Mevsimlerden Şikayet Etmek

Media_http2bpblogspot_makdd
Yaz bitti alenen sonbahara girmiş bulunuyoruz. Her yaşın olduğu gibi her mevsimin de bir güzelliği vardır demiş belki atalarımız belki filozoflar belki de din büyükleri hatırlamıyorum . Ama biz bu güzellikleri keşfetmeye çalışmak yerine her mevsimin rahatsız eden koşullarından şikayet eder dururuz. Bunun ne kadar yanlış bir şey olduğunu söyleyip sevgi kelebeği kıvamında öğütler vermeyeceğim zira mevsimsel şikayetlerden başka bir konuya gireceğim o yüzden açtım bu konuyu.

Yazın bunaltıcı sıcaklarının yanı sıra düğün dernek mevsimi olmasından şikayet ederiz. O nikaha bir çeğrek bu düğüne bir yarım götüre götüre belimizi bükerler o mutlu günlerini bizimle paylaşmak üzere masrafa girip davetiye bastırıp davet eden arkadaşlarımız.

Sonbaharın sıkıntısı ise iki ara bir derede karaktersiz bir şey olmasından kaynaklanır. Havalar bir türlü serinlemez ulan bitmedi şu yaz deriz.

Havalar serinler yağmurlarıda beraberinde getirir ülke çapında su basmaları yaşanır şikayet ederiz.
Aslında tüm yaz boyunca belediye işçileri yatmıştır. Yollardaki mazgalları giderleri logar kapaklarını açıp yapmaları gereken temizliği yapmadıkları için yağmur suyu gidecek yer bulamaz sokakları sel basar can ve mal kaybına neden olur.

Su akar Türk bakar diye bir kitap vardı. Şimdi yazarını hatırlayamadım üç tarafı denizler ile çevrili ülkemizde denizin sağladığı imkanlardan nasıl faydalanamadığımızı anlatıyordu yanlış hatırlamıyorsam.

Su aktıkça bizlerin baka kaldığı doğru ama burda bir süreç var suyun akış yolunda bir engel çıktığında hiç bir allahın kuluda şu engeli ortadan kaldırayım demez etrafı su basana kadar bakar bakar bakar.....

Bu sonbahar benim için mevsimle gelen yeni bir sıkıntı kaynağı çıktı ortaya. Arkadaşlar ve onların özel günleri. Arkadaşlar önemlidir onların hayatlarındaki önemli günler sizleri için de önemli günler olmalıdır. En azından öyle olduklarının izlenimi verilmelidir.

Şebnem Ferah'ın sigara isimli şarkısının sözlerinde de denildiği gibi;

İyi dostlar biriktirdim,
Hepsi ailem oldu
Küçük bir aşk yetiştirdim,
Düzene yenik düştü

Aşk meşk düzene yenik düştü kısmını bir kenara bırakırsak güzel sözler bunlar. Hakikatten elimde kalan dostlarımın iyi bir tasarruf olduğuna inanıyorum.

Dolayısıyla onların mutlu günlerine bana ne kadar ızdırap verse dahi katılmaya çalışıyorum.

Görüşemedigim arkadaşlarım var.

Media_httpbp0bloggerc_crbhw

Bir dönem çok sık görüşüp bu görüşmelerden keyf aldığım arkadaşlarım ile uzun bir süredir görüşmediğimi farkettim. Görüşmeler ya bir evlilik ya bir doğum sonrası kesintiye uğruyor. Bir dönem hayatımızın önemli kısmını beraber geçirdiğiniz insanlar ile bir kaç ay içersinde ayrı gezegenlerde yaşamaya başlamış olduğunuzu farkediyorsunuz. Geride kalan günlere şöyle bir kaç dönüp baktığınızda güzel hatıralar insanın yüreğinde hafif bir sızı birakir ama istemeden dahi olsa dünyalar ayrılmıştır bir kere. Çoluk çocuk girmiştir hayatlarına sizin varlığınizdan haberi olmadan büyümüştür hatta evin tek hakimi olmuştur. 2008 kararları içersine daha az sigara içmek ile birlikte geçmiş zaman arkadaşlarından her ay en az 1 tanesi ile görüşmeye çalışmayi dahil etmek gerek.

İstanbul güzel şehir Çankırı'dan dün gelirken yolun sağında ve solunda geniş karla kaplı topraklar arada sırada az nüfuslu yerlerde yaşamın sadeliğini huzurunu tecrübe etmek gerektiğini hatırlatıyor.

