- Posts tagged Dexter
- Explore Dexter on posterous
Rastgele Düşünceler- Devşirme bizim işimiz
Büyünce ne olacaksın evladım ?Yatırım bankacısı olacağım amca.Evladım o denemek ki boşver sen gel mühendis felan ol.(Seri katil olacağım diyen var mıdır?)Tamam amca zaten önce gidip önce mühendislik okuyacağım sonra Amerikada MBA yapacağım sonra da yatırım bankacılığı yapacağım.Sonrada büyük bir satışta aktif rol alıp paranın AQ acağım.
Evet son 20 yılın en gözde mesleklerinden biri olan yatırım bankacılığına ait kaleler bir bir devrilmeye başladılar.120 senelik maziye sahip Lehman Biraderler 21 yüzyılın ilk krizinin ortalarında molozların altında kaldı.Lehman Biraderlerin uzun ve görkemli yaşamı boyunca kazandığı şöhret dayanarak sattığı Samurai bondlar ise alanların ellerinde hurda kağıt fiyatında patladı.Bugün açıklanan bir haberde "HSBC yatırım bankacılığı bölümünden 1,100 kişiye yakın insanı işten çıkaracaklarından" bahsediliyor.Hiç bir deneyime analiz veya gözleme dayanmayan bir kehanetle bu sadece bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Kadronun ciddi bir kısmı Amerika civarlarından çıkartılır diye düşünüyorum. Neden Amerikada Adam çıkarmak çok daha kolay veriyorsun paketini çekini elin gönderiveriyorsun."Bıldırki Hurmalar döner g_tünü tırmalar"Cem Yılmaz'ın Gora adlı filminden bir replik. Ilk duyduğum ve filmi sonraki 15 seyredişimde ne kadar gülmüştüm. Ama cümlenin ardından garip bir gerçek çıktı karşıma.Çok sıkıcı bir konu ama bir anda bana düşündürdükler açısından aklıma gelenler gerçekten ilginç.
Devşirme Türk kültüründe önemli bir karakteristik. Buraya kimse itiraz edemez heralde. Osmanlı Imparatorluğunda yükseliş devrine baktığımızda devşirme yöntemiyle küçük yaşlarda toplanan çocuklar Osmanlının yükseliş döneminde görevli bürokratlar, askerler ve devlet adamları olmuşlar. Sonra sistem bozulmuş imparatorluk sona ermiş.Devşirme dedik de aklıma geldi Osmanlı Imparatorluğu Padişahlarının Annelerinin etnik kökenlerinin ağırlıklı olarak Rus ve Ukrayna olduğunu biliyor muydunuz? Ben Ilber Ortaylı'nın yazılarından birinde okumuştum. Bu durum eğer doğruysa Osmanlı Padişahları üremek ve şehzade üretmek söz konusu olduğunda tercihini Türk kadınlarından yana kullanmamış." olarak yorumlanabilir.Avrupanın en genç nüfus potansiyeline sahip olmamıza rağmen ; bırakın halteri herhangi bir atletizm branşında olimpiyat şampiyonu yetiştiremiyorduk. Ne yaptı Rahmetli Turgut Özal örtülü ödenekten ödemeyi çıkarttı Bulgaristan tarafından yetiştirilen dünya ve olimpiyat şampiyonu Naim Sülaymanoğlu'na Milli mayoyu giydirip ülkemize olimpiyat şampiyonluğu yaşattık.Aslen Avrupada yetiştirilmiş ve o ülkelerde yaşayan Türk Milli takımındaki oynayan futbolcularımızı, ve Mehmet Aurellio'yuAtletizm de gururlarımız Elvan Abeylegesse ve Alemitu Bekele'yi unutmayalım.Hatırlamaya devam ederken Pekin olimpiyatlarında Türk Olimpiyat kafilesine ilk madalya kazandıran kişinin yine Türkiye doğumlu olmayan devşirme vatan evladı yetiştirme modelinin ürünü olduğunu hatırlatırım.
