- Posts tagged Rüya
- Explore Rüya on posterous
Rastgele düşünceler -Havaşla Dalamandan gökovaya giderken
Tam 10 sene daha genç olduğum dönemde Viyanaya bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim.
Yolculuk öncesi bir kaç ay önce sabancı holding yeni halka arzı yapılmış bende halka arza katılıp bi kaç lot almıştım. Ekim ayına kadar iyi pirim yapınca bende o parayla kendime bir viyana bileti almıştım.Güzel bir tatildi soğuktu ama güzel bir tatildi. Büyük amcam Turan'ın büyük oglu Ersin 12 eylülden sonra siyasi nedenlerden dolayı viyanaya göç etmişti. Eczacılık okuduğu senelerde siyasi olaylara karışmış ve o sırada bürokrat olan babam bazı paşa tanıdıklarından rica ederek kendisini nezarethaneden çıkarmıştı. Okulu bitirip master ayağına Avusturya ya gitmiş ve iki sene öncesinde Amcam vefat edene kadar da orada yaşadı.Amca oglu Ersin ile ilgili çok garip bir rüya gördüm dün aksam. Rüyalarımı sonrasında pek hatırlamasam da bu rüyanın hemen arkasından uyandığım ve ürktüğüm için hatırlıyorum. Rüyamda Belçikada polis sorgusunda idim. Sorgunun nedeni ise emmoglu Ersin orda intihar etmiş ve bende naaşını Turkiyeye getirmek için oraya gitmişim. Polis ölüme bir açıklık getirmek için beni sorguluyordu. Hatta bir müzakere biçiminde ilerliyordu sorgulama.NŞA (Normal Şartlar Altında) totom açıkta kalmış diyerek bu konu üzerinde durmazdim ancak ii saatte olsunlar dan bir öngörü aldım diye stress yaptım. İşte nedenleri1. Ersin'i hayatımda 2 kere görmüşlugum vardır en yakın tarih ise Amcamın cenazesiydi. Baba tarafında aile bağlarının pek kuvvetli değildi hatta büyük amcam ve ailesi ile olan en zayıfıdir. Oyleki amca oğlunun adının Ersin olduğuna bile emin degilim (kuzenin adı Ercan mış Ersin degil. Yakın değiliz demiş miydim?) Viyanadayken Ercan orda yaşıyordu ve aramak aklıma bile gelmedi. Böyle 1 adamın cenazesini getirme işini neden üstleneyim? Bu arada kendisi İstanbulda sağlıklı ve 1 eczane açmış.2. Belçika ile hiç işim olmadı hatta samsonite çantam bile olmadı. Tek bildiğim Belçika'nın Fehriye Erdal ile sağladığı kolaylıklar. Neden belçika merak ettim.3. Bu Hakkari olayları herkes gibi beni de hassaslaştırdi. Baba tarafındaki baglara geri dönersek en kuvvetli bağlar 5 kardeşin en ufak olanı Demir amcam (Kendisi de daha önce rahmetli oldu) ve oğlu şu anda Hatay'da Jandarma olarak acemilik dönemini tamamlıyor. İstanbul doğumlu ve kütüklü biri olarak kuvvetle muhtemel usta birliği Hakkari veya Şırnak civarlarında olacak. Annesi burada yanlız o da benim gibi bir anne kuzusu ve ben onun için endişelendim.<italic>Edit : {06112007} Küçük Amcamın oğlunun dağıtımı belli oldu Hakkari'ye karakola gidecek miş! Uzun dönem er olarak askere gitmek için gerçekten kötü bir zaman seçti.</italic>Ne kadar saçma nedenler olursa olsun bu kadar net olunca insan değerlendirme kriterleri etkileniyor.---- Sent using a Sony Ericsson mobile phone
