- Posts tagged Dizi
- Explore Dizi on posterous
Vampirler Hakkında Neler Biliyorsunuz? İşte Vampirler Hakkında bilmek istemedikleriniz
Alacakaranlık Serisinin yarattığı çılgınlıktan ülkem gençliği de nasibini aldı. Yaşı kırklara dayanmış biri olarak Vampirizm’e merakım bu dönemin daha öncesinde başlam
ıştır. Benim , merak sardığım dönemde Angel, Buffy, Spike vardı. Edward, Bella ikilisinin esamesi okunmuyordu. Halk arasında kullanılan avam bir tabir olsa da tekrar etmek isterim; Edward ve Bella babalarının yediği portakalda vitamin değildi. Kızların Twilight efsanesi’ne neden bu kadar düşkün olduğu konusunda bir teorim var ama ona başka bir gün değinirim bugün öncelikli amacım Vampirler hakkında çok bilinmeyen ve ilginç bir şekilde gurur duyduğumuz Osmanlı Tarihi ile de ilgili bilgiler. “Vampir” ile aynı anlamda kullanılan bazı kelimelere bakalım önce. Vampyre, Nosferatu, Drakula. Vampirleri biraz mitolojik biraz da folklorik varlıklar olarak kabul edebiliriz. Vampyre kelimenin genel kullanıma biraz daha Latince etkisi ve karizma getirmek için kullanılıyor günümüz popüler kültüründe. Wikipedi’ye göre Nosferatu; Yunanca “nosophoros”, veba taşıyıcı kelimesinden gelir. Ancak bizim konumuzla ilgili olarak aynı zamanda Nosferatu doğuştan vampir olanlara verilen isimdir. Veba, dünya üzerindeki insan nüfüsuna insanlık tarihinde en büyük savaşlardan daha fazla bir zarar vermiştir. Veba’nın insan nüfusunu kırıp geçirdiği bu hastalığa neyin neden olduğu anlaşılamadığından Vampir saldırısı sonucu ölen kişilerin bir çeşit salgın hastalıkla ilişkilendirilmesi Vampirler ile ilgili yaptığım araştırmada sık sık karşıma çıktı. Günümüzde ise Vampirler ile ilişkilendirilen bir başka isim ise (Edward’dan sonra) hiç şüphesiz Drakula’dır. Benim bugünkü yazımın önemli bir kısmı da bu isimle ilgili çok (en azından ülkemizde) bilinmediğine inandığım konular hakkında olacak.Dracula hakkında Vampirler’e ilgi duyan kişiler için temel genel kültür olarak kabul edilebilecek bu öncelikli bilgilere geçmeden önce altını çizmek istediğim bir konu var. Bu satırlarda bahsedeceğim konular hakkında haberiniz yoksa Vampirlerle ilginiz falan yok. İlginiz büyük ihtimalle gümüş gibi parıltılar saçan teni ile yakışıklı ve hiç yaşlanmayacak anlamsız romantik Twilight kahramanı Edward’a karşıdır. Durum buysa kötü haberi ilk benden duyun. Gerçek hayatta böylesine romantik bir karşı cinse rastlama ihtimaliniz bir Vampire rastlama ihtimalinizden daha düşüktür. Drakula Vampirlerin en meşhurudur. Braham Stoker’ın 1897 yılında yayınladığı “Dracula” adlı romanı ile bu ününe kavuşmuştur. Ünlü Yönetmen Francis Ford Copolla tarafından 1992 yılında aynı isimle “Braham Stocker’s Dracula” kitabın aslına oldukça sağdık kalınarak çekilmiş bir film vardır. Gayet başarılı olarak hafızama yer etmiş bu filmi daha önce seyretmemiş olanlar için mutlaka bir kez seyretmelerini öneririm. Kitabın ismini aldığı karakter Dracula olarak da bilir. Kendisi Karpat dağlarında Transilvanya sınırındaki kalesinde yaşayan bir konttur.
