- Posts tagged Dünya
- Explore Dünya on posterous
Kuzey Kore'nin Bir Sonraki liderini Kim Bilir ? Tabiki Kim Bilir
Gündemi takip ederken karşıma geldi bu haber. Amerika Birleşik Devletlerinin "sabit belalı olduğu" ülkelerden Kuzey Kore'nin çok demokratik olmayan lideri "Kim Jong - İl" geçirdiği felç sonrası toparlanmaya çalışıyor ancak bu beklenmedik gelişme, Halefini belirlenmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmış. Görünüşe göre isviçre'de eğitimini tamamlamış küçük oğlu olacak ama kesin kararın ne olacağı hakkında bir bilgi yok. Son sözü Kim Jong İl söyleyecek.
Global Isınma'ya karşı en etkin önlem
Daha önce söylemiştim global ısınma ile ilgili endişeler ve bunun için apılan telaşlar pek bir çakma geliyor bana.Bir Global Isınma diye tutturmuş duruyoruz. Yok efendim çok fazla karbon dioksit üretiyoruz. Atmosferde artan karbondioksit oranı yükseldiği için oluşan sera etkisi nedeniyle dünyanın ısısı yükseliyormuş ve bunun neticesinde buzullar eriyormuş.Çok iyi oluyor az bile oluyor aq. Öncelikle şunu belirmekte fayda var. Şu keyifle animasyonlarını seyrettiğimiz (hatta serinin üçüncü filmine dair trailler bile çıktı) buzul çağı var ya ? Teknik açıdan baktığımızda hala devam ediyor. Sadece buzulların kapladığı yer azaldı o kadar. Ne zaman dünya yüzünden buzul kalmaz o zaman buzul çağı sona ermiş demektir.AAh global ısınma vaah global ısınma diye yana yıkıla dert ettiğimiz sorunu tamamiyle ortadan kaldıracak bir çözüm mevcut ama bu çözümün kimsenin hoşuna gideceğini zannetmiyorum.Çözüm şu; dünya üzerinde mevcut insan nüfusunun iyimser bir hesapla yarısının kötümser bir hesapla 2/3'ünün ortadan kalkması durumunda dünya üzerinde global ısınma diye bir sorun kalmıyor.Dünya üzerindeki insan nüfüsu 3, 3.5 milyara inmesiyle dünya üzerindeki üretim yarı yarıya düşecek bu da global ısınmaya neden olan zararlı gazların üretilmesinde yarı yarıya bir azalma demek oluyor.Dünya nüfusunun yarısı ortadan kalktığı için şu anda tarım amacıyla işlenen tarlalara ve buralarda yapılan üretime olan ihtiyaç yarı yarıya azalacak. Bu alanlar tarım için kullanılmayacak bu alanlarda doğal bir bitki örtüsü ve tabiatıyla ağaçlar yetişmeye başlayacak. Bunlara ek olarak dünya nüfusu için yapılan üretimin yarıya (en azında) düşmesi nedeniyle dünya üzerindeki yağmur ormanlarının yokedilmesi yavaşlayacak hatta sona erecek bu da yağmur ormanlarının tekrar büyümesi anlamına geliyor.Dünya üzerindeki insan nüfusuna bağlı olarak azalan talep neticeside üretimdeki gerileme ve Artan bitki örtüsü ve ağaçlar sayesinde dünya üzerinde oksijen artmaya başlayarak ters sera etkisi olacak ve dünyamız çok uzun süredir yaşadığı o sert kışlara bir on sene içersinde kavuşmuş olacak.Bana inanmıyorsanız kendiniz araştırın ve öğrenin. 14. yüzyıl kara veba salgını dünya üzerindeki en büyük kitle ölümlerinden birine sebep olmuştur. O dönemden kalan kayıtlara göz atıldığında o dönemki Avrupa nüfusunun %30 ila %60'nın ölümüne sebep olduğu görülüyor. Aynı dönemde dünya üzerindeki tahmini insan nüfusu 450 milyondan 350 ila 375 milyon arasında bir rakama gerileyince tarım için açılmış alanların önemli bir kısmı tekrar bitki örtüsü ile kaplanıyor. Artan bitki örtüsü (o zaman zaten atmosfere zararlı gazların salınımı söz konusu değil.) ile paralel oksijen üretimi ters sera etkisi yaratarak dünyada uzun yıllar çok sert kışların geçmesine sebep olmuş. Gerçi salgın sırasında cesteler yakılırdı ancak, yakılmayıp toplu mezarlara gömülen araziler salgın nedeniyle uzun süre boş bırakıldı gömülen cesetler gübre olarak oralarda bitki örtüsünün gelişmesine sebep oldu.İşte size global ısınmaya karşı çözüm. Bu çözümden başka diğer tüm alternatifler yalandır kandırmadır şirketlerin ceplerini doldurma çabasıdır.Bu kadar nüfusla dünya neden ısınıyor dememiz kerizlik afedersiniz.
Global krizin sorumlusu kim ?
