- Posts tagged Yorum
- Explore Yorum on posterous
Magazin Dünyasında bugün 29.01.2009
Rolü güzel olduğum için kapmadım - HürriyetBugünkü gazeteyi okurken rastladım .Başlık dikkatimi çekti bir de resim tabiki. Kim yahu bu hatun kişi diye merak etmekten alamadım kendisini. Adı Nursel Ergin bütün Türkiye kendisini Var mısın? Yok musun? adlı yarışma programından tanıyormuş.Acun Ilıcalı tarafından Amerikadan araklanmak (belki telif hakkı ödemiştir günahına girmeyeyim) suretiyle Turkiyeye getirip paranın afedersin dibine vurduğu yarışma programı sayesinde meşhur olan bu kızımız (Nursel Ergin) TRT için çekilen "Cam Kırıkları" adlı diziyle oyunculuğa adım atmış. Söz konusu rolü sırf güzel olduğu için almadığı şeklinde bir açıklama yapmış.Şimdi diyeceksiniz ki haftasonu dergisine verdiği röportaj sırasında söylenmiş sözler bunlar niye ciddiye alıp yorum yapıyorsun? Ama ben yapmayayım da kim yapsın?
Röportajda geçen açıklamaların bir kısmı burda"Ben ufacık tefecik biriyim, çok alımlı ya da seksi olduğum söylenemez. Yanımdan geçen erkeğin ‘uff’ diyeceği bir kız değilim. Kendimi seviyorum, ama ‘Güzel olduğum için bana bu rol verilmiştir’ diyemem.”"Ufacık Tefecik biriyim" kısmını çok beğendim. "Minyon" kavramını biraz daha şirin bir şekilde altını çizmiş kızımız. Ben olsam kendisi için "fitil" gibi bir kız şeklinde yorum yapardım. Aynı tasvire hizmet ediyor. Üstelik daha eğlenceli.Cam Kırıkları adlı dizide rol almak için teklif almıştır diye düşünüyorum ancak bu kişinin en büyük performansının bir mühürlü tahta sandıkda hangi rakamın olduğunu hissettmeye veya işkembeden sallamaya çalışması olduğunu düşününce gerçekten hangi kriterlere göre rolü teklif ettiklerini bulmak çok zor olmayacak.Bana kalırsa yüksek beceri ve yetenekleri ile böyle bir rolü kaptığına ikna olmuşsa bu şahıs bir kere daha düşünsün. Cam Kırıklarında çuvallaması durumunda Çam kozalaklarını toplamak zorunda kalabilir.Bakınız geçmişte bu tür arkadaşlara çok rastlamak mümkün. Karşılarına çıkan fırsatı değerlendirmeye çalışırken zengin evli ve güçlü birilerinin uzatmalı metresi olanların sayısı hiç de az değil.
Röportajda geçen açıklamaların bir kısmı burda"Ben ufacık tefecik biriyim, çok alımlı ya da seksi olduğum söylenemez. Yanımdan geçen erkeğin ‘uff’ diyeceği bir kız değilim. Kendimi seviyorum, ama ‘Güzel olduğum için bana bu rol verilmiştir’ diyemem.”"Ufacık Tefecik biriyim" kısmını çok beğendim. "Minyon" kavramını biraz daha şirin bir şekilde altını çizmiş kızımız. Ben olsam kendisi için "fitil" gibi bir kız şeklinde yorum yapardım. Aynı tasvire hizmet ediyor. Üstelik daha eğlenceli.Cam Kırıkları adlı dizide rol almak için teklif almıştır diye düşünüyorum ancak bu kişinin en büyük performansının bir mühürlü tahta sandıkda hangi rakamın olduğunu hissettmeye veya işkembeden sallamaya çalışması olduğunu düşününce gerçekten hangi kriterlere göre rolü teklif ettiklerini bulmak çok zor olmayacak.Bana kalırsa yüksek beceri ve yetenekleri ile böyle bir rolü kaptığına ikna olmuşsa bu şahıs bir kere daha düşünsün. Cam Kırıklarında çuvallaması durumunda Çam kozalaklarını toplamak zorunda kalabilir.Bakınız geçmişte bu tür arkadaşlara çok rastlamak mümkün. Karşılarına çıkan fırsatı değerlendirmeye çalışırken zengin evli ve güçlü birilerinin uzatmalı metresi olanların sayısı hiç de az değil.
