Ve Tanrı Gisel'i Yarattı

Media_http2bpblogspot_gbbix
Vanityfair Dergisi oldukça keyifli bir sayı yayınladı bu ay. Derginin esas kız olarak Giselle Bündchen'ı tercih etmesi uygun olmuş. Düğüne doyamayan bu yeni gelin yakın zamanlarda eşinin evlenmeden önce sahip olduğu çocuğu hakkında sevgi dolu ancak çocuğu ve yakınlarını endilşelendirici bazı açıklamalarda bulunmuş olması biraz korkuttu bizi ama olsun. Resim güzel...

Gisele Bundchen'den ikinci düğün

Media_http1bpblogspot_vuboc

Daha dün gibi hatırlıyorum Gisele Bundchen'in ilk evlilik haberini aldığımda nasıl içim burkulmuştu. Daha sonra Adriana Lima'nın evlendiğini ögrendik içim buruk buruk olmuştu.

Durun bir dakika. Dün gibi olmasa da geçen ay evlenmemiş miydi bu hatun? Görünüşe göre çift düğünlerini Kosta Rica'da gözden uzak bir mekanda tekrar tazeleyeceklermiş.

Itiraf edeyim bende bir süper model ile evleniyor olsaydım düğün olayını sürekli tekrar edip tüm dünyaya ilan etmek isterdim. Sonuçta Batı dünyasının çoğunda düğün masraflarını kız tarafı karşılıyor.

Evlilik, Gelin Gelinlik ve birazcık Damat

Media_http1bpblogspot_dbesp
Evlilik öncesi bir hayat olup olmadığını daha önce burada irdelemiştim. Hiç evlenmemiş biri olarak birinci elden deneyimim olmadığı bu konuda ahkam kesme cesaretini nereden alıyorum ? Kim bilir?

Evlilik kurumu normal şartlar altında biri erkek biri dişi den oluşan iki kişinin kendilerince geçerli sebeplerden dolayı beraber yaşamaya karar verip belediyeye bildirmelerine deniyor. Evlenen iki kişi yeni bir varlık oluşturuyor ve yaşama o devam ediyor.

Gelin ise kız arkadaş statüsünden ile karı statüsüne geçiş arasındaki zaman dilimidir. Kadınların evlilik sürecine geçiş sırasında geçirdikleri bir metamorfoz dönemil. Tırtılın kelebek olmadan önce kendini ipek kozasının içine sokması gibi.

Belki de bu sebepten gelinlik denilen kıyafetlerin temel malzemeleri beyaz kabarık dantel içeriyor olabilir. Koza'yı andırdığı içinbir belki kimbilir.

Gelinlerden bahsetmişken "Bütün gelinler güzeldir" demek adettendir o

Media_http1bpblogspot_fdpck
yüzden adeti bozmayalım. Gerçekte ise bu fikre kesinlikle katılmıyorum. Bir kısım gelinler güzeldir. Bütün gelinler güzeldir gibi bir genelleme belki Ukrayna için geçerli olabilir.

Acımasız olacak belki ama evlenmek isteyen kilolu kadınların gelinlik giyip üstüne üstlük düğün işine girip düğünde boy göstermesi çok itici geliyor. Tabiki şişmanlarda evlenmelidir. Onlarında mutlu olmaya hakkı var ancak bence düğün yapmak ve insanlarla bu anlarını paylaşmak istemeden önce bir kere daha düşünmeye zorlamalılar kendilerini.

Nişan, düğün, dernek bunlar mürüvet olayı. Anneler babalar görmek istiyorlar işte ne yapacaksın haksızda değiller. Kızlara da çok küçük yaştan itibaren gelin olmak matah bir şeymiş gibi empoze edilince şişman olsun olmasın bütün kızlar gelin olmak istiyorlar.

Gelin olmak istiyorlar derken o beyaz fırfırlı telli dantelli kıyafeti giyip, gelin makyajı, gelin saçı yaptırmak. Bütün bu hazırlıklarının ardından yüksek çözünülürlükte aşklarını düm dünyaya ilan ettiklerini gösteren bir sürü resim çektirmek sonrada kendisine çevre belediye'nin başkanı tarafından nikah memurunun sorduğu soruya yüksek bir perde de evet diye cevap vermek.

Erkek çocukları da sünnet, mürüvet ayağına yazları salak saçma prens'den çok saray soytarısı kıvamında görmüyor muyuz?

Kimilerine göre evlilik; çiftlerin beraber yaşayıp gönüllerince sevişip çoluk çocuğa gireceklerini belediye'ye bildirmelerinden ibaret.

Evlilik konusunda katlanamadığım bir şey varsa o da gelin damat halayı / oyunu denilen boşnaklardan araklanan bir çeşit halay. Biz trakyalıyız, diyip bu işe kalkışan çok. Aslen trakyalı olmadığı halde kalkışanların sayısı hiç de az değil. İki sağa bir sola eğil kalk elleri şaklat kıvamında bir seri hareketten oluşan bu Boşnak folk dansından tiksiniyorum. Bu tür eylemlerin içinde aktif olarak yer alan tanıdıkları da şiddetle kınıyorum.