Günümüzde popüler vampir edebiyatında oldukça sık bahsi geçen Kont Drakula III. Vlad Dracul isimli gerçek tarihsel bir karaktere dayandırılmıştır. 1456- 1476 yılları arasında Osmanlı imparatorluğunun sınırları içersinde bulunan Eflak Boğdan bölgesinde Eflak Prensliği yapmıştır. Tarihte ismi Vlad Tepes olarak da geçer. Ama biz kendisini Kazıklı Voyvoda olarak okumuşuzdur tarih kitaplarında. 20.000’e yakın Türk’ü kazığa oturttuğu geçen yüzyıllara rağmen günümüzde bile çok sıra dışı işkence teknikleri kullandığı söylenir. Bu nedenle Drakula efsanesine esin kaynağı olmuştur. Vlad Tepes babası tarafından Osmanlılara imparatorluğa sadakatinin bir garantisi olarak 1442 1448 tarihleri arasında rehine verilmiştir. 11 yaşından 17 yaşına kadar Osmanlılar
arasında geçirdiği bu dönem daha sonraki Yıllarda Eflak Prensliği yaptığı ve Osmanlı İmparatorluğuna karşı ayaklandığı dönemde uyguladığı vahşeti öğrendiği dönem olarak bahsedilmiştir Elizabeth Kostova’nın The Historian adlı romanında. Şimdi bu iddia’ya itiraz edecek olanlar vardır aranızda ama Osmanlı İmparatorluğu’nun saygıdeğer rehinesi olarak bir eli bir balda bir eli yağda yaşamış olsaydı kendisine tarihe geçiren şiddete nasıl yatkın olabilirdi ki? Osmanlı Askerlerine ve tebaasına karşı kazığa oturtma, elçilerin kavuklarını kafalarına çivi ile çakmak, vebalıları Osmanlıların içine karışmaya zorlamak (bu tekniği ilk biyolojik savaş örneği kabul edebiliriz) bu kadar şiddet dolu yöntemler uygulamasını neye dayandırabiliriz. Kimden öğrendi sizce kazığa oturtma işlemini? Henüz fark etmeyenler için bir ufak not. Vlad Tepes’in Osmanlı himayesinde geçirdiği altı sene boyunca ev sahibi Osmanlı Sultanı, İkinci Mehmet veya diğer adıyla Fatih Sultan Mehmet’tir. Bizim için böyle önemli bir tarihsel figürün yanında karakterinin gelişimi için en önemli bir dönemi geçirip Osmanlı Hükümdarlığından b
u kadar nefret etmesinin nedenlerinin neler olabileceğini düşünüyor insan. Günümüzde popüler kültürde dikkat çeken ürünlerden bir başkası da Harry Potter serisidir. Harry Potter serisinden hatırlarsınız kötü kalpli Lord Voldemort ile mücadele için kurulan bir Order of Phoenix veya Türkçe adıyla Zümrüdü Anka Yoldaşlığı vardır. Bu tamamen hayali bir yoldaşlıkken bu yoldaşlığın asıl esinlendiği bir başka gerçek yoldaşlıktan bahsetmek istiyorum. “Order Of Dragon” yani Ejder Yoldaşlığı. Bir amaç için toplanmış gizli bir topluluktur Ejder Yoldaşlığı. 1408 yılında Macar Kralı tarafından kurulmuştur ama Almanya ve İtalyada yeşermiş büyümüş serpilmiştir. Yoldaşlığın kuruluş amacı Kutsal Haç’ı korumak ve Hristiyanlığın düşmanları (özellikle de Türkler) ile mücadele etmektir. Elizabeth Kostova’nın romanında Fatih’in Doğu Roma imparatorluğunun başkenti olan Constantinapol’ü ele geçirmesinin ardından Ejder Yoldaşlığının bir numaralı hedefi haline geldiği ve Fatih Sultan Mehmet’in de bu yoldaşlığı yok etmeyi öncelikli hedefleri içersine alarak karşı bir yoldaşlık kurmuş olduğundan bahseder. Kazıklı Voyvoda Vlad Tepeş’de bu yoldaşlığın önemli üyelerinden biridir. Şimdi burada yazanları özetlemek gerekirse, En popüler Vampir hikâyelerinden bir olan Drakula’ya ismini veren Vlad Dracul gerçek bir tarihsel karaktere dayanmaktadır. Bu karakter eğer vampir diye bir şey varsa onlar arasında en meşhurudur. Kendisi 11 yaşından 17 yaşına kadar Fatih Sultan Mehmet’in himayesinde büyümüştür ve daha sonraki ününe sebep olan vahşiliğinin altyapısını bu dön
emdeki deneyimlerinden kaynaklandığı iddia edilmektedir. Kuruluş amacı tamamen Türklerin genişlemesini durdurmak olan Ejder Yoldaşlığı adlı gizli topluluğun da üyesidir. Bu gizli topluluğun arması da 1996 yapımı Millenium dizisinde yer alan The Millenium Group arması ile ilginç bir benzerlik göstermektedir.
Mika Life with Cartoon Motion
Do I attract you?
Do I repulse you with my queasy smile?
Am I too dirty?
Am I too flirty?
Do I like what you like? I could be wholesome
I could be loathsome
I guess I'm a little bit shy
Why don't you like me?
