Salı, Ekim 30, 2007

Yatağan Mugla da nefes alabilmek

Muğla; Türkiye Cumhuriyetinin en güzel ve karakteristik illerinden bir tanesi.

Özellikle Yerleşim olarak bakıldığında her bir ilçesi beldesi ayrı bir şehir ayri bir kültür sahibi.
Insanları bile birbirinden farklı.


Eski Yunan Helenik şehir krallıklarını anımsatan bir yapısı var. Her biri ayrı bir cumhuriyet.

Muğla denince insanın hayalinde mavi ve yeşilin kavuşması gelir. Türkiyenin Ormanlık alanlar ve muhteşem koyları açısından en zengin illerinden biridir. Bu gün ilin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerinde sebebi budur aslına bakarsanız.

Muğla'da toprak ile ilgili yapabileceğiniz falliyetler sınrlıdır çünkü 1.5 metreden derine inen kazılarda tarihi bir eserle karşılaşma olasılığınız oldukça yüksektir. Buralardaki yerleşim merkezlerinde yapılan altyapı çalışmaları sırf bu nedenden ötürü diğer bölge yerel yönetimlerine kıyasla daha pahalıya malolur.

Ege bölgesinin karakterisitik kıyı yapısının yanı sıra bakir ve yerleşime açılmamış koyları ile yat turizminde de dünya çapında popüler illerimizden başında gelir. Muğla Nüfusunun büyük bir kısmı geçimini tarıma ve madencilik ile kazandığı için yerleşimler genel olarak ovalara , tarıma elverişli arazilere ve yeraltı kaynaklarının bol bulunduğu yerlere yakın yerleşimler kurulmuştur. İnsan eli değmemiş koy zenginiliğini olumlu olarak etkilemiştir.

İlk çağlardaki adı Karya olarak anılan Yatağanilçesin tarih boyunca yer altı zenginlikleri nedeni ile dikkati çekmiştir. Cumhuriyet döneminde de bu özelliği öne çıktığı için bu bölgede inşa edilen ilk termik santral için Yatağan seçilmiştir.

Yatağan Termo elektirik santrali ilçe merkezine sadece 3 km. uzaklıkta, Yatağan-Milas karayolunun kıyısında kurulmuştur. Santralin kömür ihtiyacı Eskihisar bölgesinden ve Tınaz-Bağyaka’dan karşılanmaktadır. Soğutma ve katma suyu ihtiyacı Dipsiz kaynaklarından sağlanmaktadır. Santralde üretilen enerji, 154 kV ve 380 kV’luk enerji nakil hatları ile enterkonnekte sisteme iletilmektedir.

Bölgenin ve Türkiyenin enerji ihtiyacının ciddi bir bölümünü sağlamakta olan bu santral ilçe merkezine yakınlığı nedeni ile bölge halkının sağlığına ciddi tehtid oluşturmaktadır.

Tabi bu sadece benim görüşüm. Santralin Baca Gazı Kükürt Arıtma Tesisi devreye alındıktan sonra atmosfere zararlı gaz çıkışının tamamiyle önüne geçildiği iddia edilse de Yatağan'ın yakınından geçerken bacalardan çıkan dumanı görünce zararsız olduğuna inanmak olası gelmiyor. (bkz. resimler)

Global Isınma yüzünden toplu ölümler henüz başlamadı ama Türkiyede faaliyet gösteren termoelektrik santrallerin yakınındaki yerleşimlerde yaşayan insanlarımızda solunum yolları ile ilgili ciddi hastalıklar ve ölümler her nasılsa bir türlü bu santraller ile ilişkilendirilememekte.

Bu tür tesisler bulundukları çevrede istihdam yaratmaları nedeni ile ve kamu iyiliğinden ziyade kâr etme baskısı ile yönetilmelerinden kaynaklanan nedenlerle bir şekilde hasır altı ediliyorlar.

Bu sebepten dolayı kusura bakmayın ama dünyayı global ısınmadan kurtarmadan önce Türkiye cumhuriyeti kaynaklarını ve insanlarını krutaracak bir planla karşıma çıkılmasını bekliyorum.

Bırakın Dünya nüfusunun geri kalan kısmı global ısınmaya bir çare arasın dursun biz ülkemizin kaynaklarını insanlarını kurtarmaya çalışalım çünkü bu ülkeyi kurtaramazsak gidecek başka yerimiz yok yaşanabilecek diğer tüm ülkeler vize istiyor ve vize vermek için analarını nikahını istiyorlar.

Pazar, Ekim 28, 2007

2007 Ekim sezon kapanışı

Dün aksam 0400 itibarı ile kış saati uygulamasına geçtik. Yola 0745 gibi çıktık. Dolu bir depo ve mutlu bir aile olarak yola çıktık. Yatağan dan geçerken kasabaya baktım ve içim parçalandı. Yolculuğun 2. Saatinde Izmire varmıştık. Manisa'nin içinden gecen yolda inşaat nedeni ile geçemedik. Şu an saat 11:15 akhisar ramiz de köfte yiyoruz.

---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Kişisel bir not - teknoloji birbirimizde uzaklaştırıp yanlızlik ve bağımlıl��ğın kucağına itiyor.