---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

NY Astoria dan Akmerkez'e

Media_httpbp2bloggerc_tbhhb
Ahum civanim nihayet seneler sonra memlekete kısa bir süre için bile olsa geri geldi. Daha şimdiden NY özlemi içinde uyanmaya başlamış. Akmerkez starbucks da buluştuk. Akşama ikimizinde ayrı programı olduğu için bu kısa fırsat penceresinden faydalandık. İngilizceden tam bir çeviri oldu bu ama konumuz bu değil. Ahum civanim ile şöyle keyifli 1 şekilde oturup konuşmayalı 2 seneyi geçti. Geçen sürenin öne çıkan sansasyonel olaylarını ve özellikle dedikodularını seri 1 şekilde paylastik ve kaynattık. Kaynatmak fiilini sanırım sözlük anlamının dışında kullandım. Benim kastım yer yer acımasız yorumlar ile kahkahalar ile güldük. Tadı damakta kalan bir buluşmaydı.
Görüşmemiz benim Samsun pide partisine gitmek için binayı terketmem ile sona erdi. Partinin zoft drink sorumluluğu bana aitti. 3 litre ayran 3 litre kola ve bir arkadaş ile kandilliye doğru yola çıktım. Pide adedinin sınırlı kafa sayısının 10 olduğu organizasyonda 1 çubuk pide 3 tabak yeşil fasulye yediğimi söylemem size ne ifade eder bilmiyorum ama ben NŞA (Şartlar Altında) Yeşil Fasulye yemem. Allah insanı açlıkla terbiye etmesin :)
Media_httpbp1bloggerc_zujja

Aslına bakarsan normalde göstermediğim hassasiyeti gösterdim herkese yetecek kadar pide vardı ama bazı arkadaşlar saolsun (sadece bir tane ) adam başı iki veya üç pide düşen bu organizasyonda 4 yada 5 tane yiyince bize de karnımız doyurmak için yeşil fasulye yemek düştü.
Fasulyenin tadı bu arada gayet başarılıydı. ve Oda özel kaplarda taa Samsundan gelmişti. "Pideye niyet ota kısmet bir ortam oldu ama bu şekilde şekerim yükselmedi ve bu durum çeneme vurdu. Dolayısı ile gecenin muhabbet kısmında çok ama çok eğlendim.

Bu arada Starbucks Rusyada ilk mekanı açmış .

Hadesin Dünyası - Gidenin ardından geç bir veda

Media_httpwwwmyastrol_bsqwc
Hades'i bilirmisiniz Eski yunanda öldükten sonra gidilen yeraltı dünyasına hükmeden Tanrı Zeus'un biraderi. Ölülere hükmeden tanrıdır.

"I see dead People" cümlesini aranızda duymayan olduğunu zannetmiyorum. Altıncı his filminin en popüler repliklerinden biriydi. M. Night Shyamalan bu film ile öyle bir kredi kullandı ki takip eden yıllarda bir biri ardına çuvallayan projelere rağmen hala iyi bir yönetmen olarak değerlendirilebiliyor.

Film ölmüş kişiler ile istem dışı olarak iletişime geçen bir çocuğun hikayesini anlatır. Çocuğun yeteneğinin tam olarak anlaması ve kullanmayı öğrenmesine şahit oluruz. Bir de sürpriz son vardır; ama spoiler'a girer her ne kadar eski bir film olsada belki aranızda seyretmemiş olanınız vardır.

Doğa üstü güçler öbür dünya ile iletişim cennet cehennem kavramları üstüne fazla takmam düşünmem. Belli bir bir batıl veya batılsız inanç mantığına sahibim. Ölümden sonra bir şeyler olduğuna inanmakla beraber olmaması durumunda bunun farkında olmayacağımı bildiğim için istediğime inanıp inançlarımın hayat stilime minimal etkisi olması için dikkat ederim.

Özel veya mistik yeteneklere sahip olduğumu hiç bir zaman düşünmedim. Her insan da olduğu gibi hayatımda belli anlar da ii saattte olsunlar'ın da bana uğradıkları olmuştur. Çok yakın bir arkadaşım'dan örnek vermek gerekirse kendsi nadir zamanlarda dahi olsa böyle bir yeteneği olduğunu bazı şeylerin içine doğduğuna inanır. Hatta çevresindeki insanlara bunları kanıtlayacak bir kaç ufak hikayesi vardır. Hikayeleri çeşitli ortamlarda birden fazla dinleme şansım oluğu için bana pek bir sıkıcı küçük tesadüfler olarak gelse de bazıları için bir kanıt olur mu bilemem.