Global Kriz, resesyon, Mortgage Krizi, faiz oranları, Türev ürünler, Düşen yükselen endeksler, volatilite son 8 aydır hayatımızda hiç eksilmeyen terimler bunlar. Üstüne üstlük globalizasyon dediğimiz kavram nedeniyle ülkemizi de anında ve zaman zaman şiddetli etkileyen durum bu.Ağustos gibi geliyorum diyen subprime mortgage krizinin artçı şokları tüm dünya piyasalarını sarstı sarsmaya devam ediyor. Peki krizin sorumlusu kim ? Kredi politikalarını gevşeterek riskli müşteri gruplarına Mortgage kredisi veren Mortgage Şirketleri mi ? Bu konuda emin olamıyoruz malesef. Son 10 sene içersinde Finans piyasaların gelişimine baktığımızda bilgisayar ve internetin yaptığı atılımı ve büyümeyi en yakından takip eden alan Finansal Piyasalar oldu. Gelişen teknoloji ve yüksek kapasiteli bilgisayarlar yüksek internet hızı insanlara özellikle finans profesyonellerine dünyada internet bağlantısı olan hemen her noktasında alım satım imkanı verdi. Global bir oyun alanında karlarını maksimize etmeye finansal kurumların hiç tükenmeyen iştahı ve onlar için çalışan traderların karlardan elde ettikleri primler mevcut faaliyet gösterilen pazar ve ürünleri kısa sürede tüketti ve oyun alanı karlar az gelmeye başladı. Açlık içersinde çevresinde saldıran bu finansal kurumlar yolu finans mühendislerine başvurmakda buldular. Finans Mühendisleri çoğunlukla dünyanın daha doğrusu paranın anlamını onun getiriyi maksimize edecek yüksek matematik kullanan akademik karakterlerdir. Bir gün tüm finans mühendisleri paranın ve piyasaların boş olduğunu görecek ve o zaman dünya üzerinde yoksulluk, açlık ve savaşlar son bulacak. Mühendislerimiz önlerine gelen bol sıfırlı tekliflerden dolayı baştan çıkınca süratli bilgisayarlar ve yüksek matematik sayesinde yeni ürünler geliştirmeye başladılar. Teori'ye göre etkiye tepki veren herşeyin bir getirisi veya götürüsü vardır ve bu getiri veya götürü doğru, yeterince gelişmiş matematiksel formüller ve algoritmalar kullanılldığı taktirde parasal olarak ölçülebilir. Dolayısı ile alım satım işlemi gerçekleştirilebilir. Finansal Mühendisler aldılar sazı ellerine başladılar geleneksel hisse senedi ve emtia alışverişlerinden oluşan türev ürünlerin yanlarına bir diğer çok üründen etkiye tepki veren varlıktan ürün tasarlamaya ve neticesinde piyasalara sunmaya. Unutmayın Dünyada iyi matematikçi, fizikçi fazla bulunmaz ama iyi matematikçi fizikçi geçinen akademisyen çoktur ve yaklaşık 15 sene önce gerçekten iyi matematikçi veya fizikçilerden çok azı ancak iyi matematikçi fizikçi geçinen ama foyası ortaya çıkacağından korkan bir grup finans mühendisliğine geçiş yaptı. Paranın zaman değeri formüllerini biraz yüksek matematik fonksiyonları ile süslediler. Kimse, kendileri dahil ciddiye alınacaklarını düşünmediler öyleki bazıları bu formülleri methodları geliştirirken matematiğin mantığından uzaklaşıp hayal güçlerinde at koşturmaya başladıklarını farkedemediler. Ama Piyasalar bir anda bu adamları ciddiye almaya başladılar günümüz sermaye piyasalarında ve türev piyasalarında artık hava koşulları bile fiyatlanıp işlem görmeye başladı. Mortgage Alacakları da bu geliştirilen türev ürünlerinde verdiği kıvam nedeniyle popüler olarak kullanılan bir malzemeydi. Mortgage'ın uygulandığı ülkelere baktığımızda ikinci piyasalarda mortgage alacakları ve teminatlarının menkul kıymeleştirildiği iki ülke (ABD ve Almanya) başkası yok. Bu türev ürünler Özellikle Amerikadaki mortgage'a dayalı menkul kıymetleri geçtiğimiz senelerde tüketince piyasalar menkul kıymet çıkaranların üzerinde daha fazla mortgage'a dayalı menkul kıymet çıkarmaları yönünde talep baskısı oluşturdular.Mortgage kredisi veren kurumlarda oldukça talep gören dolayısı ile karlı bir faaliyet alanı olmaya başlıyan menkul kıymetleştirme alanında karlarını maksimize etmek adına kredi politikaları uygulamalarında daha esnek davranıp subprime segmente uzun vadeli piyasada mevcut oranlarda yüksek faizli krediler sunmaya başladılar. Subprime artan gayri menkul fiyatlarıyla kar edeceklerini planlayarak bu yüksek maliyetli krediler ile zaten oldukça şişmiş fiyatlı gayri menkulleri almaya başladılar. Bir noktada gayri menkul balonları / fiyatları gerilemeye