Why don't you like me without making me try?
Lyrics from Grace Kelly by Mika . It is a nice song that puts a smile on my face. The singer Mika (Aka Micheal Holbrook Penniman) reminds me a little peace (misspelled on purpose) of Freddy Mercury who is on my count God of all male vocals. If you own a voice close to Freddy MErcury then you very close to god itself. It has been a while since I've been in contact. As I started to walk the green mile of mariage I've got plenty of things and stresses to handle. Which requires my close circle to handle my affairs even more delicately then ever.
Speaking of Mika and Marriage here's another Mika Lyrics worth to mention Took a ride to the end of the line
Where no one ever goes. "That points the place where I am exactly the end of line of being single" There is no more rail to proceed fwd and there isn't any newcomers soon" I've been here alone for a very long time" Most of my friends from my past has left this line long ago. "
Ended up on a broken train with nobody I know.
But the pain and the longing's the same.
Where the dying
Now I'm lost and I'm screaming for help. "Well the place, where I feel like I'am @ right now has some residents. It is more like a in between location provides some accomodation but not with the company you would like to hang out with" Life goes on here the same like the other trains. Nothing like an eternal youth or immortality shit. Each day we die piece by piece inside like the rest of the mankind. The choices that I made I put up with its consequences. I made them gladly. With Relax, take it easy
For there is nothing that we can do.
Relax, take it easy
Blame it on me or blame it on you.
"That is what I been doing. Relaxed taking it easy as there is nothing else that I do. But I realised that I'm losing the grip a little bit. Losing a little piece of my physical and mental health everyday. "
It's as if I'm scared.
It's as if I'm terrified.
It's as if I scared.
It's as if I'm playing with fire.
Scared.
It's as if I'm terrified.
Are you scared?
Are we playing with fire? That is my personal evaluation of the situation inspired by a Mika song Relax Take it Easy from the album Life in Cartoon Motion But This video is has nothing to do with either Mika Or his songs
Do I repulse you with my queasy smile?
Am I too dirty?
Am I too flirty?
Do I like what you like? I could be wholesome
I could be loathsome
I guess I'm a little bit shy
Why don't you like me?
Why don't you like me without making me try?
Lyrics from Grace Kelly by Mika . It is a nice song that puts a smile on my face. The singer Mika (Aka Micheal Holbrook Penniman) reminds me a little peace (misspelled on purpose) of Freddy Mercury who is on my count God of all male vocals. If you own a voice close to Freddy MErcury then you very close to god itself. It has been a while since I've been in contact. As I started to walk the green mile of mariage I've got plenty of things and stresses to handle. Which requires my close circle to handle my affairs even more delicately then ever.
Speaking of Mika and Marriage here's another Mika Lyrics worth to mention Took a ride to the end of the line
Where no one ever goes. "That points the place where I am exactly the end of line of being single" There is no more rail to proceed fwd and there isn't any newcomers soon" I've been here alone for a very long time" Most of my friends from my past has left this line long ago. "
Ended up on a broken train with nobody I know.
But the pain and the longing's the same.
Where the dying
Now I'm lost and I'm screaming for help. "Well the place, where I feel like I'am @ right now has some residents. It is more like a in between location provides some accomodation but not with the company you would like to hang out with" Life goes on here the same like the other trains. Nothing like an eternal youth or immortality shit. Each day we die piece by piece inside like the rest of the mankind. The choices that I made I put up with its consequences. I made them gladly. With Relax, take it easy
For there is nothing that we can do.
Relax, take it easy
Blame it on me or blame it on you.
"That is what I been doing. Relaxed taking it easy as there is nothing else that I do. But I realised that I'm losing the grip a little bit. Losing a little piece of my physical and mental health everyday. "
It's as if I'm scared.
It's as if I'm terrified.
It's as if I scared.
It's as if I'm playing with fire.
Scared.
It's as if I'm terrified.
Are you scared?
