Bu gün 24 Nisan Gergin oluyor insan

Bugün 24 nisan 2009. Her 24 nisan'da olduğu gibi en büyük bayramlarımızdan birinin ardından gerginlik içersinde bekliyoruz. Her sene bugün  odönemki Amerikan başkanının senatoya hitaben yaptığı konuşmadan 1915 yılında yaşanan olayları Soykırım olarak mı tanımlayıp tanımlamıyacağını gergin bir şekilde bekler dururuz. Bugüne kadar hiç bir Amerikan Başkanı bu konuda yaptığı konuşmalarda soykırım tanımını kullanmadı bu içimizi rahatlatıy
Media_httpwwwpulitzer_lvgmi
or.
Bugüne kadar Afrika Amerika kökenli bir Amerikan başkanı da olmamıştı. Butür başkanları sadece Jack Bauer'in 24 saat nefes almadan koşuşturduğu dizilerde rastlardık. Yani dünyada bir ilk. Bakalım bizim için nasıl bir sonuç doğuracak. Bugün evde olduğum için Başkanın nasıl yorumlayacağını duyamayacağım. Bekleyip görelim.

Media_httpimgzemantac_ngenp

Turkcell'den Neredeyim Hizmeti

Turkcell hakkında birçok fikrimi burada paylaştım. Olumlu ve olumsuz bir çok yazının ardından gündem ile direk ilişkili bir Turkcell hizmetinden bahsetmem gerekti.

Bildiğiniz gibi Turkiyede hemen herkesin bir cep telefonu var. Büyük birader paranoyasını bir kenara bırakırsak, ki Ergenekon gibi bir davanın görüldüğü bu ülkede paranoyak olmak bir zorunluluk gibi gelse de bu cep telefonları sürekli sinyal veren cihazlar bazı acil durumlarda radyasyon yaymanın dışında da işe yarayabiliyorlar.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nunda içinde bulunduğu helikopterin enkazına 48 saat sonra ulaşıldı. Şuanda aldığım bilgiye göre kurtulan malesef bulunmuyor.

Basında helikopterde bulunan IHA muhabirinin kaza sonrası görüşmelerinin metnini görmüşsünüzdür. Bütün bu içler acısı konuşmanın uzamasının telaşının nedeni arayan kişinin lokasyonunu tespit etme çabalarıydı.

İşte Turkcell'in bu gibi durumlar başta olmak üzere işe yarayacak bir hizmeti var. Neredeyim hizmeti. Neredeyim diye 2222 numaraya sms atıyorsunuz ve dakikasında size şöyle bir mesaj geliyor.
"BULUNDUGUNUZ BOLGE Istanbul,Besiktas,Akatlar,Zeytinoglu Caddesi COGRAFI KONUMUNUZ (41derece 04dk 40sn Kuzey, 29derece 01dk 38sn Dogu) SIZE EN YAKIN NOKTALAR Asayis Buro Amirligi 532m(+902122636122), Emekli Sandigi Dinlenme Ve Bakimevi Mudurlugu Reviri 295m(+902122571046), Otopark 27m Polis Imdat 155, Alo Jandarma 156, Hizir Acil 112, Itfaiye 110"
Şimdik bunu acildurumlarda tespit edeceğinizi bir yakınınıza gönderirseniz en azından bir kişi sizin nerede olduğunuza dair bir bilgi sahibi olacaktır.

Bu hizmet ilk olarak Uludağ'da kaybolup yardım ulaşana kadar aşırı donduğu için kurtarıldıktan sonra yaşamını kaybeden genç snowboardcu çocuğun vakasının ardından açıklanan bir hizmet.

Türkiye acil durumda sağlıklı yer tespiti yapabilecek kapasite insanların sayısı pek fazla değil bu durumda kendi göbek bağımızı kendimiz kesmeyi öğrenmemiz lazım. İşte size bir ortadoğu ülkesi Avrupa ülkesi değil. Şimdi hala merak eden var mı bizi niye Avrupa birliğine almıyorlar diye ?

