9 Günlük Kurban Bayramı Tatilinde Ne yapmalı

Media_http1bpblogspot_hehlg

Az kaldı bugün mesai bitiminin ardından hafta içine den gelen dört günlük kurban bayramı tatili ile beraber toplam dokuzgünlük bir tatil söz konusu. Bundan bir sene önce işyerinde ve çeşitli sosyal ortamlarda 2008 yılındaki bayramların ne kadar güzel denk geleceği hakkında yapılan geyikleri dün gibi hatırlyorum. Daha önce gitmediğimiz diyarları ülkeleri ziyaret etme olasılıklarını araştırıyorduk. Ama bayramdan önce kriz kapıya dayanınca hayallerden planlara dönüşen organizasyonlar tekrar revize edildi.

Bayram için planlardan bahsetmeye devam

Sizlerin bayram için planlarınızı tahmin etmem imkansız. Öteyandan, benim ve yakın çevremin planlarına söyle bir göz attığımda bir çok dostumun arkadaşımın bu bayramda 9 gün bir yere gitmek yerine bayramı evde geçirip birinci gün aile ziyareti ikinci üçüncü ve dördüncü günlerde günü birlik veya iki günlük yakın çevre kaçamakları organizasyonlar planladıklarını görüyorum

Planları neden değiştirdik?
Daha önce gitmediğimiz diyarları ülkeleri ziyaret etme olasılıklarını araştırırken nasıl oldu da böyle bir programa bağladığımı merak edenler varsa diye anlatıyorum. Finans sektöründe çalışan bir bedevi olarak önümüzdeki günlerin neler getireceğini göremiyorum. Döviz kurları bir önceki bayramdan çok daha yüksek seviyelerde buda yurt dışı turların cazibesini olumlu yönde etkileyen bir özellik değil. Yurtiçi tatil lokasyonlar ise hali hazırda fiyatlarını bayram tatili için revize etmiş durumda. Bayramı 9 gün güneyde herşey dahil bir otelde geçirmek gerçekten çılgınlık.

Şaka bir yana önümüzdeki kritik bir kaç ay için bu kadar belirsizlik sözkonusuyken ve bir yerelere gitmenin maliyetleri bu kadar yükselmiş vaziyetteyken, tamamen mantık çerçevesi içersinde taksit ve taksit erteleme imkanlarına rağmen yüksek maliyetli tatil organizasyonlarına girmek istesem bile kendimi haklı çıkartamıyorum. Endişelerim isteklerimin önüne geçecek kadar büyümüş durumda o yüzden planlarım böylesine değişti.

Dokuz günlük tatil fırsatını değerlendirmek isteyenler
Tüm dünyanın yakın çevremden ibaret olduğu gibi bir sığ bakış açısından yola çıktığımın bilincindeyim. Bu bakış açısıyla bayram tatilinin 9 günlük bir tatil fırsatına yaratmasına rağmen kriz'in getirdiği tedirgin atmosfer nedeniyle bir çok insan tarafından dokuz günlük bir tatil olarak değerlendirilmeyeceğini düşünüyorum. Ama bu sadece bizim sınırlı ben merkezci zihnimin vardığı bir sonuç. Bilimsellikten uzak bir örnekleme ile böyle bir yargıya vardığım için varsayımımızda yanılma olasılığımızın oldukça yüksek olduğunun bilincindeyim. O yüzden bayram tatilini dokuz gün olarak değerlendirecek hatta bunu hayallerini gerçekleştirmek için bir fırsat gören cesur insanlara iyi tatiller diliyorum.

Tatile Çıkmayanlar ne yapsın?

Tatili şehir dışına çıkmadan geçirecekler önerilerimin başında, uzun süredir görüşme fırsatı bulmadıkları arkadaşlarının bayramda bir yere gidip gitmeyeceklerini tespit etmelerini öneriyoruz. Burada olan arkadaşlarınız ile (yani sizinle aynı şehirde veya kolayca ziyaret edebileceğiniz mesafede olanlar) ile tatilin her günü için bir program yapabilirsiniz.

