı sansasyon peşindeki aşağılık programa çıkan bir kadın tarafından yapılmış bir açıklama. Hatun 8 ayda msn den tanıştığı 120 erkek ile buluşup 32 tanesi ile beraber olmuş muş muş. Programa katılan Zekeriya Beyaz dumur olmuş. Onun kadar cinselliğe liberal yaklaşan bir din adamı bile şok yaşamı. 8 ayda 31 kişi demek haftada bir adam ile beraber olmuş anlamına geliyor. Vallahi bu itirafın yalan olduğuna inandığım için fazla bir şey söyliyemeyecegim maşallah dışında. Program videosu burda siz karar verin.
Bir başka habere göre 5 yada daha fazla partner ile Oral seks yapanların gırtlak kanserine yakalanma ihtimalleri diğerlerin den çok daha yüksekmiş. Yazıda kaç misli yüksek olduğuna dair bir bilgi yok ancak bunun sebebinin Human papillomavirus (HPV) isimli bir virüs olduğunu söylüyorlar. Haydin bakalim burdan yakın. Şimdi yukardaki haber ile ilişkilendirirsek söz konusu hatun büyük ihtimalle 2 sene içersinde gırtlak kanserine yakalanacak. Başka bir bakış açısı ise bu çalışmanın oral seks karşıtı gizli bir organizasyon tarafından fonlana tarflı ve yanlış bir çalışma olduğu. Bu gerçekse dünya nüfusunun artışı yakın gelecekte çok daha süratli olacak insanlara fazla alan bırakmıyorlar seks konusunda.
Bir başka aklıma gelen konu ise Starwars franchiseı hakkında ama o biraz daha derine inecek ve bu yazıyı olduğundan daha uzun tutmak istemiyorum. Daha sonra.....
Gönderen Severus Snape zaman: 12:11 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, Dobra dobra, Haber, Internet, İzmir Mitingi, Kadınlar, Kanal D, Rastgele düşünceler, Starbucks, Starwars
Cuma, Mayıs 11, 2007
Karayip Korsanları Dünyanın Sonunda @ 25 MAyıs 2007 - Hikayenin sonu
Karayip'in korsanlarını son macerasına şahit olma tarihi bu gözüküyor. Gösterişli keyifli bir korsan filmi. O kadar uzun zaman olmuştu ki güzel bir korsan filmi seyretmeyeli. Öyle ki Peter Pan'in maceralarının beyaz perde uyarlamalarını bile korsan filmi kabullenen tatmin arama çabalarımı hatırladım bir an.
Errol Flyyn bu konu hakkında film çevirmiş büyük karakterlerden biridir.
Cut Throat Island diye bir film vardır bir de Geena Davis Mathew Modine ile başrolleri paylaşmıştı. Geena Davis kadın irisi bir aktirist olduğu için olması o dönemlerde fanatik bir okuyucu olduğum barbar Conan'in sevgilisi korsan Belit ile özdeşleştirdiğim keyifli aksiyon maceralardan biriydi film.
Karayip Korsanları serisi bir çok ünlü oyuncuyu barındırmasına rağmen benim film favorim ne Keira Knightley ne Orlanda Bloom varsa yoksa Johnny Depp ile Geoffrey Rush belki biraz Bill Nighy hani şu Love Actually filminde Christmas is all around aldı şarkı ile kaçan şöhret treninin son vagonun yakalamaya çalışan Rock Yıldızı eskisi olarak izlediğimiz şahıs.
Orlando Bloom için söylenecek pek bir şey yok aslında Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki elf Legolas adamın başına gelebilecek en güzel şeymiş hiç birimizin haberi yokmuş.
Keira Knightley ise üst tarafları zayıf olsa da güzel bir hatun ancak son resimlerindeki halini görünce anoreksi olduğuna dair şuphelerim oldukça arttı ve o kadar da güzel değil artık.
Hikayenin sonunu öğrenmemize iki hafta kadar kaldı. Sonra onlar erecek muradına biz çıkacaz kerevetine. Aslında şimdi aklıma geldi en Johnny Depp ve Keanu Reeves'in oynayacağı bir aksiyon macera filmi muhteşem olabilirdi. Heat'in eline su döküp dökemeyeceği ise büyük ihtimalle senaryo ve yönetmene bağlı olacaktır.