Yolculuk öncesi bir kaç ay önce sabancı holding yeni halka arzı yapılmış bende halka arza katılıp bi kaç lot almıştım. Ekim ayına kadar iyi pirim yapınca bende o parayla kendime bir viyana bileti almıştım.Güzel bir tatildi soğuktu ama güzel bir tatildi. Büyük amcam Turan'ın büyük oglu Ersin 12 eylülden sonra siyasi nedenlerden dolayı viyanaya göç etmişti. Eczacılık okuduğu senelerde siyasi olaylara karışmış ve o sırada bürokrat olan babam bazı paşa tanıdıklarından rica ederek kendisini nezarethaneden çıkarmıştı. Okulu bitirip master ayağına Avusturya ya gitmiş ve iki sene öncesinde Amcam vefat edene kadar da orada yaşadı.Amca oglu Ersin ile ilgili çok garip bir rüya gördüm dün aksam. Rüyalarımı sonrasında pek hatırlamasam da bu rüyanın hemen arkasından uyandığım ve ürktüğüm için hatırlıyorum. Rüyamda Belçikada polis sorgusunda idim. Sorgunun nedeni ise emmoglu Ersin orda intihar etmiş ve bende naaşını Turkiyeye getirmek için oraya gitmişim. Polis ölüme bir açıklık getirmek için beni sorguluyordu. Hatta bir müzakere biçiminde ilerliyordu sorgulama.NŞA (Normal Şartlar Altında) totom açıkta kalmış diyerek bu konu üzerinde durmazdim ancak ii saatte olsunlar dan bir öngörü aldım diye stress yaptım. İşte nedenleri1. Ersin'i hayatımda 2 kere görmüşlugum vardır en yakın tarih ise Amcamın cenazesiydi. Baba tarafında aile bağlarının pek kuvvetli değildi hatta büyük amcam ve ailesi ile olan en zayıfıdir. Oyleki amca oğlunun adının Ersin olduğuna bile emin degilim (kuzenin adı Ercan mış Ersin degil. Yakın değiliz demiş miydim?) Viyanadayken Ercan orda yaşıyordu ve aramak aklıma bile gelmedi. Böyle 1 adamın cenazesini getirme işini neden üstleneyim? Bu arada kendisi İstanbulda sağlıklı ve 1 eczane açmış.2. Belçika ile hiç işim olmadı hatta samsonite çantam bile olmadı. Tek bildiğim Belçika'nın Fehriye Erdal ile sağladığı kolaylıklar. Neden belçika merak ettim.3. Bu Hakkari olayları herkes gibi beni de hassaslaştırdi. Baba tarafındaki baglara geri dönersek en kuvvetli bağlar 5 kardeşin en ufak olanı Demir amcam (Kendisi de daha önce rahmetli oldu) ve oğlu şu anda Hatay'da Jandarma olarak acemilik dönemini tamamlıyor. İstanbul doğumlu ve kütüklü biri olarak kuvvetle muhtemel usta birliği Hakkari veya Şırnak civarlarında olacak. Annesi burada yanlız o da benim gibi bir anne kuzusu ve ben onun için endişelendim.<italic>Edit : {06112007} Küçük Amcamın oğlunun dağıtımı belli oldu Hakkari'ye karakola gidecek miş! Uzun dönem er olarak askere gitmek için gerçekten kötü bir zaman seçti.</italic>Ne kadar saçma nedenler olursa olsun bu kadar net olunca insan değerlendirme kriterleri etkileniyor.---- Sent using a Sony Ericsson mobile phone
Hadesin Dünyası - Gidenin ardından geç bir veda