Şimdi bu kadar işsiz yatırım bankacısı ne yapacak ????Türk olanlar bir müddet tırmalayıp iş bulmaya çalışacaklar. Bulamayanlar memlekette onları bekleyen bir aileleri varsa geri dönecek ve burda geçmişte kazandıklarının 3'te bir maaşlara gelip eşşek gibi çalışacaklar. Üstelik çılgın ikramiyler de söz konusu olmayacak.İşte bu Türkiyede bir şans tıpkı ikinci dünya savaşı sonrası Yahudi asıllı Alman bilim adamlarını Almanyadan kaçıp Türkiyeye gelmeleri ve burda Istanbul Universitesini oluşturmaları gibi bu insanlarda gelip buradaki yatırım bankacılığına bir kaç 10 yıl atılım yaptıracaklar. Mortgage bu dönemde en büyük gelişmeyi sağlayacak çünkü menkul kıymetleştirilme Türk Mortgage kredilerinde başlıyor olacak. Tek sorun gerekli bireysel yatırımcıyı koruyacak yasal düzenlemeler bu gelişmeler ile paralel mi yürüyecek yoksa geriden mi takip edecek.Rastgele düşünceler bu kadar ......
Herkese Şeker gibi bir Ramazan bayramı dilerim.Likörlü çikolatalı harçlıklı , cıvıl cıvılNot: Resmin yazıyla alakası yok sadece dün Dexter'ın 3. sezonu başladı. Meraklısına...
Evet son 20 yılın en gözde mesleklerinden biri olan yatırım bankacılığına ait kaleler bir bir devrilmeye başladılar.120 senelik maziye sahip Lehman Biraderler 21 yüzyılın ilk krizinin ortalarında molozların altında kaldı.Lehman Biraderlerin uzun ve görkemli yaşamı boyunca kazandığı şöhret dayanarak sattığı Samurai bondlar ise alanların ellerinde hurda kağıt fiyatında patladı.Bugün açıklanan bir haberde "HSBC yatırım bankacılığı bölümünden 1,100 kişiye yakın insanı işten çıkaracaklarından" bahsediliyor.Hiç bir deneyime analiz veya gözleme dayanmayan bir kehanetle bu sadece bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Kadronun ciddi bir kısmı Amerika civarlarından çıkartılır diye düşünüyorum. Neden Amerikada Adam çıkarmak çok daha kolay veriyorsun paketini çekini elin gönderiveriyorsun."Bıldırki Hurmalar döner g_tünü tırmalar"Cem Yılmaz'ın Gora adlı filminden bir replik. Ilk duyduğum ve filmi sonraki 15 seyredişimde ne kadar gülmüştüm. Ama cümlenin ardından garip bir gerçek çıktı karşıma.Çok sıkıcı bir konu ama bir anda bana düşündürdükler açısından aklıma gelenler gerçekten ilginç.
Devşirme Türk kültüründe önemli bir karakteristik. Buraya kimse itiraz edemez heralde. Osmanlı Imparatorluğunda yükseliş devrine baktığımızda devşirme yöntemiyle küçük yaşlarda toplanan çocuklar Osmanlının yükseliş döneminde görevli bürokratlar, askerler ve devlet adamları olmuşlar. Sonra sistem bozulmuş imparatorluk sona ermiş.Devşirme dedik de aklıma geldi Osmanlı Imparatorluğu Padişahlarının Annelerinin etnik kökenlerinin ağırlıklı olarak Rus ve Ukrayna olduğunu biliyor muydunuz? Ben Ilber Ortaylı'nın yazılarından birinde okumuştum. Bu durum eğer doğruysa Osmanlı Padişahları üremek ve şehzade üretmek söz konusu olduğunda tercihini Türk kadınlarından yana kullanmamış." olarak yorumlanabilir.Avrupanın en genç nüfus potansiyeline sahip olmamıza rağmen ; bırakın halteri herhangi bir atletizm branşında olimpiyat şampiyonu yetiştiremiyorduk. Ne yaptı Rahmetli Turgut Özal örtülü ödenekten ödemeyi çıkarttı Bulgaristan tarafından yetiştirilen dünya ve olimpiyat şampiyonu Naim Sülaymanoğlu'na Milli mayoyu giydirip ülkemize olimpiyat şampiyonluğu yaşattık.Aslen Avrupada yetiştirilmiş ve o ülkelerde yaşayan Türk Milli takımındaki oynayan futbolcularımızı, ve Mehmet Aurellio'yuAtletizm de gururlarımız Elvan Abeylegesse ve Alemitu Bekele'yi unutmayalım.Hatırlamaya devam ederken Pekin olimpiyatlarında Türk Olimpiyat kafilesine ilk madalya kazandıran kişinin yine Türkiye doğumlu olmayan devşirme vatan evladı yetiştirme modelinin ürünü olduğunu hatırlatırım.
