Kwai Chang Caine'ın ardından

Media_httpnewsimgbbcc_ftrhd
Dünyamızda olup bitenlere bir bakalım. Brezilya'dan Fransaya uçuşu sırasında kaybolan Air France uçağından hala haber yok. Uçağın enkazının bulunduğuna dair yapılan açıklamaların ardından bugün bulunan enkaz parçalarının Air France uçağına ait olmadığı yönünde bir açıklama yapılmış. Eminim Lost dizisini sıkı sıkıya takip edenler için bu olan bitenler hiç de garip gelmemiştir.

Batılı savaş sanatları üstatlarından David Carradine dün Tayland'da bir otel odasında ölü bulunmuş. Biz ve önceki neslin kendisini Kung Fu adlı dizide canlandırdığı Kwai Chang Caine (AKA Çekirge) ile tanıdığı ve dünya üzerinde yaşayan daha genç nesil ise kendisini
Quantin Tarantino'nun Kill Bill adlı filminde Bill Rolüyle tanımıştır. 72 yaşında Tayland'da bir film için bulunan aktör'ün intihar ettiğinden şüpheleniliyor.

Kardeşi Keith Carradine da David Carradine gibi aktördü. Ben şahsen kendisini en son Dexter adlı TV dizisinin ikinci sezonundaki Özel Ajan Frank Lundy rolüyle hatırlıyorum.

David Carradine'ın rol aldığı ve benim seyrettiğim son film ise Kung Fu Killer adlı B sınıfı bir filmdi ve çok başarılı olduğunu söylemem
mümkün olmaz.

Görünüşe göre Çekirge 72 yıllık yaşamında bir sıçramış, ardından bir daha sıçramış, ardından bir daha.... ve gün gelmiş artık hala
sıçrayabilmesine rağmen artık sıçramaktan vazgeçmiş.....

Lost Sezon 5 Bölüm 01 (S05E01) - Because You Left

Media_http3bpblogspot_gidts

2000'li yılların fenomen dizisi Lost'un yeni sezon ilk iki bölümü Türkiye saatiyle sabaha karşı 03:00 civarı Amerika'da yayınlandı. Gururla söylüyorum şu anda iki bölümde elimde.

Bu noktadan sonrası ABC tarafından Yayınlanan Lost dizininin beşinci sezonunun ilk iki bölümü ile ilgili hatta seyretmemi olanlar için dördüncü sezon ile bile ilgili bazı spoilerlar içerebilir dolayısıyla bu konudan rahatsız olacak varsa devam etmesin.

Ada'ya Ne olduğu Merak konusu
Lost'un dördüncü sezon finalini seyredenlerin merak ettiği konuların başında Adaya ne olduğu.

Aslında Türk Sinema Seyircisi bunun cevabını aylardır biliyor ama farkında değil. Bildiğiniz gibi Ada'yı Issız Adam Alper baştan çıkarır afedersin bir güzel Z_ker, sonra annesiyle Annesi Istanbuldayken Adaya Annesine Rehberlik yaptırırı bu rehberlik umut verir ve ardından terkeder. Yıllar sonra pişman olur ama olan olmuştur Ada başka bir adam ile evlenip çoluk çocuğa karışmış üstüne üstlük yurt dışına yerleşmiştir. Üstüne üst gizli gizli de Issız Adam Alperi sevmektedir. Kocasının ise konu hakkında bilgisi yok saftirik bir şekilde tüm düzenini bırakmış karısı mutlu olsun diye gurbet ellere gömüştür. İşte Adanın başına gelenlerin özeti bu.....

Muhtemelen Siz lost'daki Adanın başına gelenleri merak etmişsinizdir. Benim görüşüm bundan çok da farklı olmayacağı. Birileri Ada'yı mundar edecektir. Adada birilerini. İşte size Lost'un Hikayesi.

Merak edenler için Bugün Yayınlanan Beşinci Sezon ikinci bölümün adı ise (S05E02) "The Lie"

Ron Jeremy - Bir zamanlar Kartaldı

Media_http2bpblogspot_ypmsr
Şimdi Erkekleri tanımayanlar için bir referans olması amacıyla açıklıyorum. Her sağlıklı erkek porno izler. Bunun sağlıksız bir noktaya gelip gelmediğini seyretme frekansından tespit edilebilir.

