- Posts tagged Global Isınma
- Explore Global Isınma on posterous
Dünya Nüfusunu Kontrol Almak için Yapılması gerekenler
Birkaç gün önce, global ısınmaya karşı çözümden bahsetmiştim... Bu çözüm'ün benimsenmesi durumunda insan nüfusunun hangi metotla azaltılacağı sorusu kafamda belirdi. Bu yazımda bununla ilgili rastgele düşüncelerimi paylaşacağım.Çok uzun ve sağlıklı olmayan düşünmemin sonucunda, dünya üzerindeki insan nüfüsunu daha önce bahsettiğim oranlara geriletmek için en insani çözümün doğal bir şekilde ortaya çıkacak bir salgın hastalık olmasına karar kıldım.Malum, nükleer veya biyolojik silahlar kullanılarak başvurulacak metotlar sonucunda ortaya çıkacak yan etkiler (Nükleer serpinti ve genetik mutasyon vb.) bu işe kalkışma nedenleri (daha soğuk ve oksijeni bol bir dünya) ile zıt düşüyor.Konuyla ilgili akla gelen bir başka soru? Nüfusta indirime giderken belli bir üzerine yoğunlaşmak doğru olur mu ?İnsanın başına kötü ne geldiyse belli bir ırk dil din üzerine yoğunlaşması neticesinde gelmedi mi? Nazi Almanyasında yahudiler, Israil işgali altında Filistin, Çin'in işgali altına Tibet, Amerikanın işgali altında Irak.İnsani çeşitliğe inanmak güvenmek gerekiyor. Yani belli bir ırk üzerine yoğunlaşmak doğru olmayacak. Nüfusun azaltılmasının tamamiyle rastgele olması ve sonuçların evrimsel gelişim açısından zararların azaltmayı amaçlaması gerekiyor. Dünya yüzünde oransal olarak çinli ve hintli nüfusunun fazla olması nüfüs kontrolü açısından bu toplumlara yönelmeyi düşündürmesine rağmen en güzeli ayrıştırmanın tamamen rastgele olması.Orta amerikadan avrupaya sıçramış domuz gribi veya anadoluda karşılaştığımız hanta virüsü için bu manifesto ışığında iyi bir başlangıç diyebiliriz.Özellikle hanta virusüne karşı bilinen bir tedavi yok bulaştığı her iki insandan birini götürüyor. Bir önceki yazıda paylaştığım salgın olan veba gibi bu da farelerden farelerden bulaşıyor. Farelerden korkan insanların sayısının hiç de az olmamasının en büyük sebebi, geçmiş nesillerden taşınmış öğrenilmiş korkular olabilir mi?Domuz Gribi ise ayrı bir güzellik. Ülkemizde eğitimli bilinçli halk grubundan kimler bu griple mücadele etmek için silahlarını alarak Domuz avına çıkacak. Bunlardan kaçı domuz avlayayım derken birbilerini vuracak bunu merak ediyorum.