Şimdi bu kadar işsiz yatırım bankacısı ne yapacak ????Türk olanlar bir müddet tırmalayıp iş bulmaya çalışacaklar. Bulamayanlar memlekette onları bekleyen bir aileleri varsa geri dönecek ve burda geçmişte kazandıklarının 3'te bir maaşlara gelip eşşek gibi çalışacaklar. Üstelik çılgın ikramiyler de söz konusu olmayacak.İşte bu Türkiyede bir şans tıpkı ikinci dünya savaşı sonrası Yahudi asıllı Alman bilim adamlarını Almanyadan kaçıp Türkiyeye gelmeleri ve burda Istanbul Universitesini oluşturmaları gibi bu insanlarda gelip buradaki yatırım bankacılığına bir kaç 10 yıl atılım yaptıracaklar. Mortgage bu dönemde en büyük gelişmeyi sağlayacak çünkü menkul kıymetleştirilme Türk Mortgage kredilerinde başlıyor olacak. Tek sorun gerekli bireysel yatırımcıyı koruyacak yasal düzenlemeler bu gelişmeler ile paralel mi yürüyecek yoksa geriden mi takip edecek.Rastgele düşünceler bu kadar ......
Herkese Şeker gibi bir Ramazan bayramı dilerim.Likörlü çikolatalı harçlıklı , cıvıl cıvılNot: Resmin yazıyla alakası yok sadece dün Dexter'ın 3. sezonu başladı. Meraklısına...
Iyi dizilerim sezonları 12 bölümden oluşur
Good things come 2 those wait. Yada Türk atasözünde kullanıldığı gibi "Bekleyen derviş muradına ermiş."Burada en çok hastası olduğum tv dizilerinden bahsetmişımdir heralde. Dexter, Nip /Tuck Entourage diğer diziler hemen hemen 12 ile 16 bölümlük sezonlardan oluşuyor.Buna aklıma gelen tek istisna Bsg. Diğer takip ettiğim diziler arasında 22 bölüm olan ve tutkuyla takip ettiğim yok.Size benim yeni takip etmeye başladığım bir diziden bahsetmek istiyorum.Sıradan insanların hastalıklı yaşamlarını anlatan bir drama. Kara bir mizah. Dizideki her 1 karakter zamanın bir yerinde bir gazetede 3. Sayfa haberi olacak kıvamda bir insan. Sofistike değilller başkalarına öyle görünmek endişeleri de yok.Görev adamı kahramanlar. Onlar için özel yaşam iş saati gelene kadar yapılan rutin serisi. Şu ama kadar 4 sezon yayınlandı amerikada digiturk foxlife ve kablolu tv de yeni yayına başlayan TNT kanalında seyredilebilirsiniz.Dizinin ana teması mesleğiniz hergün kahramanlık gerektiren bir tanıma sahipse aklınızın başında olmamasına şaşırmayın. Çünkü kahramanlık iyi maaşlı bir meslek değildir.Dizin adını merak ettiyseniz Resque Me. Mutlaka bir fırsat verin derim.----
Sent using a Sony Ericsson mobile phone
İki Grev ve hayatımızdaki etkileri
Bu sene Internet ve dizi tutkunlarının hayatında iz bırakan 2 grev oldu. Biri hala devam etmekte.Ama önce Grev nedir bilmeyenler için açıklayalım. Bir işyerinde veya meslek grubunda bulunan çalışanların, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde veya sektörde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veyahut bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir. Türk telekom çalışanları tarafından gerçekleştirilen ilk grev önceleri pek önemsenmedi. Telekom denilince akla ilk sabit hatlı telefonlar