başladı. Zaten kısa vadeli gayri menkul fiyat artışı ile kart etmek amacıyla yüksek faizli mortgage kredilerinin altına girmiş subprime müşteri segmenti gayrimenkul fiyatlarındaki gerilemesine direkt reaksiyon gösterip pozisyonlarını terkettiler. Evleri bankalara devredip borçlardan çıktılar. Subprime tanımına baktığınızda kredi geri ödemelerinde stabilite bulunmayan yani tasarruf disiplininden uzak tüketici segmentini tanımlar. Bu segment'in uzun vadeli mortgage kredisine piyasa oranlarından daha yüksek faizlerle girip bunun devamlılığını getirmesini beklemek çokda gerçekçi olmayacaktı. Tek sorun bu tip müşteri segmentlerine verilen krediler de süratle menkul kıymetleştirilen Mortgage teminat ve alacaklarının bulunduğu havuzlara dahil olmuşlardı ve bunları içeren türev ürünlerini direkt etkilediler. Karmaşık hesaplamalar ile tasarlanan bu ürünler beklenmedik bir nedenden zarar yaratmaya başlayınca bu ürünleri portföylerinde taşıyan büyük finansal kurumlar zararlarını hesaplayamaz bir konuma gelip bu yönde açıklamalarda bulununca salgın gibi tüm dünyaya yayıldı. Bu gün finansman maliyetlerini de ekleyen tüm bu ahval ve şeraitin sorumlusu kim?
Gayrimenkul fiyatlarındaki artış trendinden faydalanıp kısa sürede sebepsiz zenginleşmek sevdasında olan Subprime müşteri segmenti mi ? Piyasalardan gelene Mortgage'a dayalı Menkul kıymet talebinin baskısına boyun eğerek kredi politikalarını gevşeterek subprime müşteri segmentine kredi açan konut finansman kuruluşları mı ? Kaldıraç'ın yoğun olarak kullanıldığı türev ürünlerde yoğun olarak işlem gerçekleştiren piyasalar mı ? Yoksa yüksek danışmanlık ücretlerinin cazibesine kapılan ve bu yeni türev ürünleri tasarlayan tasarlarken de hayal ürünleri iyice karmaşıklaştıran Finans Mühendisleri mi ?
Atom bombası dünyada tarihinde bulunmuş en korkunç silah ama kimse onu bulan bilim adamını suçlamıyor gerçi kullananı da suçlamıyor suçlayamıyor. Türev ürünleri bulanları kullananları niye suçlayalım ki. Neden olduğunu tespit edelim ki geleceğimiz noktaya anlam verebilelim.
Gayrimenkul fiyatlarındaki artış trendinden faydalanıp kısa sürede sebepsiz zenginleşmek sevdasında olan Subprime müşteri segmenti mi ? Piyasalardan gelene Mortgage'a dayalı Menkul kıymet talebinin baskısına boyun eğerek kredi politikalarını gevşeterek subprime müşteri segmentine kredi açan konut finansman kuruluşları mı ? Kaldıraç'ın yoğun olarak kullanıldığı türev ürünlerde yoğun olarak işlem gerçekleştiren piyasalar mı ? Yoksa yüksek danışmanlık ücretlerinin cazibesine kapılan ve bu yeni türev ürünleri tasarlayan tasarlarken de hayal ürünleri iyice karmaşıklaştıran Finans Mühendisleri mi ?
Atom bombası dünyada tarihinde bulunmuş en korkunç silah ama kimse onu bulan bilim adamını suçlamıyor gerçi kullananı da suçlamıyor suçlayamıyor. Türev ürünleri bulanları kullananları niye suçlayalım ki. Neden olduğunu tespit edelim ki geleceğimiz noktaya anlam verebilelim.
Billboardlar ve Muhafazakar Toplumlar
Bahar geldi yaz kapıdan girdi girecek diye bekliyoruz. Her sene Istanbulun bir yerinde bir billboard'da yer alan zeki triko reklamları bir şekilde haber oluyor. Istanbul Valiliği saolsun bu konudaki tavrından hiçi ödün vermeden devam ediyor.Ilk başlarda bunun mevcut iktidarın bir etkisi olduğunu düşünmüştüm ama örf adet ve gelenekler de devreye giriyor. Ve hangi ülkede yaşarsanız yaşayın örümcek kafalılar karşınıza çıkıyor.Boingboing'de yer alan bu haber çok hoşuma gitti. Florida eyaletinde bir açık hava panosunda yer alan bir güreş programı ile ilgili reklam afişine dikkatli bakarsanız güreşçilerin gögüs uçlarının olmadığını görebilirseniz. Yanlış anlaşılmasın iş kazası değil Florida da gerçerli bir kanuna göre kamuya açık mekanlarda göğüs ucu göstermek yasak. Erkeklerin göğüs uçları kadınların göğüs uçları yada türkiyedeki uygulaması ile saçları kadar tahrik konusu olmasada eşşeğin aklına karpuz kabuğunu sokmaya ne gerek var.Yanlış anlaşılma olmasın dünyayı erkeklerin yönettiğine inanıyorum ama buradan erkeklerin eşşek olduğunu ima etmiyorum. Bazı durumlarda kadınlar da en az erkekleri aratmayacak vasıflara sahip olup erkekleri aşabiliyorlar.Orjinal post'a buradan ulaşabilirsiniz.
