- Posts tagged Haftasonu
- Explore Haftasonu on posterous
Magazin Dünyasında bugün 29.01.2009
Rolü güzel olduğum için kapmadım - HürriyetBugünkü gazeteyi okurken rastladım .Başlık dikkatimi çekti bir de resim tabiki. Kim yahu bu hatun kişi diye merak etmekten alamadım kendisini. Adı Nursel Ergin bütün Türkiye kendisini Var mısın? Yok musun? adlı yarışma programından tanıyormuş.Acun Ilıcalı tarafından Amerikadan araklanmak (belki telif hakkı ödemiştir günahına girmeyeyim) suretiyle Turkiyeye getirip paranın afedersin dibine vurduğu yarışma programı sayesinde meşhur olan bu kızımız (Nursel Ergin) TRT için çekilen "Cam Kırıkları" adlı diziyle oyunculuğa adım atmış. Söz konusu rolü sırf güzel olduğu için almadığı şeklinde bir açıklama yapmış.Şimdi diyeceksiniz ki haftasonu dergisine verdiği röportaj sırasında söylenmiş sözler bunlar niye ciddiye alıp yorum yapıyorsun? Ama ben yapmayayım da kim yapsın?
Röportajda geçen açıklamaların bir kısmı burda"Ben ufacık tefecik biriyim, çok alımlı ya da seksi olduğum söylenemez. Yanımdan geçen erkeğin ‘uff’ diyeceği bir kız değilim. Kendimi seviyorum, ama ‘Güzel olduğum için bana bu rol verilmiştir’ diyemem.”"Ufacık Tefecik biriyim" kısmını çok beğendim. "Minyon" kavramını biraz daha şirin bir şekilde altını çizmiş kızımız. Ben olsam kendisi için "fitil" gibi bir kız şeklinde yorum yapardım. Aynı tasvire hizmet ediyor. Üstelik daha eğlenceli.Cam Kırıkları adlı dizide rol almak için teklif almıştır diye düşünüyorum ancak bu kişinin en büyük performansının bir mühürlü tahta sandıkda hangi rakamın olduğunu hissettmeye veya işkembeden sallamaya çalışması olduğunu düşününce gerçekten hangi kriterlere göre rolü teklif ettiklerini bulmak çok zor olmayacak.Bana kalırsa yüksek beceri ve yetenekleri ile böyle bir rolü kaptığına ikna olmuşsa bu şahıs bir kere daha düşünsün. Cam Kırıklarında çuvallaması durumunda Çam kozalaklarını toplamak zorunda kalabilir.Bakınız geçmişte bu tür arkadaşlara çok rastlamak mümkün. Karşılarına çıkan fırsatı değerlendirmeye çalışırken zengin evli ve güçlü birilerinin uzatmalı metresi olanların sayısı hiç de az değil.
Röportajda geçen açıklamaların bir kısmı burda"Ben ufacık tefecik biriyim, çok alımlı ya da seksi olduğum söylenemez. Yanımdan geçen erkeğin ‘uff’ diyeceği bir kız değilim. Kendimi seviyorum, ama ‘Güzel olduğum için bana bu rol verilmiştir’ diyemem.”"Ufacık Tefecik biriyim" kısmını çok beğendim. "Minyon" kavramını biraz daha şirin bir şekilde altını çizmiş kızımız. Ben olsam kendisi için "fitil" gibi bir kız şeklinde yorum yapardım. Aynı tasvire hizmet ediyor. Üstelik daha eğlenceli.Cam Kırıkları adlı dizide rol almak için teklif almıştır diye düşünüyorum ancak bu kişinin en büyük performansının bir mühürlü tahta sandıkda hangi rakamın olduğunu hissettmeye veya işkembeden sallamaya çalışması olduğunu düşününce gerçekten hangi kriterlere göre rolü teklif ettiklerini bulmak çok zor olmayacak.Bana kalırsa yüksek beceri ve yetenekleri ile böyle bir rolü kaptığına ikna olmuşsa bu şahıs bir kere daha düşünsün. Cam Kırıklarında çuvallaması durumunda Çam kozalaklarını toplamak zorunda kalabilir.Bakınız geçmişte bu tür arkadaşlara çok rastlamak mümkün. Karşılarına çıkan fırsatı değerlendirmeye çalışırken zengin evli ve güçlü birilerinin uzatmalı metresi olanların sayısı hiç de az değil.