Are we playing with fire? That is my personal evaluation of the situation inspired by a Mika song Relax Take it Easy from the album Life in Cartoon Motion But This video is has nothing to do with either Mika Or his songs
Terminatör - Sarah Connor'ın Günlüklerinden Bu kadar
Terminatör Sarah Connor Günlükleri; Severek takip ettiğimiz dizilerden biriydi. İkinci sezonun ilk yarısına gelemedn bir şekilde koptuk birbirimizden. Daha kötü dizileri seyretmeye devam etmeme rağmen artık merak etmez olmuştum dizinin bir sonraki bölümünde olacakları.Esas hatun Summer Glau'ya rağmen diziye devam etmemiş olmamın nedenlerin ben bilemesemde haklı nedenler olduğu kanıtlanmış oldu. Terminator Sarah Connor Chronicles'ın ikinci sezon finalinin ardından ipi çekilmiş gibi gözüküyor. Geleceği rating açısından belirsiz başka dizilerde olmasına rağmen Sarah Connor Chronicles'ın ilk giden olmasının en büyük sebebi dizinin Terminator dizisinin bir franchise'ı olmasından kaynaklanan maliyetleri.Ayak seslerini şimdiden duymaya başladığımız Terminatör Filmlerinin sonuncusu Terminatör Salvation'ın dizinin Ratinglerini yükseleteceğine dair de umutlarını kaybetmişler sanki.Bu durumda en çok üzüldüğüm dizinin terminatör'ü Summer Glau'nun ekranlarda göremiyecek olmamız.
Grey's Anatomy Video Oyunu - Şaka Gibi
Grey'in anatomisi adlı TV dizisini duymuşsunuzdur. En azından ben burada bahsettim. Bilmiyorsanız buyrun buradan okuyun. İkinci sezona kadar hatta üçüncü sezonun sonuna kadar belli bir ilgi ile takip ettiğim dizinin son iki sezondur gidişini beğenmesem de bir şekilde takip ediyorum. Son sezon derken 5. Sezondan bahsediyorum. Meraklısına 5. sezon bölümleri Digiturk'un dizimax kanalında bir süreden beri yayınlanıyor. Kaçıranlar üzülmesin sene içinde aynı sezon dönüp dönüp duruyor zaten.Dizideki en zayıf halka'nın diziye ismini veren karakteri Meredith Grey olduğunu söylersem bu tamamen kişisel bir görüş beyanı olacaktır. Bir kere hatun çirkin sayılır, yaşlı gözüküyor üstelik göğüsleri de ufak. Allah çirkin şansı versin derler ya Meredith Grey de öyle bir şansa sahip. Dizinin en yakışıklı esas oğlanı kaptı. Sorunsuz yaşanabilecek bir ilişkiyi mümkün olan en problemli seviyede tutmaya hassasiyet gösteriyor.Seattle Grace Hastanesinde bir grup cerrah adayının öğrenme ve mücadele dolu hayatı ne zaman herkesin tuttuğunu ....ttiği bir ortama dönüştü anlayamadım. Gerçekten filmdeki karakterler dizi boyunca veya diziden önce tuttuğunu cinsiyet ayırmadan öptüğü bir dizi olmuş çıkmış.Greylerin bir tanesi yetmiyormuş gibi geçen sezon Little Grey karakteri çıktı ortaya. Yanlış anlaşılma olmasın Meredith Grey'in Jenital bölgesinden bahsetmiyorum. Babasının ikinci evliliğinden sahip olduğu daha şirin daha güzel doktor kardeşinden bahsediyorum.Doktor dediysek bu dizinin tamamen yerli aktörler ve prodüksiyon şirketi tarafından yapılmış bir Türk versiyonu olduğuınu duymuş muydunuz? Ben buradalarda bir yerde bahsetmiştim yanlış hatırlamıyorsam. Çakma Greys Anatomisi olarak da bilinen doktorlar dizisi uzunca bir süredir show tv ekranlarında seyircileri ile buluşmaya devam ediyor.Konu konuyu açtı kuyruğu kuyruğuna derken yazı uzadı gitti. Grey's Anatomy adlı bu dizi için üşenmeyip video oyunu da tasarladıklarını biliyor muydunuz? Bende bugün oyunun değerlendirmesi ile karşılaşınca öğrendim. Üstelik oyunun hem PC hem Nintendo Wii ve Nintendo DS versiyonu var. Fırsat bulursam Nintendo DS hakkında da bir şeyler karalamak isterim. Kısaca Nintendo Gameboy'un yetişkinler için tasarlanmış ama o kadar başarılı olmayan avuçiçi oyun konsolu.