Erkekler ile kadınların arasındaki en büyük fark ise kadınların erotik film , Soft porno ve hard porno arasındaki nüansları bilmez. Hatta çoğu zaman erotik filmleri porno olarak değerlendirip ayy ne iğrenç diyerek yorumladıklarına denk gelmişliğim vardı.

Bu noktada iç ses "yaw bir de gerçek porno görse ne yapacak acaba" şeklinde yorumda bulunur.

Porno'nun kendi içinde alt bölümleri vardır ama burada o detaylara girmek abartı olacak. Onun yerine porno emektarlarından bahsetmek daha eğlenceli. Bu işin üstadı Rocco Siffredi diye bilinir. Hatta türkiyede bayan bir köşe yazarının yazılarından birine konu olmuşluğu bile vardır. Öte yandan Ron Jeremy bu konuda tam bir emektardır. Kendisi hakkında burda ve goygoycuda bir kaç defa bahsettiğimi ben hatırlıyorum bilmem siz merak edip bakar mısınız?

Ron Jeremy'nin sektörde talep görmesinin en büyük sebebi sıradan vasıflar taşımasıdır. Sıradan bir görüntüsü vardır hatta yıllar geçtikçe sıradanlık yerini yavaş yavaş sefilliğe bıraktığı şeklinde yorumlanabilir. Öte yandan porno endüstirisinde eğer özel bir ilgi alanına meraklı değilseniz hatunlar genelde taşşşşş kıvamında olur. En azından sektörün ünlüleri öyle. Porno'yu seyreden erkek taşşş gibi hatunlar ile beraber olan sıradan görünümlü bir erkeği seyrederek konsepti biraz daha gerçek hayata yakın bulup şehvetin yanına biraz empati biraz espiri katarak alınan muhtemel komplekslerden kaçmak ister.

Tabi Ron Jeremy'de sefilliğe geçmeden önce yani çok uzun yıllar önce yani sıradan dünyada talep görecek vasıflara sahipti. inanmıyorsanız bir de siz görün.

Konu başlığına neden geldiğime gelince; Amerikan şirketi Vudu INC. tarafından yapılan bir açıklama sebep oldu.

Vudu şirketi kendi tasarladığı bir kutu sayesinde yüksek hızda internet bağlantısı sahibi tüketicilere P2P teknolojisi kullanarak film dizi kiralama ve satın alma imkanı sunuyor. Bu filmler ve dizilerin fiyatları uzunluklarına ve yüksek çözünürlükte olup olmadıklarına göre dğişiyor. Orinal kutunu maliyeti 350 USD civarında film ve diziler ise 1.99 ila 7.00 USD arasında fark ediyor. Bir çeşit dükkana gitmeden DVD kiralama hizmeti işte.

Vudu kiraldığı koleksiyonuna yetişkinler için içerik de koymaya başlıyacakmış yani dükkana gitmeden porno kiralama imkanı. Her nekadar erkeklerin çoğu pornoya meraklı olsa da iş gidip pornoyu almaya veya kiralamaya geldi mi bunu çekinmeden yapacak adam sayısı azalıyor. Erkeklerin arayıp da bulamadığı bir nimet adeta. Eminim onlarında satışları bu hizmeti vermeye başladıktan sonra patlıyacaktır.

Bir ufak not şahsen benzer bir hizmetin türkiyede oldukça iş yapacağına inanıyorum çak dizileri tanesi 4 ytl'ye millet nasil veriyor paraları Lost'du Prison Break'di Grey's anatomy di. Ama Sermaye yok paranın gözü körolsun. Benim yaşlarda o bu dizilerin meraklısı çok adam var ve bir çoğu bilgisayarında gerekli ayarları yapma ve programları kurma becerisinden yoksun olduğu için fiyatlamayı hesaplı yaparsan çatır çatır alırsın parayı. Digiturk de burda çuvallıyor kurdukları sistemde ödeme ayağı en zayıf halka.

Türkçe biliyor musunuz?

Amerikan ekran yazarları sendikası nedeniyle bu sezon sadece 12 bölümü yayınlanacak Lost dizinin dokuzuncu bölümü geçen Perşembe yayınlandı.

Karizmatik gizemli damat Benjamin Linus dizinin başlarındaki bir sahnede Türkçe konuşarak Türk medyasında hemen yer aldı.