Kendime not: Bu Entourage'a sardım saralı Filmlere ve dizilere karşı daha bir ilgili oldum. Çabuk mu etki altında kalıyorum ne ? Gerçek Hayat dönmek lazım
Gönderen Severus Snape zaman: 16:12 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, Film, imdb, Karayip Korsanları, Pirates of The Carribean, Sinema
Perşembe, Mayıs 10, 2007
Insanlık Tarihçesi Adem ile Havva
İranlı Sanatçı Hamid Bahrami tarafından yapılmış bir karikatür. En büyük erdem kişinin kendi toplumunu ve inançlarını yeri geldiğinde yerebilmesidir. Çalışmaları oldukça başarılı. Bir Karikatür ile benim dikkatimi çekmeyi başardı doğrusu. Kişisel sayfası için buraya bakabilirsiniz.
Gönderen Severus Snape zaman: 14:44 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, Bilgilendirme, Hamid Bahrami, Internet, Karikatür
Hayat hakkında her şey Coupling UK ve Jeff Murdock
Kadın Erkek ilişkileri hakkında öğrenmeniz gereken her şeyi bu dizide bulabilirsiniz. Ne yazıkki sadece dört sezon süren bu dizinin teması kadın erkek ilişkileri ve bu iki cinsin sekse ve ilişkilere bakış açılarını anlatıyor. Üstelik bunu yaparken gülmekten kasıklarınıza ağrılar girmesi içten bile değikl. Neredeyse garanti ediyorlar.
Coupling UK gibisini malesef bir daha bulamadım. Aslında ilk 3 sezonun tadını 4. sezonda da bulamadım. Uzun lafın kısası bu sıradışı dizideki asıl cazibe kaynağının Jeff Murdock olduğunu farkettim. Her erkeğin içinde bir dönem yaşamış olan veya hala yaşayan o saf, kafayı seks ile bozmuş kadınlara bir bütün olarak olmasa dahi belli bölgeler itibari ile tapan özgüveni olmayan kendi dünyanın en mükemmel erkeği bence Jeff. Aslen bir muhasebeci olan Jeff dizideki bir başka ana karakter olan Susan ile aynı firmada çalışmaktadır. En yakın arkadaşı (Porn Buddies seviyesinde) Steve ile tanışmalarına vesile olmuştur. Kendisi Steve'in Jane ile ilişkisini kesmesinde en büyük etken olmuştur bir bakıma hayatını kurtarmıştır.
Burada küçük bir ara verip Porn Buddies kavramına açıklık getirmek isterim. Tamamen hayali bir kavram olup söyle açıklanabilir. Bu yanlız yaşıyan en az iki bekar erkek arasında kurulan bir bağ'ın tanımıdır. Bu iki arkadaş birbirlerinin ev anahtarlarına sahiptirler ve taraflardan birinin ani ölümünde diğeri müteveffa kişinin ailesi ve sevdiklerinden önce eve ulaşıp evdeki "porno" sınıfına girebilecek materyalleri ortadan kaldırmakla yükümlüdür. Bu şekide ölen kişinin hatırası ve saygınlığı korunmak ile beraber hayatta kalan kişi ele geçirdiği materyallerin sahipliğine kavuşmu olur. En yakın arkadaşınızın kaybını ne derece hafifletir bilinmez ama kesinlikle bir telafi unsuru vardır. Bu anlaşmalarda taraflar bazı konulara dikkat etmek zorundadırlar beraber hayatlarını tehlikeye atacak maceralara atılmamaları gibi.
Benim dizide en sevdiğim bölümlere gelince; The Girl with Two Breasts (Shadaim) , The Man With Two Legs, Naked, The Freckle, The Key And The Couple Who Weren't ve en iyisi olmasa dahi final sahnesindeki Spiderman dansı ile gönlüme taht kuran Perhaps, Perhaps, Perhaps
İnsan hayatına ışık tutan bu altı kişiyi sevgi ve kahkahalar ile hatırlıyorum. Steve Taylor,Jane Christie,Susan Walker,Sally Harper,Patrick Maitland ve tabikii Jeff Murdock sizinle çok teşekkürler nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız.
Bu arada Eğer ingilizce biliyorsanız bir sürprizim var. Dizi bittikten sonra kahramanlarımızın neler yaptıklarını merak ediyor musunuz? Buradan okuyabilirsiniz.
Spiderman dansını merak ediyorsanız onuda buradan seyredebilirsiniz.