Iki Film birden "The Taken" ve "The Wrestler "
Kurt puslu havayı sever ben ise pek haz almam üşürsün ıslanırsın. Yanlış anlaşılmasın yağmur ile bir derdim yok. Benim tüm derdim soğuk havalar ile. Geçen sefer bahsetmiştim bir cumartesi tam 5 film birden seyrettim (yazı ile beş) diye. Hatta bu seyrettiğim filmlerden birinden de kısaca bahsettim. Yine aynı gün seyrettiğim fimlerden birine değineceğim bugün. Filmin adı "Taken" Türkiyede yayınlandı mı? Türkçe ismi ne olur bilemiyorum. Başrollerini aslında başrolü "Lian Neeson" oynuyor. Eski bir Cia operatifi'nin kızını çıktığı Avrupa seyehatinin ilk gününde beyaz kadın tacirleri kaçırır. Kızın kurtulabilmesi için yaklaşık 4 veya beşgünlük fırsat penceresi mevcuttur. Baba (Liam Neeson) tüm tecrübesini ve kaynaklarını kullanarak olaya direkt müdahil olur ve bir neticeye getirir. Spoiler olayına girmeden önce bir açıklama getireyim. "Cia Operatifi" demekle neyi kastettiğimi anlatmak istiyorum. Amerika'nın silahlı kuvvetler veya kolluk kuvvetleri kullanmadan müdahalede bulunmak istedikleri ülkelerde kullandıkları Cia çalışanlarını kastediyorum. Amerikan vatandaşı veya müdahale edilecek ülkenin ve çevresinin vatandaşları olabilirler Filmlerin bir dünyası olduğunu farzedersek bu dünyanın en baba karakterlerinden biri olan Jason Bourne'u hatırlarsınız. Bourne'un kimliği(identity), üstünlüğü (supremacy) ve tabiki ultimatomu'nu hatırlamayan çok az kişi vardır. Bourne Serisi dışında seri filmi olarak oldukça başarılı bir çizgiyi devam ettirebilen kaç film var hatırlamıyorum. Belki Karayip korsanları belki x-men . X-men konusunda kesin kararımı vermiş değilim. Bu konudaki değerlendirmemden heran vazgeçebilirim.Neyse Taken'a dönmek gerekirse kızının peşinde özel yetenekleri olan bir babanın mücadelesi. Kararlı, verimli ve kesinlikle merhametsiz. Aksiyon filmleri içersinde gerçekten senenin öne çıkan isimlerinden. Ahanda buraya yazıyorum.
Filmle ilgili önemli not. Yardımcı oyuncu olarak Famke Janssen'e rastlıyoruz. Liam Neeson'un eski eşi rolünde. Sizi bilmem ancak Famke dediniz mi nabız atışlarımda bir düzensizlik kan dolaşımımda belli bir noktada yoğunlaşma oluyor. Kendisinin en bilinen rolü X-men frenchise'daki Jean Grey / Phoenix rolüyle hatırlarsınız. Benim hafızamda ise sıra dışı dizi Nip/Tuck ilk sezonunda hayat koçu Ava ile yer etmiştir. İlerki bölümlerde AVa'nın erkekten dönme olduğu ortaya çıktığında biraz sarsılmış olsam da Filmlerine denk geldiğimde kaçırmamaya çalışıyorum. Filmlerden bahsetmişken The Wrestler'i seyretmişmiydiniz? Ben seyrettim. Kardeşim nasıl depresif bir film anlatamam. Film için Mickey Rourke'nun büyük geri dönüşü falan diyorlar bence Mickey Rourke'un asıl büyük dönüşü Sin City'de gerçekleştirdi sadece filmin büyük çoğunlukla siyah beyaz olması ve yoğun makyaj nedeniyle Amerikalılar kendisini farketmemiş olabilirler. Mickey Rourke'un düşüşü beni zırnık ilgilendirmiyor. Adam 9.5 hafta ayağına Kim Bassinger ile Carrie Otis ile ne güzel sahneler çekti. . Lisa Bonet'i Angel Heart adlı filmde önce boneledi sonra öldürdü afedersiniz......... Hala zkinin keyfinde güzel bir hayat sürüyor üstelik ayda bir kere banyo yapmak gibi bir hijyen anlayışına sahip. Internette dolaşırken okudum bir yerde. Marvel Mickey Rourke'a Ironman 2 de kötü adamı oynaması için 250,000 amerikan doları önermişler. Yani bir müddet daha adamın keyfini bozacak bir şey yok gibi gözüküyor. The Wrestler adlı filmin ülkemizde dikkat çeken en büyük özelliği ise 40 küsur yaşındaki Marissa Tomei'nin bir dakikayı geçmeyen çıplak sahneleri. Bu arada filmi seyreden biri olarak belirtmek isterim çekimlerde sahte göğüs ucu kullanmışlar. Yinede Seinfeld kahramanlarından George Konstanza'nın anısına Marissa Tomei seyretmek gerekiyordu ve seyrettim. Filmi bitiremedim film beni bitirdi o başka bir hikaye .....