Geçtiğimiz senelerde eski çalıştığım şirketten tanıdığım bir arkadaşımızı kaybettik. Artık aramızda olmayan bu insan ile ilgili neler hatırlıyorum bir daha gözden geçireyim dedim.

Talihsiz bir günde bir mesai arkadaşı ile gittiği müşteri ziyareti dönüşüne beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti.
Net hatırlamıyorum ancak en az bir kızı vardı diye hatırlıyorum.
St. Benoit Fransız Lisesi mezunuydu
Eşinin adını düşününce "Alper" geliyor. Eşi de kendisi gibi iş hayatına sigortacılıkta başlamıştı.
Hırsları olan çalışkan bir kızdı.
Yıllar önce şirketin genel müdürünün başka bir firmaya transferinde onla beraber giden gruba dahil olmadı ve beklediği terfiyi almış oldu.
Kısa boylu kumral ufak tefek ve kiloluydu.
Çok konuşurdu hatta düşününce ne zaman fırsat bulup nefes aldığını merak ettiğim anlar olmuştur.
Beraber çalıştığımız süre boyunca iş yerinde iyi bir muhabbetimiz vardı. Bu muhabbetin ana
Eşi ile birlikte çocuk olana kadar her sene yıllık izinlerinden bir kısmını özellikle Amerikada geçirirlerdi.
Ucuz bilet bulduğumuz seyehat acentelerini birbirimize verirdik.
Ucuz bilet arayışında acenta acenta dolaşırken "Şevki" isimli bir adamla farklı zamanlarda farklı acentalarda karşılaşır dururduk ve bu konuya çok gülerdik.
Kendisi ile enson 2004 yazı gibi caddebostan Mcdonald's da kızı ile beraber görmüştüm.
Güzel anılarımız hatıralarımız mesailerimiz vardır kendisi ile.
Ölümü hepimiz için şok bir haber oldu ne için yaşadığımızı sorgulamamıza neden olmuştur.

Peki ölümünden 15 ay sonra neden gedi bu arkadaşm bu hastalıklı aklıma benim? Efendim izah edeyim; Cumartesi gecesi kendisini rüyamda gördüm.
İlk tanıdığım yaştan çok daha genç bir yaşta karşıma çıktı. Yüzü gülüyor ve sağlıklı ve mutlu görünüyordu.

Büyüklerimden duyduğumuz ölenlerin hayattaki insanları rüyalarına girerek öbür tarafa çağırdığı hikayelerden kalma kulak dolgunluğundan olsa gerek kendisine ilk cümlem "Sen ölmemiş miydin?" oldu. O da gayet normal bir şekilde ölenin kendisi olmadığı tanımadığım bir didem olduğunu anlattı. Ben kendisini gücendirmemek için yemiş gibi yapsam da bir yandan muhabbete devam ederken bir yandan da gizli bir panikle uyanmaya çalışıyordum. Bir rüya için uzun bir süre sayılacak süre içersinde uyandım. UYandığımda ise rüyada tırsmis olmama rağmen belli bir rahatlama ve huzur hakimdi benliğime.

Şimdi ise kara kara düşünüyorum bu rüyayı bir arkadaşa geç bir veda olarak mı algılamam gerekiyor yoksa başka bir uyarıolarak mı ?
Uyarı ise neyin uyarısı?
Uyarı olarka aklıma gelen başlıklardan bir kaçına gelince
Hayat kısa herkes kendi keyfine bakmalı
Hayat kısa evlenip çoluk çocuğa karışmalı ve bir şeyler bırakmalı şu dünyaya.
Arkadaşlarını arayıp sormak için bir neden aramak geek; zira son pişmanlık fayda etmez !
Sigarayı bırakmak gerek yoksa arkadaşlara katılmak içten bile değil

Benim bu deneyim ile ilgili aklıma gelen ufak mesajlardan birkaçı.
Siz ne dersiniz ?

