İğneyi Kendine Çuvaldızı Askmen (Mynet)'e batırmak

Media_http3bpblogspot_wfzgi
<meta name="source"><style>BODY { FONT-FAMILY:Tahoma; FONT-SIZE:10pt } P { FONT-FAMILY:Tahoma; FONT-SIZE:10pt } DIV { FONT-FAMILY:Tahoma; FONT-SIZE:10pt } TD { FONT-FAMILY:Tahoma; FONT-SIZE:10pt } </style><basefont style="font-family: Tahoma; font-size: 85%;">
Bu yazıyı Askmen Türkiyede başlıklı yazıma gelen yoruma bir cevap olması açısından yazıyorum.

Öncelikle doğru dürüst ziyaretçisi olmayan mütevazi blogumda yer alan bu yazıyı dikkate alıp yorum yazdığınız için teşekür ederim değerli mynet çalışanı. Yorumunuzun detaylarından mynet'in Askmen projesinde görev aldığınız sonucunu çıkardım. Yanıldıysam lütfen bağışlayın. Bunun yanı sıra proede yer aldığınızdan yola çıkarak sizden özür dilemek isterim askmen.mynet.com projesini hayata geçirirken harcadığınız emeğin farkındayım ortaya çıkan sonuç gayet başarılı. Malesef benim ihtiyaçlarımı karşılamaktan uzak olması emeğinizi taktir etmediğim anlamına gelmez. Ellerinize sağlık.

Askmen Türkiyede başlıklı yazımı sizin de görebileceğiniz gibi cep telefonumdan T9 menüsü ile yazdığım için yeterince özen gösterilmemiş izlenimi yaratmış olabilir ancak içindeki düşüncelerimin tamamiyle arkasındayım. Bu düşüncelere biraz açıklık getirmem gerekirse;

Askmen.com (Bundan sonra Askmen US olarak bahsedeceğim) keyifle takip ettiğim modern erkek için tasarlanmış bir online portaldır. Gerçekten finans, moda veya güncel Amerikan magazin haberleri olsun benzer içerikleri ilgiyle merakla takip ediyorum. En azından Askmen US ile mynet arasında yapılan sözleşme gereği yapılan yönlendirmeye kadar ediyordum diyelim. Söz konusu yönlendirme eğer Askmen US'in fikriyse bu Modern Erkeğin online Portalı olarak gördüğüm bir web sitesinin yönetimine hiç yakıştıramadım. Internet'de neredeki içeriğe ulaşacağıma müdahale edilmesini çok yadırgıyor ve bu konuda tepki verilmesi gereken bir konu olduğuna inanıyorum. Tamamen bir şark kurnazlığı olarak tasarlanmış bu aksiyonun internette sansür uygulayan zihniyettlerden tek farkı bu davranışın arkasında ideoljikveya politik değil kar amacı güden motivasyon olması.

Mynet hakkında düşüncelerim sanırım telefondaki T9 desteğinin azizliğine uğramış ve tarafınızdan algılanmasında bazı sorunlar yarattığı için burada bir kez daha dile getirmek istiyorum. Mynet Türkiye'nin en büyük en yaygın internet portalıdır. Türk internet kullanıcısına sağladığı Türkçe içerik ve fonksiyonalite açısından benim bildiğim bir rakibi yok . Türkçe internet'in önemli bir kaynağı olan Mynet büyük bir potansiyele sahip. Sahip olduğu potansiyeli Türk internet kullanıcı tabanına yaymayı becermiş ancak bunu yaparken kullandığı kaynaklarda cimri ve eski kafalı davranması nedeniyle kullanamadığını düşünüyorum. Sahip olduğu kitleyi daha yukarı taşıyacak bir misyon yüklenmek varken bu kitleyi'nin kaynaklarını kendine gelir olacak şekilde yönlendirmeye konsantre olmuş bir kar amaçlı şirket izlenimi var. Şu an algıladığım mynet zihniyeti hiç hoşuma gitmiyor bunu da net olarak söyleyebilirim.