25.06.2008 - Avrupa Kupası Yarı Final Maçı öncesi

Türk'ün ekmeği Umut. Bu akşam sofradan tok mu kalkacağız aç mı günün sonunda belli olacak. Kaçınılmazdan kaçabilmek mümkün mü? Çekirge kaç kere sıçrayabilir. Allah'ın hakkı üç mü?

Saatler ilerledikçe heyecan artıyor umutlarda da damarlarda dolaşan asil kan ile beraber kaynamaya başlıyor. Uğurlar totemler tespi edilip akşam için batıl intikatların yerine gelmesi için şimdiden çalışan insanlar var. Hırvatistan maçı öncesi yaptıklarını aynen tekrar edenler bile vardır eminim.


Bu günkü Radikal haber başlıklarından iki tanesi dikkatimi çekti. Haberlerden birinde Türkiye'de dolar milyoneri 50,000 kişi var. Yani birmilyon adet bir dolar sahibi bu insan evlatları. Ne kadar vergi verdikleri ayrı bir takip konusu. Bunda Türkiye Cumhuriyeti Maliyesinin gücü otoritesi belli. Yıllardan beri süre gelen vergi affı tahsilat becerilerinin net bir resmini ortaya çıkarıyor. Haber'e gelince;
"Merrill Lynch Türkiye Genel Müdürü Cinemre, Türkiye’de toplam varlığı 1 milyon doların üzerinde bulunan yüksek ve ultra yüksek varlıklı kişi sayısı 2006’da 42 bin iken, 2007 yılında bu rakamın 8 bin kişi artarak 50 bini aştığını belirtti". Zenginlerin sayısında % 20'Lik bir artış olmuş. Yanlış anlaşılma olmasın büyüyen Türkiye değil en bir milyon doları olan Türk vatandaşı sayısı artmış.


Yine aynı gazetenin ekonomi haberleri bölümünde başka bir haber daha....
Türkiye, hesap yöntemi değişikliğiyle milli gelir hacmini kağıt üzerinde yaklaşık yüzde 35 daha büyütmesine rağmen, 2007 yılında satın alma gücü paritesine göre kişi başına düşen GSYH büyüklüğünde, 35 Avrupa ülkesi arasında 29’uncu sırada yer aldı. Istediğimiz matematik oyunlarına başvurursak vuralım bir şeyler iyiye gitmiyor. Fırtınalar tayfunların gelmesi söz konusu ya sığınaklara doğr ilerlemeli yada kendimizi kökleri sıkıca toprağa bağlı bir ağaca bağlamalıyız. Bu ağaç ise nakit birikim oluyor sanki. Benden size tavsiye kredi kartınız var ise borcunuzun tamamamanını ödemeye başlamak için daha güzel bir zamanlama olamaz.

Bu gün bir tarih yazılır mı?

Media_httpbp1bloggerc_uywhl
Fenerbahçe'nin Chelsea ile deplasmanda maçı var bugün. Bir türk takımı şampiyonlar liginde ilk defa bu kadar ilerledi. Her türk ümitle doğar sonra açgözlülük veya tembelliği yüzünden ümitlerinin elinden kaçıp gitmesine şahit olur. Ulusumuzun hikayesidir. Cumhurbaşkanlığı forsu üzerinde 16 adet yıldız vardır. Tarih boyunca varolmuş 16 türk devletini temsil eder.