Ben şahsen bu kayıp ile bizler arkadaş kaybettim ama asıl büyük kayıp Eşi ve kızı'na ait "Allah onlara sabır ve kuvvet versin" demekten başka bir şey bulamıyorum.

Devcilik Oynamak

Media_httpbp2bloggerc_pejtl
Dün akşam uzun zamandır görmediğim arkadaşlarıma gittim. Uzun zamandır dediysem abartmayalim finansal takvimde bir quarter olmamıştır. Ben geldigimde Mayashi kafasında bir hale sırtında melek kanatları ile odadan fırladı. kıyafetinin diğer detaylarına girmemem gerek yok. Mayashi henüz 5 yaşında olduğu için bahsettiğim kanatları Victoria's secret kanatları ile karıştırmayın lütfen. Gerçi sözel bir tasfirde de aradaki farkı algılamak pek kolay olmazdı heralde. :). Hatta saç ve kanat rengi tuttuğu için bu resimle bile karıştırılabilirdi.
Neyse Mayashi odaya arkadaşının yanına dönerken bende salonda ceketimi
Media_httpbp1bloggerc_ihqop
çıkartıp sandalyenin arkasına asıp salondaki standart kanepeme doğru ilerledim ve camın önündeki kanepe yekendimi bırakıverdim. Kanepenin rengini hatırlayamadım. Kırmızı mı mavi mi ? Kırmızı mı mavi mi ? Kırmızı mı mavi mi ? Tanrım, beni okuyan da birazdan infilak edecek bir bombanın kesmem gereken kabloları arasında seçim yapıyorum zannedecek. Tam kanepeye yerleşimi eylemimi tamamlamıştım ki Mayashi ve arkadaşı (kendisine bundan sonra suzi marmelat olarak hitap edecegim) salonun kapısında belirdi. Mayashi benden ayağa kalkmamı istedi amacının ne oldugunu anlamak zor degil. Malum hayatı boyunca karşılaştığı en büyük insan olduğuma dair inancını hala kaybetmiş değil. Neyse kızımızın talimatlarına uyup ayağa kalktığımda arkadaşı suzi marmelat'ın dudaklarından Sen dev misiiiiiiin? diye dökülen cümle Annesinin ve benim yüzümde bir tebessüme neden oldu. İşte bu anı takip eden süreç içersinde beni odasına cağırarak arkadaşına evine gelen "dev" ile oyun oynama imkanı tanımaya karar verdi. Oyunun adı Devcilik. Kurallar çok basit Dev (bu ben oluyorum) yarışmacıların ayakları yere bastığı sürece onları yakalamaya çalışıyor bir ayaklarını yerden kesecek her hangi bir mekan onlar için kale sayılıyor ve dev onlara dokunamıyor. Oyuna enerjimin minimumunu ve cüssemin tamamını kullanarak bir belli bir tatmin seviyesine ulaştırana kadar devam ettim. Sonra Anne babanın arkadaşı olmanın koruyucu kalkanı arkasına sığınıp yerime oturdum. Beni kendi halime bırakmaları pek uzun sürmemişti ancak ilgilerini tekrar bana yönlendirmeleri an meselesiydi dikkatli olmam lazımdı. O sırada Suzi Marmelad'ın bakıcı teyzesi gelip kendisini eve götürmeye geldi biraz olsun rahatladık. Eski bir strateji vardı böl ve yönet çocuklarda da bu geçerli kontrol edebilmek için mümkün olduğu kadar az bir arada tutmak lazım. Yoksa kontrol her dakika elden kaçabiliyor.
Gecenin bundan sonraki kısmı ailenin rutini dahilinde devam etti. Rutin dışında olan tek şey bu akşam Mayashiye masal okuyan kişi bendim. Kitap ilginç her güne bir masal olan bir kitap var. Resim veya ilustrasyon çok fazla yok en azından benim okuduğum masalda yoktu.
Masaldan bahsetmeden devam etmeme imkan yok. Masal Görkemli boynuzları zayıf ama güçlü bacakları olan bir geyiğin bacaklarının boynuzlarının görkem'ine yetişmemesinden duyduğu memnuniyetsiliği anlatıyor. Sonra sık ağaçların bulunduğu bir ormanda av köpekleri tarafından kovalanırken o görkemli boynuzları ağaçlara takılıp sıkışıyor ve köpekler tarafından öldürüyor. Geyiğin son düşünceleri ise ""Bak şu Allahın işine "utandığım bacaklarım hayatımı kurtarırken sahip olmaktan kasım kasım kasıldığım boynuzlarım ölümüme sebep olacak."" Kardeşim bu nasıl bir masal böyle masallah okutacağımıza Türk dizisi seyrettirelim bu çocuklara daha iyi en azından psikopatlık garanti olur. Mayashi uyudu bizde muhabbet ettik 11:30 a doğru eve yola çıktım . Antin kuntin işlerle yatmam yine biri buldu uyumam ise ikiyi. Ertesi sabah oldu bende atladım geldim buraya.

