- Posts tagged Oscar
- Explore Oscar on posterous
Bu sene Oscarı Michelle Williams almalıydı çünkü ....
Michelle Williams Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan bir sürü Williams'dan bir tanesi. Aynı zamanda bir dönemin popüler gençlik dizisi Dawson's Creek'in sorunlu karaktlerlerinden birini canlandırmış olması diğer milyonlarca Williams'dan ayrı olarak değerlendirilmesindeki en önemli etken.
İki sene süren beraberliğin ardından çift ayrılır. Ayrılıklarının birinci yılına varmadan Heath Ledger yanlış ilaç kullanımından hayatını kaybeder. Üstelik tam Batman Dark Knight Filminin çekimleri neticelenmek üzereyken.Hala bu seneki en iyi kadın oscarının neden michelle Williams'a verilmesi gerektiğine inandığıma dair nedenlerimi sizlerle paylaşmamış olduğumun farkındayım. Eğer dikkatimi dağıtmadan ilerlemeyi becerirsem artık o konuya bir açıklık getirebilirim diye umuyorum.
Bildiğiniz gibi bu seneki en iyi kadın oyuncu Oscar'ı Kate Winslet'e gitti. The Reader adlı filmdeki performansında dolayı. The Reader'ı seyrettiniz mi bilmiyorum ben seyrettim ve Kate Winslet'den öyle muhteşembir performans görmüş olduğumu söyleyemeyeceğim. Ikinci dünya sırasında gerçekleşemiş bir soykırım hikayesini anlatmadan bu hikayede adı geçen bir kadının hikayesini anlatıyor. Film normalden fazla bir cinsellik içerse de malesef çeşitlilik ve estetik açısından çok yavan kalıyor.
Bir erkek olarak şunu söylemem gerekir ki Kate Windsletin vücudu ile ilgili çok olumlu yorumlarım yok. Şeklen ve kıvrımlar açısından baktığımızda genetik özellikleri açısından alıştığımız La femme Fatale özeliklerinden ziyade komşu teyze özeliklerine sahip. Milf hunter'ın bile pass geçeği vasat bir hatun. Üstelik canladırdığı karakter öyle fazla derinliği olan veya derin dygusal çelişkiler yaşayan bir kadın da değil. Sistem ile tam bir uyum gösteren her bireyi diğerinden farklı kılan özür iradesi tamamen körelmiş bir hatun. Doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir hatunu canlandırması için gerçek bir insana gerek olduğunu bile düşünmüyorum. Biraz itinayla tasarlanarak eklem yerlerine özen gösterilmiş bir şişme bebeğe playbak yaptırsak aynı performansı alabilirsiniz.Şimdi Kate Winslet oscarı bu filmdeki rolü ile aldıysa Revolutionary Road performansını dşarda tuttuklarını kabul edersek sanat için bu kadar cinsel içerikli sahneleri kabul etmiş olmasına oscar verdiler gibi geldi bana. Tıpkı Sean Penn gibi bir maço aktörün sanat ve politikbir mesaj vermek uğruna bir homoseksüeli canlandırmasına oscar verilmesinde aynı motivasyon var sanki. Siz ne dersiniz ?Michelle Williams'ın 2008'de çevirdiği Incendiary adlı film bu açıdan bakıldığında kendisinin en iyi kadın oyuncu oscarına aday gösterilmesi hatta kazanması gereken bir film. Baş rollerini Ewan McGregor ile paylaştığı bu film ingilterede geçiyor. Michelle Williams evli ve çocuk sahibi bir kadın olarak Ewan McGregor ile bir ilişki yaşar. İlişkinin en yoğun fizikselliğinin yaşandığı sırada Eşi ve oğlunun futbol maçı izlemeye gittiği stadyumda bir patlama olur ve ailesini kaybeder. Bundan sonra filmin içinde oldukça yoğun duygular yaşanır. İşte bu filmdeki performanslarından dolayı oscara aday olup en iyi kadın oyuncu oscarını alması gerektiğini düşünüyorum.