Akşam programları en ideali hangisi daha uygun olacaksa karşılıklı ziyaretler organize edilebilir. Tabu, Trivial Pursuit, Monopol (bu sıralar bu eski oyuna ilgim tekrar artmış durumda malum mortgage patladı ama sadece gerçek dünyada!) gerçekten keyifli üstelik alternatif olarak dışarda program yapmanın maliyetinden çok daha hesaplı olacaktır. Ufak bir hatırlatma, dokuz gün boyunca dışarda program yapacaksanız krize rağmen tatile gitmeniz daha iyi olabilir.


Sabahları Erken kalkmaya özen gösterin ve saat 09:00 olmadan kendinizi ve sevdiklerinizi sokaklara vurun. Bunu yaparken özel aracınız varsa zorunlu olmadıkça özel aracınızı almayın. Özellikle istanbul içersinde yaşayanların bu önerimiz dikkate almasını öneriyoruz. Boğaziçi köprüsü üzerinde devam eden metrobüs çalışması şehir içinde arabalar ile seyehat etmeyi tam bir ızdırap haline gelmiş durumda. Istanbul söz konusu olduğunda deniz taşımacılığı geçen lodos'ta batan Karaköy iskelesine rağmen hala güzel bir alternatif.

İstanbula özel alternatiflerden konuşursak

Emirgan Sütiş'de erken bir kahvaltı ve ardından Sabancı Müzesi Salvador Dali sergisi

Evde güzel bir kavaltı Koç Müzesi ve buradaki sergiler (Koç Müzesi 7 ve 8 Aralık günleri kapalı olucaktır. 9-14 Aralık tarihleri arasında ziyaret edilebilir.)

Sabah erken Kadıköye inerek kahvaltı, bahariye, moda, kalamış civarlarında dolaşmak hem deniz havası hemde hesaplı alışveriş imkanları sunabilir. Bayanlar için Bahariye caddesi beyler için yazıcıoğlu işhanı. Eski Postahanenin arkasında Kadıköy Çarşısı'nuın alt katından akşam için güzel ve hesaplı film alternatifleri seçebilirsiniz. Bir üst katta askeri malzemeler satan dükkanları da unutmamak lazım. Gerçi içinde bulunduğumuz dönem yedeksubay sınavlarının olduğu döneme denk geldiği için fiyatlar biraz yükselmiş olabilir.

Sabah erken Sultanahmet'de kahvaltı ardından Topkapı Sarayı Ayairini, AyaSofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı ziyaret edebilir. (Hepsini bir güne sığdırmanız mümkün olmayabilir). Öğlen Tarihi sultanahmet köftecisinde yemek akşam sirkecide balık ekmek ve eve dönüş.

Sabahtan sirkeci Konyalı Restoranda su böreği limonatadan oluşan bir kahvaltı, doğubank ziyareti, ardından tahtakale, mısır çarşısı belki Arkeoloji Müzesi.

Bir öğleden sonra Santral Istanbul ziyareti akşamında otto'da yemek .( Santral Otto'da yemek ve bar alternatifleri sunan güzel bir restoran olsa da fiyat hassasiyeti veya harcamalarını kısmaya öncelik verenler için otto kısmı önerilmez.)

Sabah Fenerbahçe parkında bir kahvaltı sonrasında sahilden Bağdat Caddesi

Istanbulda eski / yeni açılan alışveriş merkezlerinden (Palladium, Optimum belki Meydan ) görmediklerinizi görebilirsiniz. (Mümkünse arabasız)

Alternatif bir kombinasyon olarak Karaköy, Tophane ve Istanbul Modern ziyareti

Arabanız varsa günlerden pazarsa sabah erken yola çıkıp Maşukiye'ye gitmek öğle yemeğinde alabalık mantar güveç ve Maşukiye pazarından alışveriş imkanı

Çingene Vapuru ile Anadolu Fenerine gitmek herzaman keyifli olur.

Bu dokuz günlük tatil için söyle bir seferde ürettiğim alternatifler cazip gelsin veya gelmesin, alternatiflerde bahsettiğim lokasyonlar hakkında internetten biraz araştırma yapmanızı öneriyiyorum. Biraz araştırma'nın konuyla ilgili merak ve motivasyonunuza yapacağı katkıya inanamayacaksınız.