Global Isınma'ya karşı en etkin önlem
Daha önce söylemiştim global ısınma ile ilgili endişeler ve bunun için apılan telaşlar pek bir çakma geliyor bana.Bir Global Isınma diye tutturmuş duruyoruz. Yok efendim çok fazla karbon dioksit üretiyoruz. Atmosferde artan karbondioksit oranı yükseldiği için oluşan sera etkisi nedeniyle dünyanın ısısı yükseliyormuş ve bunun neticesinde buzullar eriyormuş.Çok iyi oluyor az bile oluyor aq. Öncelikle şunu belirmekte fayda var. Şu keyifle animasyonlarını seyrettiğimiz (hatta serinin üçüncü filmine dair trailler bile çıktı) buzul çağı var ya ? Teknik açıdan baktığımızda hala devam ediyor. Sadece buzulların kapladığı yer azaldı o kadar. Ne zaman dünya yüzünden buzul kalmaz o zaman buzul çağı sona ermiş demektir.AAh global ısınma vaah global ısınma diye yana yıkıla dert ettiğimiz sorunu tamamiyle ortadan kaldıracak bir çözüm mevcut ama bu çözümün kimsenin hoşuna gideceğini zannetmiyorum.Çözüm şu; dünya üzerinde mevcut insan nüfusunun iyimser bir hesapla yarısının kötümser bir hesapla 2/3'ünün ortadan kalkması durumunda dünya üzerinde global ısınma diye bir sorun kalmıyor.Dünya üzerindeki insan nüfüsu 3, 3.5 milyara inmesiyle dünya üzerindeki üretim yarı yarıya düşecek bu da global ısınmaya neden olan zararlı gazların üretilmesinde yarı yarıya bir azalma demek oluyor.Dünya nüfusunun yarısı ortadan kalktığı için şu anda tarım amacıyla işlenen tarlalara ve buralarda yapılan üretime olan ihtiyaç yarı yarıya azalacak. Bu alanlar tarım için kullanılmayacak bu alanlarda doğal bir bitki örtüsü ve tabiatıyla ağaçlar yetişmeye başlayacak. Bunlara ek olarak dünya nüfusu için yapılan üretimin yarıya (en azında) düşmesi nedeniyle dünya üzerindeki yağmur ormanlarının yokedilmesi yavaşlayacak hatta sona erecek bu da yağmur ormanlarının tekrar büyümesi anlamına geliyor.Dünya üzerindeki insan nüfusuna bağlı olarak azalan talep neticeside üretimdeki gerileme ve Artan bitki örtüsü ve ağaçlar sayesinde dünya üzerinde oksijen artmaya başlayarak ters sera etkisi olacak ve dünyamız çok uzun süredir yaşadığı o sert kışlara bir on sene içersinde kavuşmuş olacak.Bana inanmıyorsanız kendiniz araştırın ve öğrenin. 14. yüzyıl kara veba salgını dünya üzerindeki en büyük kitle ölümlerinden birine sebep olmuştur. O dönemden kalan kayıtlara göz atıldığında o dönemki Avrupa nüfusunun %30 ila %60'nın ölümüne sebep olduğu görülüyor. Aynı dönemde dünya üzerindeki tahmini insan nüfusu 450 milyondan 350 ila 375 milyon arasında bir rakama gerileyince tarım için açılmış alanların önemli bir kısmı tekrar bitki örtüsü ile kaplanıyor. Artan bitki örtüsü (o zaman zaten atmosfere zararlı gazların salınımı söz konusu değil.) ile paralel oksijen üretimi ters sera etkisi yaratarak dünyada uzun yıllar çok sert kışların geçmesine sebep olmuş. Gerçi salgın sırasında cesteler yakılırdı ancak, yakılmayıp toplu mezarlara gömülen araziler salgın nedeniyle uzun süre boş bırakıldı gömülen cesetler gübre olarak oralarda bitki örtüsünün gelişmesine sebep oldu.İşte size global ısınmaya karşı çözüm. Bu çözümden başka diğer tüm alternatifler yalandır kandırmadır şirketlerin ceplerini doldurma çabasıdır.Bu kadar nüfusla dünya neden ısınıyor dememiz kerizlik afedersiniz.
Yatağan Mugla da nefes alabilmek
Muğla; Türkiye Cumhuriyetinin en güzel ve karakteristik illerinden bir tanesi.Özellikle Yerleşim olarak bakıldığında her bir ilçesi beldesi ayrı bir şehir ayri bir kültür sahibi.