Benjamin Linus bile türkçe biliyor peki ya siz Türkçe bilmiyor musunuz?

Türkiyede Popüler Amerikan TV dizisi - Lost

Media_httpbp1bloggerc_mcamk
Lost, görünüşe göre son iki sene içersinde 18-45 yaş Türk seyircisi arasında inanılmaz bir hayran kitlesine kavuştu. Sosyal toplantılarda konu bir şekilde Lost'a geldiğinde mutlaka birilerinin sezon yakalama deneyimi paylaşılıyor.

Bir haftasonu içersinde ilk 3 sezona ait tüm bölümleri izleyenler geçen sene çok sık karşılaşılan bir muhabbet konusu oldu. Lost dizini takip ediyor olmak bir Sosyal kabul edilebilirlik bir referans olmuış durumda.

Bir uçak kazası sonucu gizemli bir adaya düşen insanların bu adada yaşadıkları 90 küsur günden haberiniz varsa insanlar sizi konuşmaya değer bulabiliyor.

4. senesine girdiği bu dizide hala 100 günün altında bir süre geçtiğine inanmak özellikle aktörlerin bu süre içersine yaşlanmasına birebir şahit olmak nedeniyle gerçekten zor.

Doğrusunu söylemek gerekirse adadaki gizemin ne olduğuna dair kafamda bir iki teori mevcut ama gerçeğe ne kadar yaklaştığım konusunda hiç araştırma yapmadım. Lost kahramanların ada öncesi, ada üzerinde ve ada sonrası başlarına gelen hikayeleri anlatarak zaman mevhumunu iyice alt üst etmiş durumda.

Peki tavsiye eder miyim ? Güzel bir soru, eğer Lost meraklısıysanız veya Lost meraklısı olup sosyal çevrenizda kabul edilmeyi hedefliyorsanız sizlere tavsiyem gidin sezon sezon Lost'ları DVD olarak temin edin. Günde 2 bölümü geçmeyecek şekilde seyredin. Son sezonu yakaladığınızda ise biraz sabredin sezon tamamlandıktan sonra oturup seyredin. Zira her hafta takip edilecek bir dizi değil bence.

İki Grev ve hayatımızdaki etkileri

Media_httpbp3bloggerc_gtrcg
Bu sene Internet ve dizi tutkunlarının hayatında iz bırakan 2 grev oldu. Biri hala devam etmekte.

Ama önce Grev nedir bilmeyenler için açıklayalım. Bir işyerinde veya meslek grubunda bulunan çalışanların, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde veya sektörde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veyahut bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir.

Türk telekom çalışanları tarafından gerçekleştirilen ilk grev önceleri pek önemsenmedi. Telekom denilince akla ilk sabit hatlı telefonlar geliyor, onlar çalışmasa dahi nasılsa her hanede ortalama 1 adet cep telefonu var bir şekilde iadere edilir diye düşünüldü. Grevin Ilk haftasının başında farkedildi ki telekom işçilerinin hizmet tanımında data hatlarının bakımı ve onarımı da giriyor. Üstelik gsm şebekelerinin baz istasyonları arasındaki iletişimin büyük bir kısmı bu data hatlarının sayesinde gerçekleşiyor. Ne kadar doğru bilemiyorum ancak bazı cay istasyonların daha hatlarının telekom işçileri tarafından baltalar ile kesildiğind dair dedikodular benim kulağıma kadar geldi. Sonra adsl hizmetleri aksamaya başladı. Mertcan (fiktif karakter)) ne msn'e bağlanabiliyordu nede dizi indirebiliyordu. Büyük bir tesadüf olsa gerek ben başka bir açıklama düşünemiyorum görüşmelere yeniden başlamadan 1 gün önce imkb'yi dış dünyaya bağlayan fiber optik kablolar bölgede devam etmekte olan metro / geçit çalışmaları sırasında koptu. Imkb o gün tek seans yapmak zorunda kalınca tarafların bir anlaşma zemini bulması pek uzun sürmedi.

Media_httpbp2bloggerc_emwjk
Bir ikinci grev ülkemizden çok uzakta olsa da beni ve benim gibileri oldukça etkiledi. Writers Guild Of America (WGA) Türkçe çevirisi ile Amerikan yazarlar mesleki birliğinin devam etmekte olan grevi. Birlik 11 haftadır devam etmekte olan grev ile ilgili olarak iki temel konu üzerinde ısrar etmekte.