" Lütfen Milli değerlerimize bu derecede saldırmayınız çünkü sonuçta arada ticari bir sözleşme var ve türkiyeyi önemseyen Mynet İngilizce bilmeyen Türk kullanıcılar için türkçe bir servis hizmete almış ve buradaki makaleride orjinal Askmen den alarak sunmaktadır.... "

Yukarda bahsettiğiniz milli değer ile kastınızın Mynet olduğunu düşünüyorum ancak benim bildiğim kadarıyla Mynet'in adı tamamen ingilizce kökenli başlangıçta tamamen Türk sermayesi ile kurulmuş bir internet portalı olabilir ancak mevcut durumda Mynet hisselerinin önemli bir kısmının sahibi Amerikan sermaye şirketine ait. Yani teknik olarak Mynet Türkçe içerik sağlayan Amerikan şirketi olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi Tamamen Türk sermayesi ile faaliyet gösteren bir internet protalından bahsediyor olsaydık milli değer sömürünüz altında ezilip sessiz kalmayı seçebilirdim ama Amerikan ortağına Amerikaya geri götürmesi için Türk Internet kullanıcıları aracılığı ile karlı bir gelir modeli üzerinde faaliyet gösteren Mynet'in ne kadar bir milli değer olduğu oldukça şüphe götürür. Burada kastetmek istediğiniz Türk internet kullanıcısına Türkçe içerik sağlamaya çalışanların emeklerine sahip çıkalım demekse bu konuda elimden geldiğince açık fikirli olmaya çalışırım.

Çakma Askmen konusuna gelince mynet.com'un onüne askmen'i bir sub domain olarak koyduğunuz için uygun buldum. Yoksa ticari bir anlaşma neticesinde isim haklarını alarak orjinal içeriği Türk internet kullanıcısı ile paylaşıyor olmanız size Askmen Türkiye olarak haklı bir yer verecektir. Mynet'in en azından bugün için geçmişte başına iş açan kötü alışkanlıklarını geride bırakmış olması sevindirici.

Umarım Askmen Türkiye yakın zamanda içeriğini geliştirerek sadece hatun resimlerinin bulunduğu galerilerinin ziyaret edildiği bir abazan portalı olmaktan çıkarak Internet kullanan Modern Türk Erkeğinin faydalanacağı bir kaynak olur.

Tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme

Nab'er Nas'sın?

Çoğunlukla düşünmeden cevapladığım bir sorudur bu girğim diyaloglarda. Yıllar öncesi düşünülmüş ne çok mutlu ne çok bitik gösterecek dikkatli seçilmiş kelimeleri düşünmeden tekrar ederim. Bazı diyaloglarda 30 saniye arayla yaparım bunu. Dışardan bizi dinleyen biri rahatlıkla embesil olduğumun kanısına varabilir ki bazen düşünüyorum belkide embesilim.

Şu sıralar kendimi geri zekalı değil disleksi olarak teşhis etmeyi daha uygun buluyorum. Aslında teşhis edilmemiş bir rahatsızlıktan müzdarip bir deha olma hayali içimi kemirmekte.

Dün ünlü yönetmen Sydney Pollack 73 yaşında hayata gözlerini yummuş. Bir süreden beridir kanserle mücadele eden yönetmen ileson on yıl yönetmen içersinde daha çok oyuncu olarak karşıma çıkması ilginç tabi.

Kendisinin en çok ses getiren filmlerinin arasında Three Days of the Condor (Akbabanın üç günü) , Tootsie, Out of Africa, The Way We Were, The Firm, Havana, Absence of Malice, They Shoot Horses, Don't They?(Atları da vururlar) , Jeremiah Johnson, ve The Interpreter (Tercüman) .

Kendisini ençok Will and Grace adlı dizide Will'in babası rolünde izlemişliğim vardır. Bir de Digiturk kanallarının birinde Dinner For five adlı aktörlerin beraber yemek yiyerek kariyerleri ve deneyimleri üzerine muhabbet ettikleri bir program da karşıma çıkmıştı. Inanılmaz eğlenceli bir program bu arada denk gelirseniz mutlaka seyredin. Ingilizce bilmiyorsanız o kadar keyif almanız mümkün olmaya bilir.

61. Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülü Üç Maymun filmiyle Nuri Bilge Ceylan’ın oldu. Cannes’dan üçüncü ödülünü alan Ceylan yaptığı kısa konuşmada "Ödülü, tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum" dedi.

Nuri Bilge Ceylan. Sanırım kendisine ve eserlerine dikkatimi vermeye başlamanın zamanı geldi. Sadece ödül aldığı için değil yukarda yer alan anlamlı açıklaması için. "Tutkuyla sevdiğim yanlız ve güzel ülkeme" Zaman zaman hissettiklerimin tek bir cümleyle o kadar güzel tanımlamışki.