Filmle ilgili önemli not. Yardımcı oyuncu olarak Famke Janssen'e rastlıyoruz. Liam Neeson'un eski eşi rolünde. Sizi bilmem ancak Famke dediniz mi nabız atışlarımda bir düzensizlik kan dolaşımımda belli bir noktada yoğunlaşma oluyor. Kendisinin en bilinen rolü X-men frenchise'daki Jean Grey / Phoenix rolüyle hatırlarsınız. Benim hafızamda ise sıra dışı dizi Nip/Tuck ilk sezonunda hayat koçu Ava ile yer etmiştir. İlerki bölümlerde AVa'nın erkekten dönme olduğu ortaya çıktığında biraz sarsılmış olsam da Filmlerine denk geldiğimde kaçırmamaya çalışıyorum. Filmlerden bahsetmişken The Wrestler'i seyretmişmiydiniz? Ben seyrettim. Kardeşim nasıl depresif bir film anlatamam. Film için Mickey Rourke'nun büyük geri dönüşü falan diyorlar bence Mickey Rourke'un asıl büyük dönüşü Sin City'de gerçekleştirdi sadece filmin büyük çoğunlukla siyah beyaz olması ve yoğun makyaj nedeniyle Amerikalılar kendisini farketmemiş olabilirler. Mickey Rourke'un düşüşü beni zırnık ilgilendirmiyor. Adam 9.5 hafta ayağına Kim Bassinger ile Carrie Otis ile ne güzel sahneler çekti. . Lisa Bonet'i Angel Heart adlı filmde önce boneledi sonra öldürdü afedersiniz......... Hala zkinin keyfinde güzel bir hayat sürüyor üstelik ayda bir kere banyo yapmak gibi bir hijyen anlayışına sahip. Internette dolaşırken okudum bir yerde. Marvel Mickey Rourke'a Ironman 2 de kötü adamı oynaması için 250,000 amerikan doları önermişler. Yani bir müddet daha adamın keyfini bozacak bir şey yok gibi gözüküyor. The Wrestler adlı filmin ülkemizde dikkat çeken en büyük özelliği ise 40 küsur yaşındaki Marissa Tomei'nin bir dakikayı geçmeyen çıplak sahneleri. Bu arada filmi seyreden biri olarak belirtmek isterim çekimlerde sahte göğüs ucu kullanmışlar. Yinede Seinfeld kahramanlarından George Konstanza'nın anısına Marissa Tomei seyretmek gerekiyordu ve seyrettim. Filmi bitiremedim film beni bitirdi o başka bir hikaye .....
Lost Sezon 5 Bölüm 01 (S05E01) - Because You Left
2000'li yılların fenomen dizisi Lost'un yeni sezon ilk iki bölümü Türkiye saatiyle sabaha karşı 03:00 civarı Amerika'da yayınlandı. Gururla söylüyorum şu anda iki bölümde elimde.Bu noktadan sonrası ABC tarafından Yayınlanan Lost dizininin beşinci sezonunun ilk iki bölümü ile ilgili hatta seyretmemi olanlar için dördüncü sezon ile bile ilgili bazı spoilerlar içerebilir dolayısıyla bu konudan rahatsız olacak varsa devam etmesin. Ada'ya Ne olduğu Merak konusu
Lost'un dördüncü sezon finalini seyredenlerin merak ettiği konuların başında Adaya ne olduğu. Aslında Türk Sinema Seyircisi bunun cevabını aylardır biliyor ama farkında değil. Bildiğiniz gibi Ada'yı Issız Adam Alper baştan çıkarır afedersin bir güzel Z_ker, sonra annesiyle Annesi Istanbuldayken Adaya Annesine Rehberlik yaptırırı bu rehberlik umut verir ve ardından terkeder. Yıllar sonra pişman olur ama olan olmuştur Ada başka bir adam ile evlenip çoluk çocuğa karışmış üstüne üstlük yurt dışına yerleşmiştir. Üstüne üst gizli gizli de Issız Adam Alperi sevmektedir. Kocasının ise konu hakkında bilgisi yok saftirik bir şekilde tüm düzenini bırakmış karısı mutlu olsun diye gurbet ellere gömüştür. İşte Adanın başına gelenlerin özeti bu..... Muhtemelen Siz lost'daki Adanın başına gelenleri merak etmişsinizdir. Benim görüşüm bundan çok da farklı olmayacağı. Birileri Ada'yı mundar edecektir. Adada birilerini. İşte size Lost'un Hikayesi. Merak edenler için Bugün Yayınlanan Beşinci Sezon ikinci bölümün adı ise (S05E02) "The Lie"
Tanıştırayım - Carla Gugino - Kimdir?