geliyor, onlar çalışmasa dahi nasılsa her hanede ortalama 1 adet cep telefonu var bir şekilde iadere edilir diye düşünüldü. Grevin Ilk haftasının başında farkedildi ki telekom işçilerinin hizmet tanımında data hatlarının bakımı ve onarımı da giriyor. Üstelik gsm şebekelerinin baz istasyonları arasındaki iletişimin büyük bir kısmı bu data hatlarının sayesinde gerçekleşiyor. Ne kadar doğru bilemiyorum ancak bazı cay istasyonların daha hatlarının telekom işçileri tarafından baltalar ile kesildiğind dair dedikodular benim kulağıma kadar geldi. Sonra adsl hizmetleri aksamaya başladı. Mertcan (fiktif karakter)) ne msn'e bağlanabiliyordu nede dizi indirebiliyordu. Büyük bir tesadüf olsa gerek ben başka bir açıklama düşünemiyorum görüşmelere yeniden başlamadan 1 gün önce imkb'yi dış dünyaya bağlayan fiber optik kablolar bölgede devam etmekte olan metro / geçit çalışmaları sırasında koptu. Imkb o gün tek seans yapmak zorunda kalınca tarafların bir anlaşma zemini bulması pek uzun sürmedi.
Bir ikinci grev ülkemizden çok uzakta olsa da beni ve benim gibileri oldukça etkiledi. Writers Guild Of America (WGA) Türkçe çevirisi ile Amerikan yazarlar mesleki birliğinin devam etmekte olan grevi. Birlik 11 haftadır devam etmekte olan grev ile ilgili olarak iki temel konu üzerinde ısrar etmekte.Greve konu olan başlıklardan ilki yazarlara verilen ev video satış ve kiraların geliri üzerindeki payın %.03 (binde üç) den %.06 (binde altı) ya çıkartılması. 1988 yılında bu hakkı ilk olarak kazandıkları yirmi sene içersine ev video maliyetlerinde dramatik düşüşler yaşandığını pazarın oturmuş olduğunu düşünürsek artış % 100 olmasına rağmen mantıklı hatta geç kalınmış bir talep.İkinci bir konu ise yeni media olarak bahsedilen IPTV, Video on demand ve online satışlardan gelen gelirlerden de pay verilmesi. Görünüşe göre yazarlar bu pastadan pay almak için bir yirmi sene daha beklemek niyetinde değiller. Bu taleplerini de haklı buluyorum.Realite ve animasyon yazarlarının da sendikalaşmasına dair taleplerini grevin ilerleyen haftalarında bıraktılar. Bu konuda başka bir şekilde ile ilerleyeceklerin söylediler.Beki bu grev beraberinde neler getirdi bir de ona göz atalım. 2007 - 2008 sezonun ilk yarısında her hangi bir sorun gözükmedi. Yazarlar grev tarihleri belli olduktan sonra bile normal tempoları ile yazmaya devam ettiler. Yapımcı firmalarda aldıkları senaryoları çekmeye devam ettiler.Üretim olarak sezon ortasına gelindiğinde ise artık yazarlar greve girmişlerdi. Yani sezonu tamamlamak için gerekli üretim durmuştu. Grevin çabuk tamamlanacağını düşünen yapımcı şirketleri dizileri normal programlarında yayınlamaya devam ettiler. Grev bir süresi hemen herkesin tahminlerini aşmaya başladığında ise normal şartlar altında çoktan iptal edecekleri ratinglerde alt sıralarda yer alan Journeyman gibi dizileri çekilmiş bölümler bitene kadar yayında tutmaya başladılar.