Depresif Bir Aile Filmi - Revolutionary Road
Cumartesi günü bütün ısrarlarıma rağmen! Kadıköye gitmeyip oturduk evde 5 filmi arka arkaya seyrettik. Gün bittiğinde benimde içimde bir şeyler bitmişti doğrusu. İzlediğimiz filmlerden bir tanesi Revolutionary Road adlı filmdi. Filmin konusundan ve muhtelif filmle ilgili muhtelif detaylardan bahsedebilirim. Yazının içinde bazı bölümler spoiler olarak değerlendirilebilir o sebeple dikkatle yaklaşın. Başrollerini Kate Winslet ve Leonardo Di Caprio'nun paylaştığı bu filmde örnek bir tamamiyle Amerikan çiftinin hikayesi anlatılıyor. Önce Titanik sonrasında Revolutionary Road'un ardından şöyle bir Tüm'e varabilir miyim? Kate Winslet ve Leonardo Di Caprio'nun bir araya geldiği filmlerde bir "Felaket" hakim. Gişe Hasılatı rekortmeni Cames Cameron'un Titanikdeki felaket anlatılan hikayenin bir parçasıydı ama Revolutionary Road'daki felaket Filmi seyredenlerin birebir tecrübe ettiği bir deneyim. Ben uzun süredir "Atonement" Kefaret'den beri böyle karanlık bir hikaye görmedim. Bir erkek olarak esas hatun olan Kate Winslet'in neyi neden yaptığını anlayamadım. Son olarak hatunun Bi-Polar (bunu yeni öğrendim bizim eski dilde manik depresif anlamına geloormuş) olduğuna karar verip hikayedeki gelişmeleri bu şekilde kabullendim. "What women want?" Kadınlar ne ister? sorusuna cevap vermeyi hedefleyen bir filmse bu ben bu hedefe ulaşamadan seyrettim. Atılan kurşun haybeye gitti adeta. Genç kadın bir parti'de karşılaştığı genç yakışıklı espirituel bir genç adamla evlenir. New York'un bahçeli banliyölerinde yaşarlar. Örnek Amerikan ailesi çiftin iki çocuğu olmuştur. Adam şehirde Ulusal büyük bir şirketin önemsiz bir çalışanıdır. Kadın bir zamanlar tiyatro oyuncusu olma hayalleri varken ev kadını kimliğinde kapana kısılmıştır. Sahneye olan özlemini çok da başarılı olmayan yerel bir tiyatro grubunda yer alarak gidermeye çalışmaktadır. Söz konusu grup o kadar vasattır ki bu çalışma kadını daha derin bir bunalıma itmiştir. Karı ile Koca arasında şiddetli geçimsizlik başlar büyük bir kavga çıkar. Bu şiddetli kavganın hemen ertesi günü esas oğlan Leonardo Di Caprio'nun ("benim en sevdiğim italyan yönetmenim" bu Nothing Hill'de geçen bir replik'ti bayılmıştım. Hala ne zaman aktörün adı geçse o replik aklıma gelir.) doğum günüdür. Doğum gününde şirkette bir çalışan kadını baştan çıkarır ve onunla beraber olur. Gecenin bir vakti eve geldiğinde karısı ve çocuklarının kendisi için bir doğum günü partisi düzenlediğini görerek allak bullak olur. Biran için kendisini kötü hissedip yaptıklarını itiraf edecek zannettim. Mental bir not: Doğruyu söylemek herşeyi açık yapmak iyidir hatta harikulade bir şeydir; ama bir kere gizli bir şey yapmaya karar verdiniz ise daha fiili gerçekleştirdikten sonra itiraf etmek hiçbir zaman fayda getirmeyecektir. Ya gizli bir şey yapmayacaksın yada yaptığını diline getirmeyeceksin. Her ne olursa olsun. Neyse konumuza dönelim; April Wheeler (Kate Winslet) parti sonrası kocasının çapkınlık yaptığı saatlerde gözünün önüne gelen flashbacklerden esinlenerek hayatlarında radikal bir değişikik önerir. Herşeyi satıp savmalayıp Paris'e yerleşeceklerdir. Frank Wheeler (Leonardo DiCaprio) artık çalışıp evinin geçimini sağlamayacak hayatta ne yapmak istediğine karar verirken kadın orda bir Uluslararası organizasyonda Amerikaya kıyasla çok yüksek bir ücretle sekreterlik yaparak ailesini geçindirecektir. Dönemim tamamiyle Amerikan örnek aile modelinin dışında bu iş modelini yapmakta olduğu işten nefret eden adam önce benimsemez çünkü toplumun onun için belirlediği yoldan çıkmak endişe vermektedir. Frank Wheeler bir süre sonra ikna olur ve konuyla ilgili hazırlıklara başlanır. Bazı gelişmeler neticesinde olaylar farklı yöne doğru bir seyir alır. İlişkideki inişler çıkışlar ihanetler trajediler adamı alıp tüketiyor. İşte Devrim yolu böyle bir film adamın içini tüketen. Para kazanmak için yapmak zorunda olduklarınla seni yüzleştiren ve kadınların kalıpların dışına çıkmaları konusunda en büyük engelin beraber oldukları erkekler olduğunu anlatan bir hikaye. Tam bir felaket anlıyacağın.