Greve konu olan başlıklardan ilki yazarlara verilen ev video satış ve kiraların geliri üzerindeki payın %.03 (binde üç) den %.06 (binde altı) ya çıkartılması. 1988 yılında bu hakkı ilk olarak kazandıkları yirmi sene içersine ev video maliyetlerinde dramatik düşüşler yaşandığını pazarın oturmuş olduğunu düşünürsek artış % 100 olmasına rağmen mantıklı hatta geç kalınmış bir talep.

İkinci bir konu ise yeni media olarak bahsedilen IPTV, Video on demand ve online satışlardan gelen gelirlerden de pay verilmesi. Görünüşe göre yazarlar bu pastadan pay almak için bir yirmi sene daha beklemek niyetinde değiller. Bu taleplerini de haklı buluyorum.

Realite ve animasyon yazarlarının da sendikalaşmasına dair taleplerini grevin ilerleyen haftalarında bıraktılar. Bu konuda başka bir şekilde ile ilerleyeceklerin söylediler.

Beki bu grev beraberinde neler getirdi bir de ona göz atalım. 2007 - 2008 sezonun ilk yarısında her hangi bir sorun gözükmedi. Yazarlar grev tarihleri belli olduktan sonra bile normal tempoları ile yazmaya devam ettiler. Yapımcı firmalarda aldıkları senaryoları çekmeye devam ettiler.

Üretim olarak sezon ortasına gelindiğinde ise artık yazarlar greve girmişlerdi. Yani sezonu tamamlamak için gerekli üretim durmuştu. Grevin çabuk tamamlanacağını düşünen yapımcı şirketleri dizileri normal programlarında yayınlamaya devam ettiler. Grev bir süresi hemen herkesin tahminlerini aşmaya başladığında ise normal şartlar altında çoktan iptal edecekleri ratinglerde alt sıralarda yer alan Journeyman gibi dizileri çekilmiş bölümler bitene kadar yayında tutmaya başladılar.

Media_httpbp1bloggerc_xfrte
Şu anda Amerikan TV'lerinde aksamayan diziler bir sezonu 12, 13 bölüm süren diziler Nip/Tuck, Dexter, Entourage (nasıl hepsi benim özellikle hastası olduuğum diziler) ve Üretimlerine erken (mayis , haziran gibi) başlananlar gibi gözüküyor.

Geçen senenin en popüler dizilerinden Heroes yaratıcısının ileri görüşü sayesinde ilk 11 bölümü tamamlayarak hedefine bir şekilde ulaştı. Belki biliyorsunuzdur Heroes dizisini formatında Episode (her bir bölüm) , Chapter (11 bölümün toplamı) ve Sezon (22 bölüm) mevcuttur. Tim Kiring ilk chapter'ı tamamladı ve seneyi tamamlamış olsa bile ikinci sezona finale yakın bir son ile çıktı.

Tüm dünyayı bir çılgınlık gibi sarmış olan Lost dizisinin yapımcıları ise Grev başlayana kadar sadece 4 veya 6 bölüm çekebilmişler. Hawai'deki iklim koşulları vb. etkenler nedeniyle. 31. Ocak'da dördüncü bölümü yayınlacak dizi de ne yapacakları merak konusu. Zira eğer takip ediyorsanız zaten Lost sezonlarında ilk yarı pek bir numara olmaz.

Burada yer alan takvime bir göz atarsanız görürsünüz ki Lost 14 Mart'da yayınlanması planlanan 7. bölüm ile sezona istemeden bile olsa son vermek zorunda.

Peki Grev şu an itibari ile sonra erse 2007- 2008 TV sezonun akibeti ne

Media_httpbp1bloggerc_jnthd
olur? Doğrusunu söylemek gerekirse pek büyük değişiklik olmaz. Zira Stüdyolar üretimleri kapattılar. Personeli evine gönderdiler ve yazarların insan üstü bir çaba gösterek yeni bölümler çıkarmalarını beklemek bunları çekmek ve sezonları tamamlamak imkansız gözüküyor. Televizyon meraklıları bu sene simdiye kadar ve önümüzdeki birkaç hafta ne çıkarsa onunla idare etmeleri gerekecek gibi gözüküyor.