Yanlızlik insanı bağımlılıkların kucağına iten. Iletişim ve temas ile insanlık yolunda ilerleme kaydediliyor.
Elektronik çağ sayesinde yeni iletişim metotları kullanildiğini zannedip aslında arada mesafeler büyük ken kullanılması gereken araç ve metodları her güne her mesafeye kullanmaya başladık. Eskiden ayda 1 görüştüğümüz insanlarla şimdilerde Facebook'da seneler sonra karşılaşınca mutlu olmaya başladık. Şu anda kullanılan bütün iletişim araçları mesafeler uzak iken kullanılmalı aksi kullanım günlük kullanım bizi birbirimizden uzaklaştırıp yapay dünyalara ve bağımlılıklar ile dolu 1 dünyaya karanlık 1 dünyaya doğru itiyor.

---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Cumartesi, Ekim 27, 2007

Akyaka resimleri 27 ekim 2007

Senelik rutinlerden 1i için bir kere daha akyakaya geldim. Annem babam ve ananem yaz sezonunu kapatıyor çok güzel ve huzurlu üstelik şehrin tüm konforuna sahip 1 cennet köşesi



---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Rastgele düşünceler -Havaşla Dalamandan gökovaya giderken

Tam 10 sene daha genç olduğum dönemde Viyanaya bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim.
Yolculuk öncesi bir kaç ay önce sabancı holding yeni halka arzı yapılmış bende halka arza katılıp bi kaç lot almıştım. Ekim ayına kadar iyi pirim yapınca bende o parayla kendime bir viyana bileti almıştım.

Güzel bir tatildi soğuktu ama güzel bir tatildi. Büyük amcam Turan'ın büyük oglu Ersin 12 eylülden sonra siyasi nedenlerden dolayı viyanaya göç etmişti. Eczacılık okuduğu senelerde siyasi olaylara karışmış ve o sırada bürokrat olan babam bazı paşa tanıdıklarından rica ederek kendisini nezarethaneden çıkarmıştı. Okulu bitirip master ayağına Avusturya ya gitmiş ve iki sene öncesinde Amcam vefat edene kadar da orada yaşadı.

Amca oglu Ersin ile ilgili çok garip bir rüya gördüm dün aksam. Rüyalarımı sonrasında pek hatırlamasam da bu rüyanın hemen arkasından uyandığım ve ürktüğüm için hatırlıyorum. Rüyamda Belçikada polis sorgusunda idim. Sorgunun nedeni ise emmoglu Ersin orda intihar etmiş ve bende naaşını Turkiyeye getirmek için oraya gitmişim. Polis ölüme bir açıklık getirmek için beni sorguluyordu. Hatta bir müzakere biçiminde ilerliyordu sorgulama.

NŞA (Normal Şartlar Altında) totom açıkta kalmış diyerek bu konu üzerinde durmazdim ancak ii saatte olsunlar dan bir öngörü aldım diye stress yaptım. İşte nedenleri

1. Ersin'i hayatımda 2 kere görmüşlugum vardır en yakın tarih ise Amcamın cenazesiydi. Baba tarafında aile bağlarının pek kuvvetli değildi hatta büyük amcam ve ailesi ile olan en zayıfıdir. Oyleki amca oğlunun adının Ersin olduğuna bile emin degilim (kuzenin adı Ercan mış Ersin degil. Yakın değiliz demiş miydim?) Viyanadayken Ercan orda yaşıyordu ve aramak aklıma bile gelmedi. Böyle 1 adamın cenazesini getirme işini neden üstleneyim? Bu arada kendisi İstanbulda sağlıklı ve 1 eczane açmış.

2. Belçika ile hiç işim olmadı hatta samsonite çantam bile olmadı. Tek bildiğim Belçika'nın Fehriye Erdal ile sağladığı kolaylıklar. Neden belçika merak ettim.

3. Bu Hakkari olayları herkes gibi beni de hassaslaştırdi. Baba tarafındaki baglara geri dönersek en kuvvetli bağlar 5 kardeşin en ufak olanı Demir amcam (Kendisi de daha önce rahmetli oldu) ve oğlu şu anda Hatay'da Jandarma olarak acemilik dönemini tamamlıyor. İstanbul doğumlu ve kütüklü biri olarak kuvvetle muhtemel usta birliği Hakkari veya Şırnak civarlarında olacak. Annesi burada yanlız o da benim gibi bir anne kuzusu ve ben onun için endişelendim.

Edit : {06112007} Küçük Amcamın oğlunun dağıtımı belli oldu Hakkari'ye karakola gidecek miş! Uzun dönem er olarak askere gitmek için gerçekten kötü bir zaman seçti.

Ne kadar saçma nedenler olursa olsun bu kadar net olunca insan değerlendirme kriterleri etkileniyor.



---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Genetik denilen mucize kod

Dalamandan gökova sapagına varmak tam 45 dakika sürdü. Sapaktan indiğimde 4 evlerin bekçisi Hilmi beni akyaka'ya götürmek için bekliyordu.
Eve vardım öpüp koklastık bir soda içtim dişimi fırçalayıp yatmadan önce Sabah gazetesine bir göz attım. Derimod son sayfada tam sayfa ilan vermiş. Şarkıcı Yalın (Gerçek adı Hüseyin Yalın) ve Erol Engin yan yana çok şık ve elegan bir poz vermişler. Gecmisten geleceğe Derimod mesajı çok başarılı bir şekilde verilmiş.