Paskalya Tatili ve Rastgele düşünceler
Hıristiyan dünyası bu haftasonu Paskalya'ı kutluyor. Hz. Isa'nın yeniden doğuşu veya geri dönüşünün kutlandığı bir bayram. Paskalya yumurtası ne iştir niye boyarlar yumurtaları. Tavşan nerden çıktı bu sorulara cevap bulamadım. Aslında aramadım demek daha adil bir açıklama olacaktır.Batı dünyası bu kutsal dönemi yumurtalarla tavşanlar ile kutlaya dursun, benim aklım başka yerlere kaçıverdi.Türkiyede de yayınlanan Esquire dergisinin orjinal web sitesini şöyle bir kolaçan ederken Esquire okurlarının hastası olduğu hatunlar ile ilgili bir bölüme denk geldim aklım başımdan gitti. Inanin bana asıl olan resim değil pozu veren kişi.Hastası olmamak mümkün değil. Tamam geçen yıllar kendisine bir ayrıcalık tanımamış olsada yine de taktire şayan bir kişi.Fotoğraf sanatçısı Fabrizio Ferri tarafından gerçekleştirilen Bir kadın 5 duyu isimli bu çalışmayı incelemeye doyamayacaksınız.
Diğer notlar: Tüm Hıristiyan aleminin Paskalya bayramını kutlayacaktım ama çok abes olacak.
Geçen sene bugün yaptığım post'a bir göz attım.Ünlü aktör Gary Oldman'ın doğum günüymüş ve yaşlanmak ve doğum günleri hakkında bir şeyler yazmışım. Arasıra geriye dönüp bakmak lazım ve o zamanlar nasıl bir ruh halindeymişim şimdi nasılım bir kıyaslama imkanı veriyor.Bu arada o yazıda aktörler Burt Young hem Gary Oldman'dan bahsetmişim ve isimlerdeki tezatın farkında bile değilmişim.
Diğer notlar: Tüm Hıristiyan aleminin Paskalya bayramını kutlayacaktım ama çok abes olacak.
Geçen sene bugün yaptığım post'a bir göz attım.Ünlü aktör Gary Oldman'ın doğum günüymüş ve yaşlanmak ve doğum günleri hakkında bir şeyler yazmışım. Arasıra geriye dönüp bakmak lazım ve o zamanlar nasıl bir ruh halindeymişim şimdi nasılım bir kıyaslama imkanı veriyor.Bu arada o yazıda aktörler Burt Young hem Gary Oldman'dan bahsetmişim ve isimlerdeki tezatın farkında bile değilmişim.
Her yerde Noel Baba Var
Mevsimden olsa gerek tüm dünyayı bir 'Noel Baba' çılgınlığı sarmış durumda. Tüm dünyada Noel Baba , Santa Claus, Saint Nicholas, Kris Kringle,Father Christmas,Babbo Natale,Papai Noel,Deda Mráz,Pai Natal gibi farklı isimlerle anılır. Türkiye doğumludur kendisi. Fakirlere hediye dağıtması ile ünü yayılmaya başlar. (Bu noktadan sonrası tamamen benim hayal gücümdür.) Zenginler, "bize niye dağıtmıyor bizim başımız kel mi" demeye başlayınca bir yahudi tüccar bir aktör ile anlaşır. Bu hediye verme işini bir ücret karşılığı yapabilecek birini tanıdığını belirtir. Zamanla bu hizmet gittikçe zenginler arasında popüler ve talep gören bir hizmet olarak devam eder. Aynı hizmet alanında faaliyet göstermek isteyen diğer müteşebbüsler pastanın yeterince büyük olmadığını görüp bunu orta gelir gurubuna göre revize eder. Alt gelir grubu için herhangi bir paket hazırlanmaz zira bu grup Piskopos Nicholas tarafından şahsen ilgilenilmektedir. Daha sonra mevcut talebi arttırmak ve tabana yaymak için kar'dan Vatikana pay vermek kaydı ile Piskopos Nicholas'ı azizlik mertebesi verilmiştir.
O günden bu güne Aziz Nicholas dünya kültürünün bir parçası olmuştur. İsa'dan sonraTime Dergisi bununla ilgili güzel bir albüm yaratmış. Bende direk kopyaladım. Resimlerin tüm hakkı Time Dergisine aittir diye düşünüyorum.
Kaynak :Time Dergisi
O günden bu güne Aziz Nicholas dünya kültürünün bir parçası olmuştur. İsa'dan sonraTime Dergisi bununla ilgili güzel bir albüm yaratmış. Bende direk kopyaladım. Resimlerin tüm hakkı Time Dergisine aittir diye düşünüyorum.