North Shields Serisi Etiler Etabı

Eskiden hepimiz aynı binada çalışıyorduk dolayısı ile buluşmak görüşmek sorun olmuyordu. Zaman ve kurumsal evrim nedeni ile ilk olarak benim lokasyonum değişti. Daha sonra birimiz 6 yıl sonra xerim bu aşkın ızdırabını diyerek kurum değiştirdi. Geçiş şartları ve diğer detaylar tamamen başka bir blog konusu. Bu ay itibari ile bir başka arkadaşımızda onun la aynı kurumda faalyet göstermAeye başlayınca resmen Istanbulun 3 köşesine dağılmış durumdayız.
Artık erkek erkeğe buluşmak eskisi kadar kolay olmuyor. Önceleri % 100 katılımlı organizasyonlar için çaba sarfedip katılım oranını yakalayamayınca organizasyon iptal oluyordu. Bunun gerçekleşme oranının iyice düştüğünü anlayınca ""müsait olan katılır"" prensibinde North Shields Serilerine başladık. Ayıptır Söylemesi serinin ilk ayağı Ataşehir i Ramazan'ın ilk perşembesi gerçekleştirmiştik. Muhabbet belli erkek erkeğe yapılabilen seviyeli muhabbet.
Bu perşembe ise Serinin ikinci ayağı olan Etiler ayağı gerçekleştirildi. Bir evvelki ayağı katılımcıları ile aynı katılımcılar olduğu için konseptde zorluk çeken olmadı tabiatı ile.
Etiler Ayağından bahsetmeden önce size biraz North Shields Serisinden bahsetmek istiyorum. Burda amaç; sıra ile ve seri bir şekilde North Shields Franchise'ı altında toplanan bütün mekanlarda buluşmak. Tercihen iki buluşma üst üste aynı kıtada gerçekleşmemesine dikkat edilecek. Bu prensibe göre
1 Ayak - Ataşehir
2. Ayak- Etiler
3. Ayak - Çiftehavuzlar
4. Ayak - Parkorman (Maslak)
5. Ayak - Kalamış
6. Ayak - Beyoğlu
7. Ayak- Ankara
8. Ayak - Bahçeşehir
9. Ayak - Yeşilköy
10. Ayak - İzmir
11. Ayak - AHL
12. Ayak - Port Göcek
13. Ayak - AMHL (İzmir Adnan Menderes H.L.)
14. Ayak - Esenboğa Havalimanı
15. Ayak - Antalya Havalimanı
16. Ayak - Bodrum Havalimanı
Bu Serinin tamamlanması için grubun içersinde herhangi bir kişinin bu mekanlardan birini ziyaret edip 500 cc lik bir bira içmesi yeterlidir. Seri içersinde ençok etabı tamamlayan kişi serinin şampiyonu olacaktır.
Etapları tamamlayan kişiler her etaptan katıldıkları katılımcı sayısı kadar puan alacaklar. Örnek olarak ilk iki etapda katılımcı sayısı 3 idi . Bu katılımcıların hepsinin 3 (katılımcım sayısı ) x 2 (etap Sayısı) = 6 şar puanı var.
Etap tamamlamış sayılması için bir başka katılımcının şahitliği başka katılımcı olmaması durumunda kasa fişi, fotograf veya kredi kartı slibi yeterli olacaktır.
Usaş (Hava limanlarında bulunanlar) North Shields etaplarının tamamlanması durumunda her bir etapda alınan puanlar 2 ile çarpılacaktır. Bu Etaplarda uygulanan yüksek fiyat politikası nedeni ile puanlar daha değerli kabul ediliyorlar.
Gelelim Etiler etabına; İki kişinin lokasyona ulaşmasına mütakip 500 cc lik iki adet bira ve ara sıcak tabak ve sepeti siparişi verildi. Biralar ve arasıcaklar 3. kişinin varması ile aynı anda geldikleri için son katılımcı için acil servis ve 500 cc lik bira siparişi verildi. Sonra karşılıklı olarak il etaptan o güne kadar geçen süre boyunca hayatlarda gerçekleşen değişikliklikler ile ilgili kısa güncellemeler yapıldı. Çeşitli proje imkanları araştırıldı biralar sıra sıra yuvarlanıldı ve kafa bir dünya olmadan saat 22:00 gibi mekan terkedildi. Katılımcılardan biri kızını alması gerektiği için bir saat ve bir bira daha önce ayrıldı ama bu tam puan almasına mani değil.
Vallahi diğerlerini bilmem ama bu gecenin sabahına kadar deliksiz çok güzel bir uyku uyudum.