Bazen de tutkuyla sevdiğim bu güzel ülkede kendimi yanlız hissediyorum ama bunun nedenlerini burda girmeyeyim. Belki daha sonra

Nereye gidiyor bu ülke

Bayılırız ülkeyi rakı masasında kurtarmaya ama sanırım biraz olan bitene ayık kafa dikkat etmekte fayda var.
Kaynak : onko
İbret belgesi rakamlar
Hurriyet yazarı Prof. Dr. Şükrü Kızılot, ekonomide AKP iktidarının halkı kandırmaya dönük masallarını rakama dökmüş. Bunlar devletin resmi rakamları.Ancak iktidarın masallarından, pembe tablolarından çok farklı. Biraz bol rakamlı olacak ama okumaya değer. Her biri ibret belgesi. Kısaca özetliyorum:

AKP iktidar olduğunda cari açık (Türkiye'ye gelen dövizle çıkan döviz arasındaki fark) 2002 Aralık ayında 1.5 milyar dolar. 2006 Aralık rakamı ise 3l.5 milyar dolar. Artış oranı yüzde 2 bin. Bu döviz açığı ağırlıklı olarak sıcak para denilen (kara para dahil) emanet para ile karşılanıyor. Riski çok büyük.

Dış ticaret açığı (ithalatla ihracat arasındaki fark) 2002 Aralık ayında 15 milyar dolar. 2006 Aralık ayında ise 53 milyar dolar. Artış oranı yüzde 241.
AKP iktidar olduğunda Türkiye'nin toplam borcu 222 milyar dolar. Bugün 400 milyar dolar. İç borçta artış yüzde 114, dış borçta artış yüzde 64.

AKP iktidar olduğunda kişi başına borç 3187 dolar. Bugün 5458 dolar. Doğan her çocuk bu miktar borçla doğuyor. Artış yüzde 71.

Özel sektörün dışarıya borcu 2002 Aralık ayında 44 milyar dolar. Bugün dışarıya borcu 126 milyar dolar. Artış yüzde 187.

Ailelerin bankalara borcu 2002 Aralık ayında 4.3 milyar YTL. 2007 Mayıs itibariyle bu rakam 24.4 milyar YTL. Artış oranı yüzde 467.

Tüketici kredilerinde 2002 Aralık ayı rakamı 2.3 milyar YTL. 2006 Aralık ayında 45.5 milyar YTL. Artış korkunç: Yüzde 1878. Halkımız borçla yaşar duruma getirildi. Ayrıca kredi kartı borçları toplamı 2002'de 4.3 milyar YTL. Geçen yıl 21.2 milyar YTL. Artış yüzde 393.

Yabancılara özel ayrıcalık: Temmuz 2006'da yabancıların devlet tahvili, Hazine bonosu ve borsa kazançlarının vergisi yüzde 15'ten sıfıra indirildi. Yabancılar vergi ödemiyor, Türkler bu gelirlere yüzde 10 vergi ödüyor. (Bununla birinci madde finanse edildi ve ediliyor)

Yabancı sermaye üretken ve ihracatçı olmayan sektörlere geldi. İş olanağı yaratmayan hazır tesisler yabancılara satıldı ve Türkiye bu parayla yönetildi. Bankalar, limanlar, havaalanları, Telekom, Petkim, araziler...
AKP iktidar olduğunda bankacılık sektöründeki yabancı payı yüzde 3. Bugün itibariyle yüzde 42. Artış oranı yüzde 1300. Cüzdanımız, evimiz, paramız, yabancıların denetimine girdi. Aynen borsamız gibi! Şu anda borsanın yüzde 7l'i yabancıların, sıcak paranın, kara paranın emrinde.

AKP iktidarı, rantiye kesimi ihya etti. Yabancıların 2002'de borsaya yatırdığı her bin dolar, şu anda 3586 dolar oldu. Dolar bazında kazanç oranı yüzde 259. Böyle bir örnek dünyada yok.

Esnaf zulüm altında. AKP iktidarından bugünkü rakamlara karşılıksız çeklerde artış yüzde 102, protesto edilen senetlerdeki artış yüzde 204.