Carla Gugino Amerikan Film endüstrisinin güzide aktirislerinden biridir.Benimle yaşıt olması boyunun 1.65 civarında olması bodur tavuk her daim piliç görünür iddiasını bir kere daha doğrular.Eğer Entourage'ı seyrediyorsanız Kendisini dizinin baş kahramanı Vincent Chase'in kısa bir dönem temsil ettikten sonra ilerleyen bölümlerde ve sezonlarda pek düşmanca davranan ajans olarak hatırlarsınız.Öteyandan, bir dönem digitürk'te yayınlanan Threshold adlı 13 bölümlük kısa ömürlü bir dizinin esas kahramanı olarak da hatırlıyorum.Yakın zamanda Vanity Fair adlı dergiyle güzel bir fotoğraf çalışmasında yer almış. Bu post'un amacıda bu resimden bahsetmek aslına bakarsanız.[Edit:] Yazıyı ilk yayınladığımda amaç tamamen resme yonelikti. Bu sabah ise Cinematical'da okuduğum bir haberde kendisinin beyaz perdede Electra Luxx isimli bir porno yıldızını canlandıracağını öğrendim. Bir anda vücut sıcaklığımın yükseldiğini itiraf etmeliyim. Ünlü Amerikan Varyete dergisinde çıktığı iddia edilen bu habere göre Carla Gugino'nun canlandırdığı Porno yıldızı hamile olduğunu öğrendikten sonra yaşamı karmaşık hale gelen yaşamını düzeltmeye çabalayacak. Porno yıldızı hamile garip bir kombinasyon......
Savaş Oyunları
Bugün Haftanın Mübarek günlerinden Cuma. Cuma namazına gitmeyeli yıllar oldu. Küçükken korkuturlardı bizi üç kere arka arkaya cuma namazına gitmeyen kişinin cenaze namazı kılınmaz diye.Söz konusu dönemde cenaze namazlarında yer almaya başlamamış olduğum için böyle bir uygulamanın gerçekten söz konusu olduğuna inanmıştım.Yaş ilerleyip katılımda bulunduğum cenaze namazları da belli bir rakama ulaşınca gördüm ki Nüfüs kağıdında din hanesinde İslam yazan herkesin cenaze namazı kılınıyor.Yarın tur var, şehir turu Ayastefanos Bakırköy yeşilköy civarların gezip bilgi alacağız. Gaza geldim para yatırdım yarında sabahtan gezmeye başlıyacağız. Biraz hareket iyi olabilir. Havaya bağlı olarak ızdırap olma potansiyeli de mevcut tabi.Dün akşam DVR'a Savaş oyunları adlı filmi programladım kaydetmiştir umarım. 1980'li yıllardan kalma Matthew Broderick'in başrolünü oynadığı bu film anlattığı hikaye açısından ilk seyrettiğim dönemde dibimi düşürmüştü afedersiniz.Mathew Broderick'i günümüzde Sex & The City dizisinin esas hatunu Carry Bradshaw'un (Sarah Jessica Parker) gerçek hayattaki kocası olarak hatırlayabilirsiniz.Ben ise kendisini ilginçtir, filmleri ile hatırlıyorum. War Games, Ferris Bueller's Day Off, Glory, Addicted to love filmleri ile hatırlarım.Mutlaka görülmesi gereken bir film olarak hepsinin altını çizemem ama denk gelinirse seyredilmesi kesinlikle vakit kaybı olmayacak filmlerden hepsi.War Games, Savaş oyunları bilgisayar dünyasının nerelere geleceğinin işaretlerini veren bir filmdir. Günümüz kişisel bilgisayarlarından çok uzak bir galakside internetin olmadığı bir ortamda 2400 modemler ile pentagon bilgisayarında yer alan yapay zeka ile bir çocuğun karşılıklı oynadıkları simulasyonun hikayesi.Aslında War Games bizim bildiğimiz tatbikat ama böyle kullanınca daha bir jan janlı his veriyor.War Games dün seyrettiğim NCIS'ın altıncı sezon dokuncu bölümünde de bahsi geçmesi bugünkü yazıya konu olmazdı. Digiturk bu filmi aylardır Actionmax'de yayınlıyor ama bir kere dönüp bakmışlığım yoktur. Gaza niye geldim acaba????Gaza gelmek dedimde yukarda bahsettiğim geziye de tamamen gaza gelmek suretiyle para yatırıp rezervasyon yaptırdım. Benim adım kimse bir şey yapmadı kendi başıma açtım bu işi diğer bir değişle.Konu hakkında düşündükçe de kendimi aksi yönde hareket etmek için caydırıyorum. Ben böyleyim süper gaza gelirim bebekliğimde de çok gazlıyımışım zaten. :)Yarın hava soğuk olacakmış. Ona göre hazırlanmak lazım.Gazetecinin biri basın toplantısında Başbakan'a "Youtube'a girilmiyor" Şeklinde yorum kıvamında bir soru iletmiş.