Gönderen Severus Snape zaman: 14:28 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Batushkha, BBC Online, Comedy, Coupling, Coupling UK, Jeff Murdock, Shadaim, Sitcom, TV
Salı, Mayıs 08, 2007
Pazar Akşamı Sineması @ Bonus Premium Trio
Aslında dün akşam size Entourage adlı dizi hakkında bir şeyler yazıp övüp övüp bitiremeyecektim. Ancak dün akşam evde uğraştığım bir kaç konu nedeni ile blog'un başına geçemeyince dizi hakkında kafamdakileri dökmem mümkün olmadı.
Onun yerine pazar günü akşam üzerinden bahsedip bu güne yansıyan bazı izlenimleri paylaşmak istedim. Öğleden sonra Spider-man 3 e gitmeye karar verip mybilet'den biletimizi aldım. İşlem ücreti ödemek gücüme gitse de şöyle bir gerçek var yer bulabilme stresi yaşamıyorsun kendi biletini kendin seçiyorsun.
Filmin öncesinde bir şeker krizine girip gereksiz derecede çikolatalı Starbucks ürünleri tüketiverdim. Espresso brownie , brownie cheesecake ve venti caramel frappaccino dan oluşan saçma menü reflü sorunları yaşadığım şu dönemde pek akıllı bir hareket olmadı doğrusu. Sonra arkasından büyük bir mısır ve becks ile abartıya bir nokta koyduk.
Filme gelince deneyim gibisi yok doğrusu her bir Örümcek adam filmi bir öncekinin daha
ilerisine ulaşmayı beceriyor. Hikaye ilginç olmasında rağmen aksiyon ve CGI'ı çıkarınca senaryo bakımından dialoglar ve duygular açısından pek bir arabesk film olmuş. Ama bu yönetmen Sam Raimi'nin kardeşi ile senaryoya da girmesinden kaynaklanmış anladığım kadarı ile. Yönetmen için Senaryonun kafasına yatması çok önemli tabi ama işi kendisi yapmak yerine profesyoneller ile beraber çalışarak yapması daha başarılı olmasına mani olmuş. Bu arada Mum dibine ışık vermez derler nedir bu hısım akrabaları milyon dolarlık projelere dahil etme hevesi. Aile desteği önemli tabi ama böyle önemli bir seri de daha özenli davranmasını beklerdim. Etik açıdan tabi. Belki de Seriden sıkılıp bir son vermek istediği için böyle davranmış da olabilir.
Sayfanın trafiğini kontrol etmek için baktığımda bloga gelenlerden biri
google da "spiderman 2 mary jane göğüsleri" 'ni aratırken buraya gelivermiş. İzmirli bir Adsl kullanıcısı olan bu kişi için gerçekten üzüldüm. İzmir gibi bir şehirde yaşayıp Kirsten Dunst'ın göğüslerine ilgi duymak hiç sağlıklı değil. Büyük ihtimalle İzmire okumaya gelmiş anti sosyal bir üniversite öğrencisidir. Acilen İzmir'in kızlarının bu arkadaşa el verip içinde bulunduğu durumdan kurtaması gerekir zira bir seri katil yetişiyor olabilir. Kirsten Dunst'un göğüslerine gelince resimlerden de göreceğiniz gibi yok öyle bir şey.
Pazar, Mayıs 06, 2007
Yeni cumhurbaşkanı kim olacak
Bir pazar günü daha. Öğlene doğru bizimkilere uğradım. Dışarda tam bir yaz pazarı havası var. Aklı olan kendini arabasız olarak dışarı atar. Kırlar bahçeler bizleri bekler. Abdullah Gül adaylıktan çekildiğini açıklamış. Tuncay Özkan Cüneyt Arcayürek programını seyrederken Ananem den dayımın kazakistandan döndüğünü söyledi eli kırılmıştı. Hala tam olarak iyileşmiş değilmiş. Tv programının konusu cumhurbaşkanlığı seçimi idi. Ananem bir anda parlak 1 fikir veya ilham ile 'Batushkha' olsun Cumhurbaşkanı deyiverdi. Sonra kendi fikrini çok beğenmiş olsa gerek Bana aday olmam için ne yapmam gerektiğini sordu bende benim o iş için genç olduğumu dayımın daha uygun olduğunu söyledim. Ananem ise dayımın yaslandığıni söyledi. En komiği ise iş yerimden söyleseler aday olup olamayacağımı sordu. Inanılmaz motive gördüm kendisini. Ben öğle yemeğini yerken o da öğlen uykusuna yattı. Bana pek 1 düşkün değil mi? Bütün bu rejimin tehlikede olması hikayesine en akıllıca ve güvenli yol olarak benim olmamı uygun gördü. :)
Gönderen Severus Snape zaman: 15:28 0 yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Aile, Anane, Batushkha, Cumhurbaşkanı
Cuma, Mayıs 04, 2007
Spiderman 3 Sinemalarda 04 Mayıs 2007
Bugün Spiderman 3 bütün dünya ile beraber Türkiyede de vizyona girdi. Peter Parker iki film boyunca peşinden koştuğu Mary Jane Watson ile niyahet bir ilişkiye başlayabiliyor. Zaten çizgi romanı takip ettiyseniz bilirsiniz Peter Parker ve MJ arasına giren hep Spiderman (Spidey) olmuştur.