Bu mükemmel konsept ile ilgili tek 1 sorun var. Reklamda kullanılan Modellerin 2 si de yalan. Bir tanesinin ismi yalan (Yalın) , diğerinin ise saçları. EE ben kendimi bildim bileli kafatasının üzerinde duran o sentetik halı bozmasını bizlere saç diye yutturmaya çalışıyor. Bir sanatçı ve mimar olarak izlediği örnek ve başarılı çizgi bu yalanını yüzüne vurmamıza engel oluyor çünkü kendisini seviyor ve taktir ediyoruz. Son 1 kaç senedir peruk stilinde revizyona gitti hala anlaşılsa dahi saçı daha bir andırıyor. Bu arada EE ve oğlu yanyana geldiklerinde ikisinin baba oğul olduğunu herkes ilk bakışta rahatça anlayabilir. Genetik benzerligi atlamaya imkan yok. Armut Hik demiş burnundan dibine düşmüş. (Tek cümlede iki atasözü ;-) ) . Murat Evgin babasından devraldığı genetik mirası babasından daha olgun bir şekilde benimsemiş. Genetik havuzdan payına düşen malzeme ile herhangi bir kozmetik müdahale de bulunmadan gayet başarılı olmuş. Gizlemeye çalışsan da senden sonra gelenler ellerindeki ile barışık olur ve sen yaşarken 1 yalancı gibi çıkarsın ortaya.

Derimod'a gelince verdiği devamlılık mesajı çok akıllıca tek sorun seçtiği karakterlerin hayatlarında yalan ve aldatmanın net bir şekilde olması ve bunların kolayca kendi markaları ile ilişkilendirilebilir olması. Öte yandan hafızası olmayan toplumda yeterince para harcarsaniz ne kadar kötü bir proje olursa olsun arası mümkündür.





---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Cuma, Ekim 26, 2007

Facebook'la yüzleşme

Türkiye ortalaması söz konusu olursa ortalamanın üzerinde bir süredir Facebook kullanıcısıyım.

Hala varsa bilmeyen Facebook bir network sitesi. Başlangıçta tek bir kampüs içersindeki öğrenciler için başlayıp bütün bölge üniversitelerini süratli bir şekilde içine almış ve günümüzde e-mail adresi olan herkese açık bir sosyalleşme sitesi. korkunç üye sayısı ve girdiği bölgelerde ki internet kullanıcısına penetrasyon hızına verilebilecek en yakın örnek resident evil filmindeki korkunç virüs.

Türk kullanıcısına En temel faydasi hayatlarının bir kenarından dokunup gecen herkese sisteme kayıtlı ise 3 mouse klikı ile ulaşabilir kılması.

Ufak yaratıcı web aplikasyonları arkadaş onaylarından sonra biraz daha fazla vakit geçirmeye ikna ediyor.

Uygulamalar tek kaynaktan çıkmadığı için çok sayıda ve çeşitli. Bana biraz Simon R. Green 'in roman kahramanı John Taylor'ün tanımını yaptığı Nightside'in sanal halini hatırlatıyor. "Beklentilerin ne olursa gel senin tüm ihtiyaçlarına cevap verecek, hatta mahvına bile sebep olacak bir şeyler bulunur".

Kayit süreci ve kullanım çok kolay bir geri zekalı bile lira bir süre içerisinde bir şeyleer başarmanın hazzını yaşayabiliyor. Poke edene poke back yapmak bir zekadan çok refleks istiyor. Poke etmek birinin başka birini parmak ile dürtmesi anlamına geliyor. En azından Facebook'da bu şekilde kullaniliyor.

Tamamen yatay bir organizasyon kıdem yok kademe yok sadece sahip olduğun arkadaş sayısı ve sahip oldugun resimlerde kaç tane arkadaşın olduğu var.
Grup kurmak basit ve herkese açık böylelikle ' ebemi de bulacam allahım izniyle Facebookda ' gibi derin amaçlara hizmet eden gruplarla haşır neşir olunabilinir. Bir Facebook kullanıcısının bu uygulamada dikkat etmesi gereken (zekaya ihtiyaç duyacağı) tek yer kişisel ve iletişim bilgilerinin mahremiyetinin arzu ettiği seviyede olup olmadığı. Bir anda milyonlarca kişi kıçında teneke çalıyor olabilir farkettirmeden.

Mobil arayüzü ile anlık durum bilgisini güncelleme imkanı ayrı bir bağımlılık yaratıyor.

Grup yaratabilimek ve amaç yaratabilmek türkiyede görüldüğü kadarı ile kafa karıştırıyor. Amaçlara katılınca amaç için verebileceğin ya emek yada bağışta bulunabiliyorsun grup ise ortak bir yönleri olan insanlar topluluğu. Lise sınıf arkadaşım aptuş bile bu ortama kaydolup arkadaş listesine beni ekliyorsa epey 1 yazılmış demektir

Tek bir Pozda Yaşam





Perşembe, Ekim 25, 2007

Yep yeni bir Nip / Tuck gümbür gümbür geliyor

Televizyonun en sıradışı dizilerinden biri olan Nip / Tuck 30 Ekim salı günü Amerika'da 5. Sezona başlıyor.

Internetten takip ettiğiniz diziler varsa ve Nip / Tuck bunların arasındaysa geçen sezon (Cnbc-e de bu sezon ) neler olduğuna dair bir fikriniz vardır mutlaka.