Mesela, Sultanahmet Meydanı'nın Bizans döneminde Hipodrom Meydanı olarak anıldığını burada dönemin en büyük bir hipodromunun bulunduğunu bu hipodromda yer alan Quadriga adı verilen zafer arabasını çeken dört bronz at heykelin 1204 yılıda dördüncü haçlı seferi sırasında yağmalanarak Venedik'e götürüldüğünü ve hala orada olduğunu biliyor muydunuz?

Türkiye gibi binlerce yıl medeniyetlerin beşiği olmuş bir coğrafyada İstanbul dışında yaşayanların da yakın çevresinde ziyaret edebilecekleri çok daha güzel alternatif mekanlar bulabileceklerine eminim. Önemli olan öncesinde araştırma yapıp bir bulmaca gibi parçaları birleştirmek ve sonunda ortaya çıkan resmi keyifle seyredebilmek. Şehrinizin ve yaşadığınız yakın çevrenizde ilk defa veya tekrar görmek istediğiniz ancak bir türlü zaman ayıramadığınız yerleri mutlaka araştırın.

Araştırma dedim de aklıma geldi History Channel tarafından yayınlanan Cities of the Underworld isimli belgesel iştah konusunda oldukça yardımcı bir araç. Evde otur seyret sonra vur kendini İstanbul sokaklarına sokaklara

Bir film şeridi misali yaşam....


Derler ki insan ölüme yaklaştığında bütün hayatı gözlerinin önünden film şeridi gidi geçip gidermiş.

Dün Akşam 19:00 civarlarında benimde bütün küçüklüğüm gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçiverdi. Tekrar altını çizerek söylüyorum gözlerimin önünden geçen çocukluğum du bugüne kadarki yaşamım değil. Öte yandan kız arkadaşıma sorarsanız 14 yaşında bir erkek çocuğun olgunluğa sahibim ama gözümün önünden geçen dönem okul öncesi çağa aitti.

Dün akşam nihayet uzun bir zamandan sonra Aras Demirok ile şahsen tanışma şerefine nail oldum efendim. Benim bebeklik arkadaşım tatil (geyik değil gerçekten öyle ben ondan 14 gün önce doğmuşum ve ondan sonra yaklaşık 20 küsür sene kapı komşusu olarak yaşadık ki bunun hikayesi ayrı bir post konusu) için bir kaç günlüğüne Istanbula gelmiş bende burada oldukları süreden faydalanarak onları görmeye gittim.

Aras Demirok, babasının bebekliğinin kopyası. Ilk gördüğümde altında bezi olmadan evin içinde koşuşturan bu minik insan evladını beni şoka soktu. Itiraf ediyorum bir an kendimi rüyada bebeklik hatıralarımı tekrar yaşıyor muşum gibi geldi.

Altında bez yok takım taklavat ortalarda koşuştururken bir başka detaydan bahsetmek isterim, Aras ben gelmeden önce koca bir dilim kavun yemiş dolayısı ile arkadaş özgür Willy misali evin muhtelif yerlerine imza birakarak evde koşturuyordu.

Bir ufak not Aras her ne kadar babasına şaşılacak derece de benziyor olsa da benim gibi eski tanıdıklar için bazı açılardan babannesini inaılmaz şekilde andırıyor. Gönül isterdi ki kendisi de aramızda oldun bu canavar torununu mincik mıncık mıncıklasın oynasın.....

Aras Demirok ile yaşadığım deneyim ve benzerleri garip bir heyecan ve ardından süratli bir şekilde evlenip çocuk yapma dürtüsü uyandırıyor. Sonrasında eve gidip yanlız sessiz dağınık salonumdaki eski kırmızı kanepeye oturduktan 15 dakika sonra söz konusu dürtüden eser kalmıyor.

İşte sorun bu bende balık hafızası var konsantrasyonumu devam ettirecek ve sonunu getirecek kadarbir konuya focus olamıyorum.

bugün'kü post'a keyifli bir söz ile son verelim bakalım.