Şu anda Amerikan TV'lerinde aksamayan diziler bir sezonu 12, 13 bölüm süren diziler Nip/Tuck, Dexter, Entourage (nasıl hepsi benim özellikle hastası olduuğum diziler) ve Üretimlerine erken (mayis , haziran gibi) başlananlar gibi gözüküyor.Geçen senenin en popüler dizilerinden Heroes yaratıcısının ileri görüşü sayesinde ilk 11 bölümü tamamlayarak hedefine bir şekilde ulaştı. Belki biliyorsunuzdur Heroes dizisini formatında Episode (her bir bölüm) , Chapter (11 bölümün toplamı) ve Sezon (22 bölüm) mevcuttur. Tim Kiring ilk chapter'ı tamamladı ve seneyi tamamlamış olsa bile ikinci sezona finale yakın bir son ile çıktı.Tüm dünyayı bir çılgınlık gibi sarmış olan Lost dizisinin yapımcıları ise Grev başlayana kadar sadece 4 veya 6 bölüm çekebilmişler. Hawai'deki iklim koşulları vb. etkenler nedeniyle. 31. Ocak'da dördüncü bölümü yayınlacak dizi de ne yapacakları merak konusu. Zira eğer takip ediyorsanız zaten Lost sezonlarında ilk yarı pek bir numara olmaz.Burada yer alan takvime bir göz atarsanız görürsünüz ki Lost 14 Mart'da yayınlanması planlanan 7. bölüm ile sezona istemeden bile olsa son vermek zorunda.Peki Grev şu an itibari ile sonra erse 2007- 2008 TV sezonun akibeti ne
olur? Doğrusunu söylemek gerekirse pek büyük değişiklik olmaz. Zira Stüdyolar üretimleri kapattılar. Personeli evine gönderdiler ve yazarların insan üstü bir çaba gösterek yeni bölümler çıkarmalarını beklemek bunları çekmek ve sezonları tamamlamak imkansız gözüküyor. Televizyon meraklıları bu sene simdiye kadar ve önümüzdeki birkaç hafta ne çıkarsa onunla idare etmeleri gerekecek gibi gözüküyor.Bir kaç ufak not: Bu grevden en az etkilenen kanal ağırlıklı olarak reality yayını yapan fox kanalı oldu. Bu arada Pembe diziler de geçen 11 haftaya kadar herhangi bir sorun yaşamamış gözüküyorlar. Zira tekrar bölümlere henüz başlamamışlar. Neden diye merak eden olursa adamlar haftada 5 gün 52 hafta yayın yapmaya alıştıkları için zaten büyük bir senaryo backlogu ile çalışıyorlardı. Çok sıkıştıkları yerde 5 sene önce yayınladıkları bir bölümü ufak revizyonlar ile tekrar çekip yayınlayabilirler bir çok kişinin de ruhu duymaz.Aslına bakasanız bahsettiğim bu son grev sadece beni ve benim gibi hasta ruhlu insanları etkilemiş gözükse dahi yabancı dizileri yerel kanaldan takip edenler önümüzdeki senelerde bu sancıları biraz gecikmeli de olsa hissedecekler gibi geliyor.
---- Sent using a Sony Ericsson mobile phone
---- Sent using a Sony Ericsson mobile phone
Dexter ikinci sezona veda
Hiç Dexter'i Miami'nin dışında bir başka şehirde hayal etmiş miydiniz? Doğrusunu söylemek gerekirse ben etmemiştim.Showtime kanalında yayınlanan Dexter adlı dizinin ikinci sezonu da sona erdi. Önce Entourage, şimdi Dexter ve ardından Nip/Tuck üstelik yerine ikame edecek diziler olmadan.Şimdi düşünebilirsiniz Lost , Heroes, Prison Break var daha ne ? diye ancak bu bahsi geçen dizilerin hepsinin tadları kabağa çalmak üzere. Sıradışı diziler temcid pilavi kıvamına getirildi.Bu durumda bir tek Battlestar Galactica kalıyor ki onunda son sezonu bu sene.Dönelim ikinci sezon finaline. Merak etmeyin spoiler falan yazacak değilim. Bu sezonu özetlersek yine dolu dolu 12 bölüm izledik. Tamam Dexter geçen sezonki "Tanrısal" pozisyondan daha aşağılarda bir yerlerde bulunuyor ama bu ona olan hayranlığımı sevgimi etkilemedi.Kabul ediyorum sezon boyunca bazı gelişmeleri takip edecek olaylar kolayca tahmin edilebilirdi. İkinci sezon Dexter'ı izlemek Shakespear'ın Hamlet'ini izlemek kadar keyif verdi. "Olmak yada olmamak işte bütün mesele bu". Dexter da ikinci sezonda bu soruya cevap aradı ve buldu. Üstelik kahramanımızı kısa bir süre de olsa Miami'nin dışında bir yerlerde gördük. Nereye gittiğini merak ediyorsanız ikinci sezon finalini görene kadar sabretmeniz gerekiyor.Dexter ile seneye görüşmek dileğiyle