Burada konudan biraz uzaklaşıp minik bir tespit yapmakl istiyorum. Amerikan dizilerinden ne zaman küçük bir grup insanın hikayesini anlatsalar ikinci sezondan itibaren dizide rol alanlar yoğu bir şekilde al takke ver külah yapmaya başlıyorlar. Yukarda bahsettiğim dizi Dawson's creek de de böyle oldu, Grey's Anatomy de de böyle oldu. Tamamlandığında ardında yoğun bir hayran kitlesi bırakan Friends dizisinde de böyle oldu. Friends'in bu iki örnekten daha olumlu hatıralar içeriyor olmasının en büyük sebebi dizinin esas karakterlerinin duygusal ve cinsel gelişimlerini tamamlamak için gerekli olan deneyimlerini grubun içindeki insanlarla değil diziye kısa veya orta vadeli dahil olan konuk oyuncular ile yaşamaları. Bir müddet sonra kör tuttuğunu yapar moduna geçiyor ve dizi pembe dizilere dönüyor. Dolayısı ile buradan başarılı bir dizi yaratmanın anahtarını çıkarmış oluyoruz.Dizilerde konuk sanatçılar sadece vakaları veya günün hikayesini değil aynı zamanda esas karakterlerin romantik ve cinsel hayatlarını anlatan yan hikayelerde de kullanılmalı ki uzun nefesli bir dizi olsun.
Michelle Williams'a geri dönersek Dawson's Creek adlı dizinin ardından kendisini dönemin büyük sansasyon yaratan filmi "Brokeback Mountain", Gay kowboylar adlı ilmde Heath Ledger'ın eşi rolünde hatırlayanlarınız da olacaktır Brokeback Mountain veya bir başka adıyla kırbelini dağı adlı filmin ardından Michelle Williams ile müteveffa yetenekli aktör Heath Ledger ile bir süre beraber yaşadı. Hatta çiftin bu ilişkiden bir kız çocukları dünyaya geldi. Ismini hatırlamıyorum ama açıp bakar buraya yerleştiririm.
İki sene süren beraberliğin ardından çift ayrılır. Ayrılıklarının birinci yılına varmadan Heath Ledger yanlış ilaç kullanımından hayatını kaybeder. Üstelik tam Batman Dark Knight Filminin çekimleri neticelenmek üzereyken.Hala bu seneki en iyi kadın oscarının neden michelle Williams'a verilmesi gerektiğine inandığıma dair nedenlerimi sizlerle paylaşmamış olduğumun farkındayım. Eğer dikkatimi dağıtmadan ilerlemeyi becerirsem artık o konuya bir açıklık getirebilirim diye umuyorum.
Bildiğiniz gibi bu seneki en iyi kadın oyuncu Oscar'ı Kate Winslet'e gitti. The Reader adlı filmdeki performansında dolayı. The Reader'ı seyrettiniz mi bilmiyorum ben seyrettim ve Kate Winslet'den öyle muhteşembir performans görmüş olduğumu söyleyemeyeceğim. Ikinci dünya sırasında gerçekleşemiş bir soykırım hikayesini anlatmadan bu hikayede adı geçen bir kadının hikayesini anlatıyor. Film normalden fazla bir cinsellik içerse de malesef çeşitlilik ve estetik açısından çok yavan kalıyor.