Sonbaharda bir Tomurcuk

Media_httpstaticflick_bffwc

DSC01047,
Media_httpstaticflick_zoaig
,
originally uploaded by Minik Kusch.

Köşede resmini gördüğünüz kardeşimiz kısa dönem piyade onbaşı olarak askerlik görevini yerine getirmektedir. Temmuz döneminde gitti askere. Acemilik süresini Adanada tamamladı. Son aldığımız habere göre kendisi Adanada bir Askerlik Şubesinde Kantin Onbaşı olarak görev yapıcakmış. Sıcakların bittigini de düşünürsek tost basmaktan kışı pek hissedemiyecek. Yemek yeteneklerinin gelişecegine eminim. İkinci Resim 2005 yılında bir organizasyonda cekilen bir resim. Toplasan bir sene olmamıştır. Görüldüğü üzere çoşkusunda biraz azalma var. Öte yandan baktığında Şubat ayında dönecek ve kış mevsimi için memleketin en mantıklı illerinden birinde yaşayacak. Vatan Ona emanet ben şahsen bu görev için daha iyi bir kişi düşünemiyorum. Sözlerime konu ile ilgili bir edebi eser ile bitirmek isterim

" O şimdi Asker Can Neler Ister"

Cumartesi ateşi

Güzel 1 aksamdı net ve sakin bir kafa ile bir şeyler düşünebiliyordum. Sonra uykuya yattık. Sabahın erken saatlerinden ölene kadar yatak odasından çıkmadık. Yatakta tembellik çoğunlukla sonra teknolojik bir ev hediyesi almak için vatana gittik. Modem ve ps2 kontrolü aldık. Midemin duvarları birbirine yapışmış bir şekilde yemek umudu ile çanaka doğru ilerlerken trafikten kaçmaya teşebbüsü ile kendimizi Atatürk cd. de bulduk. Tesadüf bu ki yeni evine taşınmış bir arkadaşın evinin önünden geçtik. 5 dk. ziyarete gidildi bende kendime park yeri bulup makam şoförü misali bekliyorum 20 dk'dir. Pek olgun olmasam gerek kendi sosyal ihtiyaçlarım çok mantıklı geliyor ama beraber olduğum kişininkiler yük geliyor. Zaman ile öğrenirim umarım. Birde ufak kayıp durumu yaşanıyor nerde beklediğimi bulamadi. Nihayet bulundum ve çanağa gittik. Bu arada saat 16:00 oldu ve hala eve dönemedim. Evde yapmayı planladığım danik dunkdik işler vardı. Bu biraz beni gerdi heralde. Eve girişim saat 17:00 oldu ilgilenmek istedigim konular ile ilgilenmek mümkün olmadı. Bitap düşümüşüm hemen uyudum. Akşam Ramazan bir hafta öncesi evlerine davet eden arkadaşlara gittik.Onlar ile yaptığımız her organizasyonda olduğu gibi geç kaldım. Mahsus mu yapiyorum neayıp vallahi.
GEce güzel geçti yemekler güzel, muhabbet güzel, insanlar güzel. Düğünün DVD sini seyrettilk. Kardeşim amma çok oynamışım kendimi görmekten utandım. Bilmem açıklayıcı olabiliyormu. Ve geceyi Duran Duran DVD si ile bitirdik. saat 01:00 gibi ise eve gidip yatağa girmiştik.
Cumartesi ateşi ise benim sebepsiz saman alevi asabiyetim di yani ateşli bir gün değildi düşündüğünüz üzere. Samanın alevi okadar çabuk geçmedi bu sefer tek özellik o.