"I only got seventh-grade education, but I have a doctorate in funk" - Müteveffa Funk şarkıcısı James Brown

Sis pus ve kış icabı hava koşullları

Bu hafta hava tahminlerinde sapma olmuyor. Sis olacak dediler göz gözü görmüyor.

Kişi görme yetisini kaybedince kör olarak tanımlanıyor. Halk arasında körlerin cinsel yaşamıyla ilgili ne derler bilirsiniz. Kör tuttuğunu yapar. Saat 0743 itibariyle boğaziçi köprüsü üzerinde görüş 6 metre. Bu demektir ki binlerce kör sürücü var ortada. Bu sabah trafikte körlere yakalanmamak için ayrı bir özen harcamak gerekecek.

Bu görüş mesafesinde vapur seferlerinin yapılıyor olmasına ihtimal vermiyorum dolayısıyla boğazı deniz taşıtları ile geçmeye çalışacaklar için bir başka macera ve can pazarı söz konusu.

Daha önce darkly devoted Dexter adli romandan bahsetmiştim. Orada kız arkadaş tango teamlamı arasında bir çelişkiden bahsetmişti. Notlarımı bir kere daha gözden geçirip burda bahsedeyim. Bu kişisel bir not olsun bana.

Gündem türban içim öfkeyle doluyor. Yapmaya curret ettikleri şey için değil onların karşısında durması gerekenlerin korkak pasif ve omurgasız tavırları.

Adamlar politik arenada sürekli kendilerini yeniliyorlar çünkü hedefleri bu günkü türkiye degil 20 sene görmek istedikleri türkiye ıslam cumhuriyeti için tohumları atıyor. Ana muhalefet partisi Atatürk'ün partisi ama muhalefetde alternatifsizlik rehaveti gaflet delalet hatta hıyanet içindeler.


---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Istanbul Bulutların Altında

Media_httpbp0bloggerc_fhhxp
Her şey olması gerektiğinden biraz daha karanlık bu sabah. Güneş bulutlardan oluşan kalkanı yer yer delme çabasında ama kalkan bütünlüğünü korumakta ısrarlı. Radyoda nostalji Falco ve Vienna Calling çalıyor. Aslına bakarsanız radyoyu açtığımdan beri tanıdık parçalar ile ruhum bir ziyafet merkezinde. Liseden bir arkadaşım ile daha bulduk birbirimizi. Yıllar sonra resmini gördüğünde küçük bir şok yaşadım.

Erkekler arasında saç dökülmesi yaygın bir durum ve artık erkekler bu durumu daha kolay kabullenip protez çözümler yerine pratik çözümlerin başında yer alan kafayı 0'a vurmayı seçiyor. Daha olgun bir davranış veya gerçekçi diyelim. Ercü ile ilgili hatırımda kalan en net detay babasının mesleğinin ilginçliğiydi .
Babası 1 film prodüktörüydü. Bir prodüktörün ne iş yaptığını net olarak entourage üçüncü sezonunda öğrendim. Filme para yatıran ve üretim maliyetlerini kontrol altına tutmak sureti ile bütçeyi koruyan kişilere deniyor.

Prodüktör ve o dönemlerde reklamlar sayesinde varlığından haberimizin olduğu piyasadaki ilk hamilelik testi prediktör ile uyaklı olmasından; ( veya içinde bulunduğumuz cahiliyet döneminin doğasında sınırlı ıngilizce kelime dağarcığı nedeni ile aralarındaki anlam farkını bilmememiz de kuvvetle muhtemel ) babasının canlı 1 gebelik testi olduğuna dair geyik döndürürdük. Bu şakayı yüzüne söyleme cesaretini pek az kişi göztermişti.

Ilerleyen yıllarda ise babasının dünyayı kurtaran adam filminin de prodüktörlüğünü yaptığına başka bir sınıf efsanesi daha çıkmıştı

Senle veya Sensiz Ben Istanbula Hastayım

Kaç tane bin yıllık şehir biliyor sunuz?
Medeniyetin beşiği merkezi o zamanki dünyayı birbirine bağlayan tüm yolların başlangıç noktası.

Sabah Gripin ile başladım güne. "Ben sensiz Istanbula düşmanım" (tabi işe gider gitmez indiriverdim albumu komple.)