Başbakan "Ben giriyorum sizde girin" şeklinde karşılık vermiş.Başbakan aynı zamanda Penguen Dergisinin kapağına da giriyor. Kendisinin tercih ettiği giriş methodları malesef kanun tanıyan hukuka hala inancını kaybetmemi toplum tarafından tercih edilen yöntemler değil.Mevcut hükümetimizin mahkeme kararlarına ne kadar uyduğu gördükten sonra bu kişilerin yasama yetkisi verilmiş olması biraz ürküttü beni.
Başbakan "Ben giriyorum sizde girin" şeklinde karşılık vermiş.Başbakan aynı zamanda Penguen Dergisinin kapağına da giriyor. Kendisinin tercih ettiği giriş methodları malesef kanun tanıyan hukuka hala inancını kaybetmemi toplum tarafından tercih edilen yöntemler değil.Mevcut hükümetimizin mahkeme kararlarına ne kadar uyduğu gördükten sonra bu kişilerin yasama yetkisi verilmiş olması biraz ürküttü beni.
Iyi dizilerim sezonları 12 bölümden oluşur
Good things come 2 those wait. Yada Türk atasözünde kullanıldığı gibi "Bekleyen derviş muradına ermiş."Burada en çok hastası olduğum tv dizilerinden bahsetmişımdir heralde. Dexter, Nip /Tuck Entourage diğer diziler hemen hemen 12 ile 16 bölümlük sezonlardan oluşuyor.Buna aklıma gelen tek istisna Bsg. Diğer takip ettiğim diziler arasında 22 bölüm olan ve tutkuyla takip ettiğim yok.Size benim yeni takip etmeye başladığım bir diziden bahsetmek istiyorum.Sıradan insanların hastalıklı yaşamlarını anlatan bir drama. Kara bir mizah. Dizideki her 1 karakter zamanın bir yerinde bir gazetede 3. Sayfa haberi olacak kıvamda bir insan. Sofistike değilller başkalarına öyle görünmek endişeleri de yok.Görev adamı kahramanlar. Onlar için özel yaşam iş saati gelene kadar yapılan rutin serisi. Şu ama kadar 4 sezon yayınlandı amerikada digiturk foxlife ve kablolu tv de yeni yayına başlayan TNT kanalında seyredilebilirsiniz.Dizinin ana teması mesleğiniz hergün kahramanlık gerektiren bir tanıma sahipse aklınızın başında olmamasına şaşırmayın. Çünkü kahramanlık iyi maaşlı bir meslek değildir.Dizin adını merak ettiyseniz Resque Me. Mutlaka bir fırsat verin derim.----
Sent using a Sony Ericsson mobile phone
Paris Hilton ile Miss TURKEY 2008
Annenlerde tv'nin karşısında bayılmış şekilde bir elimde kumanda kanallar arasında dolaşıyordum.Fox Life'da Boston Legal'in başlamasını ve seyretmediğim bir bölüm olmasını umuyordum.Ciner tarafından yakın zamanda satın alınıp yayın akışına kamyon dolusu para dökülen kanal 1'de Paris Hilton'un jüri üyesi olmak için dünyanın parasını alıp Türkiye güzellik yarışmasına denk geldim. Daha önce başka postlarda gecen yıllar ile beraber Türk Kızlarimizin daha güzel bir nesil olarak ortaya çıkmaya başlamış olduğunu iddia etmiş olabilirim. Yaptıysam Pişmanım özür diliyorum. Güzel adaylarimiz bunlar ise biz bir maymun nesli olmak üzereyiz sanırım. Zaten pek akıllı ve çalışkan bir millet değildik birde evrim de bizim aleyhimize çalışıyor sanırım.Paris Hilton'a gelince zaten görmediğimiz neyi kalmıştı bilemiyorum belki internetten gördüklerimizi misak-i milli sınırları içinde görmek için o kadar para saçmaya gerek varmıydı?Kızlarımız Mayolu geçiş sırasında anatomik yetersizligimizi gözler önüne serdiler. Arkalarından sallanan kanatı anımsatan aksesuarlar ister istemez Victoria Secret defilelerini anımsattı ama cezbedici olmaktan çok gözlerimin Umutsuzca bir yerlerden Bergama Lima'nın salına salına ortama girmesini aradığını hissettim.Back to Boston Legal now.----
Sent using a Sony Ericsson mobile phone