------ 4. Sezon ile ilgili spoiler içerir*----------------

Takip ettiğim diziler arasında keyifle izlediğim ilk üç dizinin içersinde bulunan Nip/Tuck 4. sezon sonunda Miami'ye veda etti.

Yapımcılar oldukça akıllı bir manevragerçekleştirmiş oldu. Her ne kadar TV de yayınlanan diziler arasında iyi bir sıralamaya sahip olsa da kahramanların hayatında bir değişikliğe ihtiyaç vardı.

Özellikle Nip/Tuck gibi sıradışı dizilerde yıllar ilerledikçe yapımcılar Ceteris Paribus kavramına takılıp kaldıklarında dizi izleyicileri bir süre sonra karşılarında kafayı yemiş, çılgın bir şehirde yaşayan nasipsiz bedevileri izlediklerini farkedip dizilerden soğuyorlar.

Yapımcılar karşılarındaki tehlikeyi önceden farkedip sıradanlığa düşmeden kahramanların hayatında radikal değişikliğe gittiler ve sezon finalinin hemen ardından 3 sezonluk yeni bir sipariş daha aldılar.

İşin gerçeği Miami de çekimleri gerçekleştirilen dizilerin yarısından fazlası zaten lokasyonlarını seyircilerinden habersiz california'ya taşımış durumda. Bunun en büyük sebebi ise çekimlerin yapıldığı dönemlerin kasırga sezonuna denk gelmesi ve kötü hava şartları nedeni ile üretim maliyetlerinin çok yükselmeye başlaması. Allahın bildiğini kuldan saklamak için çaba sarfetmekten de kurtulmuş oluyorlar.

Yeni bir sıradışı bir şehirde yeni şehrin dinamiklerini öğrenirken seyredecegiz kahramanlarımızı. Üstelik Nip /Tuck 5. sezon ön izlemeleri ile ilgili yorumlar oldukça başarılı.



Sinema 24-31 Ekim Ferzan Ozpetek! / Cinema 24-31 October 2007

Ferzan Özpetek Filmleri


Çarşamba, Ekim 24, 2007

Koskoca Dumbledore yaptıklarına bak

Bütün Türkiye gündemi ve sorunları dışında başka bir dünya ve onun gündemi var. Bu sıralar Harry Potter serisinin son kitabına (Harry Potter and the Deathly Hallows ) başladım 150 sayfa kadar ilerledim. Kitap 1 şekilde süratli ilerlememi sağlıyor ancak başka 1 yazarın kitabını okuyor hissinden kurtulamıyorum.

J.K. Rowling
, bu kitabı kadar o kadar para kazanmış ki sankim 1 taşeron tutup ona yazdırmış gibi geldi. Son macera boyunca ilerledikçe bu düşüncelerimin de değişmesi olasılıklar dahilinde tabi.

Bu günkü konu başlığına neden olan haberi ilk olarak sci-fi wire haberlerinde pazartesi okudum. Özetle yazar Hayri Pitir'in 5 kitap boyunca akıl hocalığı, korumalığı, baba figürlüğü ve kurtarıcilgi rolünü defalarca başarı ile oynayan alemin en büyük büyücüsünun cinsel tercihinin hemcinsleri üzerine olduğunu açıkladı.

HP bütün ergenlik dönemini bu adamın kanatları altında geçirdi. Bir Pedro Almodovar filmi Bad Education (La Mala Educacio'n) dan etkilenerek taciz ihtimalini düşünmedim degil. Bir görüşe göre sapıklık denilen şey cinsel tercihlerin genel uygulamaların dışında veya karşı tarafın rızası olmadan uygulama dürtüsüne denmez mi?

Konu dışı olacak ama Küçüklerin eğitimi sırasında onlara en mümkün olan normal ortamın sağlanması gerektigini düşünüyorum dolayısı ile Sihir bakanlığı toplumlarının ilim yuvasının temel eğitiminin başını seçerken sadece akademik kriterleri dikkate almışlar ve patlamışlar.

Homofobik biri olarak gaylerin oyuncu olarak karakterlerine çok yüksek katma değer kazandırdıklarına inanıyorum. Bakınız Yüzüklerin Efendisindeki Gandalf (Iam McKellen) ve tabi Harry Potter'in Dumbledore'unu canlandıran Micheal Gambon.
Sorun şu serinin tüm setini okumaya özen gösteren biri olarak karakter gelişiminde en ufak bir ibareyi farketmemiş olmama bozuldum sanırım başka bir şey değil.

Salı, Ekim 23, 2007

Kasvetli Günler

Pek çok Türk vatandaşı gibi pazar gününden beri keyifler pek bir kaçık.
Her gün her bir gazetede çarpışma sırasında Şehit olanlar hakkında ayrı bir dram var.

Gözlerim daha bir kolay "dolu dolu" oluyor bu günlerde. İçimde bir sürekli bir öfke var Haberi ilk duyduğum andan itibaren haysiyetli bir duruş bekliyorum hükümetten günler dakikalar geçiyor umutlarım azalıyor.

Bırakmışım referanduma üzülmeyi bir kenara ama içinde bulunduğumuz omurgasız duruşa düşürenlere kızıyorum.

Sekiz askerimiz kayıp ortada yok onların peşinden gidecek iradeyi bile gösteremiyoruz. Israil esir düşen askerleri için sorumlu olduğuna inandığının dünyayı başına yıkıyor kimse bir şey diyemiyor.