Kaynak :Time Dergisi
Kitap - Bir Ekonomik Tetikçinin itirafları
Dünyamızda neler olup bittiğine dair bir fikriniz olmadığını düşündüğünüz anlar oluyor mu ? Yada olan bitenden çok iyi haberdar olduğunuzu? Bu kitap , sizi yukarda bahsettiğim ikinci his'e yaklaştıran bir kitap. Üçüncü dünya ülkesinde yaşayan bir birey olarak ülkenizde olan biten şeylere bir anlam vermenize imkan veriyor. Bu kitap tarafından sağlanan bilincin ışığında kendinizi biraz daha aydınlanmış, ancak ülkenizin biraz daha karanlığa yaklaşmış olduğunu hissediyorsunuz.Türkiyenin tüm fonksiyonları ile tam bir 3. dünya ülkesi olduğunu da kabullenmenize yardımcı oluyor. Çünkü bahsi geçen ülkelerde gerçekleşen olayların bir çoğu burda da gerçekleşmi veya gerçekleşmekte.Kitabın orjinal ismi daha bir etkileyici 'Confessions of an Economic Hit Man' yazar "John Perkins". Bu günlerde bir çok kitapçının raflarını süslerken online kitapçılarda en çok satanlar listesinde henüz gözükmüyor.Daha okuyacak sayfam var ama kitap hakkında şimdiden olumlu görüşlerimi paylaşma dürtüsüne karşı koyamadım.Önümüz bayram, Yarın yarın arife herkesin Kurban bayramı Mübarek olsun kazasız belasız günler tatiller sizinle olsun.
B.
B.
Yatağan Mugla da nefes alabilmek
Muğla; Türkiye Cumhuriyetinin en güzel ve karakteristik illerinden bir tanesi.Özellikle Yerleşim olarak bakıldığında her bir ilçesi beldesi ayrı bir şehir ayri bir kültür sahibi.
Insanları bile birbirinden farklı.Eski Yunan Helenik şehir krallıklarını anımsatan bir yapısı var. Her biri ayrı bir cumhuriyet.Muğla denince insanın hayalinde mavi ve yeşilin kavuşması gelir. Türkiyenin Ormanlık alanlar ve muhteşem koyları açısından en zengin illerinden biridir. Bu gün ilin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerinde sebebi budur aslına bakarsanız.Muğla'da toprak ile ilgili yapabileceğiniz falliyetler sınrlıdır çünkü 1.5 metreden derine inen kazılarda tarihi bir eserle karşılaşma olasılığınız oldukça yüksektir. Buralardaki yerleşim merkezlerinde yapılan altyapı çalışmaları sırf bu nedenden ötürü diğer bölge yerel yönetimlerine kıyasla daha pahalıya malolur.Ege bölgesinin karakterisitik kıyı yapısının yanı sıra bakir ve yerleşime açılmamış koyları ile yat turizminde de dünya çapında popüler illerimizden başında gelir. Muğla Nüfusunun büyük bir kısmı geçimini tarıma ve madencilik ile kazandığı için yerleşimler genel olarak ovalara , tarıma elverişli arazilere ve yeraltı kaynaklarının bol bulunduğu yerlere yakın yerleşimler kurulmuştur. İnsan eli değmemiş koy zenginiliğini olumlu olarak etkilemiştir.İlk çağlardaki adı Karya olarak anılan Yatağanilçesin tarih boyunca yer altı zenginlikleri nedeni ile dikkati çekmiştir. Cumhuriyet döneminde de bu özelliği öne çıktığı için bu bölgede inşa edilen ilk termik santral için Yatağan seçilmiştir.Yatağan Termo elektirik santrali ilçe merkezine sadece 3 km. uzaklıkta, Yatağan-Milas karayolunun kıyısında kurulmuştur. Santralin kömür ihtiyacı Eskihisar bölgesinden ve Tınaz-Bağyaka’dan karşılanmaktadır. Soğutma ve katma suyu ihtiyacı Dipsiz kaynaklarından sağlanmaktadır. Santralde üretilen enerji, 154 kV ve 380 kV’luk enerji nakil hatları ile enterkonnekte sisteme iletilmektedir.Bölgenin ve Türkiyenin enerji ihtiyacının ciddi bir bölümünü sağlamakta olan bu santral ilçe merkezine yakınlığı nedeni ile bölge halkının sağlığına ciddi tehtid oluşturmaktadır.Tabi bu sadece benim görüşüm. Santralin Baca Gazı Kükürt Arıtma Tesisi devreye alındıktan sonra atmosfere zararlı gaz çıkışının tamamiyle önüne geçildiği iddia edilse de Yatağan'ın yakınından geçerken bacalardan çıkan dumanı görünce zararsız olduğuna inanmak olası gelmiyor. (bkz. resimler)Global Isınma yüzünden toplu ölümler henüz başlamadı ama Türkiyede faaliyet gösteren termoelektrik santrallerin yakınındaki yerleşimlerde yaşayan insanlarımızda solunum yolları ile ilgili ciddi hastalıklar ve ölümler her nasılsa bir türlü bu santraller ile ilişkilendirilememekte. Bu tür tesisler bulundukları çevrede istihdam yaratmaları nedeni ile ve kamu iyiliğinden ziyade kâr etme baskısı ile yönetilmelerinden kaynaklanan nedenlerle bir şekilde hasır altı ediliyorlar.Bu sebepten dolayı kusura bakmayın ama dünyayı global ısınmadan kurtarmadan önce Türkiye cumhuriyeti kaynaklarını ve insanlarını krutaracak bir planla karşıma çıkılmasını bekliyorum.Bırakın Dünya nüfusunun geri kalan kısmı global ısınmaya bir çare arasın dursun biz ülkemizin kaynaklarını insanlarını kurtarmaya çalışalım çünkü bu ülkeyi kurtaramazsak gidecek başka yerimiz yok yaşanabilecek diğer tüm ülkeler vize istiyor ve vize vermek için analarını nikahını istiyorlar.