Globalleşme ve Magazin Dünyası
Magazin dünyasının temel eğlencesi prensipleri dünyanın neresine giderseniz gidin hiç değişmiyor anlaşılan. Sıradan insanı günlük hayatının ne kadar monoton ve anlamsız olduğunu yüzüne vurmak için toplumda öne çıkan kişilerin hayatlarını hiç hayal etmediğiniz detayda kayit altına alıp paylaşımı.Magazin basınına konu olmadıysanız sıradan ve sıkıcı ve silik milyonlarca insandan birisiniz demektir. Hiçkimse olmak sizi o hayatla ilgili hedefleriniz ile çatışıyorsa magazin basınıda yer almak şart.Peki bunu nasıl gerçekleştirmek lazım. Malum sıradan bir yaşam ile magazin haberi okunmaz. Bayanlar için cürretkar hatta sansasyonel pozlar mutlaka yardımcı olacaktır. Manken / fotomodel Asuman Krausse bir siyah beyaz takvim projesinde yer alıp erotik pozlar vermiş olmasaydı surat ve ağız yapısıyla ne kadar ilerleyebilirdi merak ediyorum.Yada magazin dünyasında daha öne çıkan birileri hakkında atıp tutacaksın sonra hakkında ileri geri konuştuğun kişi hakkında sarfettiğin cümleleri biri ona taşıyacak . Daha sonra bu kişi seni muhatab alıp karşılık versin diye dua edeceksin. Fırtına ekip kasırga bicçmeyi ummaktan başka bir şey değil bu aslında. Amaç kendini kasirganin kuvvetiyle yukarılara taşıtmayi denemek/ ummak. Kasırga ile seyehat veya irtifa kazanmak amacında olanların ilk seferde arzu edilen noktaya inmek olasılığı hiç de yüksek değildir. Birinin rehberlik etmesi durumunda bile istenilen irtifaya ulaşıp orda inmek kaç tecrübe gerektirir.Bu sistemin mekaniğine hakim olası hasarlara mani olacak rehberlik hizmeti sunan bu sektörde deneyimli halkla ilişkiler uzmanlarından hizmet almak gerekebilir. daha önce bahsettiğim gibi şöhrete giden yolda alacağınız hasarları azaltır. Bu hizmeti alacağınız kişinin magazin basını ile ilişkilerinin sağlam ve gerçek olduğunun önceden teyidini almanız gerekir.Bu konuya nerden girdik? Terminator: The Sarah Connor Chronicles'da John Connor'ı canlandıran genç yıldızının Thomas Dekker ile yapılan bir röportajda söyledikleri yüzünden bunları aklıma geldi.Heroes dizisinin kahramanlarından 30 yaşındaki Peter Petrelli (Milo Ventimiglia) ile 18 yaşındaki Claire Bennet'in (Hayden Panettiere) beraberliğinin aralarındaki yaş farkı nedeniyle "iğrenç" olarak nitelendirmiş.Terminator dizisin esasoğlanın bir önceki projesinde Claire'in kankası Zach olarak izlenmişti. Bir ara ikinci sezon ana hatları ortaya çıkmadan karakterin popülaritesini arttırmak için Gay'liğini öne çıkarmayı denediler ama sonra ikinci sezonda hiç gerekli görmedikleri için diziden çıkıverdi. Bir çeşit kuyruk acısı ve yaratacağı kasırga ile kendi promosyonunu yapma çabası olsa gerek.
---- Sent using a Sony Ericsson mobile phone
---- Sent using a Sony Ericsson mobile phone
Yeni bir film geliyor - Skinwalkers
Ağustos 10 da vizyona girecek Skinwalkers adlı filmi geçen hafta seyretme imkanı buldum. Öncelikle şunu söylemem lazım bu sene içersinde seyrettiğim bütün kurtadam, vampir filmleri hayal kırıklığı olmuştu benim için ve malesef bu film de bir istisna olmadı.Örnek vermek gerekirse Temmuz ayında seyretme imkanı bulduğum Blood and Chocolate bütçe kısıtlamaları nedeni ile doğu avrupa da çekilmiş bir film idi. Senaryo için yola çıkılan fikir çok başarılı olsa da konu defalarca farklı şekilde işlendiği için film konunun gelişimi içersinde aynı orijinalliği temin edememelerinden dolayı vasatın altı çok kötü hatta sıkıcı bir film olmaktan öteye gidemedi. Romanya 'da geçen hikayede bütün kabilesinin üyelerinin (Oliver Martinez hariç ) Amerikan veya Ingiliz Aksanı ile ingilizce konuşuyor olmasının korkunçluğunu anlatamam.Gelelim Skinwalkers adlı filme trailer'i harikulade. Casting gerçekten umut verici özellikle Roswell dizisinden tanıdığımız Jason Behr'i temiz yüzlü çocuk kimliğinden çıkıp motosikletli kötü adam kimliği gerçekten umut veriyor. Rhonda Mitra'yı ise çoğumuz Nip /Tuck 3. sezon Kit McGraw (Carver'ın gizli kardeşi ) olarak tanıyorsanız zaten ilginizi çeker diye düşünüyorum.Kurtadam tiplemeleri bu konuda klasikleşmiş bazı filmlere sadık kalınarak hazırlanmış ki bu yaklaşımı da beğendim. İki ayaklı olmaları kurtadamlara daha yakışıyor.Filmin Konusuna gelince; Kurtadamlar ve ilgili kızılderili efsaneleri ile ilişki kurulmuş yani burdakiler Romanya menşeili değil ki; bu orjinal bir yaklaşım. Kızılderili kültüründe her bireyin ruhunun bir orman canlısı tarafından rehberlik