Bir kaç ufak not: Bu grevden en az etkilenen kanal ağırlıklı olarak reality yayını yapan fox kanalı oldu. Bu arada Pembe diziler de geçen 11 haftaya kadar herhangi bir sorun yaşamamış gözüküyorlar. Zira tekrar bölümlere henüz başlamamışlar. Neden diye merak eden olursa adamlar haftada 5 gün 52 hafta yayın yapmaya alıştıkları için zaten büyük bir senaryo backlogu ile çalışıyorlardı. Çok sıkıştıkları yerde 5 sene önce yayınladıkları bir bölümü ufak revizyonlar ile tekrar çekip yayınlayabilirler bir çok kişinin de ruhu duymaz.

Aslına bakasanız bahsettiğim bu son grev sadece beni ve benim gibi hasta ruhlu insanları etkilemiş gözükse dahi yabancı dizileri yerel kanaldan takip edenler önümüzdeki senelerde bu sancıları biraz gecikmeli de olsa hissedecekler gibi geliyor.


---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Bahara merhaba

Media_httpbp1bloggerc_awbbb
Yine geç çıktım evden.Üstüne üstlük beklenmedik noktalarda yaşanan sıkışıklık olayı daha bir karıştırdı. marmara bölgesinde lodos fırtınası bekleniyormuş. Bunun diğer bir anlamı bursa bölgesinde kombi baca ve soba bakım ve temizliğini yaptırmayan vatandaşlarımız arasında yapılacak çekilişte minimum 2 aile zehirlenme sonucu en iyimser ihtimalle hastahaneye kaldırılacak. Dün Lost S03E13 u seyrettim. Artık john'un nasıl sakat kaldigini öğrenmiş oldum. Bir numara olmayan bir bölüm idi. hüsnü mübarek gelmiş adam kaç senedir iktidar da nasıl bir demokrasi var orda dinime küfreden müslüman olsa. Radyoda justin timberlake çalıyor. dün akşam bir ara alpha dog a başladım ama fransızca dublaj indirmişim filmi. Pek seyretmek içinden gelmedi. Köprüyü şimdi geçtim levente kadar trafik olmazsa vaktinde varacağım ofise. Akşama etiler north dayım efendim beklerim . Birinin jant kapağı terketmiş yolun ortasında duruyordu. Hem Araba kullanıp hem de cepten blog yazarken kapagı ezmeden geçmek biraz riskliydi.

09112006 İstanbuldan Bizlere bir hediye

Gerçekten keyifli ve güzel bir hava var bu sabah istanbulda. Sabah Yüzümü yıkamak için aynanın karşısına geçtiğimde saçlarımın artık iyice "Isyan Günlerinde Aşk" misali anlamsız şekillere girdiğini farkettim.
Bu gün 09 Kasım 2006 Lost Dizisi dün akşam itibari ile 13 haftalık bir tatile girdi. Şubat sonuna kadar bir tarafımızı da yırtsak yeni bölüm yok Lost da. Bu tatil Döneminde DL arşivlerimi düzenleme fırsatına kavuşacağım için keyifliyim biraz. Birde indirdigim dizi adedini azaltmalıyım. Dizimax Saolsun NCIS'i Listemden düşürttü bana. Sanırım Grey's anatomy ve Bones da ve Lost bu listeden düşecekler arasında.
Gelelim benim nasıl olduğuma. Daha iyiyim çok daha iyiyim. Cuma akşamı Antalyaya yolculuk var. THY saat 20:30 Pazar öğleden sonra da Antalyadan Dönüş.
Bu yeni serviz fitil bir servis ve bu hafta için bize hizmet veriyor ancak kendisi pek tez canli. Servis kalkış saatini 10 dakika geriye aldık ama arkadaş birde 2 dakika erken yola çıkıp herşey zamanındaymış gibi yola devam edince az kalsın servisi kaçırıyordum. Başka bir arkadaşı beklemek zorunda kalınca yetiştim servise. Bu arada 20 dakika erken yola çıkıp normalden 15 dakika geç varmamızın içinde ulvi bir mesaj girdiğini düşünüyorum.
Protokole dahil bir şerefsiz yüzünden yollar felç olmuştu benim anladığım ama çok kötü sallayıp uzağından bile geçmemiş olabilir.
İlk internet ünlüsü Mahir bizim medyamızın da verdiği gaz ile meşhur film Borat'ın
kendisinden esinlendiğini iddia etmeye başlamış. Kesinlikle başlangıç noktası olmuş olabilir ama Borat son bir senedir tüm Avrupa da bir Fenomen ve Mahir ise ortalıklarda yok ama kaçan trenin son vagonuna atlamaya çalışıyor nafile.
Bir Başka haber daha Tüketicilere çevre bilinci aşılamayı amaçlayan ünlü çamaşır üreticisi Triumph, pazar torbası olarak kullanılabilen bir sutyen üretti diye bir haber var. Bu bana Lise sıralarında okuldaki iri göğüslü kızlara yaptığımız şakaları getirdi. Sütyenini isteyip Migrosta Alışveriş sepeti olarak kullanma niyetini belirtmek veya "ikizlere takke" şakalarımız.