8 Asker. Vatan borcu için Anaları babaları tarafından davulla , şenlikle gururla, askere gönderilmiş bir yerlerde birilerinin evladı.

Onlar Vatan borçları için gitmişler askere peki bu Hükümet onlara hizmet için geldiği bu noktadan neden sahip çıkamıyor evlatlarına. Varlığının nedeninin bu insanlar olduğunun farkında değiller mi?

Allah Analara, Babalara, Haber alınamayan vatan evlatlarına kuvvet, yetkililere cesaret ve doğru harekette bulunacak irade versin.

Cuma, Ekim 19, 2007

Selamlaşmak nedir? Neden Selamlaşırız

Istatistiklere bakarken belirdi bu soru aklımda......

Tüm toplumların uyguladıkları en eski geleneklerden birisi bu. En ilkel çağlardan beri devam etmekte. Çok köklü eski ve bir o kadar basit bir temele dayanıyor.

Iki tarafın arasında herhangi bir selamlaşmanın olmaması taraflardan birinin diğerinin varlığına karşı tehtid oluşturuyor olarak yorumlanır. Selamlaşmayanlar arasında düşmanlık ve şiddet potansiyeli var demektir.

Bu sebepten bir mekan girildiğinde ortaya bir selam bırakılır. Böylelikle kişi hem barışçıl niyetle geldiğini ortamda bulunan diğer insanlara beyan etmiş olur hemde bırakılan selama verilen reaksiyonlardan kimlerin potansiyel tehtid olduğu hakkında bir fikir edinecektir.

Selamlaşmanın en temeli olan el sıkışmasının esasına bakılırsa bunu daha net bir şekilde görülür.

El sıkışma rutini bellidir. Iki taraf birbirine yaklaşır ve karşılıklı sağ eller kenetlenerek aşağı yukarı sallanır. Buna antropolojik olarak yaklaşılırsa (Ben antropoloji gördüm), ateşli silahların keşfinden önce birebir mücadelelerde kullanılan kama, kılıç ve benzeri silahların bu durumda kullanımına otomatik olarak sınırlama getirmiş olunuyor. Toplum içersinde sağ elini kullananların oranı çok yüksek olduğu için oldukça verimli bir çözüm olmuş. Bu şekilde taraflar karşısında bulunan kişileri yakından tartma değerlendirme imkanına kavuşurlar.

Dünya üzerinde her şey bir evrime tabidir selamlaşma da. Bu açıdan bakılırsa geçen yüzyıllar içersinde toplumda solakların oranı gittikçe artıyor ağrılaşan rekabet şartları insanoğlu rakiplerine karşı avantaj olarak solak becerilerini arttırıyorlar.

1 varmış 1yokmuş

İstanbul'da bayrak direği ve ona bağlı dalgalanan dev bayrak sayısında son 1 sene içersinde ne kadar arttı. Önceleri 2. Köprü anadolu yakası girişinde vardı. Özellikle Avrupadan Anadoluya geçerken göz takıldığında öyle ihtişamlı dalgalanıyor ki insanın tüyleri diken diken oluyordu. Şu anki dalgalanan bayrak enflasyonuna rağmen aynı etkiyi yaratan başka bir lokasyon olmadı.

Bir ülkede dalgalanan bayrak adedinde sınırlama olamaz ama yerleştirme yapılırken daha planlamaya özen gösterilmeli. Gökyüzünde tek başına dalgalanan görkemli bir bayrak güzel ancak adımbaşı bayrak dikince bir şeylerin eksikliğini gizleme çabasını görmeden olmuyor. Siyasi irade eksikliği gibi.



---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Çarşamba, Ekim 17, 2007

Her zaman benimle ilgili

"Baa-zen Sıkılıyorum kendimden" diye başlayan bir şarkı vardı. Şöyle son bir kaç haftadır yazdıklarımın üzerinden şöyle bir geçtiğimde kendi yazdıklarımdan bayılacakmış gibi oldum. Bunu itiraf ediyorum aynı zamanda okuyanlardan özür diliyorum

Ulen, senin yaptığını "Çorumlu" yapmaz ama unutmamak lazım aile ağacının detayına girdiğinde çorumdan gelen genler minimum %25 oranda mevcut.

Olay sırf nüfüs kağıdı meselesi olsaydı "Dedenin mesleği gereği (Kendisi Cumhuriyetin ilk Milli Eğitim Müdürlerinden biriymiş.) baba Çorumda doğmuş" demek ve sıyırmak mümkün olabilirdi ancak Anne tarafında da çorum ile ilgili bağlar oldukça sağlam bir şekilde karşıda durmakda.

Facebook olayı var, her gazete bir kere haber yapıyor herkes hastası. İlkokul arkadaşımı buldum , anaokulu aşkımı buldum gibi klişe "Word of Mouth" sayesinde herkez "retro" bir mod'a girmiş durumda.

Bir de tabi daha Türkiye için haritası çıkartılmamış bu sularda yüzen köpekbalıkları var. Her benzer ortamda olduğu üzere amaç sanal ortamda beyaz atlı prens veya prensesleri arayanları kandırıp kendi kısa vadeli hazlarına alet etmek.

"Her dakika bir salak doğar" veya "Milletler hakettikleri şekilde yönetilir" diye düşünürsek.....

Bu devirde hala prenslere inanıyor ve sanal ortamda prens arayacak kadar naif insanlar karşı karşıya kalacakları hayal kırıklıklarını zaten hakediyor demektir.