Öncelikle Istanbul ile her hangi bir husumetim bulumamaktadır onun altını çizmek isterim

Burda doğdum burda büyüdüm okullarımın çoğunu burda okudum yaşıyorum u şehirde her türlü ızdırabına denk gelirsem çekiyorum.

Öyle zamanlar var ki çektiğin ızdırap dayanılmaz oluyor, bırakıp gitmek tozu dumana katarak terketmek istiyor insan. Sağlıksız tüketen bir aşk da taraflardan biri gibi hissediyorsun. Bırakıp gitmeye gücün yok her şeye rağmen onsuz bir yaşam düşünemiyorsun.

Sonra bir bakıyorsun şehrin bize yaptığı bir şey yok aslında. Çektiğimiz ızdıraplar ektiğimiz tohumların eürünleri. Bu şehrin sakinleri olarak insan gibi yaşamayı bilmezsen cennet bile ızdırap olur.

Şimdi aklıma geldi "insanların genelde iyi olduğu" kavramından yola çıkarsak ve tüm müslümanların Cennete gideceğini düşünürsek yanılmış olmayız.

Öncelikli endişem Cennetin kaynakları konusunda. Media Mart açılışını gördünüz mü ? Müslüman Türk Milleti Sahur'un ardından dükkanın kapısında sıraya girip ucuz elektronik almak için yıkıp dökmüş. Bu insanlar ile beraber cennet kaynakları epey bir yüksek tempoda çalışır gibi geliyor bana.

Ikinci endişem Cennete gitsem Uçaklar ile binalara giren adamlar uzerindeki bombalar ile insanları uçuran insanlar ile aynı mekanda olmak ne kadar istiyorum.

Tabiki Cenneti Cennet yapan yaradan'ın iradesidir ama Cennetin sakinlerinin de önemi var ve potansiyel sakinler pek bir umut vermiyor. Belkide her şey burda yaşanmalı ve bitmeli bilemiyorum......

Genel bir bakış Akyakadan Dönüş

Yeni bi haftaya başlarken karşılaştığımız arkadaşlarımıza ilk sorduğumuz sorulardan biri haftasonun nasıl geçirdiğidir. Peki gerçekten ilgili miyiz? Hiç zannetmiyorum. Yine de benim yaşadıklarım belki gelecek haftasonları için başkalarına yaratıcı fikirler verebilir.

Bu hafta geçen haftasonunu uzatmam ile 30 Ağustos tatili gelince pek az bir mesai yapmış oldum.

Media_httplh4googleco_kdhsc
Media_httplh5googleco_yyukv
Media_httplh3googleco_zaadk
Akyakadan 27 Ağustos pazartesi döndüm. Daha spesifik olmak gerekirse Onur Air 19:45 uçağı ile döndüm. Normal Şartlar altında Gökova sapağından havaş ile Dalaman'a giderdim ama bu sefer ailecek araba ile gittik. Herkes beni şahsen yolcu etmek istiyordu. Ananem geride kaldı zira arabada bacağını uzatacak yer yok bu da yolculukları herkes için sıkıntılı yapıyor. Dalamana varışımızın ardından kısaca vedalaşıp içeri girdim. Bu arada Dalaman havaalanında iç hatlarda inşaat var dolayısı ile geçici olarak iç hatlar terminalini dış hatlar binasına almışlar.