<script type="text/javascript"></script>
<script type="text/javascript" src="http://cls.assoc-amazon.com/s/cls.js"></script>
<script type="text/javascript" src="http://cls.assoc-amazon.com/s/cls.js"></script>
Dearly Devoted Dexter
Bayram tatilinde çok kitap okudum. Aslında Perşembeden pazara bir kitap bitirdim bir başkası da bitmek üzere. Bitirdiğim kitap bir John Taylor - Nightside hikayesi'ydi. Bir çeşit yetişkinler için Harry Potter diyerek en kısa ve doğru açıklamayı verebiliriz. Ama kalp atışlarımıa düzensizlik getiren roman ise "Dearly Devoted Dexter" adlı roman oldu. Jeff Lindsay tarafından yaratılmış dünya tatlısı seri katil Dexter Morgan hakkında yazılan ikinci roman. Showtime tarafından ikinci sezonunun yayına başlanılan dexter adlı dizi hakkında bir çok kere yazdım. Zaten bir dexter var bir de Entourage şu TV dünyasında hakkında konuşulmaya değecek dizi. Heroes'da fena değil ama çizgisi inişli çıkışlı. Ilk sezonu serinin ilk kitabı ile büyük uyum içersinde olduğu için ve benim ikinci sezonu beklemeye tahammülüm kalmadığından ikinci kitabı taaa Amerikalardan getirtim. Malesef okumaya fırsatı bu tatilde buldum. Aslına bakarsanız uzun zamandır kitap alıp bir türlü okumaya fırsat bulamaz oldum. Bu gerçekten saçma sapan bir durum. Öncelikle ikinci sezonun ilk üç bölümünü seyreden (3. bölümü dün seyrettim) ve ikinci kitabın üçte ikisini tamamlamış biri olarak ikinci kitap ile benzerliklet çok temel bir iki tane olmasına rağmen şu anda tamamen farklı bir çizgide ilerliyorlar. Bu da her iki deneyime ayrı bir zevk katıyor.Kitap başarılı ancak dizi o kadar etkilemişki beni okurken gözümün önüne dizideki karakterler geliyor. Özellikle Micheal C. Hall Nam-i diğer dexter almış götürmüş beni. Adeta çifta kavrulmuş bir durum.
Geliyyoooor Geliyooor kahramanım geliyor
Bilemem umrunuzda mı ama yarın Dexter'ın ikinci sezonu başlıyor. Ben internetde paylaşıma çıkmış ikinci sezonun ilk iki bölümünü seyretmiş biri olarak şunu söyleyebilirim çok keyifli bir başlangıç oldu benim için.
Hani çok keyif aldığınız bir içkiyi, bir tatlıyı yudum yudum içer veya minik lokmalar ile yersiniz. Her yudum her lokma ayrı bir haz verir. Işte iki bölümde de bu hazzı dizinin her dakikası için aldım.
Dexter garip bir şekilde etkiliyor beni. Sanki kendimden bir parça var derinlerde bir yerde. "Belki de içimdeki canavar"'a yapılan gizli bir çağrı gizlidir bu dizin her bölümünde. "Gizli Reklam" gibi
Hiç aklımdan çıkmaz oldu Delirtici düşlerin ...
Özledim. Malesef kavuşmaniza daha çok var. biliyorum dünden daha az yarından bir gün fazla ama yetmiyor. Yerine bir şey konmuyor. Tehlikeli hatta ölümcül bir tehlike arz ediyor, hissetmek sevmek onun varlığının 1 parçası olan duygular değil. Aslına bakarsanız hissetmek ten muaf bir insan kendisi. Hissedemeyen biri ne kadar insan olabilir ki? Gerçek olan bir başka konu ise hiç bir zaman kendisini bir insan olarak tanımladığını hatırlamıyorum. Genelde kendini bir canavar olarak tanımladığına şahit oldum.