Çinliler hayattan bezdirmişiz adamlar Çin Seddi'ni inşa etmişler. Tarih sayfalarında görüyoruz ki dönemlerin güçlü devletlerine kafa tutup muvaffak olmuşuz. Ama aynı zamanda 16 adet de devlet yıkmışız. Çinliler 5000 yıldır aynı coğrafyada görünüşe bakılırsa bir o kadar daha ortalarda olacaklar. Roma imparatorluğunun devamı kim? Yunanlılar tamam epey bir bölge kaybetmişler ama onlarda aynı bölgede. İngilizler fransızlar bunların yeri belli. Biz neredeyse Çinliler kadar ortadayız ama nerden başlayıp nereye gelmişiz. Göçebe kültürü nedeniyle bulunduğumuz coğrafyanın kaynaklarını hiç yarin olmayacakmış gibi tüketip diğer yerleşik toplumları istila etmişiz sonra aynı süreç devam ve tekrar etmiş. Peki bu durum niye devam etmemiş. Bir noktada hayatımıza islam girmiş göçebe kültürün dürtülerinden uzaklaştırmış bizi. Ahiret öbür dünya cennet huriler için ibadete yönlendirmişler bizi. Oysa göçebe için sadece bir yaşam vardır onda da hayal etmeye vakit yoktur çalışmalısın hayatta kalmanı sağlayacak kaynaklara ulaşmadığın taktirde varlığını sürdüremezsin üretmeye vaktin yoksa üreten'in elinen almana yardımcı olacak vasiflarin olması lazım. Arada bir kaç asırda bir büyük liderler karşımıza çıkıyor bizi dinin ataletinden kurtarıyor ve munhassır medeniyetler seviyesine yaklaştıracak atılımı yapacak iradeyi ortaya koyuyor. Son lider'deki sorun kendinden sonra aynı kararlılıkla devam ettirecek birilerinin gelmemiş olmasıydı. Yanlış anlaşılma olmasın gelenler kötü değildi tek kusurları hedeflere ulaşmayı gerektiren altyapıyı tamamlamadan önce demokrasi özgürlük gibi teoride ütopik pratikte ızdırap verici kavramların kitaplardaki kadar mükemmel sonuçlar vereceğine inanıp hedefi şaşırdılar.

Çoğulcu demokrasi kadar güzel bir şey yok tabiki ama 600'yıl boyunca kula kulluk yapmaya alışmış bir millete seçme seçilme hakkı verince kendi iradesiyle seçtiğine kulluk yapmaya devam ediyor. Seçilende kendini sultan zannediyor.

Fenerbahçe güzel bir mücadele sonunda 2-0 Chelsea karşısında mağlup oldu ve şampiyonlar ligine veda etti. Bu noktaya gelirken gösterdiği mücadele ve futbolu düşünürsek hiç de fena değil. Gönül daha iyi sonuçlar Fenerbahçe tarih yazsın isterdi ama gönül her zaman istediğine kavuşamaz.


---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

A.R.O.G Fragman - Cem Yilmaz'in yeni filmi

Cem Yılmaz yeni projesine başladı. Film ile ilgili ilk çekimlerin tamamlanmasınin ardından 3 dakikalık fragman hazırlayıp sinemalara dağıtıldı.
Sponsorlar belli gecen filmin ana sponsoru avea ve Cem Yılmaz'in bu sene anlaşmalı olduğu telekom.

Yılmaz için bir pazarlama dehası denemez ancak çok kurnaz bir tüccar olarak tanımlanması doğru olabilir. 70'li yılların sonunda türk filmlerinde karikatürize edilen yokluk zamanı karını arttırmak amacıyla müşteriyi çeşitli kurnazlık ve curret göstererek söğüşlemeye çalışan tüccar/esnaf tiplemesini anımsatıyor.
Ali Taran ile yaptığı bir işbirliği var mi bilemiyorum ama aynı kurnazlığı ATCW projelerinde de görebiliyoruz.

3 dakikalık çekimleri sinemalarda yayınlayıp kamuoyu beklentisi yaratma cürreti başka kim gösterebilir. Adam piyasadaki yokluk alternatifsizlik nedeniyle istediği gibi bu koşturuyor.

www.arogfilm.com

---- 
Sent using a Sony Ericsson mobile phone

Egzotik muhafazakar

Bu hafta içinde ünlü modacı Cemil İpekçi'nin kendisini muhafazakar eşcinsel olarak tanımlamasıni okumak ilginçti.