Digg de dolaşırken "Spider-Man watch: what the mechanical webshooters would have looked like " başlıklı haberde Örümcek adam'ın ağ fırlatıcıları ile ilgili bir konsept dizayndan bahseden makaleye denk geldim. Sonra bir baktım ki filmin vizyona giriş tarihi bugün. Sonra aklıma Örümcek adam'ın filmde nasıl ağ fırlattığı geldi. Örümcek adam serisi ile ilgili bir kaç hayal kırıklığımdan biride budur. Filmde Örümcek adam (Aka Spidey) bileklerinden doğal ağ fırlatır. Çizgi Roman da ise başarılı bir kimya öğrencisi olan Peter Parker babasının geliştirdiği bir formülü mükemmelleştirerek yine kendi dizaynı olan mekanik ağ fırlatıcılarına kartuş olarak takar ve ağını bu şekilde fırlatır. Ağlar zaman içersinde erir gider ama çok kuvvetlidirler.
Filmde ağ fırlatma becerisi ise örümcek ısırığı ile kendine geçmiş özelliklerden biri olarak anlatılır. Halbuki bu özellik Örümcekten geçtiyse ağı bileğinden değil anüsünden fırlatması gerekir. Tabi Kostüm de de buna uygun delikler olması gerekirdi. Aslında 300 ve Sin City gibi filmler bu sebepten benim gözümde Spiderman serisinden daha başarılı sinema uyarlamalarıdır. Frank Miller her iki projenin de içinde aktif olarak yer aldı.
Spiderman serisi ile ilgili ikinci hayal kırıklığı ise kullanılan bilgisayar animasyonlarının gerçekçiliğinin tatmin edici olmaması idi. Elim mecbur çocuk ruhluyum bir ara gidip seyredeceğim. Ya siz?
Çarşamba, Mayıs 02, 2007
FHM'in En seksi 100 Hatunu

FHM dergisi tarafından alemin en seksi hatunları belirlenmiş. Gerçi bu tür dergilerin her biri kendilerine okuyucularına bir seçim yaptırıyor. Listenin tamamını buradan okuyabilirsiniz. Ali Larter "hakikatten yahşi bir hatun" yorumları ile ilk algılamamız gerçekleşmiş olsada heroes adlı dizi ile gözlerimiz aşina oldu hatta oldukça aşina oldu ki kusur bulmaya başladık. (Göğüslerinin ufak olması mesela ) . Listenin diğer üyelerine bir de siz göz atın bakalım.
.
Salı, Mayıs 01, 2007
1 mayıs salı trafik ızdırabı

Bu sabah erkenden yapılan uyarı sayesinde elimi çabuk tutarak ise gitmek için yola çıktım. Vali hakikatten evlere şenlik yolları tek şerite indirip araçları arıyorlarmis. Şüphesiz son 20 senenin en talihsiz sakinleriyiz bu şehrin. Depremi saymazsak bu dinamik ikili şehrin başına gelmiş en büyük siyasi felaket. Şehirde inkar ettikleri suç oranlarının kurbanı olup maddi manevi sağlık kaybına uğrayan insanlar süratle artarken kamu yöneticileri olarak verdikleri kararlar ardarda çuvallıyor. Sadece köprüye ulaşmak 1 saatden fazla sürmesini bekliyorum. Dün akşam mükemmel yabancıyı seyrettim Akmerkez afm de. Altunizade millenium bank önüne 50 dakikada geldim. British tabacco aracına denk geldim yolda. Arabanın yanındaki logo korkunç iki adet aslan veya griffin almış bir şövalyeyi aralarına resmen sandwic yapmışlar veriyorlar ayarı izlenimi verdi. Belki de yolda rezil olmak etkilemiştir beni kimbilir. DGK Aradı şimdi oda yolda kalmış.