Özenlidir,düzenlidir,detaycıdır, planlıdır ve en önemlisi sabırlıdır. Amacına bir nefes uzaklığındayken bile zamanlamanın doğru olmadığına inanıyorsa geri çekilmeyi bilir. Planlı hareket etmesi bugüne kadar hayatta kalabilmesinin en büyük nedenidir.
O kadar özlemişimki; dün bilinçsizce Amazon da dolaşırken bir baktım alışveriş sepetimi onunla ilgili bütün kitaplarla doldurmuşum.
Beni çıldırtan bir başka konu ise bir dahaki sefer kendisi ile karşılaştığımızda neler olacağına dair en ufak bir fikrim olmaması. Görünüşe göre alacağım o kitapları haftaya ekime kadar beklemeye tahammülüm kalmadı.
Kimden mi bahsediyorum ? 2006 yılı Showtime prodüksiyonu televizyon dizisi kahramanı Jeff Lindsay tarafından yaratılan şu anda kadar hakkında dört roman yazılmış adalet savaşcısı seri katil Dexter Morgan. Cnbc-e veya E2 deki dizisini seyretmediyseniz ama kendisini de merak ediyorsanız o zaman size yaz mevsimi için güzel bir tavsiyem olacak. Pişman olmayacaksınız.
<script type="text/javascript"></script>
<script type="text/javascript" src="http://cls.assoc-amazon.com/s/cls.js"></script>
Özenlidir,düzenlidir,detaycıdır, planlıdır ve en önemlisi sabırlıdır. Amacına bir nefes uzaklığındayken bile zamanlamanın doğru olmadığına inanıyorsa geri çekilmeyi bilir. Planlı hareket etmesi bugüne kadar hayatta kalabilmesinin en büyük nedenidir.
O kadar özlemişimki; dün bilinçsizce Amazon da dolaşırken bir baktım alışveriş sepetimi onunla ilgili bütün kitaplarla doldurmuşum.
Beni çıldırtan bir başka konu ise bir dahaki sefer kendisi ile karşılaştığımızda neler olacağına dair en ufak bir fikrim olmaması. Görünüşe göre alacağım o kitapları haftaya ekime kadar beklemeye tahammülüm kalmadı.
Kimden mi bahsediyorum ? 2006 yılı Showtime prodüksiyonu televizyon dizisi kahramanı Jeff Lindsay tarafından yaratılan şu anda kadar hakkında dört roman yazılmış adalet savaşcısı seri katil Dexter Morgan. Cnbc-e veya E2 deki dizisini seyretmediyseniz ama kendisini de merak ediyorsanız o zaman size yaz mevsimi için güzel bir tavsiyem olacak. Pişman olmayacaksınız.
<script type="text/javascript"></script>
<script type="text/javascript" src="http://cls.assoc-amazon.com/s/cls.js"></script>
24112006 Darkly Dreaming Dexter
Bu sene Showtime yeni bir dizi ile yayına başladı; Dexter.
Jeff Lidsay 'ın Darkly Dreaming Dexter adlı romanından esinlenerek hazırlanmış oldukça başarılı bir gerilim.
Diziyi özetlemek gerekirse Dexter Miami de bekar beyaz sempatik bir erkek. Polis için çalışıyor ve olay yerlerindeki kan izlerini analiz ediyor. Dışardan bakıldığında sıradan biri gibi gözükse de Dexter'in kimsenin bilmediği ufak bir sırı var. Dexter aynı zamanda seri bir katil. İçindeki öldürme iç güdüsünü durduramıyor ancak kendine göre doğru bir amaca kanalize ediyor.Üç yaşında iken babası Harry Morgan Tarafında evlat edinerek eve getirilmiş. Babası Dexter'da normal olmayan bir şeyler olduğunu küçük yaşlardayken farkediyor.Bunun Dexter'ın doğasında olduğunu kabullenip Dexteri sıkı bir eğitime alıyor. Amacı Dexter'in bu dürtüsünü doğru zaman gelinceye kadar bastırması ve detaylı bir planlama ve hazırlama yapması için eğitiyor. Böylelikle ço değer verdiği oğlu tutkularına kapılsa bile adaletin pençesinden uzak durabiliyor. Dexter kurbanlarını seçerken çok dikkatli davranıyor. Kurbanları adalet sistemini bir şekilde alt edebilmiş ölüme sebebiyet vermiş kişiler. Dexter bunları tek tek acele etmeden ele arıyor araştırma yapıyor ve en doğru zananda öldürüp cesetlerini ortadan kaldırıyor. Önce suçlarını itiraf ettiriyor tabiki.