Hades'i bilirmisiniz Eski yunanda öldükten sonra gidilen yeraltı dünyasına hükmeden Tanrı Zeus'un biraderi. Ölülere hükmeden tanrıdır."I see dead People" cümlesini aranızda duymayan olduğunu zannetmiyorum. Altıncı his filminin en popüler repliklerinden biriydi. M. Night Shyamalan bu film ile öyle bir kredi kullandı ki takip eden yıllarda bir biri ardına çuvallayan projelere rağmen hala iyi bir yönetmen olarak değerlendirilebiliyor.Film ölmüş kişiler ile istem dışı olarak iletişime geçen bir çocuğun hikayesini anlatır. Çocuğun yeteneğinin tam olarak anlaması ve kullanmayı öğrenmesine şahit oluruz. Bir de sürpriz son vardır; ama spoiler'a girer her ne kadar eski bir film olsada belki aranızda seyretmemiş olanınız vardır.Doğa üstü güçler öbür dünya ile iletişim cennet cehennem kavramları üstüne fazla takmam düşünmem. Belli bir bir batıl veya batılsız inanç mantığına sahibim. Ölümden sonra bir şeyler olduğuna inanmakla beraber olmaması durumunda bunun farkında olmayacağımı bildiğim için istediğime inanıp inançlarımın hayat stilime minimal etkisi olması için dikkat ederim.Özel veya mistik yeteneklere sahip olduğumu hiç bir zaman düşünmedim. Her insan da olduğu gibi hayatımda belli anlar da ii saattte olsunlar'ın da bana uğradıkları olmuştur. Çok yakın bir arkadaşım'dan örnek vermek gerekirse kendsi nadir zamanlarda dahi olsa böyle bir yeteneği olduğunu bazı şeylerin içine doğduğuna inanır. Hatta çevresindeki insanlara bunları kanıtlayacak bir kaç ufak hikayesi vardır. Hikayeleri çeşitli ortamlarda birden fazla dinleme şansım oluğu için bana pek bir sıkıcı küçük tesadüfler olarak gelse de bazıları için bir kanıt olur mu bilemem.Geçtiğimiz senelerde eski çalıştığım şirketten tanıdığım bir arkadaşımızı kaybettik. Artık aramızda olmayan bu insan ile ilgili neler hatırlıyorum bir daha gözden geçireyim dedim.Talihsiz bir günde bir mesai arkadaşı ile gittiği müşteri ziyareti dönüşüne beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti.
Net hatırlamıyorum ancak en az bir kızı vardı diye hatırlıyorum.
St. Benoit Fransız Lisesi mezunuydu
Eşinin adını düşününce "Alper" geliyor. Eşi de kendisi gibi iş hayatına sigortacılıkta başlamıştı.
Hırsları olan çalışkan bir kızdı.
Yıllar önce şirketin genel müdürünün başka bir firmaya transferinde onla beraber giden gruba dahil olmadı ve beklediği terfiyi almış oldu.
Kısa boylu kumral ufak tefek ve kiloluydu.
Çok konuşurdu hatta düşününce ne zaman fırsat bulup nefes aldığını merak ettiğim anlar olmuştur.
Beraber çalıştığımız süre boyunca iş yerinde iyi bir muhabbetimiz vardı. Bu muhabbetin ana
Eşi ile birlikte çocuk olana kadar her sene yıllık izinlerinden bir kısmını özellikle Amerikada geçirirlerdi.
Ucuz bilet bulduğumuz seyehat acentelerini birbirimize verirdik.
Ucuz bilet arayışında acenta acenta dolaşırken "Şevki" isimli bir adamla farklı zamanlarda farklı acentalarda karşılaşır dururduk ve bu konuya çok gülerdik.
Kendisi ile enson 2004 yazı gibi caddebostan Mcdonald's da kızı ile beraber görmüştüm.
Güzel anılarımız hatıralarımız mesailerimiz vardır kendisi ile.
Ölümü hepimiz için şok bir haber oldu ne için yaşadığımızı sorgulamamıza neden olmuştur.Peki ölümünden 15 ay sonra neden gedi bu arkadaşm bu hastalıklı aklıma benim? Efendim izah edeyim; Cumartesi gecesi kendisini rüyamda gördüm.