Insanları bile birbirinden farklı.Eski Yunan Helenik şehir krallıklarını anımsatan bir yapısı var. Her biri ayrı bir cumhuriyet.Muğla denince insanın hayalinde mavi ve yeşilin kavuşması gelir. Türkiyenin Ormanlık alanlar ve muhteşem koyları açısından en zengin illerinden biridir. Bu gün ilin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerinde sebebi budur aslına bakarsanız.Muğla'da toprak ile ilgili yapabileceğiniz falliyetler sınrlıdır çünkü 1.5 metreden derine inen kazılarda tarihi bir eserle karşılaşma olasılığınız oldukça yüksektir. Buralardaki yerleşim merkezlerinde yapılan altyapı çalışmaları sırf bu nedenden ötürü diğer bölge yerel yönetimlerine kıyasla daha pahalıya malolur.Ege bölgesinin karakterisitik kıyı yapısının yanı sıra bakir ve yerleşime açılmamış koyları ile yat turizminde de dünya çapında popüler illerimizden başında gelir. Muğla Nüfusunun büyük bir kısmı geçimini tarıma ve madencilik ile kazandığı için yerleşimler genel olarak ovalara , tarıma elverişli arazilere ve yeraltı kaynaklarının bol bulunduğu yerlere yakın yerleşimler kurulmuştur. İnsan eli değmemiş koy zenginiliğini olumlu olarak etkilemiştir.İlk çağlardaki adı Karya olarak anılan Yatağanilçesin tarih boyunca yer altı zenginlikleri nedeni ile dikkati çekmiştir. Cumhuriyet döneminde de bu özelliği öne çıktığı için bu bölgede inşa edilen ilk termik santral için Yatağan seçilmiştir.Yatağan Termo elektirik santrali ilçe merkezine sadece 3 km. uzaklıkta, Yatağan-Milas karayolunun kıyısında kurulmuştur. Santralin kömür ihtiyacı Eskihisar bölgesinden ve Tınaz-Bağyaka’dan karşılanmaktadır. Soğutma ve katma suyu ihtiyacı Dipsiz kaynaklarından sağlanmaktadır. Santralde üretilen enerji, 154 kV ve 380 kV’luk enerji nakil hatları ile enterkonnekte sisteme iletilmektedir.Bölgenin ve Türkiyenin enerji ihtiyacının ciddi bir bölümünü sağlamakta olan bu santral ilçe merkezine yakınlığı nedeni ile bölge halkının sağlığına ciddi tehtid oluşturmaktadır.Tabi bu sadece benim görüşüm. Santralin Baca Gazı Kükürt Arıtma Tesisi devreye alındıktan sonra atmosfere zararlı gaz çıkışının tamamiyle önüne geçildiği iddia edilse de Yatağan'ın yakınından geçerken bacalardan çıkan dumanı görünce zararsız olduğuna inanmak olası gelmiyor. (bkz. resimler)Global Isınma yüzünden toplu ölümler henüz başlamadı ama Türkiyede faaliyet gösteren termoelektrik santrallerin yakınındaki yerleşimlerde yaşayan insanlarımızda solunum yolları ile ilgili ciddi hastalıklar ve ölümler her nasılsa bir türlü bu santraller ile ilişkilendirilememekte. Bu tür tesisler bulundukları çevrede istihdam yaratmaları nedeni ile ve kamu iyiliğinden ziyade kâr etme baskısı ile yönetilmelerinden kaynaklanan nedenlerle bir şekilde hasır altı ediliyorlar.Bu sebepten dolayı kusura bakmayın ama dünyayı global ısınmadan kurtarmadan önce Türkiye cumhuriyeti kaynaklarını ve insanlarını krutaracak bir planla karşıma çıkılmasını bekliyorum.Bırakın Dünya nüfusunun geri kalan kısmı global ısınmaya bir çare arasın dursun biz ülkemizin kaynaklarını insanlarını kurtarmaya çalışalım çünkü bu ülkeyi kurtaramazsak gidecek başka yerimiz yok yaşanabilecek diğer tüm ülkeler vize istiyor ve vize vermek için analarını nikahını istiyorlar.