Insanları bile birbirinden farklı.Eski Yunan Helenik şehir krallıklarını anımsatan bir yapısı var. Her biri ayrı bir cumhuriyet.Muğla denince insanın hayalinde mavi ve yeşilin kavuşması gelir. Türkiyenin Ormanlık alanlar ve muhteşem koyları açısından en zengin illerinden biridir. Bu gün ilin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerinde sebebi budur aslına bakarsanız.Muğla'da toprak ile ilgili yapabileceğiniz falliyetler sınrlıdır çünkü 1.5 metreden derine inen kazılarda tarihi bir eserle karşılaşma olasılığınız oldukça yüksektir. Buralardaki yerleşim merkezlerinde yapılan altyapı çalışmaları sırf bu nedenden ötürü diğer bölge yerel yönetimlerine kıyasla daha pahalıya malolur.Ege bölgesinin karakterisitik kıyı yapısının yanı sıra bakir ve yerleşime açılmamış koyları ile yat turizminde de dünya çapında popüler illerimizden başında gelir. Muğla Nüfusunun büyük bir kısmı geçimini tarıma ve madencilik ile kazandığı için yerleşimler genel olarak ovalara , tarıma elverişli arazilere ve yeraltı kaynaklarının bol bulunduğu yerlere yakın yerleşimler kurulmuştur. İnsan eli değmemiş koy zenginiliğini olumlu olarak etkilemiştir.İlk çağlardaki adı Karya olarak anılan Yatağanilçesin tarih boyunca yer altı zenginlikleri nedeni ile dikkati çekmiştir. Cumhuriyet döneminde de bu özelliği öne çıktığı için bu bölgede inşa edilen ilk termik santral için Yatağan seçilmiştir.Yatağan Termo elektirik santrali ilçe merkezine sadece 3 km. uzaklıkta, Yatağan-Milas karayolunun kıyısında kurulmuştur. Santralin kömür ihtiyacı Eskihisar bölgesinden ve Tınaz-Bağyaka’dan karşılanmaktadır. Soğutma ve katma suyu ihtiyacı Dipsiz kaynaklarından sağlanmaktadır. Santralde üretilen enerji, 154 kV ve 380 kV’luk enerji nakil hatları ile enterkonnekte sisteme iletilmektedir.Bölgenin ve Türkiyenin enerji ihtiyacının ciddi bir bölümünü sağlamakta olan bu santral ilçe merkezine yakınlığı nedeni ile bölge halkının sağlığına ciddi tehtid oluşturmaktadır.Tabi bu sadece benim görüşüm. Santralin Baca Gazı Kükürt Arıtma Tesisi devreye alındıktan sonra atmosfere zararlı gaz çıkışının tamamiyle önüne geçildiği iddia edilse de Yatağan'ın yakınından geçerken bacalardan çıkan dumanı görünce zararsız olduğuna inanmak olası gelmiyor. (bkz. resimler)Global Isınma yüzünden toplu ölümler henüz başlamadı ama Türkiyede faaliyet gösteren termoelektrik santrallerin yakınındaki yerleşimlerde yaşayan insanlarımızda solunum yolları ile ilgili ciddi hastalıklar ve ölümler her nasılsa bir türlü bu santraller ile ilişkilendirilememekte. Bu tür tesisler bulundukları çevrede istihdam yaratmaları nedeni ile ve kamu iyiliğinden ziyade kâr etme baskısı ile yönetilmelerinden kaynaklanan nedenlerle bir şekilde hasır altı ediliyorlar.Bu sebepten dolayı kusura bakmayın ama dünyayı global ısınmadan kurtarmadan önce Türkiye cumhuriyeti kaynaklarını ve insanlarını krutaracak bir planla karşıma çıkılmasını bekliyorum.Bırakın Dünya nüfusunun geri kalan kısmı global ısınmaya bir çare arasın dursun biz ülkemizin kaynaklarını insanlarını kurtarmaya çalışalım çünkü bu ülkeyi kurtaramazsak gidecek başka yerimiz yok yaşanabilecek diğer tüm ülkeler vize istiyor ve vize vermek için analarını nikahını istiyorlar.