İlk tanıdığım yaştan çok daha genç bir yaşta karşıma çıktı. Yüzü gülüyor ve sağlıklı ve mutlu görünüyordu.Büyüklerimden duyduğumuz ölenlerin hayattaki insanları rüyalarına girerek öbür tarafa çağırdığı hikayelerden kalma kulak dolgunluğundan olsa gerek kendisine ilk cümlem "Sen ölmemiş miydin?" oldu. O da gayet normal bir şekilde ölenin kendisi olmadığı tanımadığım bir didem olduğunu anlattı. Ben kendisini gücendirmemek için yemiş gibi yapsam da bir yandan muhabbete devam ederken bir yandan da gizli bir panikle uyanmaya çalışıyordum. Bir rüya için uzun bir süre sayılacak süre içersinde uyandım. UYandığımda ise rüyada tırsmis olmama rağmen belli bir rahatlama ve huzur hakimdi benliğime.Şimdi ise kara kara düşünüyorum bu rüyayı bir arkadaşa geç bir veda olarak mı algılamam gerekiyor yoksa başka bir uyarıolarak mı ?
Uyarı ise neyin uyarısı?
Uyarı olarka aklıma gelen başlıklardan bir kaçına gelince
Hayat kısa herkes kendi keyfine bakmalı
Hayat kısa evlenip çoluk çocuğa karışmalı ve bir şeyler bırakmalı şu dünyaya.
Arkadaşlarını arayıp sormak için bir neden aramak geek; zira son pişmanlık fayda etmez !
Sigarayı bırakmak gerek yoksa arkadaşlara katılmak içten bile değilBenim bu deneyim ile ilgili aklıma gelen ufak mesajlardan birkaçı.
Siz ne dersiniz ?Ben şahsen bu kayıp ile bizler arkadaş kaybettim ama asıl büyük kayıp Eşi ve kızı'na ait "Allah onlara sabır ve kuvvet versin" demekten başka bir şey bulamıyorum.
Net hatırlamıyorum ancak en az bir kızı vardı diye hatırlıyorum.
St. Benoit Fransız Lisesi mezunuydu
Eşinin adını düşününce "Alper" geliyor. Eşi de kendisi gibi iş hayatına sigortacılıkta başlamıştı.
Hırsları olan çalışkan bir kızdı.
Yıllar önce şirketin genel müdürünün başka bir firmaya transferinde onla beraber giden gruba dahil olmadı ve beklediği terfiyi almış oldu.
Kısa boylu kumral ufak tefek ve kiloluydu.
Çok konuşurdu hatta düşününce ne zaman fırsat bulup nefes aldığını merak ettiğim anlar olmuştur.
Beraber çalıştığımız süre boyunca iş yerinde iyi bir muhabbetimiz vardı. Bu muhabbetin ana
Eşi ile birlikte çocuk olana kadar her sene yıllık izinlerinden bir kısmını özellikle Amerikada geçirirlerdi.
Ucuz bilet bulduğumuz seyehat acentelerini birbirimize verirdik.
Ucuz bilet arayışında acenta acenta dolaşırken "Şevki" isimli bir adamla farklı zamanlarda farklı acentalarda karşılaşır dururduk ve bu konuya çok gülerdik.
Kendisi ile enson 2004 yazı gibi caddebostan Mcdonald's da kızı ile beraber görmüştüm.
Güzel anılarımız hatıralarımız mesailerimiz vardır kendisi ile.
Ölümü hepimiz için şok bir haber oldu ne için yaşadığımızı sorgulamamıza neden olmuştur.Peki ölümünden 15 ay sonra neden gedi bu arkadaşm bu hastalıklı aklıma benim? Efendim izah edeyim; Cumartesi gecesi kendisini rüyamda gördüm.