Pek çok işyeri kapandı. Bu ne biçim büyümedir ki, AKP iktidar olduğunda 8 milyon olan vergi yükümlüsü sayısı, 2006 yılı sonunda 470 bin azalarak 7 milyon 530 bine indi.

Türk halkı, beş yıl boyunca dünyanın en pahalı akaryakıtını kullandı.
Pembe tablolar, büyümeler falan filan işte böyle!

Batushkha Yorumu :
Ana Muhalefet meydanlara çıkıp bunları insanlara açıkladı mı ? Bu böyle gitmez söyle yapmak lazım böyle yapmak lazım diye bir program bir kadro çıkardı mı milletin karşısına . Yok Sadece Tayyibin oğullarının gemisi askerliğiydi mal varlığydı gibi ucuz politik silahlar ile çıktı ortaya. Sen ana muhalefet partisi ol bu kadar sene boyunca seçim tarihi açıklansın böyle çık halkın karşısına meydanın karşısına. Benim gözümde tamam adamlar kötü hatta çok kötü ama CHP iktidar olmaya niyet , inanç , kadro ve program olarak hazır değildi. Böyle bayağı politikaya rağmen mazallah iktidar olsalardı ne yapardı Deniz Baykal mazallah kendi kendine mi hizip yapardı ? Büyük ihtimalle. Deniz baykal deyince aklıma bir fabl gelir. Hani kurbağa bir akrebe nehri geçmesi için yardım eder sırtına alır. Tam nehrin ortasında Akreb sokar ikiside boğulur zira doğasında vardır sokmadan duramaz. Bunca senedir seçim görürüz hiç sol bağımsız aday gördün mü? Artık var ve nispeten başarılılar zira Türk Sol partileri tamamen çökmüştür fonksiyoneliteleri kalmamış tamamen çenelerine vurmuş vaziyette ağız ishali olmuşlar. Bunu farkeden insanlar bu çöküşün dışında bireysel bir şeyler yapmaları gerektiğinin farkına varmış bir başka alternatif denemişlerdir. AKP 'nin tek alternatifi böyle bir zihniyete sahipken bu adamlara oy verenlere mi kızmak lazım yoksa oy alamayanlara mı ? Ben Deniz Baykal'a rağmen oyumu verdim sırf onlara yaramasın diye. Bağımsıza verseymişim keşke dedim sonra .

24032007 Kargo @ Stüdyo Live

Media_httpbp3bloggerc_xjptz
Dün akşam stüdyo live da kargo konserine gitmek için arkadaşlar ile buluştuk. Me Gusta da oturduk ve bir şeyler yiyip 70 lik bira tükettim. Menü seciminde ağırlıklı olarak iştah açıcıları seçip abartinaca bir şişme oldu. Dün akşam yunanistan ile milli maç vardı malum. Bu sebepten mekanda ekran gören her nokta reserve veya dolu idi. Arkalarda ekran görmeyen bir masada arkadaşlarımızı beklerken atıştırmaya başladık. Arkadaşlar bize katıldı muhabbet derken 11'e doğru stüdyo live a doğru yola çıktık. Mekan güzel 1 performans mekanı maç biter bitmez on grup çalmaya başladı. Solist'in adı İrem uzunca boylu estetik burunlu kumral mütevazı bir al beniye sahip hatun stili çok yavan geldi bana telaffuz boğuk sahne iletişimi düşük. Sonlara doğru sesi biraz açıldı da ızdırap olmaktan çıktı. Daha sonra main event kargonun çıkmasını 30 dk. daha bekledik güzel türkçe rock parçaları çaldılar. Kargo isinana kadar başkalarının şarkılarını çaldı ancak onlar ısınamadan benim tahammülüm bitti. Güllerin içinden Kargo dan dinlediğim son şarkı idi. Alkol muayenelerinin sıklaştığını da göz önünde bulundururak evin yolunu tuttum.
Gecenin özeti güzel ve keyifli bir geceydi benim için keyif olmaktan çıktığında sona erdirebildigim için mutluyum. Belki mide fesatı geçirmediğim bir akşam daha uzun süre kalabilmeyi denerim ama kim bilir?
Not: Resim Flickr dan araktır. Referans olarak Resmi yukleyen kişiye yönlendirilmiştir.
Not2 : Türkiye Yunanistana 4 tane taktı o akşam işte goller.