Annemin bir lafı vardır bir dönem bir kız arkadaşım için söylemişti. "Otobüs durağında beklesen daha iyisini bulursun" Internet de bu hale düştü. Sosyal organizasyonlarda doğru dürüst biriyle tanışma şansı internet üzerinden doğru dürüst biriyle tanışma ihtimalinden 10 kat fazla. Burda altı çizili sıfat "Dogru Dürüst" bu sizin için zorunlu bir kriter değilse işte internet sizin için bulunmaz bir kaynak demektir.

Gezin dolaşın arkadaşlarınızla bir hayatınız olsun.Arkadaşlarınızı arkadaşları ile tanışın çevreniz gelişsin. Interneti sadece dizi ve film indirmek için manyakça kullanın tıpkı benim gibi.....

Son bir not: "Amnezik Suikastçi" bu gün bir yerde okudum Jason Bourne için kullanılan bir tanım. Süpper değil mi ?

Pazartesi, Ekim 15, 2007

Dearly Devoted Dexter


Bayram tatilinde çok kitap okudum. Aslında Perşembeden pazara bir kitap bitirdim bir başkası da bitmek üzere. Bitirdiğim kitap bir John Taylor - Nightside hikayesi'ydi. Bir çeşit yetişkinler için Harry Potter diyerek en kısa ve doğru açıklamayı verebiliriz.

Ama kalp atışlarımıa düzensizlik getiren roman ise "Dearly Devoted Dexter" adlı roman oldu. Jeff Lindsay tarafından yaratılmış dünya tatlısı seri katil Dexter Morgan hakkında yazılan ikinci roman.

Showtime tarafından ikinci sezonunun yayına başlanılan dexter adlı dizi hakkında bir çok kere yazdım. Zaten bir dexter var bir de Entourage şu TV dünyasında hakkında konuşulmaya değecek dizi. Heroes'da fena değil ama çizgisi inişli çıkışlı.

Ilk sezonu serinin ilk kitabı ile büyük uyum içersinde olduğu için ve benim ikinci sezonu beklemeye tahammülüm kalmadığından ikinci kitabı taaa Amerikalardan getirtim. Malesef okumaya fırsatı bu tatilde buldum.

Aslına bakarsanız uzun zamandır kitap alıp bir türlü okumaya fırsat bulamaz oldum. Bu gerçekten saçma sapan bir durum.

Öncelikle ikinci sezonun ilk üç bölümünü seyreden (3. bölümü dün seyrettim) ve ikinci kitabın üçte ikisini tamamlamış biri olarak ikinci kitap ile benzerliklet çok temel bir iki tane olmasına rağmen şu anda tamamen farklı bir çizgide ilerliyorlar. Bu da her iki deneyime ayrı bir zevk katıyor.

Kitap başarılı ancak dizi o kadar etkilemişki beni okurken gözümün önüne dizideki karakterler geliyor. Özellikle Micheal C. Hall Nam-i diğer dexter almış götürmüş beni. Adeta çifta kavrulmuş bir durum.

Pazar, Ekim 14, 2007

Amazing Grace

Tatilin teknik olarak son gununun batimina dakikalar kaldi. Bulutlar gunes ufukta kaybolmadan kapadilar onunu.
Yarinin buyuk bir kismi yolda gececek. Ercan havalimani adana havalimani ile neredeyse ayni olculerde bir hava limani.
Kibris icin bir ulke demek ne kadar dogruysa 3rcan icin uluslar arasi hava limani demek o kadar dogru olur.
Otelimize gelince buralarin en eski otellerinden biri. Bir sekilde faaliyet gosteriyor ancak bu faaliyet bes yildiz degerinde bir faaliyet gibi gelmedi bana dogrusu.
Hersey bir yana bir onceki kibris deneyimi ile karsilastirinca ortak ozelligin. Kotu yemek oldugunu soylemeliyim. Acik bufelerdeki tavuklar balik gibi kokuyor ve tadlari da benziyor. Buraya tavuk tedarik eden ureticileer balik yemini biraz azaltmali kanimca.