yapıldığı yönlendirildiği inancı vardır. Filmde Kurtadam kavramı bu inancın içine başarılı bir şekilde yerleştirilmiş.Aksiyon'nun tamamı taşrada geçiyor. Bir küçük kasaba meydanı, bir küçük hastahane, bir terkedilmiş depo , dağlar taşlar ve bir road house ile bütçe olayını kontrol altına almışlar. Fazla patlama kullanmak yerine pompalı tüfek ve tabanca gibi el silahı kullanımına ağırlık verildiği için fazla patlama da yok. Bol bol cam çerçeve indirerek rahatlamaya çalışmışlar. Kurt Adamların yüz makyajları ise ciddi bir kurt adam filminden çok Micheal J. Fox 'un 80'li yıllarda çevirdiği Teen Wolf adlı filmin makyajlarını anımsatıyor. Bazı karakterler dönüştüklerinde gerçekten komik gözüküyorlar.Konu ise fikir olarak güzel : iki kurt adam sürüsü / kabilesi var bunları birbirinden ayıran detay ise gruplardan birinin bu özelliklerini bir ayrıcalık olarak görüp değişim sırasında canlıları avlanmak konusunda hiç rahatsızlık hissetmezken; diğer grup ise bu durumu bir lanet olarak görüp dönüşüm sırasında kendilerini kilit altına alarak başka canlılara zarar vermekten kendilerini alıkoyuyorlar. Efsaneye göre bir çocuk 13. yaşına girdiği akşam ki bu akşamın tanımlayıcı özelliği "kızıl renkte ve dolunay" olduğunda bu lanete son verebilecek. İlk grup bu deadline öncesi çocuğu bulup öldürmeye çalışırken ikinci grup çocuğu her ne pahasına olursa olsun koruyarak bu lanete son vermek istiyor. Film bu iki grubun kendi çıkarlarını korumak için ölümüne mücadelesinin etrafında geçiyor. Filmin sonunu burda açıklayamayacağım ama film boyunca onca aksiyona rağmen film o kadar kötüydü ki sıkıntıdan fenalık geçirdim.Bu filmin gerçekten çok iyi bir film de olabilir ve sadece benim seyrettiğim internetten indirdiğim kopyası bana, aşırı kesilmiş olduğu için, bütünlükten uzak ve sıkıcı gelmiş de olabilir. Ben yinede seyretmeye giderseniz büyük beklentiler ile gitmeyin derim.
Rastgele Düşünceler - Bebek parkında bir çift 15 Temmuz 2007
Yediklerimizin bir kısmı yakmak amacı ile hisara doğru yürüdük. Bebek sahilindeki kazık çakma çalışması ve halkımın sahilde piknik plaj hybrid çözümlerinin ve balıkçıların arasında dikkatlice ilerledik. Geri dönüş yolunda sıcaktan bunalmış bir halde bebek parkının içinden ilerlemeye karar verdik. Gölgede bir bank bulup yerleştik. 500 ml'lik bir su ve cocacola light ile susuzluğumuza derman ararken sol çarprazımızdaki çift dikkatimi çekti.
Bu şirin çift; bebek parkında kendi inançları doğrultusundan flörtlerini yaşıyor idi. Genç adam bitmek tükenmek bilmeyen bir azim ile neredeyse hiç durmadan konuşuyor kız ise sabırlı bir sessizlikle kendisini dinliyordu. Bir ara o kadar yüksek bir perdeden konuşuyordu ki çocuk iş ile ilgili telekonferans yapıyor zannettim. Ufak tefek karşılıklı jestler el ele tutuşmalar bir emniyet sübabı misali başarılı bir şekilde çalışırken tutkunun yükseldiği anlarda delikanlının sesperdesi de yükselerek armaya tüm parka yayın yapmaya başlıyordu.
Derken günün önemli anlarından birine denk geldik. Yanlarındaki poşetten meşrubatlarını çıkardılar. Poşetten kutu meşrubatlarını çıkartırken nasıl olduğunu anlamadığım ufak bir kaza gerçekleşti. Kola kutusu bir şekilde delindi ve tüketilemez halegeldi. Ellerinde sadecece portakallı gazoz kaldı. Adam gerçekten içten bir şekile elli metre ilerdeki tekel bayinden zayi olan meşrubatın yerine bir şey koymayı teklif etsede kız manasız bir nezaket ve ısrarlar karşı çıktı. Genç adam gelecekte başına gelecekten habersiz hayranlıkla genç kızın talebine uydu.
Bu arada kola ve portakallı gazoz'un "Le'" Marka olduğundan bahsetmem lazım. "Le Cola" ve "Le Porta" BIM mağazaları için özel üretilen islami inançlara uygun geliştirilmiş özel gazlı içeceklerdir. "Le Cola"'nın diyet ürünü ise belli bir ısının altında tüketilmesi durumunda beğeni yaratacak kadar başarılı bir içecektir.
Genç bayanın kıyafet detayları hakkında ne kadar konuşsam boş. Tesettür altına çorapsız topuklu ayakkabı giymeleri beni her zaman şaşırtmıştır doğrusu.
Yürümekten sıkılıp arabaya geri dödüğümüzde ise Burç'da bir bira içmeye karar verdik orda Ayşe Abi ve kızı ile karşılatık. Tavasapı ailesi'nin orda olacağını biliyordum dolayısı ile o büyük bir sürpriz olmadı. Burç'da bira ve karpuz (biliyorum tuhaf bir damak tadı oldu ama hoşuma gitti doğrusu) eşliğinde yana masada oturan iki kızın konuşmalarına kulak misafiri olduk. Aslında bayağı eğlenceli oluyor.