Tehlikeli bir bilinç halinde itiraflar
Bu gün nasıl yoruldum anlatamam. Dertsiz başına dert açmak bu olsa gerek.Sabah 09:00 gibi kalkıp 0930 gibi evden çıktım büyük bir değişiklik yapıp 12 saat evvel terketmiş olduğum mekana geri döndüm. Sanki haftasonu tatili değilmiş de ben işe gitmişim psikolojisi ile bana ait olmayan eksik yılbaşı alışverişlerini bitirdim.Insan bu şekilde anlatınca sinirleri biraz daha geriliyor. Ben şahsen beyninde bir kaç damarın pit pit attığını hissettim. Ama asıl problem 13 cm.lik bordo püskül peşinden 3 saat koşturmak oldu. Ben pes ettiğimde daha üründen bulamamıştık. Üstelik görüştüğümüz her dükkan dan talebimizi bizim istediğimiz şartlarda sağlamak mümkün olmamıştı. Üretici firma bizim istediğimiz ölçülerde ve renkte ürün için 3 hafta imalat süresi ve minimum 50 metre sipariş istiyordu bu şartlar ziyaret ettiğimiz 4 mağazada da değişmedi. beni geren aynı cevabı 2 saat öncesinde aldığımızı düşününce ondan sonraki dakikalarda ele geçen bir başarı olmaması.Allahm'a 1000 şükür şu anda vapurda karaköyden kadikoyd ilerliyorum. Bir küçük alışveriş ve ev hemen ardından.Bazı insanlar hakikatten çok iyi evlatlar. Ben o kadar degilim. Bazıları çok iyi sevgili ben degilim.Itiraf etmek gerekirse beyoğlunda ilerlerken sırf bu işkence bitsin diye kendimi karşıdan yaklaşan tranvay'ın önüne atmanın bir kazancı olup olmadığının değerlendirmesini bile yaptım. Fayda çıkmad bende atmadım kendimi . Şimdi kadikoydeyim yazıcıoğluna gidiyorum----
Sent using a Sony Ericsson mobile phone
Öbek öbek göbek bir de bebek
Cuma'nin en güzel tarafı onu takip eden 2 güzel gün. Bu iki güzel günün ilerden yaydığı ışık en karanlık atmayı bile aydınlatıyor. Yine geçmişe döneceğim ama "lombediko del mondo" isimli italyanca eğlenceli 1 şarkı vardı tam tercümesi dünyanın göbek deliği oluyor. Bu gün yahoo'nun java tabanlı mobil uygulaması yahoo 2 go üzerinde gezerken karşıma bir göbek çıktı. Kocaman bir göbek. Bir bebek kendi göbeği ile oynuyor hakikatten dünyanın merkezi o gobek deliğiymişcesine......
Iyi haftasonları---- Sent using a Sony Ericsson mobile phone
Iyi haftasonları---- Sent using a Sony Ericsson mobile phone
İsviçreli Bilim adamları olmasa ne yapardık
Uzun bir geceydi diyerek özetleyebiliriz. Küçük bir arkadaş toplantısı sabah ezanını mütakip sona erdi. Evsahibimizin oturma odasında çekyatın yatağa çevrilmesi sayesinde saat 11:00'e kadar uykumu alabildim.
Uykuyu bünyemden atmak için az uğraşmadım. Evsahibimizin programı olduğu için geceyi evde geçiren konuklar olarak bağdan caddesinde House Cafe de kahvaltıya gittik.