İlk tanıdığım yaştan çok daha genç bir yaşta karşıma çıktı. Yüzü gülüyor ve sağlıklı ve mutlu görünüyordu.Büyüklerimden duyduğumuz ölenlerin hayattaki insanları rüyalarına girerek öbür tarafa çağırdığı hikayelerden kalma kulak dolgunluğundan olsa gerek kendisine ilk cümlem "Sen ölmemiş miydin?" oldu. O da gayet normal bir şekilde ölenin kendisi olmadığı tanımadığım bir didem olduğunu anlattı. Ben kendisini gücendirmemek için yemiş gibi yapsam da bir yandan muhabbete devam ederken bir yandan da gizli bir panikle uyanmaya çalışıyordum. Bir rüya için uzun bir süre sayılacak süre içersinde uyandım. UYandığımda ise rüyada tırsmis olmama rağmen belli bir rahatlama ve huzur hakimdi benliğime.Şimdi ise kara kara düşünüyorum bu rüyayı bir arkadaşa geç bir veda olarak mı algılamam gerekiyor yoksa başka bir uyarıolarak mı ?
Uyarı ise neyin uyarısı?
Uyarı olarka aklıma gelen başlıklardan bir kaçına gelince
Hayat kısa herkes kendi keyfine bakmalı
Hayat kısa evlenip çoluk çocuğa karışmalı ve bir şeyler bırakmalı şu dünyaya.
Arkadaşlarını arayıp sormak için bir neden aramak geek; zira son pişmanlık fayda etmez !
Sigarayı bırakmak gerek yoksa arkadaşlara katılmak içten bile değilBenim bu deneyim ile ilgili aklıma gelen ufak mesajlardan birkaçı.
Siz ne dersiniz ?Ben şahsen bu kayıp ile bizler arkadaş kaybettim ama asıl büyük kayıp Eşi ve kızı'na ait "Allah onlara sabır ve kuvvet versin" demekten başka bir şey bulamıyorum.
Hasta Siempre - Sonsuza Kadar
<style type="text/css">flickr-photo { }.flickr-frame { float: right; text-align: center; margin-left: 15px; margin-bottom: 15px; }.flickr-caption { font-size: 0.8em; margin-top: 0px; }</style>
DSC00814 - Cuba 2005 - Havana,
originally uploaded by Nigel Smith.Havana , Küba
Bu konu söz konusu olunca kalbimin bir kuş gibi çarptığını hissediyorum. Küçük bir çocuk iken Neverland vardı. Hatta itiraf ediyorum yabancılar tarafından cüssem den dolayı adam yerine konulduğum fakat hala bir çocuk olgunlugunda oldugum teenage dönemlerimde; ki bu dönemleryoğun bir şekilde odama kapanıp müzik dinlemek ve daydreaming gibi aktiviteler içeriyordu. İçimde bir şeylerin pır pır etmesine neden olurdu.
Burda konudan biraz uzaklaşmış olacağım ancak Steven Spielberg tarafından 1991 yılında çevrilmiş Hook filmi söz konusu mekanı ilk ve en görsel şekilde canlandırmış film olmasından dolayı bana saadet vermiş bir filmdir. Genelde şu yaşıma rağmen "I'm still a sucker for Peter Pan Stories" diye bir yorumda bulunsam yalan olmayacaktır. "Büyümeyi red etsen bile sana uygun bir yer mutlaka olacaktır" temasına da kapılmış olabilirim kim bilir.
Küba Havana da böyle bir yer benim için. Büyüdükten sonra dertlerimden kaçıp yeryüzünde cenneti bulabileceğim bir mekan gibi geliyor bana. Tatlı ve derinden kendine çağıran bir deniz kızı gibi. Mitolojide ki Deniz kızları Hans Christian Andersen'in hikayesinde minik deniz kızı gibi bilinmezler. Denizcilerin akıllarını şarkıları ile başlarından alırlar ve gemiyi terkedip kendilerine yüzdürüler. Daha sonra ise onları denizin derinliklerine çekip öldürürler. Bana yapılan bu çağrıya kapılıp gitsem sonum ne olur merak içindeyim. İşin kötüsü çağrı yıllar geçt,ikçe çoğalırken Fidel Castro'nun sağlık durumunun kötüye gitmesi ile zayıflamaya başladı. Korkarım 2007 Şubat ayına gelmeden Castro ölecek ve Kübanın çığlıkları okyanusun bu tarafına geçmez olacak. Önce Çığlıklar kaybolacak sonra ben mutsuz bir insan olarak yaşamıma devam edecegim. Nefes alacağım , nefesimi verecegim ve bunu yapmak için kendimi zorlayacağım. NAsıl depresifr oldu bu konu ama değil mi ?