Garip bir tezat var. Amerika'da cumhuriyetçi eşcinseller de benzer bir tezata rastlıyoruz. Resmi cumhuriyetçi politikası özellikle gay toplumu kızdıracak açıklamalardan uzak durmak olsa da; 80'li yıllarda aids'in yayılmaya başladığı dönemlerde bu hastalığın eşcinseller ve uyuşturucu bağımlılarını cezalandırmak için gönderilmiş ilahi bir ceza olarak tanrı tarafından gönderildiğin inanıyorlardı. Angels in America bu dönemi anlatan belgesel niteliğinde bir drama biraz iç karartıcı ama hakikatten etkileyici.

Az önce capitol avm önündeki ışıklarda beklerken önümden türbanlı bir bayan geçti. Ilk bakışta tipik bir giyim ama kafasındaki türbanının deseni benim telefonu çıkartıp resmini çekmeye motive etmeye yetti. Leopar desenli bir türban takmıştı kendisi. Ne yazıkki ben telefonu çıkarana kadar gözden kaybolmuştu. O Kodak moment'i yakalayamadım yani ama ben telefonu çıkarmışken en azından not alayim dedim.

Şimdi ,leopar desen, Banu Alkan (Banu Alkan ve Leopar desenli bikinisi) dışında ne anımsatır? Egzotik , la femme fatal hatunlar ve ortamlar.

Ben şahsen bu hatunun sokakta yürürken verdiği mesajı biraz kafa karıştırıcı buldum. "Türbanlı egzotik ve karakterim var al beni" veya "türban takıyorum ama baskı nedeniyle kurtar beni sana neler yaşatağım" mı?

Cumartesi aksami - Kabadayı Filmi

Dün akşam (15 Aralık 2007) Bağdat caddesi Saloonda güzel bir akşam yemeğinin ardından gece geç matineye sinemaya gittik. Film herkesin merakla beklediği Kabadayı adlı filmdi. Şener Şen , Kenan Imirzalıoğlu'nun beraber oynadıklar bir dram.

Herkes gibi bende eşkiya kıvamında bir film bekliyordum. Konu hakkında çok fazla bilgim olmadı. En son gazetede okuduğum Kenan İmirzalıoğlu'nun dansöz kıyafeti ile resimlerinin olduğu haberlerdi. Medya pek bir üzerine gitmeye çalışmış olsa dahi pek etkilenmemişti. nedenini filmi görürseniz sizde anlayacaksınız.

Suadiye movieplex sinemasında gece 23:20 matinesine gittik. Uzun sanatsal eleştirilerde bulumayacağım sonuçta film benim açımdan iyi bir film değildi.

Aktörler açısından değerlendirdiğimde aktör performansı bu değerlendirmemde etkili bir faktör değildi.

Şener Şen her zamanki Şener Şen bundan önceki filmlerinden kendinden ne koyduysa ortaya burda da onu koymuş.

Rasim Öztekin
canlandırdığı eşcinsel karakter içersinde döktürdükleriye filme bir enk bir espiri bir eğlence katmış. Kendisinin tiyatroculuğu veya sanatı hakkında söyleyecek tek kötü bir şey ben bulamadım siz bulmak isterseniz buyrun kendiniz gidip bakın.