Her zamanki yerimize park edebildik. Saat 11:45 gibi sahil esintili ve bulutlu bir sabah veya öğle arifesi olarak başlayan kahvaltının sonunda bulutlar dağıldı ve güneş tam enerjisi ile kavurmaya başladı. Bizde kalkıp Caddebostan Starbucks'a kahve içmeye gittik. Adeta bir deja vu. Çıkışta ise arabayı parkettiğim sokağın girişinde bu billboard gözüme çarptı.
Nedir bu isviçreli bilim adamları'nın bir yerinde boncuk mu var ? Adamlar dünya üzerinde bütün gelişmelerden sorumlu otorite sanki. İşi gücü bırakmışlar bir kerede bir gün boyunca kullanabileceginiz güneş yağını bulmuşlar. Ürünler nasıl gelişir ihtiyaç ile demek isviçreliler bir ihtiyaç duymuşlar ve bu ürünü geliştirmeleri için bilim adamlarına talimat vermişler. Çok inandırıcı değil mi ? :p
Son bir not : Isviçre'nin denize kıyısı olmayan bir ülke olmasına rağmen denizcilik akademisi olduğunu biliyor muydunuz? Ben biliyordum.
Uykuyu bünyemden atmak için az uğraşmadım. Evsahibimizin programı olduğu için geceyi evde geçiren konuklar olarak bağdan caddesinde House Cafe de kahvaltıya gittik.
Her zamanki yerimize park edebildik. Saat 11:45 gibi sahil esintili ve bulutlu bir sabah veya öğle arifesi olarak başlayan kahvaltının sonunda bulutlar dağıldı ve güneş tam enerjisi ile kavurmaya başladı. Bizde kalkıp Caddebostan Starbucks'a kahve içmeye gittik. Adeta bir deja vu. Çıkışta ise arabayı parkettiğim sokağın girişinde bu billboard gözüme çarptı.
Nedir bu isviçreli bilim adamları'nın bir yerinde boncuk mu var ? Adamlar dünya üzerinde bütün gelişmelerden sorumlu otorite sanki. İşi gücü bırakmışlar bir kerede bir gün boyunca kullanabileceginiz güneş yağını bulmuşlar. Ürünler nasıl gelişir ihtiyaç ile demek isviçreliler bir ihtiyaç duymuşlar ve bu ürünü geliştirmeleri için bilim adamlarına talimat vermişler. Çok inandırıcı değil mi ? :p
Son bir not : Isviçre'nin denize kıyısı olmayan bir ülke olmasına rağmen denizcilik akademisi olduğunu biliyor muydunuz? Ben biliyordum.
10032007 cumartesi
Şu anda köprünün altunizade girişindeyim bu nasıl bir trafik ak. Sanki tüm şehir anadolu yakası olarak benim asker arkadaşımın düğüne swiss otele gidiyor. 750 kişilik 1 düğün org. teorinin doğru olma ihtimali var. dur kalk sırasında bu enaili yazıyorum belaya davetiye resmen. bu gün epey iş yaptım aslında ama hala pc mi ayağa kaldıramadım. üstelik yok yere bir disk daha ve kart aldım. yarın bunların desteği ile pc yi ayağa kaldiririm umarım. daha hala gişelere gelemedim bu demektir ki şerit önceliği gidişte değil. 3 şerit 2 ye iniyor. nostalji fm de madonna papa donT piric çalıyor. Güzel şarkı ilk orjinal plaklarından biri gerçek mavi albümü. kim bu t 9 u buldu ise Allah razı olsun. Gişeler 30 metre uzakta yani minimum progress. Swiss otele var kokteyle 22 dakika geç kalmış durumdayım. Bari otopark sorun olmasa bekleyip pardon vardığımda göreceğiz. yarın anlatırım. damadin kızlar tarafından okan bayülgene benzetildiğinden söz etmem gerekir. Biraz daha esmer bir teni vaar ama olacak okadar.Saat 20:08 de otele varmıştım. Otopark sırası olduğundan aracı çekilme riskine rağmen yolun kenarına bırakıp lobiye doğru ilerledim. Büyük döner kapıdan içeri girerken pasta ve tatlı kokusu girişte burnumun içini doldurdu. Umarım arabamı çekmezler. 750 kişilik düğünde 2 kişiyi tanıyorum. bu durumda kokteyl tam 1 ızdırap. allahtan tolga ile onura rastladım. Yemekler oldukça başarılı idi öte yandan masanın konumu itibarı ile saat 2325 itibarı ile gelin ile damat 3 masa uzakta biz sondan 1 önceki masayız. şarkılar ise tam ruh halimi anlatıyordu. Bir düğünde çalması beklenmeyecek şarkıları son masalarda söylemeye başladılar. Çile bülbülüm çile, Sürünüyorum ve Aşka inanmam bunlardan bir kaçına örnek.