Haftanın özeti

Media_httpstaticflick_buifh
Bakalım bu hafta nasıl geçmiş.
Pazartesi Akmerkeze 09:30 da toplantı olduğunda ikinci köprüden ilerleyip levent sapağında girdim ancak saat çok erken geldiğinden atladım balmucudan plaza otelin göbeğinin ordan dönerek ordan Ulusa yan yol ile akmerkeze vardım. O saatte güvenlik nereye gittigini soruyor adam bunu da öğrenmiş oldum. Toplantı standar geçti işe 11:00 gibi döndüğümde otoparkda yer problemi nedeni ile arabayı ortalık yere part etmek ile terketmek arasında bir şekilde bıraktım. Öğlen yemeğe çıkarken bir tek cüzdan ile dışarı çıktığım için otoparkda yolunu kapattığım biri ceketimin cebinden bulmuş anahtarı da çekmiş arabayı. Bu arada hiç bu kadar üşüdüğümü hatılamıyorum. Kanyon polat arası ciğerlerimi bıraktım zannettim bir dönem.
Evdeki bozuk para stoğu eridiği için işe ikinci köprüden gitme eylemine devam ettim. deneyimli bir hıyar olarak ikinci seferinde kafa kafaya gelir diye düşünürken kişisel mallığım neticesinde 2. Köprüyü saat 20:15 gibi geçmiş olmama rağmen taşra kurnazlığı yaparak atladım ek şeritten devam ettim. Öyle yapınca levent bir anda kendimi levent sapağının yanında seri bir şekilde geçerken buluverdim.Kemerburgaz çıkışından mecidiye köye geçmek hayaliyle çıkınca sırası ile kağıthane, okmeydanı mecidiyeköyden yoğun trafikde mallığıma kızarak 15 dakika gecikmeyle vardım işyerine.
Çarşamba Kandilli Suna'nın yerinde Kalamar kardes gğveç ve salatadan oluşan akşam yemeği nin ardından evde keyif olayı.
Perşembe North Shield Etiler Etabı
Cuma akşamı iftardan sonra yollar daha açık olur diye umarak saat 18:45 de ofisten çıktım ama yağmur trafiğin açılmaması için güzel bir etken olarak gecikmemi sağladı. Saat 19:55 gibi eve geldiğimde apartman otomatiği yine arızalı idi. Karanlıkta l yordamı ile üst kilidi açıp alt kilide anahtar sokmaya çalışırken kapı kendi kendien açılı verdi şerefsiz onun bunun çocukları yine evin kapısını zorlayıp içeri girmeye çalışmışlar . Allah tan içeri girmemişler. Hasarın miktarı büyük olur sigortadan tazmin etmem gerekir diye hasanpaşa karakolunu arayıp haber verdim saolsunlar musait olduklarında gelip tutanak tuttular. Arkasından da ben karakola gidip ifade verdim. Aslında kişisel bilgilerimi alıp ifadeyi kendileri yazdılar bana da imza attırdılar.
Bu talihsiz olay çok keyfimi kaçırdı o akşam için. Tedirgin olsa da oturup DVD seyrettim. Filmin Adı Firewall adlı bir film. Harrison Ford oynuyor. Biz ise onu Han Solo (Staw Wars) ile tanıdık
