Gray's Anatomy Nedir

Media_httplh3googleco_zuptw
Grey’s Anatomy adlı diziyi biliyorsunuz.
“Seattle Grace” Hastahanesindeki altı cerrahi stajyer ve kadrolu doktorun yoğun bir eğitim,cinsellik ve duygusal dalgalanmaların takip edildiği sevimli Prime time pembe dizisi.

Gray's Anatomy ise tam adı ile Henry Gray's Anatomy of Human Body isimli Ingilizce Anatomi ders kitabıdır. Kitap ilk olarak 1868 yılında Birleşik Kırallıkda (Ingiltere) ertesi sene ise ABD'de yayınlandı. Yazar Henry Gray kitabın ikinci baskısı 1960 yılında yayınlanmadan az önce kuzeninden kaptığı çiçek hastalığı nedeni ile 34 yaşında hayatını kaybetti.

Henry Gray'in tıp öğrencilerine rehberlik edecek bir anatomi atlası yaratma fikri o kadar başarılı oldu ki tüm dünyada tıp öğrencileri tarafından hala yoğun olarak kullanılmakta. Kitabın 29. baskısı 2007 yılında piyasaya sürüldü.

Tıp Literatüründe inanılmaz ağırlığı ve bilinirliği olan bir eğitim dökümanıdır.

28 hafta sonra- Yeni bir film

Media_httpbp2bloggerc_hwund
28 days Later isimli filmi hanginiz hatırlar ? Yanlız karışıklık olmasın Lütfen bu filmde Sandra Bullock bağımlılık tedavisi gören göğüs kafesi düz genç küçük kız kardeşi oynamıyor. O filmin adı 28 Days idi. Bu film bağımlı kızın rehabilitasyondaki ilk 28 günün sonrasını anlatan bir devam filmi de değil.
Ben bu filmi Resident Evil'in ardından seyretmiştim. Inanılmaz bir şekilde senaryoları örtüşüyordu. 28 Days later sanki Resident Evil'in devamını Londra da çekmişle gibiydi. Konu aynı aslına bakarsanız. Benzer semptomlar yaşayan ölüler ve büyük şehirlerdeki nüfusun bu hastalık ile kırılması bir avuç insanın hayatta kalma mücadelesi. Fark olarak yeşil bölge olarak adlandırılan Amerikalıların kontrolünde bir ada var insanlar burda birbileri ile uğraşmaya başlayıp tehlikeyi geri plana atıp bir anda felaketin ortasında buluyorlar kendilerini. Tipik multeci kampı senaryosuna biraz zombie tadi eklenmiş.
Şimdi bu ingiliz filminin devamın çekmişler. Ilk film salgından 28 gün sonrasını anlatırken ikinci film salgından 28 hafta sonrasını anlatıyor. Anladığım kadarı ile senaryoda yaratıcılık yönünden bir gelişme yok. Zaten bu konuyu birçok filmde birçok defa işledikleri için serinin ikinci filmine daha çok vahşet eklemekten fazla bir imkanları olmamış.
Oturdum serinin ilk filmini çıkardım çantadan VCD olarak onu izliyorum. O kadar alışmışız ki Salgınların amerikan toprağı üzerinde olmasına ve amerikalıların bütün insanlığı kurtarmasına Ilk filmi bitirdim kayıt VCD için güzel ama sanırım telesync formatda kaydetmişler. Şimdi ikincisinin güzel bir formatda paylaşımıı bekleyeceğim.

Sisli bir Istanbul Sabahı

Media_httpbp2bloggerc_plmlw
Bu sabah sis var Istanbulda. Sisin etkisinden olsa gerek sabah az da olsa üşüyerek uyandım. Uykumu evvelki günlerden biraz daha iyi almanın bir rahatlığı kaplamıştı benliğimi.
Her zamanki yoldan ofise vardım şimdi ise bir bardağa elma suyu doldurup bir yandan onu tüketirken bir yandan bugüne başlıyorum.
Heroes'da sezon finaline 1 var. Bu bölümde *****SPOILER ******* birden fazla ölüm var*************SPOILER BITTI*********
Lost'un geçen haftaki bölümü hariç bek bir kötü sezona denk geldik. 3 sene daha oynayacak olmasına sevindiğimi söyleyemeceğim. Resme gelince siyah beyaz ve net bir resim olmaması benim ilgimi çekti. Kucaklamanın amacını isteyen istediği şekilde yorumlayabilir. İkinci üçüncü göz atıştan sonra bir kucaklama olarak yorumlamak daha akılcı geldi.
Neyse garip bir sapma olacak ama az önce yeni bir aksiyon macera filminin trailerina denk geldim. Jason Statham ve Jet Li bir kan davası yüzünden birbirlerini yoketmeye çalışan iki ezeli düşman. Bu mücadele sırasında ikilinin arasında kalanlar telef oluyor bulundukları şehir ile beraber. Filmin adı WAR pek yakında paylaşımda diye umuyordum ama filmin release tarihi eylül ortası gibi gözüküyor.