Otele gelen cocuklu aile sayisi oldukca fazla sanirim onlar icin akilli bir secim olmus bu.
Cocuklardan bahsederken ebeveynlerin durumu beni her gun biraz daha sasirtiyor. Kargaya yavrusu kuzgun gozukur diye bir atasozu var ve kesinlikle katiliyorum.
Her bir cocuk inanilmaz bir varlik buna hic suphe yok ama onlari ne kadar sira disi bir insan olacagini belirleyecek olanlar ebeveynleri.
Aileler cocuklarin hayatlarina hukmetmelerine izin verdikleri taktirde cocugun yasamini da zedelediklerini farkedemiyorlar bir turlu. Cocuk merkezli bir yasam yasam olmaktan cikiyor ustelik bu durum cocugunda yasamin gerceklerinden uzaklasmasina sebep oluyor.
Ben sansliydim kucuk bir mahallede yasitim cocuklar ile dokakta oynayarak yetistim. Cocuklardan olusan bir toplum icersinde yerimi yeteneklerim hakkinda bir fikrim oldu. Isteklerimin taleplerimin hic bir onemi olmadigini bir seylere sahip olmak icin baska seylerden fedakarlik yapmam gerektigini dogal olarak ogreniyor insan.
Insanin en degerli varligi caninin bir parcasi evladi ve kesinlikle hic bir siradan vasfi yakistiramiyor evladina. Ama unutmamak gereken en onemli sey insan'iin sosyal bir canli oldugu. Nasil kuslar hayatta kalmak icin ucmayi ogrenmek zorundaysa insan yavrusu da hayatta kalmak icin sosyallesmek ve iletisim kurmak zorunda bu da anne babalara cocuklarini sosyal iletisim icersine bir an evvel sokmak gibi bir yukumluluk getiriyor.
Bir cok evlat sahibi arkadasim kendi islerine geldigi icin cocuklarini neredeyse ana okulu cagina gelene kadar sadece yakin aile iletisim icersine sokuyor . Cocuk bir de aile icersinde belli hakimiyeti kurunca taviz vermeyi bilmeyen anti sosyal simarik bir velet oluyor cikiyor.
 Bu durumda okul cagi geldiginde cocuk sokulnak istendigi. Sosyal ortamlara ve insanlara karsi reaksiyon gosterip ozellikle kendi nazini ceken yakin cevresi ve ailesine karsi hircinlasiyor.
 Pamuklar icinde el bebek gul bebek yetistirmeye calisilan iyi aile cocuklarinin bir cogu minik birer sosyal psikopat oluyor cikiyorlar.

Lost in AHM

Sabah işe gidecekmiş gibi çıktım. Arife günü olduğu için mesai trafiği yoktu. Gergin bir güne başladım ancak check in ve direkt garanti lounge da kendimizi besiye çektik sonrası sigara stogu yapmak için freeshop dan aldım.

Havaalanında güvenlik kontrollerinden geçerken kemer çıkartılıyor. Bu gün yolculuk için seçtigim pantalon ise kemersiz pek üstümde durmayan cinsten. Son güvenlik kontrollerinden geçerken bir anda boarding pass ve kimliğimi bulamadım çantada da bulamayınca ikisini son kullandığım nokta olan freeshop'a koşarak giderken bir yandan pantalonu düşmesin diye çekiştirdim durdum. Kimlik ve boarding passı oradada bulamayınca koştura çekiştire son kontrol noktasına ulaştım umutların tükendiği uçağın kalmasına dakikaların kaldığı anda bir polis elinde benim evraklar adımı anons ederken umutlar yine doğdu bir kere daha tanrılar bana acımış ve tatilimi mümkün kılmıştı.

Kıbrıs son bıraktığından beri pek değişmemiş. ets personeli daha şık turkcell hizmetleri daha gelişmisti o kadar. Yaklaşık 1 saatlik otobüs yolculuğunun ardından magosa'ya vardık.



---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Çarşamba, Ekim 10, 2007

Binlerce inek var

Kamboçya'da yolun üzerinde durarak okumak kazaya sebebiyet vermekten dolayı bir inek gözaltına alınmış. Inek ve sahipleri bu benzer davranışlar yüzünden tam 4 kere uyarılmış. Her sabah işe araba ile giden biri olarak şunu söylemem lazım bu ülkede biz sadece ineklere degil her türlü büyükbaş hayvana ehliyet bile veriyoruz.

Toplumsal eleştiri yapmak meylindeyim ama sanırım pass geçiyorum.

Ineklerin hint kültüründeki tanrısal konumunu bilirsiniz tasavvuff da ise Hak'a ulaşma çabasındadir insan. Insanı insan yapan zayıflıkları geride bırakarak yapmaya çalışır bunu. Hristiyanlıkta bahsi geçen 7 ölümcül günah vardır. (Paradise Lost by Milton, John)
Garip; 1 tarafta büyükbaş hayvanlara tanrılik konumu tanırlar diğer tarafta dunyada Allah'a ulaşmaya çalışılan bir kültürün kurucusu millet günlük hayatında yavaş yavaş insanlığından çıktığına şahit oluyoruz.

Yine ben ve benim algılarıma geliyorum. Bu haftaki kanun ve etik üzerine derslere bir emekli askeri hakim geliyor. Kendisi ile tanışana kadar ordu mensupları içerisindeki kurmay ve adli personelin profili hakkında farklı değerlendirmem vardı. Bir dönem askeri adalet'in hükümlerine emanet edildiği bu insan hakettiği taktir ve övgüyü bulamamış olduğunu düşünerek ittihat ve terakki'nın tüm önyargılarına sahip insan olup çıkmış. Ders anlatmasini daha başlamadım bile.

Ittihat ve terakki konusuna gelince bu organizasyon bir dönem Atatürk'ün içindeki ateşi başlatmış olmasından dolayı çok önemlidir. Ama daha sonra Atatürk organizasyonun çok ötesinde bir bilince geçiP o zihniyeti geride bırakmış ve gelişmesine devam etmiştir.Hakikatten; her fırsatta izinde olduğumuzun altını çizdiğimiz bu insanı
ne kadar tanıyoruz?


Sanki gün geçtikçe toplum olarak millet olarak gittikçe uzaklaşıyoruz kendisinden, unutuyoruz.

Drama filmlerinde vardır çok ufak yaşta ebeveynlerinden birini kaybeden çocuğun zaman geçtikçe kaybettiği kişi ile ilgili hatıralarının silikleşmesinden dolayı içine düştüğü hüznün bir benzeri var içimde.