Nihayet Bizim masaya geldiler seri bir şekilde tebrikleştik bir fotonun ardından son masaya geçtiler.
Bu arada kız tarafı ile ilgili bir dedikodu yapmam gerekiyor malum erkek tarafıyız. Ailenin kızları burun kemiklerini törpületmişler. Damadın bundan haberi var mu bilemiyorum. Özellikle geçen sene evlenmiş olan ablanın burnu dansöz Tanyeliyi anımsatıyordu. Nikah Kadıköy Belediye başkanı tarafından şahsen kıyıldı. Anadolu yakasının saygın mütahit ailelerinden biri olunca böyle oluyor diye düşünüyor insan. Aksi taktirde Selami yetkiyi verirdi bir memuruna onlarda verirdi coşkuyu evlenecek çifte ve konuklara.
Tebirk kısmının tamamlanması ile Onur ile Tolga ve onların kız arkadaşları ile vedalaşıp evimin yanlızlıpına doğru yola çıktım. Araba yerinde duruyordu bu güzel bir sonuçtu hatta bu geceden çıkan en güzel sonu. Kazasız belasız Eve gelip bu blogu tamamlıyorum.
Şimdi Langırt yatağa iyi geceler.Saat 00:42
18122006 Bendeniz Kültür Mantarı
Dün sabah taze simit peynir domates ve çay ile yapılan bir kahvaltınin ardından İstanbul Moderne gittik. Itiraf etmek gerekirse keyif aldığım bir ziyaret idi. Saraylarda büyümüş olmamdan kaynaklanıyor olsa gerek Müze deyince aklıma tarihi eserleri görmeyi bekliyordum ama İstanbul Modern bu beklentimi de küçük de olsa gerçekleştirdi. Eski dönemlere ait ıstanbul manzaraları ve portreler gayet güzeldi. Normal sergiye ilave olarak Venedik bienaliNi de gezdik. Bazı parçalarda amaçları kavramak veya anlam bulmakda zorlandığımı itiraf etmeliyim. Serginin son parçası şüphesiz en etkilendiğim kısmı idi. Karanlık bir odayı boydan boya yürüyerek kat etmeye çalışırken tepeden yapılan projeksiyon ve ses efekti ile zemin hareket ediyor hissi uyandırıyor koşu bandında yüksek tempodan bir anda durmak da aynı denge kaybına hatta bir derece bulantıya sebep oluyor bulantı altı yaşında bir çocuk iştahı ile aynı parçada bir kaç kez bir kaç kez geçmek sureti ile abarmaktan kaynaklanıyor olabilir tabi.
Ordan çıkışta bir süre önce (6 ay kadar) cocuk sahibi olan arkadaşlarımı ziyaret e gittim. Amaç çocuk ziyareti ve bilgisayar güncellemeleri bir anda aynı paketin içine dahil oldu. Taze formatlanmış bilgisayara program yüklemek gibisi yok annatamama. :pTibet Aydın Yaylim ise hakikatten sempatik keyifli bir serseri. En önemlisi hayatında gördüğü en büyük insan olmama rağmen benim ile karşılaştığında dehşete düşmedi. Cana yakın Insan yavrusu ne olacak.
Gitme - Serdar Ortaç
Dün akşam evde geç saatte Serdar Ortaç'ın "Gitme" Adlı klibine denk geldim.