Dexter'ın memleketinde bir anda rekabet ortaya çıkıyor. Bir başka katil sokak fahişelerini kaçırıp cesetlerini benzer şekilde parçalara aıyırıyor yanlı bu kişinin geliştirdiği özel bir teknik ile etrafta hiç kan bırakmıyor ve kesme izleri oldukça net.
Üstüne üstlük söz konusu arkadaş Dexter'in gizli kimliğini de biliyor ve onunla gizliden rekbet ettiğini gösteriyor. Her bölümü ayrı bir heyecan. Bir yandan o hafta Dexter'ın kurbanının kim olacağını merak edip bir diğer yandan ITK (Ice Truck Killer) yeni kurbanını nereye bırakacak ve Dexter'a ne gibi oyunlar hazırlıyor.
Nefes nefese bekliyorum her bölümünü size de kesinlikle tavsiye ederim.
Jeff Lidsay 'ın Darkly Dreaming Dexter adlı romanından esinlenerek hazırlanmış oldukça başarılı bir gerilim.
Diziyi özetlemek gerekirse Dexter Miami de bekar beyaz sempatik bir erkek. Polis için çalışıyor ve olay yerlerindeki kan izlerini analiz ediyor. Dışardan bakıldığında sıradan biri gibi gözükse de Dexter'in kimsenin bilmediği ufak bir sırı var. Dexter aynı zamanda seri bir katil. İçindeki öldürme iç güdüsünü durduramıyor ancak kendine göre doğru bir amaca kanalize ediyor.Üç yaşında iken babası Harry Morgan Tarafında evlat edinerek eve getirilmiş. Babası Dexter'da normal olmayan bir şeyler olduğunu küçük yaşlardayken farkediyor.Bunun Dexter'ın doğasında olduğunu kabullenip Dexteri sıkı bir eğitime alıyor. Amacı Dexter'in bu dürtüsünü doğru zaman gelinceye kadar bastırması ve detaylı bir planlama ve hazırlama yapması için eğitiyor. Böylelikle ço değer verdiği oğlu tutkularına kapılsa bile adaletin pençesinden uzak durabiliyor. Dexter kurbanlarını seçerken çok dikkatli davranıyor. Kurbanları adalet sistemini bir şekilde alt edebilmiş ölüme sebebiyet vermiş kişiler. Dexter bunları tek tek acele etmeden ele arıyor araştırma yapıyor ve en doğru zananda öldürüp cesetlerini ortadan kaldırıyor. Önce suçlarını itiraf ettiriyor tabiki.
Dexter'ın memleketinde bir anda rekabet ortaya çıkıyor. Bir başka katil sokak fahişelerini kaçırıp cesetlerini benzer şekilde parçalara aıyırıyor yanlı bu kişinin geliştirdiği özel bir teknik ile etrafta hiç kan bırakmıyor ve kesme izleri oldukça net.
Üstüne üstlük söz konusu arkadaş Dexter'in gizli kimliğini de biliyor ve onunla gizliden rekbet ettiğini gösteriyor. Her bölümü ayrı bir heyecan. Bir yandan o hafta Dexter'ın kurbanının kim olacağını merak edip bir diğer yandan ITK (Ice Truck Killer) yeni kurbanını nereye bırakacak ve Dexter'a ne gibi oyunlar hazırlıyor.
Nefes nefese bekliyorum her bölümünü size de kesinlikle tavsiye ederim.