Insanlık Tarihçesi Adem ile Havva

Media_httpbp1bloggerc_kvhai
İranlı Sanatçı Hamid Bahrami tarafından yapılmış bir karikatür. En büyük erdem kişinin kendi toplumunu ve inançlarını yeri geldiğinde yerebilmesidir. Çalışmaları oldukça başarılı. Bir Karikatür ile benim dikkatimi çekmeyi başardı doğrusu. Kişisel sayfası için buraya bakabilirsiniz.

FHM'in En seksi 100 Hatunu

Media_httpbp0bloggerc_dfmyj

FHM dergisi tarafından alemin en seksi hatunları belirlenmiş. Gerçi bu tür dergilerin her biri kendilerine okuyucularına bir seçim yaptırıyor. Listenin tamamını buradan okuyabilirsiniz. Ali Larter "hakikatten yahşi bir hatun" yorumları ile ilk algılamamız gerçekleşmiş olsada heroes adlı dizi ile gözlerimiz aşina oldu hatta oldukça aşina oldu ki kusur bulmaya başladık. (Göğüslerinin ufak olması mesela ) . Listenin diğer üyelerine bir de siz göz atın bakalım.
.

Bu akşam ne yapmalı - The Pursuit Of Happyness

Media_httpbp0bloggerc_nlqac
Bu akşam ne yapalım diye düşünüyorsanız size tavsiyem "gidin hava güzel Harward cafe'nin bahçesinde bir soğuk bira için" olacaktır. After Hours Drink misali. Öte yandan bunun akabinde bir film görmek isterseniz The Pursuit Of Happyness size gizel bir fikir gelecektir. Gerçek hayat hikayesinden esinlenen filmin yetişkinler arasında çok beğenildiğini söylemem önerimi değerlendirmede etkili olacaktır diye düşünüyorum.
Karısı kendisi ve oğlunu terkettikten sonra oğlunu geçindirebilmek için büyük sıkıntılara ve engellere rağmen mücadeleden vazgeçmeyen bir adamın ve oğlunun hikayesi.
Türkçede bir ata sözü vardır burda tam olarak bahsedemesem de bedevi ve kutup ayısını içeren bir cümledir. Filmin başında bahsettikleri gibi gerçek bir hikayeden esinlenilmiş ise size açıkca şunu söyliyebilirim ki; "Dünya yüzünde Bedevinin böyle nasipsizine denk gelme ihtimali piyango kazanma ihtimalinden düşüktür. Seyretmeye değer mi eminim pişman olmayacaksınız ancak kararınınız vermeden önce Ruh halinizi de değerlendirme içine almanızda faide var.
Oynadığı sinemalar ve seanslar için buraya bakabilirsiniz.