Bir erkek olarak şunu söylemem gerekir ki Kate Windsletin vücudu ile ilgili çok olumlu yorumlarım yok. Şeklen ve kıvrımlar açısından baktığımızda genetik özellikleri açısından alıştığımız La femme Fatale özeliklerinden ziyade komşu teyze özeliklerine sahip. Milf hunter'ın bile pass geçeği vasat bir hatun. Üstelik canladırdığı karakter öyle fazla derinliği olan veya derin dygusal çelişkiler yaşayan bir kadın da değil. Sistem ile tam bir uyum gösteren her bireyi diğerinden farklı kılan özür iradesi tamamen körelmiş bir hatun. Doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir hatunu canlandırması için gerçek bir insana gerek olduğunu bile düşünmüyorum. Biraz itinayla tasarlanarak eklem yerlerine özen gösterilmiş bir şişme bebeğe playbak yaptırsak aynı performansı alabilirsiniz.Şimdi Kate Winslet oscarı bu filmdeki rolü ile aldıysa Revolutionary Road performansını dşarda tuttuklarını kabul edersek sanat için bu kadar cinsel içerikli sahneleri kabul etmiş olmasına oscar verdiler gibi geldi bana. Tıpkı Sean Penn gibi bir maço aktörün sanat ve politikbir mesaj vermek uğruna bir homoseksüeli canlandırmasına oscar verilmesinde aynı motivasyon var sanki. Siz ne dersiniz ?Michelle Williams'ın 2008'de çevirdiği Incendiary adlı film bu açıdan bakıldığında kendisinin en iyi kadın oyuncu oscarına aday gösterilmesi hatta kazanması gereken bir film. Baş rollerini Ewan McGregor ile paylaştığı bu film ingilterede geçiyor. Michelle Williams evli ve çocuk sahibi bir kadın olarak Ewan McGregor ile bir ilişki yaşar. İlişkinin en yoğun fizikselliğinin yaşandığı sırada Eşi ve oğlunun futbol maçı izlemeye gittiği stadyumda bir patlama olur ve ailesini kaybeder. Bundan sonra filmin içinde oldukça yoğun duygular yaşanır. İşte bu filmdeki performanslarından dolayı oscara aday olup en iyi kadın oyuncu oscarını alması gerektiğini düşünüyorum.
Nedenlerimi tek tek belirtmem gerekirse,
Filmde Michelle Williams bir ingilizi canlandırıyor. Hiç Amerikalı bir aktirisin ingilz aksanı ile konuşmasına şahit oldunuz mu? Berbat bir deneyim Michelle Williams performans açısından bu kalitenin pek üzerine çıkamıyor ancak The Reader daki rezaletten iyidir. The Reader Almanyada Almanlar arasında geçen bir hikaye anlatıyor. Filmin tamamı ingilizce Oscar'ı alan Kate Windslet ise film boyunca Alman aksanı ile ingilizce konuşuyor. Yani saçma sapan bir durum söz konusu. The Reader filminde rol alan genç cocuk Alman ve kendisine film için Ingilizce öğretmişler. Sizi bilmem ama buradaki saçmalık ile karşılaştırınca Michelle Williams'ın Ingiliz aksanı içeren performansı The Reader'daki rezaletin oldukça ilersinde.
Incendiary bir drama olsa da filmin bir kaç dakikalık bir bölümünde (başlarda) cinsellik ve çıplaklık içeren bir bölüm var. Eğer Kate Winslet'e oscar'ı filmin içindeki çıplaklık ve cinsellik nedeniyle verdiler ise; ki ben başka bir neden göremiyorum. Nicelik itibariyle olmasa da nitelik itibariyle Ewan McGregor arasındakisahne çok daha başarılı. Tamam cinsellik içeren sahneler nedeniyle en iyi kadın oyuncu oscar'ına layık gösterilen Halle Berry'nin Monster's Ball'daki sahne kadar başarılı olmasa da benzer pozisyonlar (doggie) içermesi nedeniyle bence bence The Reader'ın önüne çıkıyor. Bu arada Ewan Mc Gregor'a bu sahnedeki performansı nedeniyle taktirlerimi sunmak isterim. Yürü be obi van Kenobi kim tutar seni!!!!!!! Bu yazıda daha önce de bahsetmiştim. Yine fiziksel olarak Kate Winslet'den daha iyi bir görsellik sergilediği için bir madde de iki ayrı neden gösterme durumu söz konusu.
Michelle Williams'a en iyi kadın oyuncu oscarı verilmeliydi çünkü çocucuğunun babası olan Heath Ledger'a Batman Dark Knight performansı nedeniyle en iyi yardımcı erkek oyuncu oscarını verdiler. Tamam Heath Ledger alışılmışın dışında bir Joker performansı sergilemiş olabilir ama adama Gay Kowboylar filmindeki performansı nedeniyle oscara layık görme sonra git Joker için oscar ver. Bunun arkasındaki en önemli motivasyon bence Heat Ledger'ın vakitsiz ölümü. Aynı motivasyonla Michelle Williams'a da vakitsiz ölmüş yetenekli bir aktörün çocuğunun annesi olduğu için Oscar vermelilerdi.