"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir (yeterlidir)."
M.K.Atatürk

Peki 1938 yılında ölmüş bir insanın fikirlerini duygularını anlamak ve hissetmek için ne yapmak lazım ? Arkasında bu kadar belge bırakmışken çok zor olmasa gerek. Öncelikle bir biyografi ile başlamak gerek ATATURK - LORD KINROS

Arkasından da Nutuk - Ulusa Sesleniş

Salı, Ekim 09, 2007

Resimlere bakarken

Geçen 27 eylül perşembe beşiktaş ahtapot restoran da arkadaşlar ile mübarek ramazan ayına bir aksam ara verdik. Ertesi akşam ise eve hırsız girdi bende aldım ağzımin payını.

Perşembe resimlerine bakarken aklıma bundan seneler önce sahte rakı furyasında ölenler ilgili okuduğum haberler aklıma geldi. Amcalar ellerinde rakı kadehleri objektife tebessüm ederek bakıyorlar. Söz konusu pozun çekiminin 3 saat sonrasında masadakilerden sadece 1 tanesi hayattaydi. Bu nerden aklıma geldi diyebilirsiniz. Sadece çektiğimiz resimler bana bu hikayeyi anımsattı. Ertsi günkü deneyim ne olursa olsun o akşam çok keyifli bir akşamdı. Ahtapot bize ait mutlu bir aile gibiydik.

Altdudush'u taktimim dir.



---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Perşembe, Ekim 04, 2007

Istanbul Bulutların Altında

Her şey olması gerektiğinden biraz daha karanlık bu sabah. Güneş bulutlardan oluşan kalkanı yer yer delme çabasında ama kalkan bütünlüğünü korumakta ısrarlı. Radyoda nostalji Falco ve Vienna Calling çalıyor. Aslına bakarsanız radyoyu açtığımdan beri tanıdık parçalar ile ruhum bir ziyafet merkezinde. Liseden bir arkadaşım ile daha bulduk birbirimizi. Yıllar sonra resmini gördüğünde küçük bir şok yaşadım.

Erkekler arasında saç dökülmesi yaygın bir durum ve artık erkekler bu durumu daha kolay kabullenip protez çözümler yerine pratik çözümlerin başında yer alan kafayı 0'a vurmayı seçiyor. Daha olgun bir davranış veya gerçekçi diyelim. Ercü ile ilgili hatırımda kalan en net detay babasının mesleğinin ilginçliğiydi .
Babası 1 film prodüktörüydü. Bir prodüktörün ne iş yaptığını net olarak entourage üçüncü sezonunda öğrendim. Filme para yatıran ve üretim maliyetlerini kontrol altına tutmak sureti ile bütçeyi koruyan kişilere deniyor.

Prodüktör ve o dönemlerde reklamlar sayesinde varlığından haberimizin olduğu piyasadaki ilk hamilelik testi prediktör ile uyaklı olmasından; ( veya içinde bulunduğumuz cahiliyet döneminin doğasında sınırlı ıngilizce kelime dağarcığı nedeni ile aralarındaki anlam farkını bilmememiz de kuvvetle muhtemel ) babasının canlı 1 gebelik testi olduğuna dair geyik döndürürdük. Bu şakayı yüzüne söyleme cesaretini pek az kişi göztermişti.

Ilerleyen yıllarda ise babasının dünyayı kurtaran adam filminin de prodüktörlüğünü yaptığına başka bir sınıf efsanesi daha çıkmıştı

Çarşamba, Ekim 03, 2007

Bir Yaşamın hikayesi

Sene 1984

Pek bir durgunum bugün nedense !!!!

Pek bir melankoli hakim sabah benligimde. Sanki bir gün değilde üç ay işe gelmemiş gibiyim. Olmadığım bu süre içersinde sihirli bir asa ile beraber Insanların dünyaları değişmiş adeta.

Richard Gere, Lena Olin'in rol aldığı Mr Jones adlı bir film vardı. Manik Depresif davranışlar sergileyen bir adam'ın hikayesini anlatıyordu. Bir gün iyi hiperaktif , bazı günler depresif bir adam.

Bu gün işe gelmek zor gelmedi ancak işte durmak zor olacak gibi gözüküyor.

Hayat devam ediyor her şeye rağmen. Beni okuyan da bir felaket geldi başıma zannedecek.

Hayat hiç de zor değil aslına bakarsanız. Kısır bir döngü içersindeyiz.

Tanrı "Let There be Life" diye buyurmuş. O günden beri yaşam devam ediyor yeryüzünde. Farklı formlarda uzun, kısa, mutlu, sefil.

Insanoğlunun en büyük sorunu rahat daha doğrusu medeniyet ile gelen atalet. Artık kimse karnını doyurmak için avlanmak veya savaşmak zorunda değil.

Hele Türk sosyal yapısında sıkışınca sırası ile abla/ağabey, aile, Sülale, Aşiret ve devletden yardım beklemeyi hatta yardımı hak olarak kabullenmek en büyük acizliğimiz.

Her işimizi Allaha emanet edip sonrasında birilerinin bize sahip çıkmasını kol kanat germesini beklemeye bayılıyoruz.

Bu islamiyetin verdiği bir uyuşukluk mu zannetmiyorum. Başa bir şey başkasının parası ile ödünç yaşamaya ne zaman başladık diye bir geriye dönüp bakmak lazım.

Dünyada Neler Oluyor ( Google News Gözü ile)