Benim videolarim - Tarih Öncesi
Bilim adamları Tarihin başlangıcı olarak yazının bulunmasını alırlar. M.Ö. 3200 yılında Mezopotamya şehir devletlerinde bulunduğunu düşünürsek epeyce bir zaman olmuş demekki. Dünyanın bin türlü hali var. Çağlar arasında geçişler vardır insanlık tarihinde sıradışı gerçekleşmiş olaylar. 1453 Fatihin Istanbul'un fethi (ilk olarak top ile yapılan kuşatma olması sebebi ile önemlidir tabi Doğu Roma imparatorluğunun yıkılması olarak da değinilir).
Bu ayrı bir konudur İstanbul'un fethi II. Sultan Mehmet (Fatih) ve ona karşı kurulmuş Ejder'in kardeşliği birliği. Vlad Tepeş nam-i diger Kont Dracula'nın Fatihin yanında geçirdiği çocukluğu ve bunun tarihe geçecek karakteristik özelliklerine etkileri tamamen ayrı bir konu.
Internet de bu kilometre taşlarından biri olmalı bence Internet olmadan önceki hayatımdan size biraz bahsetmek istiyorum.
Ergenlik dönemi ile beraber yaş 12 itibari ile o zamanın popüler kültürüne maruz kalmaya başladım. Giydiğim ayakkabının önemi olmaya başladı belli müzik programlarını dinleyebilmek önemli olmaya başladı benim için zira TRT 3 de popüler müzik yayını belli saatler arasında yapılmaktaydı. Pazartesi Çarşamba akşamları eve gidip odamdaki müzik setinden Stüdyo FM dinlerdim. Yayın günlerinden birinde Jazz ağırlıklı çalarlardı fenalık geçirirdim. Derken 1984 yılı ve sonrası Özal ile gelen açılma dönemi başladı dünyaya açılmaya başladık. O zamana kadar kapalı bir ekonomik politika benimseyen 70 cent e muhtaç Türkiye bir gonca gibi açılmaya başlamıştı. Devlet politikasına paralel olarak TRT de bu rüzgarın etkisine girdi ve bizi video klip ler ile tanıştırmaya başladılar.
Tabi video klipler dediysek şimdiki ile alakası olmayan video kliplerdi bunlar. O zamanlar Top of The Pops diye bir franchise vardı programda Televizyon makinasının kullandığı stüdyondan biraz hallice bir stüdyo ve konu sanatçılar listlerdeki şarkılarını playback olarak performans gösteriyorlardı. Bu tür programları o zaman hemen hemen her evde bulunan videolar ile televizyondan kaydedip sonra hepsini toplu olarak seyrettiğimi hatirlarım. Şunu da unutmamak lazım bazen bu programlara çıkan popüler parçaların kasetlerinin Türkiyeye gelmesi çok daha uzun sürüyordu dolayısı ile tek tüketim kanalımız bunlar olabiliyordu. Ilk CD playerimi 1990 yılında 100 USD ye amerikadan aldığımı düşünürsek CD diye bir kavram o dönem yoktu neticesi ile. İşte aşağıda Bana videoya kayıt motivasyonunu sağlayan şarkılardan biri Ray Parker Jr. ve GhostBusters. Aynı adlı filmin müziği olarak hit olmuştur kendileri.
Bu ayrı bir konudur İstanbul'un fethi II. Sultan Mehmet (Fatih) ve ona karşı kurulmuş Ejder'in kardeşliği birliği. Vlad Tepeş nam-i diger Kont Dracula'nın Fatihin yanında geçirdiği çocukluğu ve bunun tarihe geçecek karakteristik özelliklerine etkileri tamamen ayrı bir konu.
Internet de bu kilometre taşlarından biri olmalı bence Internet olmadan önceki hayatımdan size biraz bahsetmek istiyorum.
Ergenlik dönemi ile beraber yaş 12 itibari ile o zamanın popüler kültürüne maruz kalmaya başladım. Giydiğim ayakkabının önemi olmaya başladı belli müzik programlarını dinleyebilmek önemli olmaya başladı benim için zira TRT 3 de popüler müzik yayını belli saatler arasında yapılmaktaydı. Pazartesi Çarşamba akşamları eve gidip odamdaki müzik setinden Stüdyo FM dinlerdim. Yayın günlerinden birinde Jazz ağırlıklı çalarlardı fenalık geçirirdim. Derken 1984 yılı ve sonrası Özal ile gelen açılma dönemi başladı dünyaya açılmaya başladık. O zamana kadar kapalı bir ekonomik politika benimseyen 70 cent e muhtaç Türkiye bir gonca gibi açılmaya başlamıştı. Devlet politikasına paralel olarak TRT de bu rüzgarın etkisine girdi ve bizi video klip ler ile tanıştırmaya başladılar.