Kızlardan biri hali hazırda yaşamakta olduğu ve kendisini tüketen bir ilişkisini ve bu ilişkiyi nasıl bitirmesi gerektiğinin farkındalığını anlatıyordu.
Öbür kız ise kendisini tüketen benzer bir ilişkiyi bitireli uzun bir süre olmasına rağmen yerine bir şey koyamamış olmasından kaynaklanan retro döneme girmiş ve bazı şüpheler duymaya başlamıştı. "Bir daha beni böylesine sevecek birine denk gelebilir miyim bilemiyorum" gibilerinden pişmanlık ve gurur arasında tırmalayan bir modda gördüm kendisini.
Oysa herşeyin oldukça basit bir açıklaması vardır çoğu zaman.
Kör ölür badem gözlü olur. Eskinin yerine bir şey koyamazsan eskiye saplanır kalırsın saplantı haline getirirsin. Edebiyattaki büyük aşk hikayeleri yerine bir şey koyamamaktan hayata devam etme konusunda isteksizliğinden sonrada bu saplantıyı marifetmiş gibi dile getirmekten kaynaklanmıştır.
"Büyük Aşk" olarak sınıflandırdığımız vakaların çoğunluğu klinik seviyesindeki saplantılardan kaynaklanmaktadır. Eğer eskiden Kerem ile Aslı , Ferhat ile Şirin Romeo ve Juliyet kıvamında büyük bir aşk yaşadığınızı düşünüyorsanız psikolojik destek almanızda fayda var demektir. Onlar zamanında amadıkları için dramatik bir şekilde sonuçlanmıştır hikayeleri.
Bu şirin çift; bebek parkında kendi inançları doğrultusundan flörtlerini yaşıyor idi. Genç adam bitmek tükenmek bilmeyen bir azim ile neredeyse hiç durmadan konuşuyor kız ise sabırlı bir sessizlikle kendisini dinliyordu. Bir ara o kadar yüksek bir perdeden konuşuyordu ki çocuk iş ile ilgili telekonferans yapıyor zannettim. Ufak tefek karşılıklı jestler el ele tutuşmalar bir emniyet sübabı misali başarılı bir şekilde çalışırken tutkunun yükseldiği anlarda delikanlının sesperdesi de yükselerek armaya tüm parka yayın yapmaya başlıyordu.
Derken günün önemli anlarından birine denk geldik. Yanlarındaki poşetten meşrubatlarını çıkardılar. Poşetten kutu meşrubatlarını çıkartırken nasıl olduğunu anlamadığım ufak bir kaza gerçekleşti. Kola kutusu bir şekilde delindi ve tüketilemez halegeldi. Ellerinde sadecece portakallı gazoz kaldı. Adam gerçekten içten bir şekile elli metre ilerdeki tekel bayinden zayi olan meşrubatın yerine bir şey koymayı teklif etsede kız manasız bir nezaket ve ısrarlar karşı çıktı. Genç adam gelecekte başına gelecekten habersiz hayranlıkla genç kızın talebine uydu.
Bu arada kola ve portakallı gazoz'un "Le'" Marka olduğundan bahsetmem lazım. "Le Cola" ve "Le Porta" BIM mağazaları için özel üretilen islami inançlara uygun geliştirilmiş özel gazlı içeceklerdir. "Le Cola"'nın diyet ürünü ise belli bir ısının altında tüketilmesi durumunda beğeni yaratacak kadar başarılı bir içecektir.
Genç bayanın kıyafet detayları hakkında ne kadar konuşsam boş. Tesettür altına çorapsız topuklu ayakkabı giymeleri beni her zaman şaşırtmıştır doğrusu.
Yürümekten sıkılıp arabaya geri dödüğümüzde ise Burç'da bir bira içmeye karar verdik orda Ayşe Abi ve kızı ile karşılatık. Tavasapı ailesi'nin orda olacağını biliyordum dolayısı ile o büyük bir sürpriz olmadı. Burç'da bira ve karpuz (biliyorum tuhaf bir damak tadı oldu ama hoşuma gitti doğrusu) eşliğinde yana masada oturan iki kızın konuşmalarına kulak misafiri olduk. Aslında bayağı eğlenceli oluyor.
Kızlardan biri hali hazırda yaşamakta olduğu ve kendisini tüketen bir ilişkisini ve bu ilişkiyi nasıl bitirmesi gerektiğinin farkındalığını anlatıyordu.
Öbür kız ise kendisini tüketen benzer bir ilişkiyi bitireli uzun bir süre olmasına rağmen yerine bir şey koyamamış olmasından kaynaklanan retro döneme girmiş ve bazı şüpheler duymaya başlamıştı. "Bir daha beni böylesine sevecek birine denk gelebilir miyim bilemiyorum" gibilerinden pişmanlık ve gurur arasında tırmalayan bir modda gördüm kendisini.
Oysa herşeyin oldukça basit bir açıklaması vardır çoğu zaman.