Damat ile söylenecek fazla bir şey yok. Şemsiyenin girdikten sonra açılabildiği az sayıda örnekten biridir damat. Kaderine razıdır. İmzayı atana kadar..........

Heidi Klum sunar Victorianin Sırrı

Yeni bir yıl yeni bir VS gösterisi daha. Nip Tuck da dedikleri gibi Beauty is a Curse

Devcilik Oynamak

Media_httpbp2bloggerc_pejtl
Dün akşam uzun zamandır görmediğim arkadaşlarıma gittim. Uzun zamandır dediysem abartmayalim finansal takvimde bir quarter olmamıştır. Ben geldigimde Mayashi kafasında bir hale sırtında melek kanatları ile odadan fırladı. kıyafetinin diğer detaylarına girmemem gerek yok. Mayashi henüz 5 yaşında olduğu için bahsettiğim kanatları Victoria's secret kanatları ile karıştırmayın lütfen. Gerçi sözel bir tasfirde de aradaki farkı algılamak pek kolay olmazdı heralde. :). Hatta saç ve kanat rengi tuttuğu için bu resimle bile karıştırılabilirdi.
Neyse Mayashi odaya arkadaşının yanına dönerken bende salonda ceketimi
Media_httpbp1bloggerc_ihqop
çıkartıp sandalyenin arkasına asıp salondaki standart kanepeme doğru ilerledim ve camın önündeki kanepe yekendimi bırakıverdim. Kanepenin rengini hatırlayamadım. Kırmızı mı mavi mi ? Kırmızı mı mavi mi ? Kırmızı mı mavi mi ? Tanrım, beni okuyan da birazdan infilak edecek bir bombanın kesmem gereken kabloları arasında seçim yapıyorum zannedecek. Tam kanepeye yerleşimi eylemimi tamamlamıştım ki Mayashi ve arkadaşı (kendisine bundan sonra suzi marmelat olarak hitap edecegim) salonun kapısında belirdi. Mayashi benden ayağa kalkmamı istedi amacının ne oldugunu anlamak zor degil. Malum hayatı boyunca karşılaştığı en büyük insan olduğuma dair inancını hala kaybetmiş değil. Neyse kızımızın talimatlarına uyup ayağa kalktığımda arkadaşı suzi marmelat'ın dudaklarından Sen dev misiiiiiiin? diye dökülen cümle Annesinin ve benim yüzümde bir tebessüme neden oldu. İşte bu anı takip eden süreç içersinde beni odasına cağırarak arkadaşına evine gelen "dev" ile oyun oynama imkanı tanımaya karar verdi. Oyunun adı Devcilik. Kurallar çok basit Dev (bu ben oluyorum) yarışmacıların ayakları yere bastığı sürece onları yakalamaya çalışıyor bir ayaklarını yerden kesecek her hangi bir mekan onlar için kale sayılıyor ve dev onlara dokunamıyor. Oyuna enerjimin minimumunu ve cüssemin tamamını kullanarak bir belli bir tatmin seviyesine ulaştırana kadar devam ettim. Sonra Anne babanın arkadaşı olmanın koruyucu kalkanı arkasına sığınıp yerime oturdum. Beni kendi halime bırakmaları pek uzun sürmemişti ancak ilgilerini tekrar bana yönlendirmeleri an meselesiydi dikkatli olmam lazımdı. O sırada Suzi Marmelad'ın bakıcı teyzesi gelip kendisini eve götürmeye geldi biraz olsun rahatladık. Eski bir strateji vardı böl ve yönet çocuklarda da bu geçerli kontrol edebilmek için mümkün olduğu kadar az bir arada tutmak lazım. Yoksa kontrol her dakika elden kaçabiliyor.
Gecenin bundan sonraki kısmı ailenin rutini dahilinde devam etti. Rutin dışında olan tek şey bu akşam Mayashiye masal okuyan kişi bendim. Kitap ilginç her güne bir masal olan bir kitap var. Resim veya ilustrasyon çok fazla yok en azından benim okuduğum masalda yoktu.
Masaldan bahsetmeden devam etmeme imkan yok. Masal Görkemli boynuzları zayıf ama güçlü bacakları olan bir geyiğin bacaklarının boynuzlarının görkem'ine yetişmemesinden duyduğu memnuniyetsiliği anlatıyor. Sonra sık ağaçların bulunduğu bir ormanda av köpekleri tarafından kovalanırken o görkemli boynuzları ağaçlara takılıp sıkışıyor ve köpekler tarafından öldürüyor. Geyiğin son düşünceleri ise ""Bak şu Allahın işine "utandığım bacaklarım hayatımı kurtarırken sahip olmaktan kasım kasım kasıldığım boynuzlarım ölümüme sebep olacak."" Kardeşim bu nasıl bir masal böyle masallah okutacağımıza Türk dizisi seyrettirelim bu çocuklara daha iyi en azından psikopatlık garanti olur. Mayashi uyudu bizde muhabbet ettik 11:30 a doğru eve yola çıktım . Antin kuntin işlerle yatmam yine biri buldu uyumam ise ikiyi. Ertesi sabah oldu bende atladım geldim buraya.