Klibin detaylarını anlatmayacağım ama olay şöyle gerçekleşiyor. Eylül 2006 tarihinde (klip Böyle ibr tarih Tag i ile başlıyor. Serdar'ı evinin kapısından çıkarken elindeki Cep telefonu ile bir tamircinin önünde yavru köpek ile oynayan arkadaşını arıyor. "Kız gitmiş!" söylediği ilk ve tek cümle bu. Daha sonra melodi başlıyor ve Klibi seyrediyorsunuz. Tamamını seyredince Serdar aslında bu cümle ile "Kız gitmiş bulabildigin kadar hatun ve adam bul beraber Çatalca da kullanılmayan bir benzin istasyonu bulup anlamsızca dans edelim kendimizi müziğe vuralım" demek istiyormuş ve bunu yapıyorlar da . Pink kıvamında tombili hatunlar ile dans etmeye başlıyorlar. Hatunların giydikleri düşük bel kıyafetler düşük bel tanımına yeni bir boyut kazandıracak nitelikte. Bu da kesmediği için hayvansal taşıtlar (lincoln Navigator vb.) ile "gitmiş" hatunun malikhanesine gidip burdaki korumalar ile tartışıp asabi şekilde klip "N'olur gitme" diyerekten sona eriyor. Manasızca dans konusunda kişisel deneyim sahibi biri olarak şunu ifade etmeliyim bu seviyede bir manasızlık başka bir dans tekniğinde veya gorselliginde denk gelmedim. Allah nazardan saklasın '80 li yılların Robot dansını hip hop motifleri sergileyen dansçılar ile desteklemek korkunç olmuş. Epileptik insanlarda nöbete bile sebep olabilir. Ekte klibini merak ediyorsanız görebilirsiniz. Please Watch at your own risk! İşte karşınızda Serdar Ortaç ve "Gitme"
Klibin detaylarını anlatmayacağım ama olay şöyle gerçekleşiyor. Eylül 2006 tarihinde (klip Böyle ibr tarih Tag i ile başlıyor. Serdar'ı evinin kapısından çıkarken elindeki Cep telefonu ile bir tamircinin önünde yavru köpek ile oynayan arkadaşını arıyor. "Kız gitmiş!" söylediği ilk ve tek cümle bu. Daha sonra melodi başlıyor ve Klibi seyrediyorsunuz. Tamamını seyredince Serdar aslında bu cümle ile "Kız gitmiş bulabildigin kadar hatun ve adam bul beraber Çatalca da kullanılmayan bir benzin istasyonu bulup anlamsızca dans edelim kendimizi müziğe vuralım" demek istiyormuş ve bunu yapıyorlar da . Pink kıvamında tombili hatunlar ile dans etmeye başlıyorlar. Hatunların giydikleri düşük bel kıyafetler düşük bel tanımına yeni bir boyut kazandıracak nitelikte. Bu da kesmediği için hayvansal taşıtlar (lincoln Navigator vb.) ile "gitmiş" hatunun malikhanesine gidip burdaki korumalar ile tartışıp asabi şekilde klip "N'olur gitme" diyerekten sona eriyor. Manasızca dans konusunda kişisel deneyim sahibi biri olarak şunu ifade etmeliyim bu seviyede bir manasızlık başka bir dans tekniğinde veya gorselliginde denk gelmedim. Allah nazardan saklasın '80 li yılların Robot dansını hip hop motifleri sergileyen dansçılar ile desteklemek korkunç olmuş. Epileptik insanlarda nöbete bile sebep olabilir. Ekte klibini merak ediyorsanız görebilirsiniz. Please Watch at your own risk! İşte karşınızda Serdar Ortaç ve "Gitme"
12122006 yine serviste
Bu sabah saat 0620 de uyanıp 0630 da yataktan kalkabildim. Üsküdar meydanını taşıt ve yaya trafiğine kapattiklari ve de yağmurlu bir ıstanbul sabahı olduğu için servise yetiştim. Hava aydınlanmadan evden çıkmıştım. Bu olay benim nasıl moralimi bozar anlatamam. Haftasonuna gelince Buna akşamı akmerkezde köstebek adlı filme gittim. Bu sene seyrettiğim en başarılı filmlerden biriydi ama asıl ilginç tarafı sinema salonunu meşhur karakterler ile paylaşmış olmamız. Cem özer, nurgül yeşilçay film başladıktan sonra elleri alışveriş poşetleri ile dolu 1 şekilde etrafa rahatsızlık vererek ve bunu umarsamayarak oturdular. Gecenin asıl hoş süprizini ise arada gördüm. Eski fotomodel yeni ajans sahibi Romanya'nin Türkiyeye en uzun süreli ihracatı Julia nitu'yu bufeden mısır ve meşrubat alırken gördüm. Hatun kişi gayet soğuk bir şekilde sigarasını tellendirirken bende küçük hayranlık hayalkırıklığı karışık kendisini seyrederken.