Kör ölür badem gözlü olur. Eskinin yerine bir şey koyamazsan eskiye saplanır kalırsın saplantı haline getirirsin. Edebiyattaki büyük aşk hikayeleri yerine bir şey koyamamaktan hayata devam etme konusunda isteksizliğinden sonrada bu saplantıyı marifetmiş gibi dile getirmekten kaynaklanmıştır.
"Büyük Aşk" olarak sınıflandırdığımız vakaların çoğunluğu klinik seviyesindeki saplantılardan kaynaklanmaktadır. Eğer eskiden Kerem ile Aslı , Ferhat ile Şirin Romeo ve Juliyet kıvamında büyük bir aşk yaşadığınızı düşünüyorsanız psikolojik destek almanızda fayda var demektir. Onlar zamanında amadıkları için dramatik bir şekilde sonuçlanmıştır hikayeleri.
Beklerken
<style type="text/css">.flickr-photo { }.flickr-frame { float: right; text-align: center; margin-left: 15px; margin-bottom: 15px; }.flickr-caption { font-size: 0.8em; margin-top: 0px; }</style>
Hopes and Dreams,
originally uploaded by Pensiero.Bir arkadaşım paylaşmıştı bir keresinde. Küçücük bir çocukken yazlıkta akşamları babasının dönüşünü bekleyişini. Evin Tren istasyonunu gören penceresinde trenden inenler arasından babasını seçmeye çalışan minik bir kız çocuğu. Görüş alanıda babanın görüntüsü tespit edilince olanca gücü ile kapıya doğru babasını karşılamak için koşan kız çocuğu. Özlemiştir babasını veya babasının ona getireceği sürprizi merak etmektedir. Şüphe ile yaklaşmıştım o zamanlar hep surpriz uğruna bu koşuşmanın olduğunu düşündüm. Sonra Baba ile kızlarını aşkını gördüm arkadaşlarımda. Anladımki yanılan , septik yaklaşan benmişim. Tamam bu hatunun babasının işten dönüşünü beklediği pek muhtemel değil ama bu resim bir evin içersine 1 metrelik boyu ile var gücü ile kapıya doğru koşan bir kız çocuğunu gözümde canlandırmaya yetti.
Hopes and Dreams,
originally uploaded by Pensiero.
Kıral Çıplak
<style type="text/css">.flickr-photo { }.flickr-frame { float: right; text-align: center; margin-left: 15px; margin-bottom: 15px; }.flickr-caption { font-size: 0.8em; margin-top: 0px; }</style>
Perceptions,
originally uploaded by Ezu.Algılama zorlu bir konudur üzerinde uzmanlaşmayı hedeflediyseniz. Karşınızdakinin sizi nasıl gördüğü ve sizin karşınıdakini nasıl gördüğünüzdür özet olarak.
Bazıları çok çalışırlar bunun için. Çevrelerindeki tanıdık tanımadık insanların kendisini nasıl görmesini istiyorlarsa öyle görsünler diye. Adeta bir nakış hassasiyeti ile işlerler; dış görünüşlerini , yaşam stillerini, yediklerini , içtiklerini, hobilerini , samimiyetlerini.
Herşey yolundadır çevresindeki insanlar kendisi tarafından sağlanan doneler ışında algılamaya devam ettikleri sürece. Bu bir başarı ve tatmin kaynağıdır artık o kişi için zira tüm dünya onu olmak istediği şekilde algılamaktadır.
Çok nadir de olsa günün birinde insanin birisi bütün bu çabaya ve alt yapıya rağmen farklı algılar kendisini. Masaldaki gibi çocuğun "kıral çıplak" diye haykırması gibi değil sessiz sakin bir algılama ve ardından paylaşımdır.
Çok yorucu ve tüketen bir iştir bu çünkü olduğun kişi olarak yaşamaya çalışmak yerine olmak istediğin kişi gibi yaşamaya çalışmak tüketir insanı. Bazen kopuverirsin olmaya çalıştığın benliğinden. Bakmışsın yıllarca arkasında durduğun etikleri kendi işine geldiği gibi yorumlayıp agresifleşmişsin. Uzun lafın kısası kötü bir insan olmuşsun. Acaba özünde midir bu kötülük yoksa bir birikimin tortunun boşalması mı ?
İşte böyle yapınca çok kızıyorum kendime . Siz kimden bahsettiğimi zannetmiştiniz ki ?
:))
Perceptions,
originally uploaded by Ezu.
Bazıları çok çalışırlar bunun için. Çevrelerindeki tanıdık tanımadık insanların kendisini nasıl görmesini istiyorlarsa öyle görsünler diye. Adeta bir nakış hassasiyeti ile işlerler; dış görünüşlerini , yaşam stillerini, yediklerini , içtiklerini, hobilerini , samimiyetlerini.
Herşey yolundadır çevresindeki insanlar kendisi tarafından sağlanan doneler ışında algılamaya devam ettikleri sürece. Bu bir başarı ve tatmin kaynağıdır artık o kişi için zira tüm dünya onu olmak istediği şekilde algılamaktadır.