Kenan İmirzalıoğlu'na içim pek ısınmış olmasada kariye boyunca ilerleyişine taktirle yaklaşmak gerekir. Önce Deliyürek dizisi ile bir aksiyon prensi olarak çıktı karşımıza. Mahçup milliyetçi vatansever delikanlı kıvamında. Bir Yazı Tura filmi ile Uğur Yücel sayesinde sanatının doruklarına yükseldi. Son Osmanlı Yandım Ali ile uzun zamandır anlatılmayan bir hikayeyi başarılı bir şekilde anlattı bizlere. Son Osmanlı öyle ahım şahım bir film değildi ancak hitap etmek istediği kesime ulaştı ve onların beklentilerinin üzerinde bir noktya ulaştı. Bu filmde Uğur Yücel yanında olmamasına rağmen bir noktalara gelmeye çalışmış. Törkiş Tony Montana olarak çıkıyor karşımıza üstelik de hiç de fena olmayan bir Tony Montana. Bilmeyenler için Tony Montana Scarface adlı bir sinema başyapıtında Al Pacino tarafından canlandırılan baş karakterin ismi. Uğur Yücel bu projenin içersinde yer almış olsa hatta sadece İmirzalıoğluna koçluk yapmış olsa akşam filmden çıkarken adam "Kırmış zincirlerin coşmuş döktürmüş" kıvamında bir yorum yapıyor olurdum. Döktürmüş elinden geldiğince ama zincirlerini kıramamış henüz.

İsmail Hacıoğlu filmde olsa da olurmuş olmadasa da olurmuş doğrusu pek varlığı ile yokluğunun filme getirdiği anlamı bulamadım. Filmin başında kaçırmış olsalardı arkadaşı Ali Osmanda (Şener Şen) onu film boyunca arayıp bulmaya çalışıyor olsa pek bir kayıp olmazdı diye düşünüyorum.

Aslı Tandoğan Aka "Karaca" vallahi filmdeki isim süpper. Karizmatik güzel bir isim öte yandan "Devran" rolüyle izlediğimiz Kenan'ın kolunda kıza ithafen yaptırdığı "Karaca" dövmesi bir karacadan çok bir köpeği andırıyordu. Aklıma ilk gelen dövmeden dolayı "Karaca yerine Asena olsaydı ismi kızın" idi. Rol oyunculuk açısından kendisinde bir umut veya başka hiç bir şey bulamadım. Yaş ortalaması yüksek olan filmin kadrosuna gençlik tazelik getirmesi açısından bir fayda sağlamış olabilir kendisi ama sadece o kadar.

Peki herkes bir şekilde bir perfomans göstermiş ise benim için niye bu kadar keyifsiz bir deneyim oldu bu film. En önemli faktör Film senaryo olarak potansiyele sahip olmuş olsa bile Eşkiyanın yükselttiği çıtanın epeyi bir altından geçmiş... Bunun tek sebeb de bana göre yönetmen.

Yönetmen Ömer Vargı kimdir daha önce bir filmini seyretmişliğim var mı bilmiyorum ama olmamaış eksik kalmış Adama un vermişler şeker vermişler ama helvanın kıvamını tutturamamış. Helva diye sofraya getirdi bir tabak kum gibi.... Özellikle yakın çekimler beni ızdırap içine soktu.

Uzun lafın kısası sinemalarda bir çok filmin oynadığı bu günlerde başka alternatif filmleriniz varsa gidin onları değerlendirin. Bir aya kalmaz nasıl olsa bu filmi televizyonlarda izlersiniz.

Genel Kurmay Başkanlığı Basın Açıklaması

Media_httpbp1bloggerc_afcrs

Dün akşam Genel Kurmay başkanlığı önemli bir açıklamada bulundu. Gerçekten çok özenli ve doğru tespitler içeren bu açıklamayı aşağıda bulabilirsiniz. Tam metni buradan okuyabilirsiniz. Genel Kurmay Başkanlığı Laikliğe sahip çıkıyor peki biz ne yapıyoruz?
Açıklama hakkında milliyetin ilgili haberine ise buradan ulaşabilirsiniz.


TARIH
: 27 NİSAN 2007
NO : BA- 08 / 07

Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları

Media_httpbp2bloggerc_ffipi
müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar
Media_httpbp1bloggerc_ecahp
değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

Bu bağlamda;

Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde Kur'an okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

Media_httpbp2bloggerc_gecjd
22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

Media_httpbp3bloggerc_dypbk
Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.

Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.

Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.

Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.