Şaka Şaka . Puro, Cuba, Habana , Buena vista Social Club, Chan Chan ve Cuba Libre nin etkileri bunlar. Tabi Coldplay Clocks (Buena Visa S.C. Versiyonu)'u çok dinlememin modumdaki etkiside olabilir. Bu konu üzerine bana ilham gelir ara sıra yazmadan duramam bir türlü. Castro Konusuna gelince allah gecinden versin.
DSC00814 - Cuba 2005 - Havana,
originally uploaded by Nigel Smith.
Bu konu söz konusu olunca kalbimin bir kuş gibi çarptığını hissediyorum. Küçük bir çocuk iken Neverland vardı. Hatta itiraf ediyorum yabancılar tarafından cüssem den dolayı adam yerine konulduğum fakat hala bir çocuk olgunlugunda oldugum teenage dönemlerimde; ki bu dönemleryoğun bir şekilde odama kapanıp müzik dinlemek ve daydreaming gibi aktiviteler içeriyordu. İçimde bir şeylerin pır pır etmesine neden olurdu.
Burda konudan biraz uzaklaşmış olacağım ancak Steven Spielberg tarafından 1991 yılında çevrilmiş Hook filmi söz konusu mekanı ilk ve en görsel şekilde canlandırmış film olmasından dolayı bana saadet vermiş bir filmdir. Genelde şu yaşıma rağmen "I'm still a sucker for Peter Pan Stories" diye bir yorumda bulunsam yalan olmayacaktır. "Büyümeyi red etsen bile sana uygun bir yer mutlaka olacaktır" temasına da kapılmış olabilirim kim bilir.
Küba Havana da böyle bir yer benim için. Büyüdükten sonra dertlerimden kaçıp yeryüzünde cenneti bulabileceğim bir mekan gibi geliyor bana. Tatlı ve derinden kendine çağıran bir deniz kızı gibi. Mitolojide ki Deniz kızları Hans Christian Andersen'in hikayesinde minik deniz kızı gibi bilinmezler. Denizcilerin akıllarını şarkıları ile başlarından alırlar ve gemiyi terkedip kendilerine yüzdürüler. Daha sonra ise onları denizin derinliklerine çekip öldürürler. Bana yapılan bu çağrıya kapılıp gitsem sonum ne olur merak içindeyim. İşin kötüsü çağrı yıllar geçt,ikçe çoğalırken Fidel Castro'nun sağlık durumunun kötüye gitmesi ile zayıflamaya başladı. Korkarım 2007 Şubat ayına gelmeden Castro ölecek ve Kübanın çığlıkları okyanusun bu tarafına geçmez olacak. Önce Çığlıklar kaybolacak sonra ben mutsuz bir insan olarak yaşamıma devam edecegim. Nefes alacağım , nefesimi verecegim ve bunu yapmak için kendimi zorlayacağım. NAsıl depresifr oldu bu konu ama değil mi ?
Şaka Şaka . Puro, Cuba, Habana , Buena vista Social Club, Chan Chan ve Cuba Libre nin etkileri bunlar. Tabi Coldplay Clocks (Buena Visa S.C. Versiyonu)'u çok dinlememin modumdaki etkiside olabilir. Bu konu üzerine bana ilham gelir ara sıra yazmadan duramam bir türlü. Castro Konusuna gelince allah gecinden versin.