Çok nadir de olsa günün birinde insanin birisi bütün bu çabaya ve alt yapıya rağmen farklı algılar kendisini. Masaldaki gibi çocuğun "kıral çıplak" diye haykırması gibi değil sessiz sakin bir algılama ve ardından paylaşımdır.
Çok yorucu ve tüketen bir iştir bu çünkü olduğun kişi olarak yaşamaya çalışmak yerine olmak istediğin kişi gibi yaşamaya çalışmak tüketir insanı. Bazen kopuverirsin olmaya çalıştığın benliğinden. Bakmışsın yıllarca arkasında durduğun etikleri kendi işine geldiği gibi yorumlayıp agresifleşmişsin. Uzun lafın kısası kötü bir insan olmuşsun. Acaba özünde midir bu kötülük yoksa bir birikimin tortunun boşalması mı ?
İşte böyle yapınca çok kızıyorum kendime . Siz kimden bahsettiğimi zannetmiştiniz ki ?
:))
Britney Spears ve iç çamaşırları 2
Biliyorum bu konudan daha önce de bahsetmiştim.
Oldukça sansasyonel bir haberdi. Arkadaşları ile alemlere aktığı bir akşam altına iç çamaşır giymemiş ve spor arabadan inen bir alkollu bayanın vermesi beklenen frikikleri vermişti. Bu sefer kendisi peruğu ile Santa Monica semalarında dolaşırken her an bir ola çıkarmasını bekleyen gazeteciler tarafından çekilen resimlerinden görüyoruz ki rehabilitasyon sonucları gayet olumlu. Artık iç çamaşırı giymeyi unutmadan çıkmıyor dışarı. Üstelik de pembeeee
Oldukça sansasyonel bir haberdi. Arkadaşları ile alemlere aktığı bir akşam altına iç çamaşır giymemiş ve spor arabadan inen bir alkollu bayanın vermesi beklenen frikikleri vermişti. Bu sefer kendisi peruğu ile Santa Monica semalarında dolaşırken her an bir ola çıkarmasını bekleyen gazeteciler tarafından çekilen resimlerinden görüyoruz ki rehabilitasyon sonucları gayet olumlu. Artık iç çamaşırı giymeyi unutmadan çıkmıyor dışarı. Üstelik de pembeeee
"Amsterdaime" sonrası
Salı başladık ise bir şekilde gün bitti. Şimdi ise Altunizade üzerinde ilerliyorum. Enerji açısından biraz diplerdeyim.Dün akşam geç vakitte The Last King of Scotland'a bitirmeden uyuyacağımı bile bile. ILK cd bitmeden sızmıştim. köprüde trafik biraz daha akıcı. Başlık'a gelince ıngilizce ve dutch dillerinde daime dam hatun anlamına geliyor ve bu şehirdeki hatunlar bir şekilde etkileyiçi faktör oluyorlar şehirde geçirdiğimiz süre içersinde. Ister Red Light da ister bir restoran da servis alıyor olun. Olay güzellik rahatlık veya ten rengi değil. şehirde servis sektöründe çalışanlar da baskın karakteristik feminen karakteristik. Kadın olsun kadınsi olsun bir kere daha iyi nazik tavırlar ile yaklaşıyorlar. Ve de daha az reaksiyon alıyorlar. Güzel çirkin olması konu bile değil. En önemlisi bahşiş oranınin tavırlarına bağlı olarak artabildiğinin farkındalar. Türkiyede servis sektöründeki erkek egemenliğinin yani sıra kişiler bahşiş oranlarını "Agabey" muhabbeti yaparak veya aşırı samimiyet kurarak arttırmak sevdasında oluyorlar.
Onlar samimiyeti arttırmaya çalışırken kantarın topuzunu kaçırdıkları için çoğu zaman kendimizi gereksiz küstahlıklara laubaliliklere maruz kalmış buluyoruz. Atatürk'ün dediği gibi biz herşeyi öğreniriz hizmet etmeyi öğrenemeyiz. Gizliden gizliye dünyaya hakim olmaveya yönetme hırsımız genlere işlemiş durumda.
Onlar samimiyeti arttırmaya çalışırken kantarın topuzunu kaçırdıkları için çoğu zaman kendimizi gereksiz küstahlıklara laubaliliklere maruz kalmış buluyoruz. Atatürk'ün dediği gibi biz herşeyi öğreniriz hizmet etmeyi öğrenemeyiz. Gizliden gizliye dünyaya hakim olmaveya yönetme hırsımız genlere işlemiş durumda.
2006'nın aşkı Tuna Kiremitçi - İclal Aydın
Bilirsiniz 2006 yılının en popüler aşk hikayesiydi onlarınki. İkisi de evliydiler ve bir birlerine aşık oldular. Aşka inandılar birbilerine inandılar. Evliliklerine son verip beraber yaşamaya başladılar. Erkek uzun zamandır ertelediği Askerliğini yaptı kadın onu aşkla şevkatle tutku ile bekledi.
Bayılıyorum bu tür erkeklere olamadım öyle biri.
İşte benim gözümde bu ilişkinin yorumu. Ama öncelikle belirteyim hiç bir delile dayanmayan bu yorum daki olabilecek gerçekler tesadüf eseridir. Gerçek kişiler ve hayatları ile alakası olmayıp "geyik" kavramının ötesine geçemez. Bir gazete haberinden esinlenilmiştir.