Check in yaptıktan sonra yaklaşık bir saat vaktim vardı dolayısı ile kendime bir sandwich ve bira eşliğinde küçük bir kaçamak yaptım. Daha sonra güvenlik kontrolunden geçerek uçağa bindim. Acil cıkış kapılarının olduğu 22 numaraya çekin yaptırmıştım dolayısı ile bacaklarım yeterince rahat olacaktı. Uçağın sağ tarafından uçağın üçlü koltuklar da pencere kenarında yerimi aldım. Çok fazla bagajım olmadığı için yukarı kompartımana sırt çantamı yerleştirip diğer muhtemel acil inşaatlarımın bulunduğu messenger cantamı yanıma aldım. Bundan sonra yolculuk tamamen keyifle geçti. 20 dakikalık bir şekerlemenin ardından tam servis vakti uyandım. Kek ve kola atışdırdıktan penceremden dışarı baktığımda gökyüzündeki bulutlar dikkatimi çekti. Istanbul taraflarında yoğun yağmurlar hatta sel tehlikesi bekleniyordu o haftasonunda; dolayısı ile kalın bir bulut tabakasının üzerinde uçuyorduk. Biraz pencereden baktıktan sonra etrafa bakınmaya başladım bilirsiniz okuyacak kitabım falan yoktu ve uçaktaki dergiyi zaten gidişte okumuştum. Yanımdaki yokcu ortayaş üzeri bir yabancıydı. Çok bariz olmadığı taktirde bir bakışta milliyeti hakkında fikir yürütsem % 80 ihtimal ile yanılırım; ama israilliydi gibi geldi bana doğrusu. Kıra çalan kıvırcık saçları vardı ve kot t-shirt giymişti. Ayaklarına gözüm gittiğimde parmak arası terlikleri gördüm. Parmak arası terkliklerin Erkeklerin kullanması taraftarı hiç olmadım ancak böylesine deforme bir ayak baş parmağına sahip kimse bence bırakın parmak arası terliği açık terlik bile giymemeli.

Derken Uçak Istanbula yaklaştığında kemerlerimizi bağlayıp masalarımızı kaldırdık ve inişe başladık. Deni
zin üzerinde uçarken Marmara denizinin coşkuyu almış durumda oldğunu net bir şekilde görebiliyodum. Deniz karanlık ve acımasız bir görüntüye sahipti. Denizin üzerinde yükselen dalgalardan oluşan binlerce köpüğü görmek mümkündü.

Savaşa hazırlanan dev bir orduyu oluşturmak için toplanan kuçuk birlikler

Media_httpbp1bloggerc_cjaci
gibi aynı yöne ilerliyorlardı. Malum tam tatil öncesi altın çiçeğin laneti adlı filmi seyrettim onun etkisi olsa gerek. Bu küçük köpüklerin arasında çok daha büyük bir beyaz kitle belirgin bir iz ve süratle ilerliyordu. Önce yükseklik ve perpektif kavramımın olmamasından dolayı bunu bir deniz otobüsü zannettim ancak dikkatli baktığımda şu çok ama çok güverteli yolcu gemilerinden olduğunu anladım. Şu binlerce avro para verip tam pansiyon tatil ve kumar imkanı tanıyan lüks gemilerden biriymiş. Ucaktan resmini çekemedim ancak Zeynep Arkok saolsun Karaköy'de demirliyken güzel bir poz çekmiş. Geminin hakkında başka bir detaya sahip değilim.

Media_httplh3googleco_orfda
Media_httplh3googleco_apkan

Media_httplh4googleco_baexc

Media_httplh3googleco_hgfxj

Media_httplh4googleco_mqjyf

Media_httplh4googleco_forgj

Media_httplh4googleco_pomja

Media_httplh4googleco_exehj

Uçaktan indim vardığımı haber vermem gereken kişilere verdim ve yola çıktım. Arabamı Ortaköy'e bırakmıştım dolayısı ile öncelikli hedefim arabama ulaşmaktı. Bunun için Havaş'a bindim. Havaş'tan Taksime kadar olan kısmı daha önce mobil olarak anlatmıştım. Taksimden Ortaköy' ulaşmak için bir taksiye bindim. Trafik saolsun hiç kimsenin arzu etmediği sosyal muhabbetlere girmek zorunda kaldım. Bu arada Taksici LCD ekranlı Divx DVd player lı bir Televizyon taktırmış. Düğmesine bastığında ekran jan janlı bir şekilde yuvasından çıkıyor. Hatta ufak bir demo bile yaptı torpidodan Kurtlar Vadisi DVD'si çıkarttı bir kaç dakika seyrettik sonra şöför "Kusura bakma ağabey dikkatim dağılıyor " diyerek kapattı. Çakırın Tombalacıyı işkence ile öldürdüğü bölümdü dolayısı ile adama hak vermemek mümkün olmadı. Yaklaşık 20:30 gibi arabama ulaşmıştım ancak yolculuğum sona ermemişti. Istanbulda yaşıyorum ama anadolu yakasına geçmediğim sürece kendimi evde hissedemiorum.