(Hayal Kırıklığı çünkü geçen yıllar ona da comert davranmamış.) seri 1 şekilde ağzımı patlamış mısır ile dolduruyor olduğumu farkettim. Dışardan gören biri varsa kesinlikle sapık olarak tescil etmiştir beni. Julia Nitu nun süratli bir şekilde sigarasını içip yerine dönmesinin nedeni de bu olabilir ama bu şekilde düşünmek istemiyorum ;). Kendisi hakkında bilgi sahibi olmayanlar için biraz detay vereyim. 1994 Miss Romania ünvanı sahibi kişi 90'li yılların sonunda Türkiyede fotomodellik mankenlik yapmak için gelmiş eli yüzü düzgün Rumen vatandaşlarından biridirKendisi bir ara Fashion Ajans adı ile bir mankenlik ajansı kurmuş ancak daha sonra kapatarak sektörde patron olarak değil de emektar olarak çalışmaya devam etmektedir. Tabiki iç çamaşır defilelerinde görev almıştır hatta FHM dergisinde kendisi ile fotoğraflı bir röportaj bile vardı. Aslında sadece çekim yapmışlar ve sayfaların kenarlarına kendi yorumlarını eklemişler. Bu konuya nasıl takılıp kaldığımı gördüğümüz üzre eminim kendisinin benim oturduğum sıranın 1 önü 3 sağında oturmuş olduğunu duyunca benim adıma sevinmişsinizdır. Zira tam önümde oturuyor olsaydı ne film seyredebilirdim nde ağızimin kenarlarından süzülen suların onun görmesine engel olabilirdim. Neyse kendimi daha fazla rezil etmeden vede hatun kişi irrite etmeden yani ; kazasız belasız filmi seyrettik. Inanılmaz güzel bir filmdi bu ara Leonardo Di Caprio gerçekten etkileyici bir performans sergiledi.
Neyse film çıkışında otopark ücretini ödemek için Akmerkez 1. Otopark katına doğru ilerlerledikten sonra ücret vermek için gişeye gittiğimde ne göreyim önümde o duruyor. Çevrede bulunanların yorumuna göre kendisini gördükten sonra konuşurken sesimde bir titreme baş göstermiş taaki odemesini yapıp uzaklaşana kadar.
Bu arada onun da şokunu atlatana kadar Cem Özer gayet sakin bir şekilde ödeme için sıra olduğunu görmesine rağmen sıranın başına kafadan girerek kendine yakışan ö. aleyyisselamlık yaparak kendi ücretini ödedi ve ixir oldu gitti. Neyse 151 dakikalık filmin ardından eve varışım saat 0100 olmuştu. Yatağa uzanıp bayılmam bir oldu.
Bütün haftasonunu Cover edemedim yarın öbür günde o konuları paylaşırım. Ekte bu sabahki Servisten insan manzaralarını bulabilirsiniz. İlki Sabahın Köründe kalkmış bayanların makyaj rötuşları. İkinci Resimde ise yine başka bir bayanın civciv desenli çoraplarını görebilirsiniz.
04122006 Leonardo Da Vinci
Günaydın evde oturmadım desem yalan olmaz. Oldukça hareketli bir gün geçirdim. 03122006 tarihini misafirlikte gecirdim diyebilirim.
Aslında bu konu ile ilgili bir kaç not almıştım ama bir türlü post etmem mümkün olmadı.
Soldaki Resim ise şifresi lili dünya kamuoyunu yıllardır meşgul eden ünlü rönesans bilim adamı, heykeltraş, mimar, ressam LEonardo Da Vinci nin parmak izi.
Bu sayede meşhur yüce insanın yemek alışkanıkları ve annesinin arab orijinli olup olmadığında dair bazı konulara ışık tutacağını düşünüyorlar. Aşoşiyeytıt piress kaynak.Pazar misafirliğimiz Maya ile geçti. Şu sıralar aşık kendisi hatta evlenmeye karar vermişler. Damat adayının adını unuttum. Baran diyesim geliyor ama değil. Yıllıktan resmine baktım yakışıklı bir genç. Mesleği neymiş falan diye sordum sonra ufak bir araştırma sonunda büyünce polis olmak istediğini öğrendim. Uzun bir kahvaltının ardından çocuk sahipliğinin zor ve sabır isteyen bir mesai gerektirdiğini bir kez daha tespit etmiş oldum.