Ucuz DVD Temini - Sin City

Media_httpbp3bloggerc_fpjyh

Biliyorsunuz bir çok sinema dergisi promosyon amacı ile aylık sayılarının yanında Türkçe dublaj DVDleri veriyorlar. Bazı büyük mağazalarda belli firmalara tarafından yayınlanmış filmlere ait stoklarını çok özel fiyatlara satıyorlar.
Bu tekliflere dikkat ettiğimizde gerçekten güzel filmleri çok ideal fiyatlara koleksiyonunuza dahil etmiş olabiliyorsunuz.
İşte Frank Miller'ın ayn isimli Cizgi Romanından uyarlanan 2005 yapımı Sin City'nin Türkçe DVD sini bir sinema dergisinin promosyonu ile satın aldım. Gerçi derginin Fiyatı 10.oo Lira idi yani çok da ucuz değil. Öte yandan Sin City de 10.oo Liralık bir film değil. Türkiyede her ne kadar düşündüğüm kadar popüler olmadıysa da aksiyon meraklısı her erkeğin DVD kolleksiyonunda yer alması gereken bir film kendisi. Filmin Yönetmeni Robert Rodriguez (Gün batımından Şafağa ve Desperado ) olarak karar verilmişti ama projenin başarısı için Robert Rodriguez yönetmen koltuğunu severek Frank Miller ile paylaştı.
Film Siyah beyaz çekilerek ve orjinal çizgi romanda bulunan sahnelerin birebir sinema karesinde canlandırılması ile tam bir keyif sağanağı sağlıyor seyircilere. Tabi seyirci erkek ise . Bayanlar ile seyredildiğinde bazı sayfaların bayanlar tarafından rahatsız edici veya aşırı şiddet içerikli olduğunu düşünüyorlar. Hatta filmin çoğunu gözlerini kapatarak seyredebilirler o sebepten Sinemada kız arkadaşınız ile gittiyseniz bir de onsuz evde DVD de seyretmeniz için çok iyi bir fırsat.
Film BaSIN City adlı Amerikanın Kuzey batısında Seattle Washington a 30 dakika uzaklıkta bulunduğu var sayılan hayali bir şehirde 3 ayrı hikayeyi anlatıyor. Hikayelerin her birinin 3 kötü çocuğu var. Hepsi sıra dışı ve hepsi şiddete meyilli insanlar. 3 adam da şehirde hakim olan bozuk düzene karşı sıra dışı bir mücadele içersindeler ve her biri amaçlarına ulaşmak için sıra dışı ve vahşi yöntemler uyguluyorlar. film süresince 3 kahraman birbileri ile karşılaşmasalar da aynı atmosfer içersinde ve aynı sosyal çevre içersinde bilinçsizce denk geldiklerine şahit oluyorsunuz. Mücadeler genelde yozlaşmış politikacılar, polisler ve din adamlarına karşı yapılıyor.
Bir çeşit kurtlar vadisi anlıyacağınız. Tek fark kahramanlar daha az mükemmeller. Çok bariz kusurlara sahipler amaçlarına ulaşmaya çalışırken eylemlerini planlmadan vahşice gerçekleştiriyorlar.
Derginin adını daha sonra ekleyeceğim ama şu anda en ufak fikrim yok.
Trailer'i ekleyecektim ama Youtube a erişim mahkeme kararı ile dururulmuştur.
Derginin adı DVD artı(+) eğer bu DVD den edinmek isterseniz.

Benim videolarim - Tarih Öncesi

Bilim adamları Tarihin başlangıcı olarak yazının bulunmasını alırlar. M.Ö. 3200 yılında Mezopotamya şehir devletlerinde bulunduğunu düşünürsek epeyce bir zaman olmuş demekki. Dünyanın bin türlü hali var. Çağlar arasında geçişler vardır insanlık tarihinde sıradışı gerçekleşmiş olaylar. 1453 Fatihin Istanbul'un fethi (ilk olarak top ile yapılan kuşatma olması sebebi ile önemlidir tabi Doğu Roma imparatorluğunun yıkılması olarak da değinilir).
Bu ayrı bir konudur İstanbul'un fethi II. Sultan Mehmet (Fatih) ve ona karşı kurulmuş Ejder'in kardeşliği birliği. Vlad Tepeş nam-i diger Kont Dracula'nın Fatihin yanında geçirdiği çocukluğu ve bunun tarihe geçecek karakteristik özelliklerine etkileri tamamen ayrı bir konu.
Internet de bu kilometre taşlarından biri olmalı bence Internet olmadan önceki hayatımdan size biraz bahsetmek istiyorum.
Ergenlik dönemi ile beraber yaş 12 itibari ile o zamanın popüler kültürüne maruz kalmaya başladım. Giydiğim ayakkabının önemi olmaya başladı belli müzik programlarını dinleyebilmek önemli olmaya başladı benim için zira TRT 3 de popüler müzik yayını belli saatler arasında yapılmaktaydı. Pazartesi Çarşamba akşamları eve gidip odamdaki müzik setinden Stüdyo FM dinlerdim. Yayın günlerinden birinde Jazz ağırlıklı çalarlardı fenalık geçirirdim. Derken 1984 yılı ve sonrası Özal ile gelen açılma dönemi başladı dünyaya açılmaya başladık. O zamana kadar kapalı bir ekonomik politika benimseyen 70 cent e muhtaç Türkiye bir gonca gibi açılmaya başlamıştı. Devlet politikasına paralel olarak TRT de bu rüzgarın etkisine girdi ve bizi video klip ler ile tanıştırmaya başladılar.
Tabi video klipler dediysek şimdiki ile alakası olmayan video kliplerdi bunlar. O zamanlar Top of The Pops diye bir franchise vardı programda Televizyon makinasının kullandığı stüdyondan biraz hallice bir stüdyo ve konu sanatçılar listlerdeki şarkılarını playback olarak performans gösteriyorlardı. Bu tür programları o zaman hemen hemen her evde bulunan videolar ile televizyondan kaydedip sonra hepsini toplu olarak seyrettiğimi hatirlarım. Şunu da unutmamak lazım bazen bu programlara çıkan popüler parçaların kasetlerinin Türkiyeye gelmesi çok daha uzun sürüyordu dolayısı ile tek tüketim kanalımız bunlar olabiliyordu. Ilk CD playerimi 1990 yılında 100 USD ye amerikadan aldığımı düşünürsek CD diye bir kavram o dönem yoktu neticesi ile. İşte aşağıda Bana videoya kayıt motivasyonunu sağlayan şarkılardan biri Ray Parker Jr. ve GhostBusters. Aynı adlı filmin müziği olarak hit olmuştur kendileri.
www.cgi/http://www.youtube.com/v/A5YN8mi28Zs" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="350" width="425">