Incendiary adlı filmi seyredin bana hak vereceksiniz.
Ihtiyarlara yer yok
Vizyonda ençok ilgi çeken filmlerden biri. Türkiye'de Recep Ivedik ile kapışıyor. İspanyol Javier Barden bu filmdeki psikopat katil rolüyle yardımcı erkek oyuncu Oscar'ını aldı.Film yer yer ağır bir tempo ilerliyor olsa da başarılı bir anlatım var. Beni merakta bırakan konu ise psikopat katilin böylesine sıradışı olmasının ardında yatan sebeplerin ortaya çıkmamış olmasıydı.Niye hiç pratik olmayan o domuz öldürme cihazıyla dolaştığını ikinci seyredişte çözmeyi umuyorum.Orjinal adı No country for old men Film adı olarak başarılı çevrim olduğunu itiraf etmek gerek.Filmin başlığı bana geçtiğimiz ve bu sene çevrilen aksiyo serilerini anımsattı 80 ki ve 90'lı yılların aksiyon serilerini aynı kahramanlar ile devam ettirdiler. Önce Bruce willis ve Die Hard 4 , ardından Stallone ve Rocky 6.Şimdi itiraf etmek gerekirse Rocky serisinin 5. Filmi zaten ızdırap vermişti bu tahammül edilemez olmuş. Bazı sinema karakterlerini koruyan yasalar olmalı. James Bond gibi zaman zaman esas kahraman yenilenmeli yada bırakılmalı tarih sayfalarında kalmalı.Stallone onun bu film diye ortaya çıkardığı rezalet sektördeki emeğine istinaden yüzüne vurulmayınca gaza gelir ve Rambo serisine bir film daha eklemeye karar verir. Bu filmi daha seyretmedim ancak eleştirilere göz attığımda aktörün rezalet açısından rocky filmini aştığını tahmin edebilirim.Kaderin cilvesi olarak değerlendirebilirsiniz ama Rambo'nun bir öncekinde omuz omuza ruslara karşı savaştığı mücahitler ile amerika onların ünsallarinda kasrı kapıya savaşıyor üstelik de gelişmeler pek Amerikanin lehine degil. Türkiyeden kendi çıkardıklar savaşta ölmesi için kapalı kapılar ardından asker isteyip duruyorlar. Rambo'nun eski silah arkadaşları veya onların çocukları Guantanamo'da esir ve ağır sorgu altında yada dağlarda yeni nesil Rambokara karşı dağlarda yeni çarpışıyor. Konudan uzaklaştık sinemanın ihtiyarlarından bahsediyordum hikayeye son getirme kervanına Spıelberg ve George Lucas indiana jones ile katıldığında bu gün sahip olduğum düşüncelere sahip değildim itiraf edeyim. Umutların vardı çünkü öncesinde yıldız savaşlarını tamamlamıştım. Yukarda bahsettiğim Filmleri görmemiştim. Sean Connery'nin projeyi emekli olmasini gerekçe göstererek geri çevirmesinden huylanmamıştim. Biraz içim burkulmuştu o kadar.Filmin çekimine başladıktan sonra internetde çıkan resimler biraz geçtiğimiz ay çıkan trailer ise umutların üzerine sifon etkisi yaptı. Bu yaz indiana jones kristal kafatası geliyor bizi nelerin beklediğine dair umutların azalsa dahi mevcut. Ne de olsa bu ikiliye hakkını vermek lazım 3. Filmde indiana jones'un veliahtınin kim olacağınını işaretini verdiler ama River Phoenix'i aşırı dozdan kaybedince planlar projele öncekilerini kaybettiler.Uzun Lafın kısası bakmayın oscar ödüllü filmin başlığına, geçtiğimiz yıllda ihtiyarlara epey bir yer verilmiş.---- Sent using a Sony Ericsson mobile phone