Erkek kendi yarattığı "make believe" markaya kendi de inanmaya başlar. Gönüllerin insanıdır nirvanadır insanların ulaşmaya çalıştığı mükemmel noktadır çünkü mutlu olmak için yaşamaktadır ve bundan iyi para kazanmaktadır. Kim tutar beni modundadır.
Derken çekirdek ailesine bir yeni üye katılacağını öğrendiğinde ise artık herşeye sahip mutlu adam modunun zirvesine ulaşmıştı.
Çocuk sahibi olma süreci ilginç bir süreçtir. Erkek için haya tı boyunca karşılaştığı önemli meydan okumalardan biridir. Bencil erkek için dünyasının başına yıkılmaya başladığını hissetiği andır. İlk başlarda kadın putlaşır çünkü bir mucizenin canlı örneğidir. İçersinde başka bir yaşam başlar . Daha sonra gelişen fetüs ile required maintenance seviyesi her geçen gün
artar. Çıta Erkeğin tahammülünden ve en kötümser beklentilerinden daha süratli yükselmektedir. Mantığın bittiği yerde Askerlik başlar derler. Aynı şekilde Hamileliğin başladığı yerde mantık ortamı terkeder.
Sizde Dünyanın tepesinde olduğunuz bu dönemde talepte bulunulan yetersiz değersiz hizmet elemanı gibi hissetmeye başladığınızda bazı kaçışlar ararsınız. Zaten etrafınızda pervana olan hatunlardan entellektüel hissi verenlerden en büyük göğüslüsü ile flörtleşmeye başlar.
Karşılık aldığında ise zaten evdeki karnında bebekle doğumu bekleyen kadın bir görev olmuştur diğer ilişki ise sığındığı mutlu yeri. Tıpkı Hannibal Lecter'in hafıza sarayı gibi. Acı yok duygusal ve fiziksel tatminin sağlandığı bir sığınak.
Erkek burdan aldığı hazza o kadar kapılmıştır ki Egosunu tatmin eden bu ilişkiyi aşk olarak benimseyip hamile karısı ile boşanarak yeniden Gamzeli liseliler olarak aşklarını yaşamaya başlar.
Aşkı uğruna hem kendi yuvasının hem sevgilisinin yuvasının sorumlusu olarak görünen kötü kadın müzeyyen ise esas oğlanı kendi kaptığı sürece hiç bir şey umrunda değildir. Güçlüdür yıkılmazdır. Gerçek aşkı bulmuştur tıpkı Süpermene o sınırsız gücünü veren Sarı güneş gibi uğruna yuvalar yıkılan aşk da ona muhtaç olduğu enerjiyi verecektir.
Bütün bu mükemmelliğin içersinde en büyük felaket kapıya dayanana kadar kimse farketmemiştir. Erkek büyümeye başlamıştır. Üstelik bir oğlu olmuştur artık ve oğlunun sağlıklı bir ortamda yetişmesi bir ailenin eksikliğini hissetmemesinin önemi de artmıştır. Eski karısı ile bunu sağlamak için yoğun vakit ve çaba harcamaya başlamışlardır.
Öte yandan evde de yeni karısının eski evliliğinden bir kızı vardır. Yeni eşi de kendi kızı için aynı özeni gösterip ve benzer endişeler ile benzer özeni ve çabayı göstermeye çalışmaktadır. Burdaki fark ise; bunun için çaba sarfederken eski eşinin yerine yeni eşinin katılımını talep etmektedir. İki ayrı evliliğin küllerinden yeni bir aile doğmasına çalışışıyor. İmkansız bir görev ama aşklarının bunun için gerekli gücü sağlayacağını düşünüyordur.
Erkek ise tabiatı gereği bencildir. Kendine ait öncelikleri vardır ve hiç bir konu bunun önüne geçemez. Tam olarak doğru değil oğlu geçmeye başlmıştır. Onun kanıdır soyunun devamıdır. Destanını devam ettirecek kişidir. Oğlu içn yapacaklarının sınırı yoktur ama eşinin önceki evliliğinden olan kızının dünyasını kurtarmak için kıçını yırtmaya normalde yapması gerektiğinden daha fazla çaba ve özen göstermeye niyeti yoktur. O öncelikle kendisini sevmektedir eşini değil. Hep de böyle olmuştur onun için. Mutluluğunu daim etmesinin sırrı burda yatmaktadır.
Erkeğin gösterdiği direnç ve reaksiyon ve bu düşünce stili sonunda tükenen çift,
dün gece geç saatlerde medya kuruluşlarına bir e-posta göndererek ayrılıklarını açıkladı. İkilinin ayrılıklarıyla ilgili e-mail’de şu cümleler yer aldı:
Bayılıyorum bu tür erkeklere olamadım öyle biri.
İşte benim gözümde bu ilişkinin yorumu. Ama öncelikle belirteyim hiç bir delile dayanmayan bu yorum daki olabilecek gerçekler tesadüf eseridir. Gerçek kişiler ve hayatları ile alakası olmayıp "geyik" kavramının ötesine geçemez. Bir gazete haberinden esinlenilmiştir.