Büyüt Umutlar - Great expectations

<style type="text/css">.flickr-photo { }.flickr-frame { float: right; text-align: center; margin-left: 15px; margin-bottom: 15px; }.flickr-caption { font-size: 0.8em; margin-top: 0px; }</style>
Media_httpfarm1static_ohrzs

8_2,
originally uploaded by Calimero_01.
Yanlış anlaşılma olmasın. Charles Dickens'ın eserinden veya Gwyneth Palthrow'un 1998 yılında oynadığı aynı eserin modern uyarlamasından bahsetmiyorum.
Bahsettiğim 2007 Mart ayında vizyone girecek ve kendisinin tamamiyle büyük bir görsel şölen olmasını beklediğim; Frank Miller'ın Aynı adlı Resimli romanını bire bir sinema uyarlaması film olan 300 ile ilgili bekletilerimin özeti aslında. Hikaye ile ilgili bilgim bir national Geographic belgeseli ardından olmuştu. Tamamiyle bir kahramanlık öyküsü 300 spartalı 10,000 lerce kişilik Pers ordusuna karşı Thermopylae de girdikleri mücadelenin hikayesi. Askeri okullarda iyi bir stratejinin ve lokasyonun ne kadar etkili olduğu konusunda gösterilen örneklerden biridir bu hikaye. Eğer GladiatorTroy'u beğendiyseniz ve Sin City'nin hastası olduysanız o zaman bu filmi seyrederken ve seyrettikten sonra dikkatli olmanız gerekecek. Zira seyrederken nefes almayı unutabilirsiniz. Seyrettikten sonrada kalabalalık insan topluluklarına girişmek o kadar da çılgınca veya mantıksız gelmeyebilir.
Frank Miller söz konusu çizgi romanı hazırlarken çocukken seyretmiş olduğu 300 Spartalı (1962) filmi ilham alarak hazırlamış.
Hikayede geçen bazı laflar var ki tarihte ilk defa burda kullanılmış olduğunu öğreniyoruz.
Mesela şu diyalog
- Silahlarını bırak
- Gel de al
Şimdi bu çok sıradan bir diyalo gibi gelebilir size ama filmde de bahsi geçecektir ve "Gel de al" diyen adamın hangi şartlar altında bu lafı söylediğini gördüğünüzde dibiniz düşecek.
Ön Gösterimi seyredenlerin iki saatten daha az süren bu epik hikayenin birr çizgi Roman detayında anlatımından çok ama çok tatmin olmuşlar.
Sizi bilmem ama bende Sabırsızlıkla bekliyorum. Iste size Trailerı

Passing by the Passed Out Guy

Media_httpfarm1static_ejhgv
Hiç şu soldaki resim gibi başladınız mı güne. Eminim başlamışsınızdır. Gençlik yıllarımda bu şekilde bir günü bitirip bir başkasına geçtiğimi hatırlarım. Bir de Reflü'mün (Ben Reflü gördüm) iyice azdığı dönemlerde bu şekilde sabahlarımı geçirir olmuştum. Yıllar geçti ve Reflünün nedenini iş stres değilde bana amirlik yapan insalıktan nasibini almamış canlının sebeb oldugunun anladım. Yıllar ca çalışıp kendime işkence çektirmişim. Şimdi onun hakkında söyleyecek çok şey var ben ise "Bana uzak Allaha yakın olsun" diyerek yoluma devam ediyorum. İçten içe ise "Karma is a bitch" diyerek yoluma devam ediyorum.