23 Ağustos Perşembe günü bir programınız var mı ? -“Barınak Gönüllüleri Yardım Konserine ne dersiniz?”

Media_httpbp0bloggerc_hvokb

“Barınak Gönüllüleri Yardım Konseri” adı altında bir organizasyon var. Insanlarımıza Sahip çıkıyoruz da hayvanlar mı kusur kaldı diyebilirsiniz. Netekim benim bu organizasyon ile aklıma gelen klişe buydu. Sonra Eleştirel Batushkha kimliğimi bir kenara bıraktım ve “iyi bir şeyler yapmak için bir yerlerden başlamalı” diyerek bu organizasyonu sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Biletleri bir ticketmaster kuruluşu olan Biletix'den temin edebilirsiniz.

Bu arada yazın sıcağından kuraklığından bunalanlar için bir kehanet de bulunacağım. Çok yakında Istemediğiniz kadar çok yağmur ile karşılaşacaksınız. Belediyeler yaz boyunca şeçim çalışmalarına yoğunlaşıp altyapıya yaz boyunca dolan tıkayan çöpler vb. materyalleri temizlemek için her hangi bir çalışma başlatmadıkları için bol taşkınlıklara şahit olacaksınız. Benden söylemesi haftaya yaza veda yağmurları gelebilir.

Kalbimden 1 parça

Media_httpbp0bloggerc_edihy

Kalbim ege de yatar 1 Sezen Aksu parçası. Tamam egede yaşam kesinlikle baştan çıkarıcı bir fikir . Eğer İstanbulu yaşamadıysaniz. Ben ise manasız 1 tutku ile bağlıyım bu şehre. Bağımlı olmaya meylim çok sigara mesela. Bu hafta çöl sıcakları ile başladı eve gittiğimde litrelerce şu içip uyuyorum. Klimalı bir iş merkezinde çalışmanın kıymetini bugün ümraniyeye toplantıya gittiğinde anladım. Dönüşte tüm camlar birazcık hava akımı için açmama rağmen sıcak rüzgar yüzümü kavuruyor du. Bu durumda her insan evladı gibi başlarım global ısınmaya diyerekten klimaya asildim. Bütün gün toplantılar ile uğraştık. Bu arada 17 yaşındaki minik stajyerimiz telef olmuş öğleden sonra kaçtı. Ufacık sessiz bir kız web dizayn öğrenmeye hevesli ve motive. Hevesi hiç kırılmaz umarım. Ben o yaşta iken yazlıkta sahilde uzun eşşek oynuyordum ve bütünlemeleri düşünüyordum. Tamam bütünleme pek düşünmüyorudum Ağustosa kadar ama olsun yine de arasiara aklima geliyordu.

yapılması gereken işler

Tatil sonrası yapılması gereken o kadar çok iş oluyor ki. öncelikle çamaşır. Çamaşır konusunu o kadar abartırim ki, beni duyan çamaşırları elde yıkıyorum zanneder. Üstelik bütün bir tatili bir bermuda 2 mayo ve 7 8 tShirt ile geçirdim. Sabah 0830 da uyandım ve yataktan kalmak için yarım saat kadar tırmaladım. Duş aldıktan sonra dünyalar kirlisi arabam ile yakup'a uğradım. Yine aramadan gidip adama emri vaki yaptım ama sağolsun araya sıkıştırdı. Yazlık püfür püfür kestirdik saçları. ardından bir 30 euro kalmıştı cuzdanda onu bozdurdum. Sonrada araç muayenesi bugün sona erecek olan arabanın egsoz muayenesini yaptırdım. Çamlıca otomotivde. Arabanın kirli olduğunu söylemiştim ya hazır disarda iken buna da çözüm bulmak için fikirtepe pakiş araç yıkamaya getirdim. eski açık hava sinemasının orda. Vasat iş çıkarmak ile beraber tatmin edici sonuçlar çıkıyor. Ogün olarak simit yedim aracı beklerken.