Erkek kendi yarattığı "make believe" markaya kendi de inanmaya başlar. Gönüllerin insanıdır nirvanadır insanların ulaşmaya çalıştığı mükemmel noktadır çünkü mutlu olmak için yaşamaktadır ve bundan iyi para kazanmaktadır. Kim tutar beni modundadır.
Derken çekirdek ailesine bir yeni üye katılacağını öğrendiğinde ise artık herşeye sahip mutlu adam modunun zirvesine ulaşmıştı.
Çocuk sahibi olma süreci ilginç bir süreçtir. Erkek için haya tı boyunca karşılaştığı önemli meydan okumalardan biridir. Bencil erkek için dünyasının başına yıkılmaya başladığını hissetiği andır. İlk başlarda kadın putlaşır çünkü bir mucizenin canlı örneğidir. İçersinde başka bir yaşam başlar . Daha sonra gelişen fetüs ile required maintenance seviyesi her geçen gün
artar. Çıta Erkeğin tahammülünden ve en kötümser beklentilerinden daha süratli yükselmektedir. Mantığın bittiği yerde Askerlik başlar derler. Aynı şekilde Hamileliğin başladığı yerde mantık ortamı terkeder.
Sizde Dünyanın tepesinde olduğunuz bu dönemde talepte bulunulan yetersiz değersiz hizmet elemanı gibi hissetmeye başladığınızda bazı kaçışlar ararsınız. Zaten etrafınızda pervana olan hatunlardan entellektüel hissi verenlerden en büyük göğüslüsü ile flörtleşmeye başlar.
Karşılık aldığında ise zaten evdeki karnında bebekle doğumu bekleyen kadın bir görev olmuştur diğer ilişki ise sığındığı mutlu yeri. Tıpkı Hannibal Lecter'in hafıza sarayı gibi. Acı yok duygusal ve fiziksel tatminin sağlandığı bir sığınak.
Erkek burdan aldığı hazza o kadar kapılmıştır ki Egosunu tatmin eden bu ilişkiyi aşk olarak benimseyip hamile karısı ile boşanarak yeniden Gamzeli liseliler olarak aşklarını yaşamaya başlar.
Aşkı uğruna hem kendi yuvasının hem sevgilisinin yuvasının sorumlusu olarak görünen kötü kadın müzeyyen ise esas oğlanı kendi kaptığı sürece hiç bir şey umrunda değildir. Güçlüdür yıkılmazdır. Gerçek aşkı bulmuştur tıpkı Süpermene o sınırsız gücünü veren Sarı güneş gibi uğruna yuvalar yıkılan aşk da ona muhtaç olduğu enerjiyi verecektir.
Bütün bu mükemmelliğin içersinde en büyük felaket kapıya dayanana kadar kimse farketmemiştir. Erkek büyümeye başlamıştır. Üstelik bir oğlu olmuştur artık ve oğlunun sağlıklı bir ortamda yetişmesi bir ailenin eksikliğini hissetmemesinin önemi de artmıştır. Eski karısı ile bunu sağlamak için yoğun vakit ve çaba harcamaya başlamışlardır.
Öte yandan evde de yeni karısının eski evliliğinden bir kızı vardır. Yeni eşi de kendi kızı için aynı özeni gösterip ve benzer endişeler ile benzer özeni ve çabayı göstermeye çalışmaktadır. Burdaki fark ise; bunun için çaba sarfederken eski eşinin yerine yeni eşinin katılımını talep etmektedir. İki ayrı evliliğin küllerinden yeni bir aile doğmasına çalışışıyor. İmkansız bir görev ama aşklarının bunun için gerekli gücü sağlayacağını düşünüyordur.
Erkek ise tabiatı gereği bencildir. Kendine ait öncelikleri vardır ve hiç bir konu bunun önüne geçemez. Tam olarak doğru değil oğlu geçmeye başlmıştır. Onun kanıdır soyunun devamıdır. Destanını devam ettirecek kişidir. Oğlu içn yapacaklarının sınırı yoktur ama eşinin önceki evliliğinden olan kızının dünyasını kurtarmak için kıçını yırtmaya normalde yapması gerektiğinden daha fazla çaba ve özen göstermeye niyeti yoktur. O öncelikle kendisini sevmektedir eşini değil. Hep de böyle olmuştur onun için. Mutluluğunu daim etmesinin sırrı burda yatmaktadır.
Erkeğin gösterdiği direnç ve reaksiyon ve bu düşünce stili sonunda tükenen çift,
dün gece geç saatlerde medya kuruluşlarına bir e-posta göndererek ayrılıklarını açıkladı. İkilinin ayrılıklarıyla ilgili e-mail’de şu cümleler yer aldı:
“Beraberliğimizi ortak aldığımız bir kararla sonlandırmış bulunuyoruz. Birbirimize verdiğimiz değer ve dostluğumuz her zaman devam edecektir. Basın sektöründeki dostlarımızı konu ile ilgili bilgilendirir, gerekli duyarlığı göstereceklerinden emin olduğumuz için şimdiden teşekkür ederiz.
Saygılarımızla.
Tuna Kiremitçi-İclâl Aydın"