Insanları bile birbirinden farklı.Eski Yunan Helenik şehir krallıklarını anımsatan bir yapısı var. Her biri ayrı bir cumhuriyet.Muğla denince insanın hayalinde mavi ve yeşilin kavuşması gelir. Türkiyenin Ormanlık alanlar ve muhteşem koyları açısından en zengin illerinden biridir. Bu gün ilin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerinde sebebi budur aslına bakarsanız.Muğla'da toprak ile ilgili yapabileceğiniz falliyetler sınrlıdır çünkü 1.5 metreden derine inen kazılarda tarihi bir eserle karşılaşma olasılığınız oldukça yüksektir. Buralardaki yerleşim merkezlerinde yapılan altyapı çalışmaları sırf bu nedenden ötürü diğer bölge yerel yönetimlerine kıyasla daha pahalıya malolur.Ege bölgesinin karakterisitik kıyı yapısının yanı sıra bakir ve yerleşime açılmamış koyları ile yat turizminde de dünya çapında popüler illerimizden başında gelir. Muğla Nüfusunun büyük bir kısmı geçimini tarıma ve madencilik ile kazandığı için yerleşimler genel olarak ovalara , tarıma elverişli arazilere ve yeraltı kaynaklarının bol bulunduğu yerlere yakın yerleşimler kurulmuştur. İnsan eli değmemiş koy zenginiliğini olumlu olarak etkilemiştir.İlk çağlardaki adı Karya olarak anılan Yatağanilçesin tarih boyunca yer altı zenginlikleri nedeni ile dikkati çekmiştir. Cumhuriyet döneminde de bu özelliği öne çıktığı için bu bölgede inşa edilen ilk termik santral için Yatağan seçilmiştir.Yatağan Termo elektirik santrali ilçe merkezine sadece 3 km. uzaklıkta, Yatağan-Milas karayolunun kıyısında kurulmuştur. Santralin kömür ihtiyacı Eskihisar bölgesinden ve Tınaz-Bağyaka’dan karşılanmaktadır. Soğutma ve katma suyu ihtiyacı Dipsiz kaynaklarından sağlanmaktadır. Santralde üretilen enerji, 154 kV ve 380 kV’luk enerji nakil hatları ile enterkonnekte sisteme iletilmektedir.Bölgenin ve Türkiyenin enerji ihtiyacının ciddi bir bölümünü sağlamakta olan bu santral ilçe merkezine yakınlığı nedeni ile bölge halkının sağlığına ciddi tehtid oluşturmaktadır.Tabi bu sadece benim görüşüm. Santralin Baca Gazı Kükürt Arıtma Tesisi devreye alındıktan sonra atmosfere zararlı gaz çıkışının tamamiyle önüne geçildiği iddia edilse de Yatağan'ın yakınından geçerken bacalardan çıkan dumanı görünce zararsız olduğuna inanmak olası gelmiyor. (bkz. resimler)Global Isınma yüzünden toplu ölümler henüz başlamadı ama Türkiyede faaliyet gösteren termoelektrik santrallerin yakınındaki yerleşimlerde yaşayan insanlarımızda solunum yolları ile ilgili ciddi hastalıklar ve ölümler her nasılsa bir türlü bu santraller ile ilişkilendirilememekte. Bu tür tesisler bulundukları çevrede istihdam yaratmaları nedeni ile ve kamu iyiliğinden ziyade kâr etme baskısı ile yönetilmelerinden kaynaklanan nedenlerle bir şekilde hasır altı ediliyorlar.Bu sebepten dolayı kusura bakmayın ama dünyayı global ısınmadan kurtarmadan önce Türkiye cumhuriyeti kaynaklarını ve insanlarını krutaracak bir planla karşıma çıkılmasını bekliyorum.Bırakın Dünya nüfusunun geri kalan kısmı global ısınmaya bir çare arasın dursun biz ülkemizin kaynaklarını insanlarını kurtarmaya çalışalım çünkü bu ülkeyi kurtaramazsak gidecek başka yerimiz yok yaşanabilecek diğer tüm ülkeler vize istiyor ve vize vermek için analarını nikahını istiyorlar.
Dünyanın Sonu - Global Isınma
Global Isınma devam ediyor. Denizler yükseliyor. Göller Kuruyor Canlıların hayatları tehlikede. Dünyamıza canlılarımıza sahip çıkalım. Onları korumaya alalım lütfen.