ve Indy (Indiana Jones) ile koyu hayranı olduk. Film Gizli bi Cumhuriyetçi propagandası gibi geldi bana. Teması : Eğer Sen işini iyi yapan bir muhafazakar executive isen kötü niyetli birileri her zaman olacaktır ve bunlar sana ulaşmak için sevdiklerine zarar vermekten çekinmeyeceklerdir. Senin görevin bir sevdiklerinin canını tehlikeye atmak pahasına bile olursa olsun bu insanlar ile mücadele edip elinden gelen en ağır cezayı vermektir. Bu process sırasında Sevdiklerinin hayatları tehlikeye girebililir hatta ölebilirler ama senin öncelikli görevin tehtidi ortadan kaldırana kadar mücadele etmektir. Ortadoğudaki Amerika Politikasının gizli propagandasından öte değil. Filmin ana kötü karakterinin Ingiliz olması olayın "kör gözüm parmağına" misali olmasına engel olmuş ama TV ve sinemada ki Cumhuriyetçi propagandaları ve Kendi öne çıkarmak istedikleri Cumhuriyetçi vasıfları ile bezenmiş Süper Kahramanlar ile gerçeği ne kadar saklıyabilirler amerikalıların gözünden bilemiyorum .
Cumartesi Kapıdaki hasarı tamir ettirmek için Hasanpaşadaki çelik kapıcıları dolaştım biri saolsun montaj ustasını geri döndüğünde bana yollamaya razi oldu. Saat 14:00 gibi iş tamamlandığında 65 milyon (30 mio. Yeni kilit 35 mio. servis ücreti) ile hasarı tamir etmiş olduk. Kapının kilidinin bozuk olmasından dolayı tedirgin bir gece uykusunu telafi etmek için inmesi tamamlanan diziler (Lost S03E02, Bones S02E06, Nip/Tuck S4E06, Grey's Anatomy S03 E04) i seyredip uyuya kalmışım.
Öğlen yemeğini dardanel Tonwich ile geçirdiğimden acıkmıştı ve kendime sebzeli pilav ile beraber et yaptım keyifli bir şekilde yemek yedim.
Kendime bir not : evde Jasmine prinç bitmiş et de almak lazım.
Yemekten sonra Oturdum kendime bir Absolute Kola yapip Coupling de 3 bölüm izledim. Kesinlikle hayatımda almakla en başarılı karar verdiğim dizi budur. Coupling de 3. sezonda 3 bölüm izleyip yukarı DL ları kontrole çıktığımda bir baktım Desktopda HDD de yer kalmamış. Gece Geç saate kadar HDD tuttuğum dizileri DVDlere aktarıp silip yer açtım bu işlemin hemen sonrası ise yatak odamda Amerikada yeni yayınlanmaya başlayan Dexter diye bir dizinin ilk bölümünü seyrettim. Şunu söylemem gerekiyor kesinlikle çok güzel etkileyici bir dizi. Başrolde oynayan Micheal C. Hall Six Feet Under dan hatırlayacaklardır. Ordaki rolünü başarılı bulduysanız burdaki karakterine bayılacaksanız.
Pazar Sabah Kendime ilk defa sucuk kızartıp yedim ardından mutfakdaki setime laptop ve diğer mobil teknolojiklerim ile yerleşip çay ve kahve eşliğinde akşama kadar online işlemlerimi tamamladım. Iftar öncesi Çanağa gidip yemek yedik. Zira iftara resv. dan dolayı ful dolu oldukları için iftara 40 dakika kala mümkün olan en kibar şekilde sepetlendik. Hatta "Sepetlendik" kelimesi bile ayıp kaçıyor. Karşılıklı yollarımızı ayırdık diyelim.
Media_httpstaticflick_hqnar
originally uploaded by ivanovash.
Türk Kahvesini benim evde içip Digiturkde Sideways adlı filmi bir kere daha seyrettik. Konusu Şarap diyarlarında geçen bu filmin manzaraları, dramlar ve komedi unsurları ile keisnlikle bir vakit kaybı olmadı benim için. Üstelik 3. seyretmeme rağmen.
Film sonunda Ghost Whisperer 'a takıldık ondan sonra yukarı çıkıp arkadaş ile telefonda uzunca bir süre konuştuktan sonra gece yarısını 3 geçe uyumuşum. Ertesi gün yeni bir gün yeni bir hikaye.