Tabi video klipler dediysek şimdiki ile alakası olmayan video kliplerdi bunlar. O zamanlar Top of The Pops diye bir franchise vardı programda Televizyon makinasının kullandığı stüdyondan biraz hallice bir stüdyo ve konu sanatçılar listlerdeki şarkılarını playback olarak performans gösteriyorlardı. Bu tür programları o zaman hemen hemen her evde bulunan videolar ile televizyondan kaydedip sonra hepsini toplu olarak seyrettiğimi hatirlarım. Şunu da unutmamak lazım bazen bu programlara çıkan popüler parçaların kasetlerinin Türkiyeye gelmesi çok daha uzun sürüyordu dolayısı ile tek tüketim kanalımız bunlar olabiliyordu. Ilk CD playerimi 1990 yılında 100 USD ye amerikadan aldığımı düşünürsek CD diye bir kavram o dönem yoktu neticesi ile. İşte aşağıda Bana videoya kayıt motivasyonunu sağlayan şarkılardan biri Ray Parker Jr. ve GhostBusters. Aynı adlı filmin müziği olarak hit olmuştur kendileri.
Bir Teori- Türkiyenin Önündeki Engel nedir
<style type="text/css">.flickr-photo { }.flickr-frame { float: right; text-align: center; margin-left: 15px; margin-bottom: 15px; }.flickr-caption { font-size: 0.8em; margin-top: 0px; }</style>
Toilet with a View,
originally uploaded by andai.Yahoo da ki bir habere göre Japonya da Falcılar (Falcılık ve büyücülük Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre suçtur kesinlikle desteklemiyoruz.) Hayatta başarılı olmak isteyenlere evlerindeki en küçük odayı detaylı bir şekilde temizliğini yapması için yönlendiriyorlar. Bu tavsiyenin doğru olduğunu düşünürsek Türkiyenin ilerlemesinde en büyük engelin Türklerin Tuvalet hijyeni olduğunu görebiliriz. Aslan Yattığı yerden belli olur, kedi bile pisliğini örter ama Türk insanı ihtiyacını giderdikten sonra arkasına bakıp da bulduğu gibi bırakmaya dikkat etmez. Bu konudan bahsedince aklıma bir film geldi Kibar Feyzo doğuda bir köyde hakim olan feodal yapıya kişisel deneyimleri ile karşı koymaya çalışan Feyzo'nun hikayesi. "Aganin Poghu ustune pogh olur mu lan ?" hikayeyi farklı açıdan değerlendiren bir cümledir.
Gerçi düşününce biz insanımıza diş fırçası kullandırmaya çalışmak için yıllarımızı harcadık bu kadar gelişme normal. Bu konuda hedef ise 3 ayda bir diş fırçası değiştirtmeye çalışmak insanları.
Birileri bana söylemişti bir ülkenin medeniyet seviyesi o ülkenin umumi tuvaletlerinin temizliği ile paraleldir diye.
Umumi tuvaletlerin son 10 senede geldiği noktayı düşününce buna da şükrediyoruz. 10 Sene önce görev tanımında olmasına rağmen tuvalet temizliği gücüne gittiği için yapmayan insanlar vardı. Öte yandan düşününce herkes ihtiyacını giderdikten sonra biraz dikkat etse görevlilerin de işi kolaylaşırdı.
Konuyu atladım zannetmeyin eğer hayatta başarılı olmak istiyorsak evimizin en küçük odasını en küçük detayına kadar temiz tutmamız gerekiyor yoksa hiç bir kaynak bizi kurtaramaz.
Bu teorinin Budist öğretileri ve Feng Shui den kaynaklandığını söylememe gerek yok heralde.
Bu resim ile kendimi tekrar ediyorum zannetmeyin sakın ha...
Toilet with a View,
originally uploaded by andai.
Gerçi düşününce biz insanımıza diş fırçası kullandırmaya çalışmak için yıllarımızı harcadık bu kadar gelişme normal. Bu konuda hedef ise 3 ayda bir diş fırçası değiştirtmeye çalışmak insanları.
Birileri bana söylemişti bir ülkenin medeniyet seviyesi o ülkenin umumi tuvaletlerinin temizliği ile paraleldir diye.
Umumi tuvaletlerin son 10 senede geldiği noktayı düşününce buna da şükrediyoruz. 10 Sene önce görev tanımında olmasına rağmen tuvalet temizliği gücüne gittiği için yapmayan insanlar vardı. Öte yandan düşününce herkes ihtiyacını giderdikten sonra biraz dikkat etse görevlilerin de işi kolaylaşırdı.
Konuyu atladım zannetmeyin eğer hayatta başarılı olmak istiyorsak evimizin en küçük odasını en küçük detayına kadar temiz tutmamız gerekiyor yoksa hiç bir kaynak bizi kurtaramaz.
Bu teorinin Budist öğretileri ve Feng Shui den kaynaklandığını söylememe gerek yok heralde.
Bu resim ile kendimi tekrar ediyorum zannetmeyin sakın ha...

